capharnaüm

2 entry daha

  • lübnan yapımı dram türünde sinema filmidir..

    filmin yönetmenliğini nadine labaki üstlenmiştir..

    başrolde zain al rafeea rol almıştır..

    capharnaüm'de, lübnan'ın kenar mahallelerinden birinde yoksulluk ve sefalet içinde yaşayan 12 yaşındaki zain'in yaşadıkları anlatılmaktadır..

    bu filmde dramı iliklerinize kadar hissedeceksiniz..

    başrolde oynayan çocuk zain al rafeea son derece gerçekçi ve başarılı bir oyunculuk sergilemiş. saygıyı hak ediyor..

    müzikleri de film kadar hüzünlü. gerek klasik müzikleri olsun, gerek etnik müzikler olsun oldukça etkileyiciydi..

    capharnaüm'de yoksulluğu, çaresizliği, sefaleti, cehaleti, çocuk gelinleri, acımasızlığı, bilinçsizliği, insan kaçakçılığını, duyarsızlığı, sorumsuzluğu göreceksiniz..

    filmi sinematografik olarak oldukça başarılı buldum. çekimler gayet güzeldi..

    filmde yaşananların her gün gerçek hayatta olduğunu bilmek vicdanlı insana ızdırap veriyor..

    capharnaüm ile nadine labaki, bundan önceki iki filminde olduğu gibi izleyicilerden ve film şenliklerinden olumlu eleştiriler almıştır..

    filmi izlerken onlarınkinin yanında bizimki de dert mi? diye sorgulamadan edemiyorsunuz..

    rahat, sıcak, temiz evlerimizden sefalet içindeki hayatları izlemek ve yorum yapmak ne kadar kolay bunu göreceksiniz filmde..

    hayatın hiçbir zaman adil olmadığını tokat gibi yüzümüze çarpan film..

    orta doğu'da çocuk olmanın ne kadar zor olduğunu görüyoruz filmde..

    capharnaüm'de, yönetmenin verdiği toplumsal mesajların son derece önemli olduğunu görüyoruz..

    sefalet içindeki ebeveynlerin çocuklarını hayatta tutmak için su ve şekerle beslediğini göreceksiniz..

    orta doğu'da hapishane şartlarının ne kadar berbat olduğunu görüyoruz filmde..

    capharnaüm'de yoksul ebeveynler çocuklarını okula eğitim için değil de okulda verilecek erzak, kıyafet ve zenginlerin düğünlerinden kalan artık yemeklerden alabilmek için gönderdiklerine tanıklık edeceksiniz. insan üzülmeden edemiyor..

    parasızlıktan ve çaresizlikten kadınların saçlarını sattığına tanık olacaksınız..

    zain'in ebeveynlerini dava etmesinde ne kadar haklı olduğu görüyoruz filmde..

    filmde, sefalet içindeki çocukların bulundukları ülkeden kaçmak istemelerini, kaçmayı istedikleri iki ülkeden birinin türkiye olduğunu görüyoruz..

    duygusal biriyseniz izlemeden önce mendilinizi hazırlayın..

    filmle ilgili birkaç anekdot paylaşmak istiyorum.
    başroldeki zain al rafeea, gerçek hayatta suriyeli bir mülteci ailenin çocuğuymuş. yönetmen nadine labaki, beyrut sokaklarından dolaşırken kendisini fark edip filminde oyuncu olarak oynatmış. ayrıca filmdeki çocukların çoğu mülteciymiş.
    evlerin çatılarındaki lastikler çatıların rüzgardan uçmaması için konuluyormuş.
    zain al rafeea, filmdeki oyunculuğuyla cannes film festival'inden jüri özel ödülünü kazanmıştır. ayrıca genç oyuncumuz altın portakal uluslararası film yarışması en iyi erkek oyuncu ödülü'nü de kazanmıştır.
    zain, filmden sonra ağustos 2018'de mülteci olarak ailesiyle norveç'e yerleşmiş. zain ve kardeşleri ancak orada okula başlayabilmiş. zain, ailesiyle birlikte bahçeli iki katlı güzel bir evde yaşıyormuş.
    zain'in kardeşi rolündeki sahar filmden önce beyrut'ta yaşayan evsiz bir çocukmuş, filmden sonra unicef'in yardımlarıyla sahar da okula başlayabilmiş.
    filmde zain gibi mülteci olan yonas, ailesiyle birlikte lübnan'da sürekli sınır dışı edilme korkusuyla yaşıyormuş. ekonomik sorunlardan dolayı memleketine dönemeyen aile, lübnan'da çok kötü şartlar altında yaşamak zorunda kalmış. yonas, çekimlerden sonra ailesiyle birlikte güvenli bir şekilde kenya'ya dönüp okula başlamış.

    aşağıda filmden bir sahne paylaşacağım. filmi izlemeden önce ayrıntıları öğrenmekten haz etmiyorsanız aşağıdaki yazıyı okumamanızı öneririm..


    --- spoiler ---


    cezaevinden gizlice telefonla televizyon programına bağlanan zain'in sahnesinden.

    — şu an canlı yayındasın zain, ne söylemek istersin?

    — yetişkinlerden beni dinlemelerini istiyorum. çocuk yetiştiremeyen yetişkinlerin çocuk yapmasını istemiyorum. hatırladıklarım mı? şiddet, aşağılama, dayak, zincirle, demirle, kemerle dövülme. ailemden duyduğum en tatlı sözler, ''defol orospu çocuğu!'', ''toz ol puşt!''. hayat beş para etmez bir bok çukuru. burada cehennemde yaşıyorum. çürüyen et gibi yanıyorum. hayat böyledir. iyi insanlar olacağımızı ve sevileceğimizi düşünmüştüm. ama allah bunu bizim için istemedi. bizi ötekilerin paspası olarak yarattı.


    --- spoiler ---
2 entry daha