camide namaz sırasında yangın çıkması
-
Tokat'ta ses sisteminin infilak etmesi sonucu gerçekleşmiş olaydır.
Yangın çıkmasına şaşırmadım. Olur yani. Kısa devre olur bir şey olur çıkar. Fakat ufak çaplı bir patlama/gürültü ile gerçekleşmiş olan olay karşısında cemaatin tepkisi çok ilginç. Cami neredeyse alev alana ve dumanlar her yeri sarana kadar kimse rasyonel bir eylem gerçekleştirmiyor. İbadete devam ediyorlar. Hepsinin aklında, arkalarında ne olduğu, o sesin nereden geldiği, bu dumanın anlamının ne olduğu gibi sorular var. Kimse zaten huşu içinde kılınan bir namaza adapte olmuş değil. Fakat buna rağmen bu şekilci inat neyin nesidir? Arkanda yangın çıkmış ya yangın, hala rekatın tamamlanmasını ve selam vermeyi beklemek nedir olm?
Ayrıca muhtemelen babası o sırada namazda olan küçük bir çocuk da müezzine ayrılmış bölümde namaz bitene kadar kendince oyun oynuyor. Patlama gerçekleştikten sonra bu çocuğun babası da mi demedi yahu; ulan arkada benim oğlan vardı çocuğa bir şey mi oldu? Diye.
Sonra islam akil ve mantık dini diye anlatmaya, insanları ikna etmeye çalışıyorlar.
edit: bir arkadaş ibadette kararlılık falan filan diye estirmiş. benim entryme göre söylemeye çalıştığı şey irrasyonel davranma konusunda kararlılık anlamına geliyor. belirteyim istedim. bu konuda kararlı olan arkadaşlara da sonuna kadar saygı duyarım. en az doğal seçilim kadar etkili bir yöntemdir, doğaya uyum sağlamamakta inat edenlerin temizlenebilmesi adına. -
islamiyet önce insana değer veren bir din değil midir? eğer orada o bina yıkılsa ve o kişiler vefat etse şehit mi sayılacaklardı?
aklıma bir fıkrayı getirmiştir.
"Bir köyün camisinde imam cemaate vaaz vermektedir. Ansızın içeri dalan bir köylü köyü Sel basmakta olduğunu haber verir. Bütün cemaat hemen kendilerini dışarı atıp, kaçar. Sadece imam bütün ısrarlara rağmen köyü terketmeyi reddeder ve Tanrı'nın kendisini koruyacağını söyleyerek, camide kalır. Kısa bir süre sonra sular camiye ulaşır, imam çaresiz minareye çıkar. Sular minarenin ilk katına yükselirken bir tekne imami kurtarmaya gelir. Ancak dini bütün imam, Tanrı'nın kendisini koruyacağını söyleyerek tekneye binmez. Sular yükselir, imam ikinci kata çıkmak zorunda kalır. Bir tekne daha gelir, ancak imam yine Tanrı'nın kendisini koruyacağına inancının tam olduğunu söyleyerek tekneye binmez. Sular iyice yükselir. imam artık minarenin en tepesindedir. Bir helikopter yaklaşır. İçindekiler durumun kötü olduğunu anlatarak imama helikoptere gelmesi konusunda ısrar eder. İmam helikoptere binmeyi de reddeder. Bir süre sonra sular iyice yükselir ve imam boğularak ölür. Kendisini cennetin kapısında melekler karşılar -Melek: hoşgeldiniz. cennette köşkünüz hazırlandı. Buyrun. -İmam: Cennete girmek istediğimden emin değilim. -Melek: neden? -İmam: Tanrı'ya biraz kırgınım. -Melek: ne oldu ki? -İmam: Ben hayatımı ibadet ederek geçirdim. İnsanlara hep iyilik yaptım, günahtan uzak durdum. Yasadığım köyü sel bastı, herkes kaçtı ama tanrı'nın beni kurtaracağına inandığımdan kaldım. Görüyorsunuz ki şimdi burdayım... Tam bu sırada yukarıdan Tanrı'nin sesi duyulur: -Söyleyin o salağa iki tekne bir helikopter gönderdik!!!!!!!!!!!" -
ilk ve ikinci girdilerlerdeki eleştiriler ve fıkra ile alakası olmadığını düşündüğüm olaydır. namazlarına bir şekilde devam etmiş insanların gösterdiği şey kararlılıktır. hem de böylesi bir konuda kararlılık mühimdir. dine ve ibadete biraz saygı varsa, adamların gözleri yangındaydı, dumandaydı, akılları sorularla doluydu, huşu içinde namaz kılamamışlardı ya da şekilcilik yaptilar gibi yorumlar yapilmaz. belki öyle belki de değil lakin bunu bilemezsiniz. bu onlarla, inandıkları allah arasında olan bir meseledir. onların iç dünyasına hakimmiş gibi yorum yapmak da kimsenin haddine değildir. fıkra da güzel lakin zamanlama yanlış.
bu arada: tek bildikleri inançları ve inanç sahiplerini eleştirmek olanlar bilmelidirler ki yersiz ve saçma düşüncelerinin kimseye bir faydası olmuyor. eleştirmek için eleştirmeyin, gidin de bir amaç edinin.
