blog sözlük itiraf
-
içinde ''çay'' kelimesi geçen şiirlerden nefret ediyorum.
bu kadar eğreti duramaz bir şey.
onur ünlü'nün şiirleri dahil, nefret ediyorum.
şimdi bir çay içeriz,
çay demleriz,
çay içen kötü olur mu,
bir sıcak çay lazım bize,
....
allahım yazarken titredi ellerim ya hu!
ek: kahve ve bilumum meşrubatlar dahil. -
Bir yazar tarafından sözlüğün içinden geçilmiş. Evet tarafından. Aslında buraya küfür etmeye gelmiştim(şşş ağlama sana küfür etmeyecektim) ama malum sözlük kuralları gelir gelir beni bulur. -
Bir gün birtakım kimselerce Ahmet ErhanIn en güzel şiirini seçmeye zorlanırsam eğer, bir sebeple.
intihar edeceğim muhtemelen. -
Yahu ben ayıydım, odundum, şimdi niye köpek gibi özlüyorum? Hayat tuhaf biri.. -
buraya anonim kayıt olmadığım için öyle pişmanım ki sözlük. -
homofobi başlığına yazılanlara çok şaşırıyorum, tuhaf. -
eski dostların sesini duymak günü güzelleştiriyo kesinlikle.
kardeşimde geldi zaten, memlekette ailecenek toplaştık,akşamada mangal yapçaz söylemesi ayıp.(instagramdan paylaşmıcam ama kesinlikle)
dostlar candır, ailede candır ya,hakkaten kıymetini bilin. -
Verdigim kararlardan pismanlik duydugum neredeyse hic yoktur.
Cunku agzimdan sinirle bir sey cikmaz, hicbir dusuncem dalginligima denk gelmez, zaten duygusal dusunenem de. '*'
Ama su anda, yaklasik bir bucuk yil once verdigim bir kararin pismanligini o kadar derinden hissediyorum ki. O zaman da ileride daha buyuk bir pismanlik duymamak adina oyle bir karar vermistim.
verdigim o karar cigerlerime hava dolmasini engelleyecek kadar sisti icimde. Ve ben, beni bu ikilemde birakan kisileri asla affedemeyecegim. -
Diyet yapıyorum ve sabah kahvaltısı niyetine cips yiyorum. (bkz: neden bilmem) -
Uyuyamadım çünkü onun fotoğrafını gördüm -
benim de konuşmam gereken gün gelecek sevgili sözlük. o zaman bütün kinimle nefret kusacağım, kalp kıracağım. -
çılgınlar gibi sevmek isteyip sevemediğim, karşıma biri çıkmadığı, bir dönemdeyim. epeydir. -
gözlerim telefonun ışığından ve ağlamaktan acısa bile biraz içimi dökmeden rahat edemeyeceğim sanırım. o yüzden biraz sıkmaya başlıyorum sizi. şimdiden bu karamsar halim için kusura bakmayın. başladığım hiçbir şeyin sonunu getiremiyorum, doğru dürüst diyelim. başlangıçlar harika. planlarla birlikte hayaller kurulur, sonra bir bakmışım ortadayım. yine yalnızım. insanın en yakın arkadaşı. kendisine en yakın hissettiği kişi neden başka şehre gider ki? düşünmez mi hiç kalan ne olacak diye. düşünemez. çünkü hayat bizi buna mecbur bırakır.
iki gündür üst üste yasadıklarım, yakınım sandıklarımdan aldığım darbeler.. bugün cok deger verdigim bir insan sırf eglence olsun diye insanlarin önünde beni rencide etmeyi secti. komik miydi? hayır. ama ben gülümseyip geçtim. çünkü güçlü durmam gerekirdi. başımı eğmemem gerekirdi. gururumun kırılacağı bir şey yapmadım, utanç verici bir şey yapmadım. ki yapmış olsam bile bu hiç kimseyi ilgilendirmez. hayır ilgilendiriyormuş ki herkes güldü. herkes bana bakti. sucluymuşum gibi hissettim. sonra noldu? yalnız kaldıgı icin benden özür diledi. yalnız kaldıgı ve kıza ayıp ettin dedikleri icin. samimiyetine nasıl inanmalı simdi bu insanin? demiştim ya başka şehre nasıl gider en yakını insanın diye. gidince çok kötü oluyormuş. istediğin zaman görememek, bir yarının yok olması gibi bir şey. eskiden gözümden yaş aktığında gözyaşım kurumadan yanımda olan insanla aramızda dağlar, ovalar, bayırlar var. burnumun dibindekiler ise kan çanağına dönmüş gözlerimi görmüyorlar. üzülüyorum.
kalkıyorum sabah. hissediyorum bugün farklı olacak diyorum. sonra bir iki insan görüyorum, hevesim kaçıyor. gözlerimi kapatıp hayaller kuruyorum. sonra gözlerimi açtığımda soğuk gerçeklerle yüzleşiyorum. yok diyorum bu sefer her şey daha farklı olacak. kimse için kendini üzmek yok diyorum. ertesi gün bir bakmışım üzüntüden titriyorum. yok yok bu kez emin adımlar atacağım, yaş tahtaya basmayacağım diyorum. sonra yere düşüyorum ve her yerim yara bere içinde.
