blog yazmaya iten sebepler
-
Yazmanın hayatımda ki yeri ve anlamı çok fazla. Blog yazmak ise benim için çok yeni bir şey. Yazdıklarımı yakınlarımdan başka biri ile paylaşmayı çok seven biri değilim. Lakin yakınlarım bunu benden çok seviyor.
Blog yazmaya iten en büyük sebep;umut. Belki birilerini, bazı konularda olumlu düşünmeye, iyi şeyler için çabalamaya, okumaya, yazmaya, araştırmaya yani ilerlemeye yönlendirebilirim umudu ile açtım. -
yeri gelince içini dökmek yeri gelince bilgilerini paylaşıp ölümsüzleştirmek.
-
kendi kendine konuşmaktan bıkmak -
ben ilk blog açtığımda, blog açtığımdan habersiz evin içinde internet sitesi kurdum galiba diye bağırıp çağırıyordum, yazı girmeyi üç ay sonra tasarımını değiştirmeyi bir yıl sonra öğrendim. ne parasından haberim vardı, ne de popülerliğinden. gel gelelim para da kazandırmıyor zaten. -
Yazı yazma yeteneğinden yoksun yönümü güçlendirebileceğime dair inanç. Her gün yazı yazmalı insan öyle gelişir ancak kalem düşüncesinden mütevellit bir blog açtım. Hala bir arpa boyu yol gidememiş olmak çok acınası. -
Bağırmak ve küfür etmek -
Düşüncelerini, fikirlerini ön yargısız dinleyecek, anlayacak birilerine ihtiyaç duyma isteği. -
Kelimeler ile yürümeyi öğrendim, üzerine daha çok gidip kelimeler ile dans etmeyi de öğrenmek istiyorum. -
belki bir yerlerde birileri okur diye.. -
Sait Faik gibi söylemek gerekirse: yazmasam ölecektim. -
Bazen bilmek önemli değildir. Bilgiyi aktaramadıktan sonra beyninde dursa ne olur ? -
Bunalım, kimsesiz olma hali.
Birde tabi globalleşme denen kavramın insanları ittiği paylaşımsal sanal uzam hali. -
kişinin duygu ve düşüncelerini çevresine ve ulaşamadığı insanlara iletebilme arzusuyla oluşan sebeblerdir. -
bir şekilde beynimin içinde birikenlerden kurtulmak için yazı yazma ihtiyacı ve bunu halka arz etme isteği -
--- spoiler ---
öyle bir yere gelmiştim ki, yazmaktan başka çarem kalmamıştı.
--- spoiler --- -
(bkz: Yaşlılık) -
"söz vermiştim kendi kendime: yazı bile yazmayacaktım. yazı yazmak da hırstan başka ne idi ? burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. hırs hiddet neme gerekti? yapamadım. koştum tütüncüye, kağıt kalem aldımç oturdum. ada'nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. kalemi yonttum. yonttuktan sonra tuttum öptüm. yazmasam deli olacaktım."
sait faik abasıyanık* haritada bir nokta -
içten içe gazeteciliğe karşı duyulan bir ilgiyle alakalı olduğunu düşündüğüm durumdur.
benim böyle gündem değerlendiresim ya da sosyal bir konuda kişisel tecrübelerimi paylaşasım geliyor. bunu da haber peşinde koşulan gazetecilikten ziyade yorumsayıcı gazeteciliğe benzetiyorum. böyle bir gazetecilik türü yoksa da artık var olsun. -
yalnızlık ve paylaşma duygusu. -
Öncelikle yazmak ciddi bir meşgale. bir de yazdıklarınızın başkaları tarafından okunduğunu ve takdir edildiğini gördüğünüzde hoş oluyor.
