çocukken yapılmış küçük iş girişimleri
-
Bakkaldan aldığım sakızları mahallede satmaya çalışmıştım. Sonra babamın haberi olup malum ikazda bulununca bakkala iade etmiştim sakızları. Bakkal biraz cık cık edip kabul etmişti iadeyi. Bu arada hiç sakız satamamıştım .
Yine o sıralar birkaç arkadaş sadece bir gün ayakkabı boyacılığı yapmıştık. Kazandığımız parayla Ülker kremalı bisküviden birkaç tane alıp yemiştik . Alın terinden olsa gerek lezzetliydi. -
boyama kitabımdan hayvan resimlerinin üzerine a4 kağıdını koyar belirli çizgilerin üzerinden geçerek kendi çizimim olarak gösterir idim ve daha sonrasında bu çizimimi evin camına asar bir fiyat belirler -3tl- perdenin arkasına geçer insanlar bakıp, alacaklar mı diye gözlemler idim.
-
6 - 7 yaşlarındayken önce bahçeye gidip alıç toplardık ailecek. akşamında hep beraber topladığımız alıçları ipe dizerdik ve ertesi gün ben onları pazarda bir kasanın üzerine sıralardım. pazara gelen teyze ve amcalar, mahalleden beni tanıyanlar falan alırdı işte, beş on tane satardım. yani pazarcılık bile yaptım desem yanlış olmaz. tabii iki hafta falan sürdü bu maceram. aslında iyi para vardı bu işte, yaşıma göre. -
Benim haddinden fazla bebeklerim oldu. Sürekli para biriktirip alırdım. Sonra sokaklarda onu satmaya çalışırdım. Hatırladığım kadarıyla alıcısı olmuyordu. İş girişimciliğim başlamadan bitmiş arkadaşlar. -
bu zamana kadar kimseye bahsetmedim, anasınıfında oyuncaklarımı karşılıklı hizmet doğrultusunda paylaşıyordum'*'. para bilmiyordum o zaman, mantığıma hayranım. -
oyuncak arabalarımın tekerini satıyordum -niye alıyorlarsa-
babam ve annem bu çocuk nasıl yetişiyor böyle diye korkup tövbe etmişler herhalde ehhehee -
Marketen aldığım ürünleri okulda kantin fiyatının aşağısından satmak. -
ikinci el oyuncaklarımı satmışlığım vardır. -
küçük yaşta yapılan ticari girişimlerdir.
pazarda su satmak, kapının önüne tartı koymak, kendi yaptığı takıları okulda satmak... hepsi denenmiştir, iş büyümüyor ama harçlık çıkıyor. bir de tartı koyduğunuz yerin müdavimi bir tip var mı yok mu dikkat etmelisiniz, dayak yiyebiliyorsunuz. '*' -
Babaannemin tavuklarının yumurtalarını köy pazarında satardım. Alıcısı da çok oluyordu.
Her zaman orta gelirli bi aile olduk. Bazen kötüye düşüyordu.
Yine babaannemin yetiştirdiği domates, biber, salatalık fidelerini köy pazarında satardım.
