düşün ki o bunu okuyor
626 entry daha
-
Dayanamadım -
sevmenin her türlüsünü bulduk, buluşturduk. bir araya getirdik. kendimize kattık. sana arabi'nin "aşk teorisi"ni ağlatmıştım birgün. ikincisi daha bir senmiştin. durup durup anlamalarımı da kendine mal ediyordun. mülkiyet hoş birdi. beni mülkmüştün. gene mülksene. -
Güzel çocuk, istemiyorum günahına girmek. Sana karşı -aşırı iyi- davranışımı şahsi algılamamalısın. Ben bilgisayar işi söz konusu olunca hiç kimseyi geri çevirmiyorum ve elimden gelen desteği esirgemiyorum, farkındasın.
bu benim mesleki prensiplerime bağlılığımla alakalı. mezun olduğum gün kendime bir söz verdim: pc'lerle alakalı hiçbir işi geri çevirmeyeceğime söz verdim. Şimdi de tam olarak verdiğim söze sadakat gösteriyorum(bkz: hipokratın yemini gibi düşün)..
o yüzden bu safsatanın daha başlamadan önünün alınması lazım. İyi bir insansın, herkes çok iyidir.
Ama benim ömürlük bir yeminim var.. Sadece buna saygı duyulmasını bekliyorum ve insanlardan ilgi değil anlayış bekliyorum. -
Bir (bkz: peygamber) değilsin ama,
10 senede Bana yaşattığın onca tecrübeden sonra artık ben konuşmasam da anlayacağına kalpten inanıyorum.
Özetle,
Sana tapıyorum.. -
.. Ama yine de bazen bir peygamber kadar kusursuz olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum.
Senin çocukluğunu bilirim. Hiç değişmedin.. Hep aynı sevecen, pozitif, hep aynı mükemmellik.. Ve hiç hatanı görmedim.
Tek hatan bana (bkz: geçirmek) oldu, çok affedersin, onu da başkasına giderim diye yaptığını zannediyorum. Oğlum gitmem.. Tamam.. Olayın uhreviyetine argo bulaştırmayım :) -
hatırladın mı? -
ümit kapılarından döndüm, kapıyı çaldım, açan yok idi. tek kaldım, yalnızdı gökyüzü, yalnızdım. koca bir gökyüzü düşün, alabildiğine geniş, muhayyel edemeyeceğin derecede, gökyüzü işte, bilirsin... ve o gökyüzünde bir yıldız düşün, tek kalmış bir yıldız, insanlığın görebildiği yegane yıldız. o yıldız benim sevgilim. haberlerde değilim, ajanslara düşmüyorum, kimse benden söz etmiyor, biliyorum çünkü parlayamıyorum.
kendime kapıldım, gidiyorum. ama bir bilebilsem nereye gittiğimi. yol'u bir tarif edebilsem... ah! ne uzağım artık yollardan. n'için kimseler kapımı çalmamakta?
"tarantula yazdılar diye göğsümdeki yaftaya tarantulaymış benim adım diyecek değilim!"
yoruldum. neredesin? bir uzak semti gibi parlar iken gözlerin, geceleri eğlence için raks eder iken alemlerde şanı çıkmış meyhanelerde, benim sabahları n'asıl akşam ettiğimi, geceleri ise n'asıl sabah ettiğimi nereden bilebilirsin... ben söyleyeyim, koca bir "ah!" ile.
şimdi uçurumda açan çiçek gibiyim. köklerim toprağa alabildiğine uzun olsun isterdim, sahibim beni diker iken bunu düşünemedi, köklerim alabildiğine kısa, yağmur yağıyor, boran bastırıyor, rüzgar şiddetli, kopacağım herhal...sevgilim koptuğum yerden uçurumdan aşağı sürüklenmek acı vericidir. nerdesin?
nerdesin -ki ben artık delirmenin evrelerine misafir olur iken, tüm sokakları kendime mesken bilmiş iken, kaybettiğimi artık aramaz iken, sen şimdi alemde dünya hali ile kendinden mi geçmektesin?
sessizliğin gölgesinde adımlarımı sayar iken, gece uyanmalarımda simsiyah havaya kendimi kusar iken, dolmanın bir diğer hali olan boşalma halinden ber'i iken, insanlardan nefret eder hâle gelir iken, nerdesin?
zaman geçmekte sevgilim, jilet gibi deşmekte bağrımızı. kurtulmak istediğimiz şeyin bize bu kadar yakın olduğunu bilmek, bu bilmek hâli ile adımlayamamak, yorucu olduğu kadar hüzün dolu da... kurtulmak istediğimiz şey "biz'iz," sevgilim, kendimimiz... ama insan kendini değersiz bir eşya gibi çöp kutusuna atamıyor, değil mi?
