düşün ki o bunu okuyor
-
ben senin hapşırdığında kaldırdığın kaşını
güldüğünde küçülen gözünü'*'
hastayken değişen sesini
kahkaha atarken kaldırdığın başını severim
fakat sen... bilmiyorum... beni... nasıl...
ben hiç sevilmedim nasıl seversin bir insan nasıl sevilir bilmiyorum ama ben böyle işte sen olmadan seni, yanındayken nefesini, sesini severim
ama ben şimdi sevgisizliği bir kez daha iliklerime kadar hissettim -
Üzüldüğüm kadar üzüyorum bu çocuğu. Yemin ederim hiç şikayet etmiyor. Hepsini de kaldırıyor subhanallah.
Hayırlısı olsun demek lazum. -
"umarım zaman sana hayatın boyunca yanında olmasına ihtiyaç duyacağın kişiyi, geçmişinde nasıl yok ettiğini gösterir."
ekleme: kimseye ithaf edilmemiştir, sadece bir yerde okuyup çok hoşuma gitmişti bu söz. belki birisinin işine yarar diye buraya yazmak istedim. .. -
Bu çoçuğa beni ondan hoçlanıyormuçum gibi anlaçıyorlar. Fecahat. -
Aha sen nasıl bir vakasın. Kendini muayene etmelisin. Benimki bir dost tavsiyesi swh
(bkz: sözlük dışı aman diyeyim) -
sait faik abasıyanık, alemdağ'da var bir yılan, türkiye iş bankası kültür yayınları, syf.31/syf.33 - "panco'nun rüyası" adlı öyküden.
...
uyumadan evvel bir ara seni düşünürüm. iyisindir, hoşsundur ama kafamı kızdıran bir şey vardır sende. ne olduğunu ben de bilmem. geçen hafta bir rüya gördüm. iki kişi yolda gidiyorlardı. birini sana benzettim. yanındaki kim acaba, diye koşup baktım. ne tuhaf, yanındaki ben değil miydim?
-ya hu nereye gidiyorsunuz? dedim gözümle.
sen cevap vermedin. ben benden ayrı bir ben olabileceğini, bunun da ancak rüyada mümkün olabileceğini düşündüm. bir şeyler söylemek istedim. ama seninle beraber olan ben:
-sana ne, dedi, nereye gidiyorsak gidiyoruz.
cevap vermek istedim. benden ayrı olan ben konuşabildiği halde ben konuşamıyordum. rüyamın içinde rüyada olduğumu anladım.
./..
beraberce evden çıktık. yolda sana rastladık. erken erken nereye gidiyordun öyle? öyle tuhaf tuhaf baktın ki, sen uzaklaştıktan sonra çok güldüm.
-ne gülüyorsun? dedi babam.
-hiç, dedim.
halbuki seni düşünüyordum. tıpkı dün akşam rüyamdaki ben gibiydin. yalnız bir fark vardı. koşuğ bana gözlerinle:
-nereye gidiyorsunuz, beni de alın, diyememiştin.
işten çıkınca bir kahveye koşup prafarya oturduğum zaman yine aklıma geldin. yine güldüm.
o akşam erkenden eve döndüm. balık kızarmıştmıştı annem. yedi uskumru yedim. babam bir şişe bira aldmıştı. bir bardak bira içtim. patates haşlamışlar gündüzden. buz gibi soğumuştu. onları da yedim. sobanın başına kıvrıldım. elime küçük kardeşimin kitabı geçti. bir şey anlamadan okumaya daldım. mesuttum. bu saadeti bana sen vermiştin. her şeyi iki üç misli daha çok seviyordum. buna sebep sendin. sendin ama, yine bu işte en talihsiz de sendin. sana güveniyor, senin arkadaşlığından hoşlanıyor, ama sana durmamacasına gülüyordum. ne sobanın başındaki uykumda, ne de sonra yatağımda rüya görmedim.
sabahleyin uyanır uyanmaz aklımdaydın. güldüm. kalktım. bunu anlatmaya sana geldim. ne dersin? -
Vay öküz!
Kaçırma bu kızı gebertirim seni! -
selam! ne haber?
süslü cümleler ile gönlünü hoş etmek gayesi artık benden pek uzaktır. hayalin ile yaşamak n'eme yetmez* der iken gerçekleri görme emelindeyim. hakikati/kendimi aramaktayım.
artık içimden bir şey gelmiyor, inan. uzaklaştım artık senden, yakınımda olduğun vakit de en uzağım değil miydin sahi?
şair dizeleri sıralayabilirim buraya ve en güzellerini -ki en acılarını lakin değmez.
"dürtme içimdeki narı üstümde beyaz gömlek var" dediğim vakitlerde kana bulanmış gördüğün gömleğim artık bembeyaz çünkü perwoll'e yıkandı.'*'
şairler, sevsin ve kaybetsin ve vecizeler döksünler -"bana bir öpücük verin yoksa şair öleceğim diyenlerden değilim artık."
uzaktan bakıp da "kör kuyularda merdivensiz" kaldığımı düşünme sakın ola ki,
unutma: "gözlerim nemli değil gözlerim namlu!"
kal sağlıcakla, kapıyı da ört.
*neme yetmez
-
Orada mısın? Hey
Mecalin varsa dön
Hala yokum diyorsan
Ne halin varsa gör... -
Müsait misin? -
Bazen giderken de izin istenir.
Senin yoluna çiçekler sermiş birinin hayatına girerken nasıl usul usul ve ürkek girdiysen, paldır küldür çıkmak da onun zatına hakarettir. Bilemezsin tabi bunları, bunları kitaplarda bulamazsın belki yada o her şey olsa da zarafetten ve nezaketten uzak İnternet sitelerinde de. Gitmenin inceliklerini biliyorum ama sana giderek göstermedim bunu.
İnan iyi bir şey olsaydı senden önce ben yapardım cancağızım.. -
Bir sene iple çektiğim güzel günlerimin içine ettin, herşeyin içine ettiğin gibi bi sal beni ya bi sall -
okuma! -
gözlerim arıyor
seni, gözlerini
hissetmek istiyorum
elimde elini, kalbinde yerimi
sevmek istiyorum
delice, korkusuzca
anlatmak istiyorum
derdimi, bana deva olacak sevgini
dinlemek istiyorum
derdini, kalp atış ritmini
duymak istiyorum
bana hitap edişini
bilme istiyorum
bitap düşmüş halimi, yorulmuş şu kalbimi
unutalım istiyorum
biyografine yazdığın mmm' nin nedenini '*''*' -
Şirketlerinden birinde çalışmak isterdim. Ama senin şimdi işin gücün vardır ne bilirsin blog sözlük'ü. Neyse uzay mühendisliğinden mezun olunca denerim şansımı. '*' -
ben seni düşündüğünden çok daha fazla önemsiyorum. ama sen bunu asla bilemeyeceksin. -
uğraşma şekerim benim gibi olman için daha çok ben olman lazım ! :) -
(bkz: o değil de) bir oğlum olursa adını "çamaşır suyu" koyacağıma söz verdim. Ya evlenirsek ve bir oğlumuz olursa '*''*'
..
i promised myself naming my son "bleach" if i have a son, soon. I said it by trolling way. But now i see, matters going on a martyrdom :-|
..
Aha komik ya, " camaşır suyu, gel yavrum" -
Tetris teki Z taşı gibisin herşey çok güzel giderken bı anda tüm düzeni bozdun. -
Eleman.
Yorma beni. Seni seviyorum '*'
