çocukken yapılmış küçük iş girişimleri

8 entry daha

  • oyuncak arabalarımın tekerini satıyordum -niye alıyorlarsa-
    babam ve annem bu çocuk nasıl yetişiyor böyle diye korkup tövbe etmişler herhalde ehhehee
  • Arka bahçemizden yaklaşık 4 metrekarelik alanı düzenleyip satmıştım. O parayla da dondurma almıştım. Akşam çocuğun ailesi parayı almaya gelmişti. Ne yazık ki '*' kazandığım ilk paramı iade etmek zorunda kaldık. En azından dondurma yemiştim diye avutuyorum kendimi.
  • ticaretin en saf halidir.

    yaşımı hatırlamıyorum sanırım 8-9 civarıydı. kuzenimle'*' çekirdek satmaya karar vermiştik. sitenin dışındaki bakkaldan çekirdek alıp, kağıttan yaptığımız küçük kağıt külahlara koyarak sitenin lokalinin kapısındaki merdivenlere oturup satacaktık.

    sattık da. insanlar hem bizi seviyor hem de bizi sevindirmek için el emeğiyle hazırladığımız külah çekirdeklerimizden satın alıyorlardı. alan razı satan razı, mutlu mesut alışverişler oluyordu.

    güzel günlerdi o günler, onun için beklemiyorum zaten güzel günleri, güzel günler gelmeyecek, güzel günler geçti.
  • ortaokulda (aman şimdi çok büyüğüm) bozulmuş uçlu kalemleri tamir ettiğimiz, kalemleri süslediğimiz, fosforluların renklerini birbirine karıştırdığımız bir kalem hastanesi açmıştık sınıfın içinde.
    panoya da kocaman yazı asmıştık ''kalem hastanesi huzurlarınıza melike ve buse tarafından hizmetinize sunulmuştur.'' dıdıptısss ahahaha daha 11 yaşındasın be veledim bu ne hız1!1!11111!

    her kalem için 25 kr alıyorduk. aldığımız para da kalemi süslemek için kullandığımız renkli bantlara gidiyordu. öyle çılgınlıklar işte.
  • Marketen aldığım ürünleri okulda kantin fiyatının aşağısından satmak.
  • İlkokul : kardeşim yolcu ayarlıyordu, ben de kasalı bisikletimle insanları taşıyodum. Kısa mazili bir işti. Parayı da hiç görmedim, emeğim sömürülmüş sadece :(

    Lise 1 : elalemin kompozisyonunu ödevini vs yapıp öğle yemeğini bedavaya getiriyordum. Aah ah o zamanlar alın teri ile doyan göbüşten daha fazla zevk veren bir şey yoktu.
  • kardeşlerimin oyuncaklarını okula götürüp ''sana şunu versem bana ne verirsin?'' demek suretiyle oyuncak mübadelesi yapmaya çalışıyordum. takas mı kaldı abv. al gülüm ver gülüm ne. böyle bir vizyonsuzluk. o gün bugündür ticari zekamda herhangi bir ilerleme olmadı.
  • Başarısız girişimlerin de olduğu dönemdir.
    Adana'lılar bilir (bkz: Eskimo) satmak. "Esssskkiiiimooooo varrrrrr, varrr eskiiimoooo varrrr... " diye avazın çıktığı kadar bağırarak satılamayan eskimolar günün sonunda afiyetle yeniyordu.
    (bkz: sermayeden yemek)
  • bu zamana kadar kimseye bahsetmedim, anasınıfında oyuncaklarımı karşılıklı hizmet doğrultusunda paylaşıyordum'*'. para bilmiyordum o zaman, mantığıma hayranım.
  • Benim haddinden fazla bebeklerim oldu. Sürekli para biriktirip alırdım. Sonra sokaklarda onu satmaya çalışırdım. Hatırladığım kadarıyla alıcısı olmuyordu. İş girişimciliğim başlamadan bitmiş arkadaşlar.
  • Babaannemin tavuklarının yumurtalarını köy pazarında satardım. Alıcısı da çok oluyordu.
    Her zaman orta gelirli bi aile olduk. Bazen kötüye düşüyordu.
    Yine babaannemin yetiştirdiği domates, biber, salatalık fidelerini köy pazarında satardım.
    İnsanların içindeyken bağırmak ne garip geliyordu o zamanlar. :)
  • 5 sınıfta sınıfa yeni bir çocuk geldi. Hem nazik hem tatlı bir çocuktu. Sınıfın tüm kızları buna bir tutuldu. Ben mi? Ben işi ticarete dökmekle meşguldüm. Şöyle ki;
    O zamanlar boyumuza göre oturtulurduk. Sınıfın en uzunlarından biri bendim. Arka sırada tek başıma oturuyordum. Bu yeni eleman da uzun olunca geldi oturdu yanıma. Her tenefüs bir kız diyor ki yer değiştirelim Sınıfın en tıfılı bile diyor bunu. Dedim bu böyle olmayacak ders başı 250bin almaya başladım. Aslında 500bin isteyecektim de o zamanlar harçlıklar 1 milyon zaten. Az dondurma yemedim sayelerinde.
  • ortaokulda o zamanların en lüks aygıtlarından olan walkman almak için paraya ihtiyacım vardı. Yaz tatilinde Konya'da dedemin harman kaldırmaya gittiğini öğrenince hemen cv'mi iletmiştim. Traktör süremem ama harika römork boşaltırım. Avlu içindeki maydanoz ve naneyi sularım. Köyün çeşmesinden el arabasıyla su getiririm. Tarlaya gitmem yılan var. İşe alındım. Dedemin fergusonunun peşine takıp getirdiği römorkları boşalttım, süpürdüm, hangar dedikleri o devasa depo sayemde çok tertipli ve temizdi. Avlu işi mükemmel gidiyordu ama çeşmeden su getirme işi sandığım kadar kolay değilmiş, köyün köpekleri genç girişimcileri sevmiyormuş. Tarlaya gitmedim, görev tanımımda yok ancak kısa mesafeli traktör sürme deneyimlerim oldu. Uzatmadan, yaz sonunda iki adet walkman (neden iki bilemedim) ve seneye alınacak 26 jant bisikletin yarı parası denkleştirilmişti.