çekmek zorunda olduğumuz dertleri -n'için zorunluluk?- heybemize atıp, yollara çıkar iken, kendimizi bıraktığımız yerde bulamadık. hata ettik, yola kendimiz ile çıkmamız gerekiyormuş sevgilim, hata ettik!
gez, eğlen ve anla sevgilim. kitaplar ile aranı açma. sıkı tut kendini. kendine sahip çık. onlara fazla güvenme. hiçbir sözüme aldırma. buna bile...
hoşça kal değil sevgilim, elveda! -
Bu kadar sert konuşmayacaktım aslında. Ama dediğim gibi, benim mizacım sert. -
Affet beni sevgilim..
Affet beni bitanem..
Bu uzun zamandır yapmayı planladığım bir şeydi ve sana olan sevgimde, duygularımda, asla azalma olmadı/olmayacak.
Birilerinden kaçıyorum bu doğru ama sen kesinlikle onlardan biri değilsin. Seni çok seviyorum ve bir gün çok mutlu olacağız. İnan bana.. Tüm kalbinle inan sevgilim..
Sana namusum(ki en değerli varlığım) üzerine ant içiyorum ki çok mutlu olacağız.. Bunun için elimden gelen her şeyi yapacağım..
Sana tapıyorum.. -
kendin için yakar mısın mumları bu gece? -
Senin de (bizim devamımızı) istiyor oluşunu nerden anlıyorum biliyor musun?
Daha önce çok muğlak ifadeler kullandım sana karşı. Ucu açık, belirsiz cümleler. Ama sen ileri adım atmadığım gibi, bunları olumsuz birer yaygara şeklinde yorumlayıp başkalarına meyletmedin de. Senle sorunumuz ileri adım atmamam.. Hep beni aynı cam fanusta bekletmen.. (Bundan şikayetçi değilim ama kalp özlüyor be sevgilim)..
Ama ben de sana senden öncekiler gibi davranmadım asla. Seni incitecek tek kelime çıkmadı, çıkmayacak ağzımdan.. Senden öncekilere ne biçim laflar söylediğimi bildiğimden daha baştan kendime o sözü verdim: "ağzından saçma sapan bir şey çıkmasın bu çocuğa karşı" dedim kendime. Ve verdiğim sözü de tuttum, biliyorsun.. Gerçekten farkındasın değil mi?..
Küfür ediyor muydum diye soracak olursan..
Evet.. Küfür de ediyordum.. Ama onları asıl yaralayan onları alaya almamdı diye zannediyorum. Hepsini değil can damarıma basan birkaçını.
İnsan sevdiği adamla alay eder mi diye soruyor olabilirsin. La bende bir şey yoktu çoğu zaman. Beni tahrik edip kendi ağlarına düşür(meye çalışıyor)lardı çoğu zaman. İşte kızdığım nokta bu oluyordu. Ama senle 10 sene o mesajın dışında hiçbir şekilde konuşmadım. Çünkü sen çok affedersin "s.kip atılacaklardan" değildin. Hayatımı paylaşmaya, ciddi anlamda hayatımı paylaşmaya.... İstiyordum, gönlüm vardı ama erken davranıp seni kaybetmek istemiyordum ama yine de umutsuzdum.. Sen bana göre çook aşırı güzel ve her anlamda harika biriydin ya. O yüzden "konuşurum ama o beni beğenmez" diyordum.. Ama yine de konuşacaktım zamanı geldiğinde.. Bence o zaman Ağustos 2021 idi ama sen niyeyse bu hareketime çok kızdın. Erken olduğunu mu düşündün?(Yoksa cidden beni beğenmiyor musun?)
Sana yazacak o kadar çok şey var ki. Yalnızken hep hayalinle konuşuyorum. Senle konuşacaklar bitmiyor. Tren yolu gibi uzadıkça devamı geliyor.
Elbette ki seni çok seviyorum deli oğlan. Sadece benim için kaygılandığını bilmek, kaybetme korkusuyla için içini yemesini görmek hoşuma gidiyor. Ama senle ilgili tek bir olumsuz yargım olmadı bu zamana kadar olmaz da. Olmayacak.. Çünkü sen kral koltuğunda oturuyorsun.. ;)) -
anneme senden bahsettim. seni benden daha çok sevmesinden korkuyorum :-| -
çiçeğim sana şu süreçte mesaj atmam neyi değiştirir ki? 3 sene gaziantep'te çakılıyım..
evlenip ayrı şehirlerde yaşamamızı ister misin? ikimiz de dayanamayız. ama bu şekilde biraz daha.. göz görmeyince gönül katlanır gibi oluyor yani..
ben konuşursak sana asılırım. buna razı ol.. ya da hiç konuşmam.. beni artık tanıdın..
ya seni bu kadar çok seviyorken senle arkadaşça konuşamam anlamıyorsun. -
Allahına kurban olduğum,
Ben de senle konuşmak çok istiyorum.