İnsanların içindeyken bağırmak ne garip geliyordu o zamanlar. :) -
boncuktan çiçekler yapıp bakkalın kızı şükriye'yi tezgahın başına bırakıp ben uzaktan izlerdim. tanıdık görmesin diye. sonra baktık olmuyor bir ayakkabıcıya rica ettim çiçekleri sat dönüşte parasını alırım demiştim. birde popsiydi ismi sanırım bir pop dergisi vardi ondan çıkan kolyeleri aynı sistem şükriyeye sattırmıştım. ama ilk profesyonel paramı lise 1'de trt de çalışan bir bayana doktorası için yardım ettim. tezini hazırladım. çok zordu 2 gün uyumadım video montajı falan istemişti. karşılığında 50 tl almıştım. sene 1999-2000 -
kardeşlerimin oyuncaklarını okula götürüp ''sana şunu versem bana ne verirsin?'' demek suretiyle oyuncak mübadelesi yapmaya çalışıyordum. takas mı kaldı abv. al gülüm ver gülüm ne. böyle bir vizyonsuzluk. o gün bugündür ticari zekamda herhangi bir ilerleme olmadı. -
ortaokulda o zamanların en lüks aygıtlarından olan walkman almak için paraya ihtiyacım vardı. Yaz tatilinde Konya'da dedemin harman kaldırmaya gittiğini öğrenince hemen cv'mi iletmiştim. Traktör süremem ama harika römork boşaltırım. Avlu içindeki maydanoz ve naneyi sularım. Köyün çeşmesinden el arabasıyla su getiririm. Tarlaya gitmem yılan var. İşe alındım. Dedemin fergusonunun peşine takıp getirdiği römorkları boşalttım, süpürdüm, hangar dedikleri o devasa depo sayemde çok tertipli ve temizdi. Avlu işi mükemmel gidiyordu ama çeşmeden su getirme işi sandığım kadar kolay değilmiş, köyün köpekleri genç girişimcileri sevmiyormuş. Tarlaya gitmedim, görev tanımımda yok ancak kısa mesafeli traktör sürme deneyimlerim oldu. Uzatmadan, yaz sonunda iki adet walkman (neden iki bilemedim) ve seneye alınacak 26 jant bisikletin yarı parası denkleştirilmişti.
Bundan sadece 5-6 yıl sonra üniversiteye başladığım dönemde ise artık tamamen kendi paramı kazanmaya başladım, ailemden para istemeyip eve destek olmaya da başladım ki artık böyle devam etti... -
elimde kullanmadığım ürünler vardı onları çekiliş yapıp satmaya çalışırdım.10 tane sakız koyardım çekilişe iki üç tane de kendi ürünleri mi.iyi kazandım -
Bu olay gerçekleştiğinde 5 yaşındaydım; Yaz sıcaklarında pille çalışan arabamın motor kısmını çıkarıp kalın kartonlardan ucuna pervane yaparak serinletme maksatlı babama vermiştim.
Bu olay gerçekleştiğinde 6 yaşındaydım; mahallede ilk illegal gofret satma işini ben getirmiştim. Toptancidan aldığım gofretleri bi kasanin üzerine koyup satmisligim vardır.
-
Arkadaşımdan özenip evde bulduğum boncuk veya iplerle takı toka yapıp satardım. Herkes de alırdı almasına ama ücret ödemezlerdi... Ama arkadaşımdan ücretle alırlardı. Niye böyle olurdu anlam veremezdim. Yani anlayacağınız yaptığım iş girişimi sonucu elime para falan geçmedi. Ama talep arttı her gelen diyordu ki bana da yapsana. Tabi ücretsiz olunca... Ne kadar kerizmişim. -
tel aviv'de binanın önüne çıkıp eşyalarını satmak yaygındır. çoluk çocuk. garip bir dayanışma var insanında.
biz de kardeşimle ergenliğin o yakıcı yazında evde artık kullanılmayan eşyaları, oyuncakları binanın önündeki duvara ve galiba bir masa getirip üzerine dizdik. satış da yaptık.
ihtiyacı olan değil, ilgisi olan geldi. zaten merkezi semtlerden birindeydik. ilkin utanmama rağmen elimizde üç beş şekel'le eve dönmek güzeldi. -
Bizim ev müstakil bahceliydi o zamanlar. Bir kaç arkadaşımla tiyatro yapıp bilet satmak isterdik bahçede küçük taburelerle seyirci kısımlarını hazırlar kendimizce oynardık. Sanatçı ve zengin olma hayalleri vol1 di tabi o zamanlar. -
Boncuk alip misinaya gecirip bileklik kolye yapar sokakta satmaya calısırdık... kimse de almazdı, kendimiz takar evcilik oynardik. -
Lise'de dal sigara satmak