    Bundan sadece 5-6 yıl sonra üniversiteye başladığım dönemde ise artık tamamen kendi paramı kazanmaya başladım, ailemden para istemeyip eve destek olmaya da başladım ki artık böyle devam etti...
  • İlkokulda kantinden aldıklarımı sınıfta daha pahalıya satıyordum başta milleti kandırıp iyi kazanç elde etsem de sonra uyandılar mevzuya, artık küçük iş girişimi mi dersiniz üçkağıtçılık mı size kalmış ama uzun sürmemişti.
  • Kağıttan bugs bunny kulağı,taç felan yapıp 50 kuruştan satıyordum.tabi o zaman harçlığımız 1 lira.50 kuruş iyi paraydı.sonradan millet hevesini aldı bende mal gibi kaldım.
  • Renkli boncukları ya da lastikleri işleyip bileklik yapardım. Çok ucuza giderdi ama olsundu. Bir şeyden bir şeyler türetebilme huyumu seviyorum '*'
  • (bkz: tefecilik)
    Abime borç verirdim. Ve faizi ile geri vermesi için kağıt imzalatırdım. Yıllarca aldı ve çocukluğumuz boyunca hiçbirini geri ödemedi şrfsiz. Ama şimdi sömürüyoruz çok sükür. Nasıl faiz bindiyse bitiremiyor borcunu.. allahtan zamanaşımı falan bilmiyor..
  • Bakkaldan aldığım sakızları mahallede satmaya çalışmıştım. Sonra babamın haberi olup malum ikazda bulununca bakkala iade etmiştim sakızları. Bakkal biraz cık cık edip kabul etmişti iadeyi. Bu arada hiç sakız satamamıştım .
    Yine o sıralar birkaç arkadaş sadece bir gün ayakkabı boyacılığı yapmıştık. Kazandığımız parayla Ülker kremalı bisküviden birkaç tane alıp yemiştik . Alın terinden olsa gerek lezzetliydi.
  • Kuzenimle takı yapıp apartmanın altında satıyorduk. Kazandığımız ilk parayla da gazoz alıp içmiştik ne keyifliydi! Zarar da ediyorduk aslında ama...
  • Semt pazarında güneşin altında bağıra bağıra su sattım uzun bir dönem buzu evden götürüyorduk su camiden '*'. Orada nasıl haram yediysek iki yakamız bir araya gelmedi kuzenimle hala sürünüyoruz. Ama çok enteresan paralar kazandığımız zamanlardı.
8 entry daha
/ 2