-
göz temasında hiç başarılı değilim. hayır çekingen, utangaç biri değilim biraz zorlarsam gayet bakabilirim. ama neden göz teması insanlarla iletişimde bu kadar önemli oluyor, anlayamıyorum. ne var o gözlerin içinde ? konuşurken daha çok etraftaki şeylere ya da insanlara bakıyorum. çok mu şey kaçırıyorum bakmayarak insanların gözlerine ? -
Şöyle bir baktım da, cidden Cepteteb'den edindiğim nakit fayda ile Enpara'dan edindiğim fayda arasında epey bir fark var. Beni değerlendirmeye iten ise, enpara'nın bana kredi kartı vermeyişi. Ve ben geçen haftalarda yaşadığım bu durumu, o dönemde adeta polemik haline getirmiş ve büyük bir inat mı desem gurur mu desem bilemedim o modda içimde yaşamıştım. Oysaki kafayı mı yemişim ben? Vallahi kafayı yemişim. Cepteteb'in kredi kartının bana yaptığı geri dönüşümler enpara'dan edindiğimden bilmem kaç katı daha fazla. Enpara adeta şişirilmiş durumda şu anda. Neyse, geçen ay kitapyurdu alışverişimden 25₺ dönüş almıştım, bu ay da alışveriş yaptım. Bir 25₺ daha gelecek mesela. Bu ikisiyle ben tekrar kitap alacağım. Daha önceki dönemlerde ne yemeksepeti kampanyaları geçirdim ben, bilsen. Peki sen ne yapacaksın enpara? Otur, sıfır!
O yüzden bazen birden parlamamayı öğrenmem lazım. Daha doğrusu hayatımı hep tutkulu ve yoğun bir şekilde yaşamamalıyım. Her olayda bana zarar veriyor bu durum.
İtiraf: Gereksiz Tutkuluyum.
Çözüm: 1 bardak soğuk ayran. Yanında bir porsiyon (4 adet oluyormuş) lahmacun. Salata ve limon. -
Bugün tramvayda ağladım. Evet tramvayda. Yalnız bu şey gibi olmadı mı uzaylılar tarafından kaçırıldım, evet tarafından gibi. Neyse, sebeplerine geliyorum ve ilk kez bu kadar açık açık yazacağım.
Okulumdan çok hoşlanmıyorum. İki ayım zaten kimseyle iletişim kurmamakla geçti. Ama eski arkadaşlarımla da iletişimim azaldıkça etrafımda insanlara ihtiyaç duymaya başladım ve bunun için kendimden nefret ettim. Çünkü ben narsist bir pisliğim ve birilerine ihtiyaç duymak pek tarzım değil.
Arkadaşlığın aile kadar hatta belki daha da önemli olduğunu savunan biriyim. Ama bu aralar buna uygun davranmıyorum pek, ikiyüzlüyüm. İnsanlara, bununla olan ilişkimden kazancım ne olabilir gözüyle bakmaya başladım. Yani bunu yaptığımı farkettiğim anda kendime içsel tokatlar atıyorum ama, düşünüyorum bunu anlatabiliyor muyum?
Lisede arkasından konuşulan insanlarla arkadaş olmayı karaktersizlik saydığım için, bunu yapan insanları da etrafımdan uzaklaştırdığımdan, yalnız kalmışlığım da var. Ama şimdi aslında hoşlanmadığım insanlara iyi davranıyorum. Onlara canım falan diyorum hatta. İğrenç tamam mı, baya iğrenç.
Neyse işte, akşam düştüm tek dizimin üstüne, kot pantolonun dizi falan parçalandı, kanlı ve acılı bir düşüştü. Kalktım sonra, hiçbir şey yokmuş gibi topuklu botlarımla tıkıdık tıkıdık yürüyüp tramvaya bindim. Kotun her yeri kan olmuştu, canım acıyordu. Ama ben buna ağlamadım işte. Nefret ettiğim birine dönüşmeme ağladım dizimin acısında. Sinirliyim çünkü kendimi sevmiyorum artık. Ağladım çünkü canım çok yandı. (bkz: end of the story) (bkz: hadi dağılalım şimdi) -
Bir şey soracağım. Hz ömer'e neden "Farûk" lakabını vermişlerdi? Faruk kelimesinin anlamı ne ki?.. #swh #swh #swh -
"Bloğunuzda yoğun trafik var." olarak gordugum bildirimin aslinda google haritalarin "bolgenizde yogun trafik var." olmasini farketmemle gulumsedigim durumdur. :) -
Uyuyamıyorum, birazdan da buna sinirlenip ağlamaya başlayacağım az kaldı hissediyorum. -
ilk kaydolduğumda burayı hiç sevmesem de gitgide alıştım, sevmeye başladım. ikea etkisinden olabilir.
sorun şu ki entrylerim kötülenince üzülüyorum, kötülemeyin oğlum yapmayın şöyle şeyler. :/
