çocukken yapılmış küçük iş girişimleri
-
mahalledeki teyzelerin amcaların bakkal alışverişini yapıp harçlık kopartmak. 80'lerin "getir" uygulamasının çocuk versiyonu yanii -
ilkokulda origami yapıp satıyordum. Ciddi ciddi alıyorlardı .izlediğim bir filmden etkilenip strateji bile yapmıştım. İlk önce arkadaşlarıma verip etrafa nam saldırtmıştım. Teneffüslerde çocuklar bir bir gelip alıyordu. Çok net hatırlıyorum tanesini 25 kuşa satıp 11 lira kazanmıştım. Ama çok uzun sürmedi maalesef. Lanet olası fedareller okula annemi çağırıp tezgahımı kapattırdı. Akşamına annem kızarken, babam canı gönülden tebrik etti. :,) '*'
(bkz: hey gidi günler) -
Boncukları sıra sıra ipe dizer, kendimizce renkli bileklikler yapar, kendimden 3-4 yaş büyük olan komşu kızıyla beraber satardık.
Tanesi 1 liraydı, yıl 2009. -
Sas. -
Ben ve birkaç kız arkadaşım, çocukken mahallede gösteri düzenlerdik.Şarkı söyler, dans eder, tiyatro oyunu sergilerdik.Öncesinde de kendi hazırladığımız broşürleri mahalledeki çocuklara parayla dağıtıp gösterimize davet ederdik.Böyle böyle kazandığımız paralarla apartmanda piknik falan yapardık hahssjjs Aslında kazandığımız paralar 5-10 lira bir şeydi.Şimdi düşününce çok az gelebilir.Ama o zamanlar bize baya yüksek gözükürdü.Vay bee özlenen günler.. -
yaprakları tabak, çamuru yemek olarak kullanmak. -
(bkz: kitap kiralamak) valla hiç de pişman değilim iyi para kaldırmıştım. -
yaz tatilinde kırtasiyede amcamın yanında haftalık 30 tl'ye çalışmak.
(o zamanlar haftalık ücretin o kadar az olduğunun normal sanıyordum) -
El arabasıyla yol kenarında karpuz satmıştım ama çok satamayınca bana kıyamayıp gelip komşularımız satın almıştı -
ipçiden alınan boncuk ve misinayla kolye, bileklik, tesbih yapıp satmak. herkes satardı bir şeyler ama ben hiç satamadım çünkü kıyamazdım.'*' -
İlkokul : kardeşim yolcu ayarlıyordu, ben de kasalı bisikletimle insanları taşıyodum. Kısa mazili bir işti. Parayı da hiç görmedim, emeğim sömürülmüş sadece :(
Lise 1 : elalemin kompozisyonunu ödevini vs yapıp öğle yemeğini bedavaya getiriyordum. Aah ah o zamanlar alın teri ile doyan göbüşten daha fazla zevk veren bir şey yoktu. -
Semt pazarında güneşin altında bağıra bağıra su sattım uzun bir dönem buzu evden götürüyorduk su camiden '*'. Orada nasıl haram yediysek iki yakamız bir araya gelmedi kuzenimle hala sürünüyoruz. Ama çok enteresan paralar kazandığımız zamanlardı. -
Kuzenimle takı yapıp apartmanın altında satıyorduk. Kazandığımız ilk parayla da gazoz alıp içmiştik ne keyifliydi! Zarar da ediyorduk aslında ama... -
Renkli boncukları ya da lastikleri işleyip bileklik yapardım. Çok ucuza giderdi ama olsundu. Bir şeyden bir şeyler türetebilme huyumu seviyorum '*' -
Benim için geçerli olmayan iş girişimleridir. Küçükken utanırdım farklı olmaktan. -
ortaokulda (aman şimdi çok büyüğüm) bozulmuş uçlu kalemleri tamir ettiğimiz, kalemleri süslediğimiz, fosforluların renklerini birbirine karıştırdığımız bir kalem hastanesi açmıştık sınıfın içinde.
panoya da kocaman yazı asmıştık ''kalem hastanesi huzurlarınıza melike ve buse tarafından hizmetinize sunulmuştur.'' dıdıptısss ahahaha daha 11 yaşındasın be veledim bu ne hız1!1!11111!
her kalem için 25 kr alıyorduk. aldığımız para da kalemi süslemek için kullandığımız renkli bantlara gidiyordu. öyle çılgınlıklar işte. -
5 sınıfta sınıfa yeni bir çocuk geldi. Hem nazik hem tatlı bir çocuktu. Sınıfın tüm kızları buna bir tutuldu. Ben mi? Ben işi ticarete dökmekle meşguldüm. Şöyle ki;
O zamanlar boyumuza göre oturtulurduk. Sınıfın en uzunlarından biri bendim. Arka sırada tek başıma oturuyordum. Bu yeni eleman da uzun olunca geldi oturdu yanıma. Her tenefüs bir kız diyor ki yer değiştirelim Sınıfın en tıfılı bile diyor bunu. Dedim bu böyle olmayacak ders başı 250bin almaya başladım. Aslında 500bin isteyecektim de o zamanlar harçlıklar 1 milyon zaten. Az dondurma yemedim sayelerinde.
-
Arka bahçemizden yaklaşık 4 metrekarelik alanı düzenleyip satmıştım. O parayla da dondurma almıştım. Akşam çocuğun ailesi parayı almaya gelmişti. Ne yazık ki '*' kazandığım ilk paramı iade etmek zorunda kaldık. En azından dondurma yemiştim diye avutuyorum kendimi. -
(bkz: tefecilik)
Abime borç verirdim. Ve faizi ile geri vermesi için kağıt imzalatırdım. Yıllarca aldı ve çocukluğumuz boyunca hiçbirini geri ödemedi şrfsiz. Ama şimdi sömürüyoruz çok sükür. Nasıl faiz bindiyse bitiremiyor borcunu.. allahtan zamanaşımı falan bilmiyor.. -
Başarısız girişimlerin de olduğu dönemdir.
Adana'lılar bilir (bkz: Eskimo) satmak. "Esssskkiiiimooooo varrrrrr, varrr eskiiimoooo varrrr... " diye avazın çıktığı kadar bağırarak satılamayan eskimolar günün sonunda afiyetle yeniyordu.
(bkz: sermayeden yemek)
