çocukken daha değerli olan şeyler
-
(bkz: Magnum)
-
büyümek. -
petibör. gerçi hala çok deyerli. -
akşamüstü oyunları.. nedense akşama doğru içimizde oyun hevesi -azalması gerekirken- gittikçe artardı, sanki gündüz hiç oynamamışız gibi. -
(bkz: bayramda alınan ayakkabı) -
bayramlardir.
Gördüğüm herkes eski bayramlardan dem vuruyor. Buna ben de dahilim. Nasıl bir hisse, çocuklukta hissettiğim hicbir duyguyu artik hissedemiyorum bayram günlerinde. Bayram demek, tüm yetişkinlerin evde olduğu, güzel yemeklerin yenip, akrabaların ziyaret edildiği, alelade bir pazar gününden büyük farklılıklar arzeden gün demekti. Bugün bakıyorum cocuklar için hala ayni şeyi ifade ediyor fakat büyükler için sadece bir izin günü...
Belki de yetişkinlere düşen, çocukların bu sevincini görüp, yıllar öncesinde bıraktıkları duyguları hatırlayıp iç geçirmektir. Belki de bayramlar sadece cocuklar içindir. -
var böyle şeyler.
insan yaşlandıkça küçük şeylerle mutlu olmayı unutuyor. halbuki tek sermayemizin zaman olduğu, harçlığımızın ikinci bir çikolataya yetmediği, uyumak istediğimizde illa ki pijamalarımızı giyip yatağımıza gitmek zorunda olmadığımız o güzel günlerde birçok şey değerliydi.
bilgisayar oyunları mesela. ekrandan pikselleri sayılan süper mario'yu saatlerce büyük mutlulukla oynarken, bugün gerçeğe yakın görüntü veren oyunlara bile dönüp bakmıyoruz.
abur cubur. hani küçükken bir bakkala girdiğimizde, bakkalın çocuğunun orada bulunan tüm abur cuburlardan yediğini düşünüp onu kıskanırdık ya. "bu parayla ne olur?" diye hangimiz sormadık ki elimizdeki bozukluğu bakkal amcaya uzatırken? şimdi ise canın istemeden bir şey alıyorsun raftan ve soruyu tersten soruyorsun:
bu ne kadar?
hiç değerli olmuyor o zaman işte.
