disipline gitmek
3 entry daha
-
İlk gidişte çok heyecanlı olsada 3-4 kere gidince pek aksiyonu kalmıyor. Kaç kere gittiğimi hatırlamasamda ilk gidişim şöyle olmuştu. Bizim okulun duvarının tam yanıda küçük toprak bir bölüm vardı. Bir gün yine top oynuyoruz top bu toprak bölüme düştü toptaki çamuru duvara sürterken aklıma çok süper bir fikir geldi. Aldım abi topu bandım çamura kendi ismimi yazdım. Sonra maça devam tabi. Maç biti herkes dinleniyor ben gitim su içmeye geldiğimde duvara bi baktım koskocaman m*l bakıpçıkcam a*k diye yazı var. Sonra hoca geldi duvara baktı benim isim yazıyor. bağırıyor çağırıyor. 6 kişi komple disipline gittik. Yazıyı silerken tüm okula rezil olmakta cabası.
Edit: küfürlere sansürü unutum -
LİSEDE ÇOK ASİ BİR KIZÇE OLDUĞUMDAN BİRKAÇ KEZ GİTTİM HANGİ BİRİNİ ANLATAYIM.... YA BENİM GİBİ SEVİNDİRİKLİ BİR KADINI BİLE BU HALE GETİRDİLERSE SİZ DÜŞÜNÜN NASIL SİNİR EDİLDİĞİMİ...
EN SON ŞİŞME MONTLA KAVGA ETMİŞTİM KENDİ KENDİNE ATARLANIP ÜSTÜME YÜRÜDÜ BENDE ÇAKTIM TEKMEYİ. ( SONRA SİNİR KRİZİ GEÇİRİP AĞLADIM BAYAĞI) AMA SON SINIF OLDUĞUMUZDAN HOCA UYARIP GÖNDERDİ. SALAK ÇOCUK HEM GELİP KUZENİMİN NUMARASINI ALMAK İÇİN YALVARIYORDU HEM DE ATARLANDI. AMA HEP ONA DİYODUM , NEREDE GÖRSEM "ÇOK İTİCİSİN, KUZENİMİ SANA YEM ETMEM!" DİYE.. İŞTE BÖYLE KİŞİLİĞİ OTURMAMIŞ İNSAN KİŞİLERİ DE VAR ARKADAŞLAR..
ARTIK UMURSAMIYORUM, UZUN ZAMANDIR KAVGACI BİR TEPKİ ALINCA SAKİN KALMAYA ÇALIŞIYORUM, SAYGIYLA KONUŞMAYA ÇALIŞIYORUM AMA DELİ EDERLESE MİKROFON YUTMUŞ GİBİ BAĞIRMAYA BAŞLIYORUM..... -
Okuldan kaçıp sigara içiyoruz diye arkadaşlarla hep disipline gidiyorduk. O kadar çok mimlenmiştik ki son yıl namaz kılmaya başladığım dönem mescidin anahtarını istemiştim ve müdür vermemişti. orda sigara içeceğimi düşündüğü için. weirdo. -
ortaokulda matematik hocam tarafından gönderilmiştim. olay şu şekilde gerçekleşti: sınıfta çok konuşan bir çocuk vardı matematik hocamız da en sonunda çocuğa dayanamadı ve çocuğu kendi masasına oturtup öğretmen ilan etti. işte çocuk embesil embesil gülerken matematik hocam da "seni kral ilan ettim." gibi şeyler söylüyordu, herkes konuşurken ben de o gürültünün arasına "monarşiye hayır!" diye geyik amaçlı bir propaganda sıkıştırdım... ki benim kelimelerim hocamın kulağına çarptığında hocamın yüzünde teşekkül eden psikopatik metamorfozu* görmeniz lazım. sanırım hayatımda maruz kaldığım en monarşist bakışlardan biriydi. herneyse tahmin edilebileceği gibi hocanın bana bakışını fark eden sınıf ahalisi kireç kesildi (evet, o kadar tek erkli bakışlardı!) daha sonra hocanın bana yaklaştığını fark ettim; o sırada aklımdan geçen şey, ya bana okkalı bir tokat atacak ya da kolumdan tutup disipline götürecek. ben iki durum için kar-zarar analizi yaparken hocam kolumdan tuttuğu gibi beni dışarı sürüklemeye başladı (heh dedim hala düşünmek için bir sürüklenme mesafesi kadar zamanım var). ben de dedim madem bir b*k yedik, yaptığımız espiri ciddiye alındı o zaman devamını getirelim "bizi toplum baskıları durduramaz! sistem çürümüş! insanın eylemleri düşüncesinin en iyi yorumudur! arzu ne kadar fazlaysa rahatsızlık hissi de o kadar şiddetlidir!.." gibi John Locke'dan birkaç alıntıyla sınıftan sürüklenerek çıkartılırken sınıf hiyerarşisinde edineceğim yeni konumun hayalini kurdum (ehe klasik açgözlü devrimci).
