diyojen

  • antisthenes'in öğretileri ve kendi sağduyusuyla kinik felsefenin taşıyıcılığını yapmış filozoftur.

    insanın kemâle ermesinin ancak ve ancak tüm lükslerden kurtularak minimum eşya ile hatta hiçbir şeyi olmaksızın yaşamakla mümkün olabileceğini savunmuştur. kendisine "köpek" lakabını takmıştır ve bir köpek gibi yaşamayı hedeflemiştir. doğa şartlarına uyum sağlayabilmek için vücudunu her türlü zorluğa ve imkansızlığa alıştırmış, her türlü fuzûli ihtiyaçtan kaçınmıştır.

    yaşadığı, gezip dolaştığı yöre insanları tarafından hem deli ilan edilen hem de akıl danışılmak için uzun mesafeler kat edilerek yanına gelinen diyojen, birçok konuda yaşadığı dönemin üstünde bir anlayışa sahiptir ve verdiği cevaplarla insanları her defasında hayrete düşürmektedir. halkla asla uzlaşmaya çalışmaz, her ne olursa olsun ve karşısındaki kim olursa olsun aklından geçeni en amiyane biçimde ortaya döker. bunlardan biri olan büyük iskenderle diyaloğunu yukarıdaki yazar arkadaş güzelce anlatmış. ben de onun hayatından aktarılmış birkaç kesite daha burada yer vermek isterim:

    "bir gün agorada önemli bir konu hakkında konuşmaktadır. kimseler dinlemek için yanaşmaz. sonra ıslık çalmaya başlar ve herkes yakınına gelir. boş şeyler dinlemek için yanına gelenleri kınar ve arkasını dönüp gider. asıl derdi insanlara bir şey anlatmaktan ziyade onların kendilerini görmelerini sağlamaktır.
    "bir başka seferinde yine meydanda atinalılara yaptığı bir konuşmada insanın mütevazı, kendini kontrol ederek yaşaması gerektiğini anlatır. konuşma bittiğinde onu alkışlayan atinalılara şöyle bağırır: 'hepinizin canı cehenneme, yaptığınız her şey söylediklerime karşı çıkıyor.'

    "bir savaş esnasında esir düşüp köle olarak pazara çıkartıldığında kendisine soruldu: 'becerilerin nelerdir?' diyojen: 'insanları yönetmek.'
    sonra uzaktaki bir adamı gösterip, 'beni ona sat' dedi. 'bir efendiye ihtiyacı var gibi görünüyor' "

    alıntılar: aslı peker, Diyojen//sen beni aşağılayabilirsin ama ben aşağılanmam
  • Kişinin en kısıtlı yaşam koşullarında bile, mutlu ve bağımsız olabileceğini göstermeyi amaçlayan antik çağ filozofudur. Diyojen'in içinde yaşadığı bir fıçısı ve bir çanağı vardır. Rivayetlere göre bir gün bir çeşme başında avucu ile su içen bir çocuğu gördüğünde “Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti” diyerek elindeki çanağı da atmıştır.
    Büyük İskender'e “Gölge etme başka ihsan istemem.” yanıtını vermiş olan filozof olarakta bilinir. Söylentilere göre hikaye şöyledir;

    Bir gün büyük iskender şehri gezerken fıçı içinde yaşayan bir adama rastlar. Adam güneşin altında mayışmış bir şekilde yatmaktadır. Bu adam Diyojen'dir. Büyük İskenderi karşısında görmesine rağmen istifini bozmadan güneşlenmeye devam eder. Askerler Diyojen'i bu saygısızlığından ötürü tartaklayacakken Büyük İskender engel olur ve:
    -Herkes büyük İskender geliyor diye ayağa kalkıyor, kimileri saygısından yerlere kapanıyor, sen neden ayağa kalkmıyorsun, yoksa sen Büyük İskender'i tanımıyor musun, diye sorar.
    Diyojen:
    -Tanıyorum ve iyi biliyorum, diye cevap verir.
    Büyük İskender:
    -Öyleyse söyle bakalım ben kimim?
    Diyojen:
    -Sen benim esirimin esirisin, der.
    Bu söz büyük iskender'i şaşırtır. atından iner ve:
    -Ne demek bu, diye sorar.
    Diyojen:
    -Sen toprak için, mal için insan öldürüyorsun. halbuki bunlar benim değer vermediğim şeyler, benim esirim. Sen ise benim esirime köle olmuşsun. Kim kime ayağa kalkacak? diye açıklama yapar.
    Büyük İskender diyojen'in kimseye minneti olmayan büyük bir filozof olduğunu anlar ve bir soru sorar.
    - Dile benden ne dilersen!
    Diyojen işaret parmağıyla güneşi göstererek, " benden bana veremeyeceğin şeyi esirgeme" der. Bu söz günümüz de gölge etme başka ihsan istemem şeklinde kullanılır.