değersizlik hissi
-
(bkz: işsizlik) ile tavan yapan duygudur. neyse ki (geçici de olsa) iş bulunmuştur ve kafa ağrısının yerini, bacak ağrısı almıştır. -
Sık sık yaşadığım ama insanların ısrarla kendi kendime yarattığını söyledikleri histir. -
Her şeyin altından çıkan bu hissim; Bu hissin de altından çıkan tatmin edilmemiş duygularım, ilgiye olan açlığım çıkıyor.
Doymamış olan bu değerlilik hissi ilerleyen zamanda daha da büyüyerek ortaya çıkıyor. Nur topu gibi Değersizlik hissi. Hayırlı olsun. -
Bir kere yapıştı mı üzerine, hiç gitmeZ. İkinci bir deri gibi, sökmeye kalksan kanarsın. Acırsın. Kalsın desen, tenin oksijensiz...
Ayna karşısında denemeler yaparsın. Aslında bilirsin. Değerlisin. Sen değersin. Ama ipin ucundadır inancın, itmeyi bırak, biri yanlışlıkla üflese düşersin.
Bazı zamanlar ayırt edemezsin mesela, değersiz olduğumu mu düşünüyorum, değer vermediklerini mi? Ya da verdikleri değerden daha fazlasını hak ettiğime inandığım için şımarıklığımdan mı bu sanrılar?
Ne fark eder?
Ne fark eder? -
değersizlik hissi aslında çocukluktan alınmış yaralar, tatmin edilmemiş duygular sonucu ortaya çıkar sıklıkla. yani eğer kendinizi böyle hissediyorsanız sorunun ana kaynağını bulmak için çocukluğunuzda yaşamış olduğunuz şeyleri düşünün muhtemelen kaynak odur. tabi ikili ilişkilerde karşınızdaki kişi size değer vermiyorsa veya arkadaş ortamınızda aşağılanıyorsanız veya arkadaş ortamınız yok ise o zamanlarda da bu durum ortaya çıkabilir.
bence en dikkat edilmesi gerekilen ve bu durumu atlatmak için yapılacak ilk şey hayatınızın merkezine kendinizi koymanızdır. değersiz hissettiğiniz bir dönemde almak istediğiniz ilgi ve sevgiyi veren bir kişiye haşa taparcasına bağlanıp kendinizi aşık gibi hissedebilir, işler durulduğu yani değersizlik hissini aştığınızda ise aşık olmadığınızı ve çok yanlış bir yola girdiğinizi fark edersiniz. bu yüzden bu dönemde kurulan ilişkilere dikkat edilmelidir.
bana soracak olursanız ben kendimi değersiz hissetmiyorum çünkü artık kendimi hissedemiyorum. gerçekten garip sulardayım... -
genelde hep hissettiğim histir. birini mutlu etmek ya da önemsendiğini göstermek için türlü kılıklara girerim. en basiti beni bir 'günaydın' mesajı bile mutlu eder. ama insanlara bakıyorum hatır soruyorum ya da güne başlamaları için güzel temenniler iletiyorum ya da doğum günü olacağını söyleyen bir arkadaşıma ansızın bir hediye yolluyorum geri dönütü çok kötü oluyor, konuşmayı kestiler şaka gibi ama gerçek. o kadar üzülüyorum ki.. tek amacım mutlu etmekle mutlu olmaktır benim. mesela sözlükte kalemini tanıdığım yazarların bazen aniden hatırını soruyorum ya da danışıyorlar bir konu hakkında çözüm üretmeye çalışıyorum lakin tatmin edici cevaplar aldıktan sonra beni soran olmuyor ya da bir entry'si hoşuma gidiyor karşılığında buz gibi görüldü yiyorum. bu ne kadar ayıp ve üzücü bir şey. sizin kelamlarınızdan size değer veren insanlar var, değerli hissettirmeye çalışan insanlar var bunu yapmanız çok kırıcı oluyor. demek ki bundan sonra kimseyi düşünmemek, değerli hissettirmemek gerekiyor. öyle buz gibi, katılaşmış kalplerle durmak gerekiyor. sonra neden elini ayağını çektin insanlardan deniliyor, iyi de bu kadar değersizlik hissini sizde yaşasanız benim gibi kapatırsınız kendinizi. her zaman iyi yaklaşıp düşünmek istiyorum ama insanlar sağ olsun... neyse olsun ne diyelim. herkes kalbinin ekmeğini yer herhalde bir zaman sonra. -
düşündükçe kafaya balyozla vuracak olan his.
kendinize kompleksler yarattırmayın.
herkes izlemiştir: her çocuk özeldir.
hepimiz özeliz. -
Geçecek sanıyorsun, geçmiyor.
Geçirecekler sanıyorsun, geçirir gibi yapıyorlar, sonra daha büyük bir boşluk bırakıp geçirmiyorlar.
Bu denemelerin sonunda ise anlıyorsun hiçsin, kimsin ki sen, hiç.