sınıfta çıt yoktu, herkes sanki tarihi bir ana tanıklık ediyormuş gibi sergilediğim tiyatroyu ciddiyetle izliyordu. daha sonra beni sınıftan çıkartıp ayağıma basmaya başladı. ben ise kıkır kıkır gülerken kendimi "sen abdulhamit'i savundun!" dememek için zor tuttum. birkaç politik sidik yarışının ardından beni müdür yardımcısına kadar sürükledi. işte bu sidik yarışı iyice karaktere girmemi sağlamıştı, ben artık geyik yapmıyordum, artık ciddi ciddi bir davam vardı ve bu yolda her şey mubahtı.
müdür yardımcısının odasına tökezleyerek atıldığım gibi "bu faşist, naziler hakkında radikal düşüncele sahip!" dedim. neye uğradığını şaşıran müdür yardımcımıza olayı açıklarken karakterden yavaş yavaş çıkmaya başladım. konuşmam bittikten sonra müdür yardımcımız "ne monarşisi oğlum, monarşi mi kaldı?" dedi. ben bu şekilde bir tepki beklemiyordum, bana diyecekti ki "sana 3 gün uzaklaştırma veriyorum." ben de diyecektim ki "yukarıdaki adalet yazısına." ilavesiyle zaten kendimi kaybettiğim için bu cümleyi söyledim. benim söylediğim bu anlamsız cümleden sonra garip bir sessizlik oldu. bu garip sessizliği akıllıca bir şey söylemişime yormak çok kolaydı ki öyle yaparak kendimi avuttum. ardından bana sınıfa gidebileceğimi ve hocayla konuşacağını belirtti.
sonuç olarak ilerleyen günlerde bana bir şey olmadı ancak sınavda hıncını çıkartacağını tahmin etmeliydim. matematik sınavı yapıldı en yüksek alan 20 aldı, ben 10 almıştım ardından çok itiraz gelince kurtarma sınavı yapıldı ondan da 20 aldım.
*alper canıgüz -
Her öğrencinin başına gelmeyen olaydır.
Tüm öğrencilik hayatım boyunca sadece bir kere savunma verdim. O da üniversite de. Diferansiyel denklemler dersine makine hocası giriyor. Dersi örneklerle anlatmaya çalışıyor. '*' ama örnekler şafttan, Çarklardan, yaylardan gidiyor. Biz elektrik bölümü olarak örnekleri elektrik devreleri üzerine çekmek istiyoruz. Yazamayacağımızı düşünerek'*';
“tamam bir elektrik devresinin diferansiyel denklemini yazın çözmeye çalışalım dedi”
Anfide ses yok, ben her zamanki yerimde '*' gözüm açık hafifliyorum. '*' bir anda adımın geçtiğini duydum “Usaless yazar bunu” diye.
Tahtaya baktım bobin- kondansatör-direnç alternatif akım devresi( *: Devre teorileri 2 dersinin konusu), elinde kalem bir adam “hadi bunun denklemini yazacak yok mu?” diye soruyor. 1. Dönem dersinde 2. Dönem konusunun sorusunu soruyor.
