düşün ki o bunu okuyor
626 entry daha
-
Hâlâ bıraktığın izleri taşıyor olmak benim için çok gurur kırıcı. Sana olan öfkemi dindiremiyorum ve bana bıraktığın güvensizlikle yaşayamıyorum -
Entry i okurken bile heyecanlanirken senin bide yazımı okumani düşünemiyorum ..hayli uzun zaman oldu konusmayali,gorusmeli..başlarda herşey herkes çok zor gelirken zaman ilacı oluyormuş yaraların ..Seni unutmak istedim...unutmaliydim...yeni yasanilabilir bir hayat kurulacak ise içinde sen olmamaliydin..ve o çok zor görüneni basarmistim artık,zafer tam manası ile benimdi diyebilirim..artık sizi sevmiyordum yakışıklı bey...neyseki yeni bir gün var diye umitlenmenin güzelliğini anlamıştım..su an aslında sana soylenilecek o kadar çok kelam varki fakat o merdivende birbirimizin gözlerine bile bakamayacak kadar cesaretsizdik diyip aslında bizim biz olamayacagimizi tekrar tekrar anımsıyorum.. -
olan olmuş zaten. ooo sen ooosan bariii oooh -
senden sonra değerli erdal amca,
alt daireye pek çok kişi taşındı. içlerinden biri, ota boka sinirlenip bizi şikayet etti. bilirsin, yöneticimiz süreyya pek de kötü biri değildir. şikayeti iklemedi. Ondan sonra gelen komşuysa, eline silah alıp bam güm havaya ateş açıp durdu. İlginç bir herifti, yüzünü hiç görmedim. Bir başkası da dedikodumuzu yapıp durdu balkondan balkona.
Hiçbiri, erdal amca, sokakta oynayan çocuklara balkondan sepet sarkıtarak erik göndermiyor. Hiçbirinin senin gibi, "çocuk ulan o, elbette gürültü yapacak, aferin oğlum," diyeceğini sanmam. Hasta olsak, kimse senin eşin gibi çorba yapıp getirmez, biliyorum. Bir de kimse, senin yaptığın gibi yüksek sesle eşine "seninle her şeye varım ben," şarkısını söylemiyor artık buralarda. Herkesin de suratı asık, aman.
O dairenin ve bu dünyanın gerçek ev sahibi sendin, senin eşindi. Ölmek falan, oldu mu hiç?
Dünyayı kiracılara bıraktınız. -
mutlu ol!
'*' -
Büyük hardlerle bu son eleveda! -
pişt diğer entryleri okuma kızarım -
Belki bir gün galata'ya karşı birlikte çay içer, kitap okuruz. -
ya şebelek bıkmadın mı -
içecek halim yoktu. hem zaten ben vodkayı bıraktım.
kahretsin, üzülmek için çok yorgunum. -
acı çekiyorum, gülümse... -
önce onun kim olduğunu düşünmem lazım, o kim ki ne?
bir ihtimal editleyebileceğim başlık. -
ne vakit uyanacağımı bilmiyordum, lakin söz vermiştim ona, uyandığım vakit koşacaktım. ay'a koşup dönecektim.
ekimler hep böyledir zaten. yağmurlu ve melankolik günler işte. ne yaz'dan kalma, ne de tam güz işte. böylesine yağmurlu ve hüzünlü ekim günleri bana hep sayısız kök salma eyilimlerimi hatırlatır.
pencerelerini araladıklarım bana kapıyı hiç açmadı, bana varsın istediklerim hiç gelmedi. öyle de bir ahval işte.
ki evsiz yurtsuz bırakılmışcasına sızlıyorum tenimin altında. -
Beni yine çıkmaz sokaklarla dolu labirentinde kaybettin, ne sen bulabilirsin artık beni ne de ben kendimi... -
Yaşasın cumhuriyet! -
Sadece 2 ay? Sadece 2 ay sonra yani öyle mi? Onca lafin üstüne sadece 2 ay yani? Şerefsiz. -
neden ölmeme izin vermiyorsun?
Sjsh -
Senin bir suçun yok, ben ne yaptıysam kendime yaptım. Üzülme artık yeter. -
Çaresizlik. Nasıl bir duygudur bilir misin? Koşmak isterken sürünmek zorunda kalmak. Gösterdiğin çabaları, çağırdığın yardımları boş bakışların karşılaması. Omuzlarını dik tutmak için hiçbir sebep kalmaması. Gülümsemelere mecalinin kalmaması, hiçbir şeye takatinin olmaması. Hikayenin sonunda vazgeçmelerle çaresizliğin kardeş olduğunu öğrenmek ve yok olmak.
Nefes alırken yok olmak nasıl bir histir bilir misin? Ne kendine ne başkasına yaşadığını inandıramamak, kaybolmak. Hayata olan borcunda temerrüde düşmek.
Seni tanırım, sen sokakları soluyarak adımlayanlardansın. Hiçbir şeye yenilmemeye söz vermişsin kendine. Suçlarını kabul etmez, kaçarsın. Önüne gelen kim varsa selam verip tebessüm eder, içinden değersizliklerini hesaplarsın. Seni bilirim, ne kadar kaçarsan kaç derin bir kuyu bulur saklanırsın. Başına gelecekleri tahayyül eder, elbetlerini cüzdanında taşırsın. Hayal kırıklıklarını yarı yolda bırakmaz, diline batırırsın. Kendi aklınca yaptığın her şeyden hem gurur hem pişmanlık duyarsın. Seni görürüm; hasretin yakar seni ve belki de yalnızca kendini özler, vuslatını beklersin.
Ne kadar anlatsam da kafi gelmez dahasını ister, kışın güzden kalan anıları beğenmezsin. Bu şikayetçi ve beğenmez hallerin bitirir beni, kahreder. Yazdığım tüm felaket senaryoları ayağıma dolanır da hayal gücümün bile reddettiği çıkmazlara sürükler. El üstünde tuttuğum tüm değerlerimi denize dökersin de bende bana ait olmayan meğer ve keşkeler bırakırsın. Hatıramda kalan rutinlerimizden yalnızca benim beklemelerimi bırakmışsın bana. Buluşmalar, sarılmalar, kol kola arşınlanan şehirler ve kendine iyi baklarla süslenmiş çarelerimi yanına alıp gitmişsin.
Peki sen çaresizlik nasıl bir duygudur bilir misin? -
kırıttığın zamanlarda senden tiksiniyorum. yalvarıyorum bu davranışına artık bi son ver.
626 entry daha
