çocukken daha değerli olan şeyler

11 entry daha

  • var böyle şeyler.
    insan yaşlandıkça küçük şeylerle mutlu olmayı unutuyor. halbuki tek sermayemizin zaman olduğu, harçlığımızın ikinci bir çikolataya yetmediği, uyumak istediğimizde illa ki pijamalarımızı giyip yatağımıza gitmek zorunda olmadığımız o güzel günlerde birçok şey değerliydi.

    bilgisayar oyunları mesela. ekrandan pikselleri sayılan süper mario'yu saatlerce büyük mutlulukla oynarken, bugün gerçeğe yakın görüntü veren oyunlara bile dönüp bakmıyoruz.

    abur cubur. hani küçükken bir bakkala girdiğimizde, bakkalın çocuğunun orada bulunan tüm abur cuburlardan yediğini düşünüp onu kıskanırdık ya. "bu parayla ne olur?" diye hangimiz sormadık ki elimizdeki bozukluğu bakkal amcaya uzatırken? şimdi ise canın istemeden bir şey alıyorsun raftan ve soruyu tersten soruyorsun:

    bu ne kadar?
    hiç değerli olmuyor o zaman işte.
  • bayramlardir.

    Gördüğüm herkes eski bayramlardan dem vuruyor. Buna ben de dahilim. Nasıl bir hisse, çocuklukta hissettiğim hicbir duyguyu artik hissedemiyorum bayram günlerinde. Bayram demek, tüm yetişkinlerin evde olduğu, güzel yemeklerin yenip, akrabaların ziyaret edildiği, alelade bir pazar gününden büyük farklılıklar arzeden gün demekti. Bugün bakıyorum cocuklar için hala ayni şeyi ifade ediyor fakat büyükler için sadece bir izin günü...
    Belki de yetişkinlere düşen, çocukların bu sevincini görüp, yıllar öncesinde bıraktıkları duyguları hatırlayıp iç geçirmektir. Belki de bayramlar sadece cocuklar içindir.
  • akşamüstü oyunları.. nedense akşama doğru içimizde oyun hevesi -azalması gerekirken- gittikçe artardı, sanki gündüz hiç oynamamışız gibi.
  • büyümek.
  • Pazar akşamları şahane pazar vardı. Bir yandan ertesi gün okul olduğu için ödev telaşı diğer yandan da banyo yapma telaşı olurdu.
  • (bkz: Magnum)
  • aşktır.
    daha değerli, daha temiz, daha saf. hemen herkesin ömür boyu unutmamasının başka sebebi olamaz sanırım.
  • dededen alınan agide şekeri.
  • Evde herkes uyurken sabahın köründe kalkıp çizgi film izlemektir benim için. Sesini de kısardım iyice evde kimse benim yüzümden uyanmasın diye

    Annemin balkondan sepetle sarkıttığı domates peynir ekmek arası. Sadece bana da değil, 4 arkadaştık mahallede, 4ümüze de yapardı.

    Daha bunun tasosu bilyesi mahalle teyzelerinin torbalarının taşınması vs onlarca şey var da...
  • hannah montana'lı yastığım. küçükken yastığa saygımdan kafamda taşıyacakken şimdi kardeşime fırlatıyorum
  • (bkz: bayramda alınan ayakkabı)
  • Sabah uyanmak galiba. Gerçi o zaman gözlerimizi yeni bir güne açtığımız zaman tek derdimiz çizgi filmdi, yığınla bekleyen problemler değil.
  • şey "hayallerim"...
  • Her bayram yeni kıyafet alıp bayramlık diye giyilmesi ve bayramdan sonra temiz kalsın diye saklamak
  • Her bayram akşamları, kapı kapı dolaşıp el öperek topladığım bir çanta dolusu 10 kuruşları saymaktı değerli olan.
  • "yaz"
    bu üç harfin içinde koca bir çocukluk var.
    ah be zaman, yapsaydın bi kıyak, biraz yavaş akıverseydin.
11 entry daha