Herhangi bir mesaj attığımda bana ters tepki göstermeyeceğine söz veriyor musun. Onlar normal konuşmalarım benim.
Senin bana "öyle konuşma" demen aynı zamanda "sus" demen oluyor. Çünkü.. Gerçekten denesem de becerememekten korkuyorum.
Düşünsene "naptın bugün, günün nasıl geçti".. ??!...
Yani bunu çok samimiyetsiz buluyorum.illa ya bir el hareketi ya mimiklerle desteklenmesi gerektiğini düşünuyorum. Desteklenemiyorsa başına sonuna sevgi ifadeleri iliştirilmeli,
"Naptın kuzum günün güzel geçmiştir umarım"
Gibi..
Gerçekten bu konuda böyle düşünuyorum ve gerçekten böyle biriyim. Tamam, 100 sene sonra çay içelim, kabul,, ama beni ben olmaktan da çıkarma be sevgilim.. Nefret ettiğim, irrite olduğum hatta küçümsediğim o tarz insanlara dönüşmemi bekleme.
Ama yemin ederim çok mutlu olurum bir ışık yaksan..
Bana gel desen..
Gelirim..
Koşarım..
Sana uçarım hiç gururumu önemsemem vallahi billahi diyorum.. -
Nefret ediyorum öyle insanlardan da öyle biri olmaktan da ya.. Neden anlamıyorsun?
Samimiyetsiz.. Iyy.. :-( -
İnanmıyorum ya. 10 tane tweet, 8 tane like'ın var. Ve ben bunu daha yeni fark ediyorum.
Aslında sen çok ince bir çocuksun. Ben eşeğim sevgilim affet beni bebeğim. O eski alınganlığımın da abartı olduğunu.. Korkularımı..
Yani normal bir şekilde konuşmuşsun aslında ama ben nası abarttıysam, travmatik etki yarattı bende. Telefon numaranı bile görmekten korkar oldum bir ara.. Her bir kelimen deldi geçti. Her bir cümlen için haftalarca ağladım..
Seni tanıdıkça o kadar da gaddar bir insan olmadığını anlıyorum..
Bitanem.. -
Fotoğraflarını üst derimin altına enjekte etmek istiyorum. Kim yapar bu işi? Cildiye?
Yok dahiliye bakar bence..
Optikle de alakalı, fotoğraf filan..
Keşke hep gözümün önünde olsan ya..
Özlüyorum dememin bile seni kızdıracağını düşünüyorum. Yok özlemiyorum da sen hep yanımda ol, kanıma karış, derimin altına kayna, buharımda yoğunlaş istiyorum sadece...
Hiç hoşlanmıyorsun böyle şeyler söylememe öyle değil mi?
Kıskanç mısın sen?
Bu yaptıkların kıskançlık alametleri.
Beni başkalarının yanında konuşturtmayacak otokrat koca tipi.
...
...
Tmm cnm yne de untma ki bn seni sdce susarken degl hr zman ck ama ckkkk seviyrum balımm..
___
Bir de ne alakaysa toplum içinde konuşmama abim de kızardı. Bırak gülmeyi, kırıtmayı, konuşmazdım bile erkekli ortamda.. Okulda da öyleydim öyle değil mi? :)) -
içindeki o saf duru sevgi, kirli düşüncelerine karışmış. -
ah! ölümlerden ölüm beğendim. celladım sen idin! neredesin?
sesini duyamıyorum. kapalı kapılar içerinde dönen dolaplar kafama çarpıyor, gerçekler yüzümü buruşturuyor. neredesin?
şimdiye fırsat sunuyor konuştuğum her an, ben şimdiden kaçıp geçmişe sığınıyorum, geçmişte misin?
söyle! neredesin? yaşamak benden terli atlar gibi dört nala kaçar iken bir umudum sende olduğunu n'asıl anlamazsın? neredesin?
bugün kementimi soru işaretlerinden yapacağım sevgilim ve soru işaretlerinden asacağım kendimi, neredesin? -
Okuyabiliyorsa büyük başarı. Zira ben hiçbir entryi göremiyorum
626 entry daha