“Ben yazarım” dedim. Adamın ağzı hafiften yana kaydı, dudaklarını büzdüğünde bıyıkları burnunu kapatacak sandım. “Hadi bakalım” denedikten sonra, kürsüye çıktım, denklemi yazdım. Hoca bir bana, bir tahtaya bakıyor, bakarken de bu hıyar '*' bunu nasıl yazdı ki acaba diye düşünüyordu sanırım. Kalemi uzattım hocaya “buyurun” diyerek. “Tamam çözelim” diyerek başladı. Tabi laplace dönüşümü yapıp s düzleminde çözülmesi gereken denklemi, bunları yapmadan çözmeye kalkıştığı için çözemedi. Lafı çok uzattım sadede geleyim. O gün elinden kalemi aldım ve sınıfa da anlatarak soruyu çözdüm. Hocanın içine oturmuş olacak ki dersin bitiminde yoklama çizelgesini kontrol etti ve “başkasının yerine imza atanları tespit ettiğini ve disipline vereceğini” söyledi. Ben de “bunun adil olmayacağını çünkü dönemin başından beri doğru düzgün yoklama almıyorsunuz ki neyin hesabını tutacaksınız” '*' dedim. Sonra yoklama almaya başladı. Bir kısım ders bittiği için çıktık dışarı. '*' yazmış tutanağı. Bunu duyan ben tekrar döndüm amfiye, aldım tutanağı yırttım. Sonra ismimi öğrenmiş bir şekilde ve yoklama alınmasını engellemekten dekanlığa dilekçe vermiş. ben heyecanla bekliyordum dekanın karşısına çıkacağım diye ama bir kaç kağıda yazıp vermiştin uzunca savunmamı. Sonuç, Ben uyarı cezası aldım. Dekan sonrasında hocaya soruşturma açmış benim verdiğim savunmaya istinaden. Sonrasında o da cezası almış. :)
-
lisede kaç kez gittiğimi hatırlamıyorum bile. ne günlerdi be.. (bkz: istinye lisesi) -
bi kere çocuğun birine ortalama 10-15 tane yumruk attığım için gitmiştim
bi kerede müdüre haksızlık yapıyor diye laf söleyip (laf sokup) tüm okula rezil ettiğim için gitmiştim
hiç bişy olmamıştı heyecan falan da yapmadım sizde yapmayın rahat oluna zevkli bile oluyor :) -
Sayısını bilmem, öyle ki müdür yardımcısı bizim yüzümüzden tayinini isticekti, bizi dövmeye vakit ayırmadığı zamanlarda geri gönderip müsait olduğunda nöbetçi ile çağırıp döverdi, hepsini hakettigim için kendisine kızmıyorum, yıllar sonra karşılaştık, bı konuda işini de gördüm yardımcı oldum, mutlu oldum. -
Timsah gözyaşları ve yalandan bir özür sizi kurtaracaktır..yani bende öyle olmuştu xd -
ilkin heyecanı başka olur. işlenen suça göre tehdit edilir veya öğüt verilir. yapmanız gereken idarecinin (müdür/ müdür yardımcısı, genelde yardımcı) odasına girip tekmil vermek (ali veli 3/a 123) ve söylenen her şeye kafa sallayıp "evet hocam, tamam hocam" demek ve usulca odadan çıkmaktır. -
Hava baya sıcaktı bakıçıkcam kişisi ve yancısı Ömer sıkıntı ve sıcaktan bunalmıştı. Derse girmemeye kara verilir bahçede biraz oturlduktan sonra patlak bi top gördük. topa vuruyoruz lan dedim iyi oyna Ömer bi gaza geldi patlak topa nasıl vuduysa açık camdan içeri girdi sonra kaçtık oradan. Yine ders almıyoruz valla bu seferde fovori mekanımız olan birinci kataki sandalyelerin orada oturuyoruz. (Tekerlekli ofis sandalyeleri olur ya onlardan var) tabi g*tümüz de Kurt olduğu için tekerlekli sandalyelerde birbirimizi itiyoruz. fazlada ses yapmamaya çalışıyoruz bi sınıfın kapısı o esnada açık. bu Ömer beni iterken merdivenlere atıyordu zor kurtuldum dedim senmisin beni iten bunu bi itim nasıl bi eğim verdiysem dümdüz koridorda sınıfın ortasına girdi. Sonra bulunup azar, bağırış. -
Başıma gelmeyen şeydir. Yok yok öyle uslu bir çocuk değildim veya değilim. Basketbol topuyla paslaşırken kafa atasım geldi. Eh, sonuç olarak 100 tl gibi bir paraya mal olacak cam kırıldı ancak parasını istemediler, camı da yaptırmadılar. Hocalarım da hep cana geleceğine mala gelsin diyordu. Canım hocalarım be ^_^ sınıf öğretmenimiz sürekli şakasını yapıyordu xddd
3 entry daha
