çocukken yapılmış küçük iş girişimleri
-
yazarların çocukken yaptığı işlerdir.
mesela;
dedem yaşlandığında evde kümeste tavuk bakmaya başlamıştı. alıp satıyordu, pazara gidiyordu, arada kesiyordu yiyorduk falan. benim de hoşuma gidiyordu bu olaylar.
gittim bayramlık paralarımla 7 tane civciv aldım. bizim balkona da ufak bir kümes yaptık, babam mobilyacıydı. işte bakıyorum falan ben bunlara güzel güzel. 2 tanesini akbaba kaptı. annem hala inanmıyor bana ama kafası kızılderili yüzmüş gibiydi. akbabaydı. 2 tanesini kaptı. bir tanesi balkondan aşağı düştü 4 kat. bir tanesi bilinmeyen sebeplerden vefat etti. diğer 3 tanesini de büyüttük çok şükür. o akbaba bir daha geldiğinde hazırlıklıydım çünkü. elimde sopayla kovaladım haini.
sonra dedem pazarda sattı hepsini. bana da para geldi biraz. o gün bugündür para biriktiririm. o kazandığım para benim ilk kenara koyduğum paramdı. 4 yaşındaydım. -
Kağıttan bugs bunny kulağı,taç felan yapıp 50 kuruştan satıyordum.tabi o zaman harçlığımız 1 lira.50 kuruş iyi paraydı.sonradan millet hevesini aldı bende mal gibi kaldım. -
ticaretin en saf halidir.
yaşımı hatırlamıyorum sanırım 8-9 civarıydı. kuzenimle'*' çekirdek satmaya karar vermiştik. sitenin dışındaki bakkaldan çekirdek alıp, kağıttan yaptığımız küçük kağıt külahlara koyarak sitenin lokalinin kapısındaki merdivenlere oturup satacaktık.
sattık da. insanlar hem bizi seviyor hem de bizi sevindirmek için el emeğiyle hazırladığımız külah çekirdeklerimizden satın alıyorlardı. alan razı satan razı, mutlu mesut alışverişler oluyordu.
güzel günlerdi o günler, onun için beklemiyorum zaten güzel günleri, güzel günler gelmeyecek, güzel günler geçti. -
İlkokulda kantinden aldıklarımı sınıfta daha pahalıya satıyordum başta milleti kandırıp iyi kazanç elde etsem de sonra uyandılar mevzuya, artık küçük iş girişimi mi dersiniz üçkağıtçılık mı size kalmış ama uzun sürmemişti. -
evden bir tartı alıp; sırf hayatın zorluğunu görmem için istemeden de olsa alışveriş merkezi önüne gönderilmiştim. Yaşım ufaktı tanıdıklarımız iyi para vermişlerdi, keyifli bir şeydi ders almam için gidip ticarete dökmeye çalışmıştım..
5-6 yaşında ufak çocuklarız mahallede oynadığımız arkadaşlarla yerden su şişesi ve kapağını toplayıp içine tuvaletten su koymuştuk uzun zaman durduk bir kisi geldi aldı. Alırken de sordu bunu nereden doldurdunuz gibisinden tuvaletten cevabını alınca içmeden parasini verip uzaklaştı. Çocukken anlık kararlar verilip o tür şeyler yapılırdı ve bir defa da olsa keyif alınırdı. ticarette dümeni çevirmeye başlamışız ufak yaşta '*' -
Lise'de dal sigara satmak -
Boncuk alip misinaya gecirip bileklik kolye yapar sokakta satmaya calısırdık... kimse de almazdı, kendimiz takar evcilik oynardik. -
Bizim ev müstakil bahceliydi o zamanlar. Bir kaç arkadaşımla tiyatro yapıp bilet satmak isterdik bahçede küçük taburelerle seyirci kısımlarını hazırlar kendimizce oynardık. Sanatçı ve zengin olma hayalleri vol1 di tabi o zamanlar. -
tel aviv'de binanın önüne çıkıp eşyalarını satmak yaygındır. çoluk çocuk. garip bir dayanışma var insanında.
biz de kardeşimle ergenliğin o yakıcı yazında evde artık kullanılmayan eşyaları, oyuncakları binanın önündeki duvara ve galiba bir masa getirip üzerine dizdik. satış da yaptık.
ihtiyacı olan değil, ilgisi olan geldi. zaten merkezi semtlerden birindeydik. ilkin utanmama rağmen elimizde üç beş şekel'le eve dönmek güzeldi. -
Arkadaşımdan özenip evde bulduğum boncuk veya iplerle takı toka yapıp satardım. Herkes de alırdı almasına ama ücret ödemezlerdi... Ama arkadaşımdan ücretle alırlardı. Niye böyle olurdu anlam veremezdim. Yani anlayacağınız yaptığım iş girişimi sonucu elime para falan geçmedi. Ama talep arttı her gelen diyordu ki bana da yapsana. Tabi ücretsiz olunca... Ne kadar kerizmişim. -
Bu olay gerçekleştiğinde 5 yaşındaydım; Yaz sıcaklarında pille çalışan arabamın motor kısmını çıkarıp kalın kartonlardan ucuna pervane yaparak serinletme maksatlı babama vermiştim.
