çocukluk korkuları
-
Uykum geldiğinde gözümün önüne canavar figürleri gelecek diye gözümü kapatmaya korkardım.
Hâlâ aynı şeyden korkuyorum biliyor musunuz.
(bkz: yalnızlık alametleri) -
chucky küçücük çocuğa izletilirmi o film . Bunun yüzünden halla oyuncak bebeklerden nefret ederim. -
Tavuklardır.
Sanırım 5 yaşım civarıydı. Babam ilk Kez siyah kundura almıştı bana ve sevinçten havalardaydım. Gün boyu ayağımdan çıkarmadım onu. İkindiye doğru saklambaç oynarken bile ayağımdaydı ve saklandığım merdiven altı boşluğunda gulka yatmış bir tavuğun (kuluçkaya yatan tavuk) orada olduğunu ve varlığımın onu sinirlendirdiğini fark edememiştim. Kalktı ve saldırmaya başladı, ayaklarımı, ayakkabımı didikledi durdu ve o ilk gününde ayakkabımın dikişleri söküldü. Hüzün beraberinde korkuyu getirdi hayatıma. -
kedi, tavuk vs. hayvanlardan korkmak... -
balkon demirlerinde asılı kalmaktan korkardım.düşmek değildi aslında beni korkutan;düşmekle,kurtulmak arasında kalmak ve zamanın uzayıp hiç kısılmamasıydı. -
banyoda ellerimi yıkadıktan sonra arkadan canavarın koşması yüzünden salona kaçmam. -
anne baba, hatta anneanne dede ölümlerine korkmak.
cehenneme gidersem diye korkmak.
veli toplantısı korkusu. -
Annemin ve babamın nedensizce hergün ölüceğini düşünmek. Onlar öldümü tek başıma ben naparım diyip bazen abartıp ağlamak. En büyük korkum buydu sanırım. -
en büyük korkum... bırakın hocam ya şuraya koocaman bir küfür bırakayım siz oradan anlayın neyi kastettiğimi.
evet!.. korktuğum başıma geldi. Lanet olsun!.. -
büyümek. -
kepçe'*'
palyaço
-
(bkz: yükseklik korkusu) büyüdüm hâlâ devam ediyor. -
küçükken asansöre binmeye çok korkardım. tek başıma asla binmezdim. hep şey diye korkardım, ya asansörü bağlayan ipler koparsa ve aşağıya düşersem? of çok saçma ama bazen hala aklıma geliyor. ayrıca şuanki en büyük korkum (bkz: deprem) allah hiçbir ülkeyi, şehri, insanı deprem ile sinamasin. cok zor -
benim şu an ifade edeceğim, öyle nesneye dayalı bir korku değildi. evet o tarz korkularım da vardı fakat bu biraz daha değişik.
ben misafirliğe gittiğimiz bir evde ya da arkadaşımla oyun oynamak üzere bulunduğum bir evde o evin çocuğundan bir şey istemeye korkardım. vermez falan diye değil. ondan istediğim şeyi (istediğim her ne ise, bir bardak su bile olabilir)o da gidip annesinden isteyeceği için çekinirdim. sanki çocuğun annesi, "bak bak, oğlumu nasıl da kullanıyor" diye düşünecekmiş gibi gelirdi. Ya da bazı çocuklar biraz şımarık olur, güzel güzel oyun oynarken durduk yere gidip annesinden hiç olmayacak bir şeyi ister, sallıyorum akşam için hazırlanmış ve o an sunulmak üzere hazırlanmamış bir tatlıyı ya da misafir çocuğuna çıkarılmayacak kadar kaliteli/pahalı bir oyuncağı getirtir annesine. işte böyle durumlarda ben hep yerin dibine girerdim. halbuki ne dolaptaki yiyecekten haberim var ne de o pahalı oyuncaktan. ama ne hikmetse çocuğu ben kışkırtıyormuşum da çocuk o istekleri o yüzden dile getiriyormuş gibi olurdu. belki de anneler çocuklarının huyunu biliyor ve bana hiç kabahat bulmuyordu ama ben hep suçlar bakışlarla gözlerinin beni aradığını ve sorumluluğun bende olduğunu düşündüklerini hissederdim.
umarım gelecekteki evladım(umarım var olur) ne o şımarık çocuk gibi olur ne de benim taşıdığım korkuları taşır... -
Beşinci boyut izleyenler bilir o göt korkusunu zamanın da fanıydım xd xd xd. -
(bkz: karanlık)
o deyil de o yatağın altında kesin bişey vardı, yüzdeyüz eminim.
edit : tanımı silmişiz. -
evin bodrumundaki hayalet var düşüncesi hala korkutur.
palyaço
kamyon sesi -
Sifon sesidir net. Böyle suyu geri içine su çekerken çıkardığı ses varya çığlık gibi olan. Sifonu çekince hemen koşarak uzaklaşırdım. -
biz 4 kardeştik ve son 3 ümüz birleşince evde yer yerinden oynardı. Annem de bize mukayet olamadığı zamanlarda artık sizden bıktım, kaçıyorum bu evden diyerek çıkar giderdi. '*' biz de 3 salak olduğumuz yerde ağlamaya başlardık babam gelene kadar. Çünkü benim akıllı annem babamı eve girmeden yakalar sanki babam onu vazgeçirmişçesine bir edayla eve dönerdi. yani uzun lafın kısası (bkz: Annenin evi terk etmesi) -
(bkz: deprem)