Bu olay gerçekleştiğinde 6 yaşındaydım; mahallede ilk illegal gofret satma işini ben getirmiştim. Toptancidan aldığım gofretleri bi kasanin üzerine koyup satmisligim vardır.
-
elimde kullanmadığım ürünler vardı onları çekiliş yapıp satmaya çalışırdım.10 tane sakız koyardım çekilişe iki üç tane de kendi ürünleri mi.iyi kazandım -
ortaokulda o zamanların en lüks aygıtlarından olan walkman almak için paraya ihtiyacım vardı. Yaz tatilinde Konya'da dedemin harman kaldırmaya gittiğini öğrenince hemen cv'mi iletmiştim. Traktör süremem ama harika römork boşaltırım. Avlu içindeki maydanoz ve naneyi sularım. Köyün çeşmesinden el arabasıyla su getiririm. Tarlaya gitmem yılan var. İşe alındım. Dedemin fergusonunun peşine takıp getirdiği römorkları boşalttım, süpürdüm, hangar dedikleri o devasa depo sayemde çok tertipli ve temizdi. Avlu işi mükemmel gidiyordu ama çeşmeden su getirme işi sandığım kadar kolay değilmiş, köyün köpekleri genç girişimcileri sevmiyormuş. Tarlaya gitmedim, görev tanımımda yok ancak kısa mesafeli traktör sürme deneyimlerim oldu. Uzatmadan, yaz sonunda iki adet walkman (neden iki bilemedim) ve seneye alınacak 26 jant bisikletin yarı parası denkleştirilmişti.
Bundan sadece 5-6 yıl sonra üniversiteye başladığım dönemde ise artık tamamen kendi paramı kazanmaya başladım, ailemden para istemeyip eve destek olmaya da başladım ki artık böyle devam etti... -
kardeşlerimin oyuncaklarını okula götürüp ''sana şunu versem bana ne verirsin?'' demek suretiyle oyuncak mübadelesi yapmaya çalışıyordum. takas mı kaldı abv. al gülüm ver gülüm ne. böyle bir vizyonsuzluk. o gün bugündür ticari zekamda herhangi bir ilerleme olmadı. -
boncuktan çiçekler yapıp bakkalın kızı şükriye'yi tezgahın başına bırakıp ben uzaktan izlerdim. tanıdık görmesin diye. sonra baktık olmuyor bir ayakkabıcıya rica ettim çiçekleri sat dönüşte parasını alırım demiştim. birde popsiydi ismi sanırım bir pop dergisi vardi ondan çıkan kolyeleri aynı sistem şükriyeye sattırmıştım. ama ilk profesyonel paramı lise 1'de trt de çalışan bir bayana doktorası için yardım ettim. tezini hazırladım. çok zordu 2 gün uyumadım video montajı falan istemişti. karşılığında 50 tl almıştım. sene 1999-2000 -
Babaannemin tavuklarının yumurtalarını köy pazarında satardım. Alıcısı da çok oluyordu.
Her zaman orta gelirli bi aile olduk. Bazen kötüye düşüyordu.
Yine babaannemin yetiştirdiği domates, biber, salatalık fidelerini köy pazarında satardım.
İnsanların içindeyken bağırmak ne garip geliyordu o zamanlar. :) -
küçük yaşta yapılan ticari girişimlerdir.
pazarda su satmak, kapının önüne tartı koymak, kendi yaptığı takıları okulda satmak... hepsi denenmiştir, iş büyümüyor ama harçlık çıkıyor. bir de tartı koyduğunuz yerin müdavimi bir tip var mı yok mu dikkat etmelisiniz, dayak yiyebiliyorsunuz. '*' -
ikinci el oyuncaklarımı satmışlığım vardır. -
Marketen aldığım ürünleri okulda kantin fiyatının aşağısından satmak. -
oyuncak arabalarımın tekerini satıyordum -niye alıyorlarsa-
babam ve annem bu çocuk nasıl yetişiyor böyle diye korkup tövbe etmişler herhalde ehhehee
