blog sözlük itiraf
2440 entry daha
-
[Karma puanı/entry sayısı] oranı nümerik olarak ifade edildiğinde bu değer en düşük olan tek sözlük yazarı benim herhalde bu sözlükte. O kadar çok eksi alıyorum ki.
Bu değer (+1)'in üstüne çıktığı nadirdir, ki dört yıldır bu sözlükteyim, düşünün.
Bilmiyorum, benim gibi pozitif, hayatla barışık birine durmadan (bkz: çimdik atmak) hoşlarına gidiyor olmalı.
Yorumsuz sayın seyirciler. Gençliklerine veriyoruz. Çoğu benim çocuğum yaşında bu eksileyenlerin. -
Önceden ne kadar küstahmışım be sözlük. Gün be gün siniyorum, geri çekiliyorum. Eksik ve aciz olduğumu kabulleniyor, savaşmıyorum.
Başıma vura vura aptal olduğumu sonunda kanıtlamış gibiler. -
çok üzülüyorum.....
beni kendimden başkası da üzemez bunu da biliyorum. Allah kahretsin niye bu kadar kafaya takıyorum her şeyi?
neyse biraz daha türkü çığırmaya gideyim.. derdime derman olmaz ama olsundu.. -
Sonlu olan hiç bir şeye sonsuz bağlanmayın.
Sonlu olana sonsuz bağlılık ancak elem, keder ve zulüm doğurur. -
İnce düşünen insanların sık yaptığı hata; küçük insanlara, büyük anlamlar yüklemektir. -
İnanın yada inanmayın, şuan ne yaşıyorsanız o da geçecek :) -
Ben, güzelliğini kaybetmiş bu dünyada sana şahit oldum. -
bir aksilik olmaz ise, okullara kısmen de olsa örgün devam edebilirsek eğer eylülde İstanbul'a kavuşuyorum. umarım kavuşurum..
Allah'ım bu sefer bari kabul et duamı da kurtulayım şuradan. basayiii!
bu kafa bunca sıkıntıyı kaldıramıyor artık!! -
"Bazen ona bir şeyler yazarsın,
Yazar silersin, yazar silersin.
O hiç birini okumamış olur ama sen hepsini söylemiş olursun. "
(bkz: Murathan mungan) -
Demini almış sevdaların harcıdır,
Uzun boylu dizeler.
Yanmadığınız gözler uğruna,
Reşit olmamış cümlelerle kıymayın efendiler!
• Sevda yürek ister... • -
Seni, senin gibiler sevsin. -
Sonunda sadece üç şey önem taşır :
ne kadar sevdiğiniz. Nasıl nazikçe yaşadığınız. Ve sizin için anlam ifade etmeyen şeylerin gitmesine nasıl kibarca izin verdiğiniz. -
geçtiğimiz günlerde, geçmişimle yüzleştim ve kafamın içini tamamen boşalttım -
İki ucu boklu değnek... -
Bazı şeyleri söylemem sizin zihninizdeki soruları çözecek ama beni günaha sokacak. Rabbim bildirsin, beni bulaştırmayın, ne olur.
(bkz: yanlış yere yazmışım)
(bkz: düşün ki o bunu okuyor) -
cok asigim ve bu cok tehlikeli. -
uzun süredir kazandığım tek savaş yok.. -
Nisanın son günlerinden biriydi. Tarih önemli değil. Hava hüzünlü, çatmış kaşlarını ve bulutlarla kapatmış yüzünü. Elimde bir buket çiçek. En sevdiğin hem de. Papatya. Bir sigara yakıyorum beklerken seni. Korkuyorum bir yandan da papatyalar kötü kokacak diye ama çok da endişelenmiyorum çünkü beni bekleyen şeyi biliyorum. Geliyorsun çok geçmeden, sevmezsin bekletmeyi. Bakmıyorsun bile yüzüme. Bir sigara yakıp dikiliyorsun. O an endişeleniyorum işte papatyalar kötü kokacak diye. Uzatmıyorum sana çiçeği, sen de görmüyorsun zaten. Ağzını açıyorsun ve hissediyorum. sur'a üfleyeceksin, kıyametim gelecek. Duruyorsun, ben onca harfe değmezmişim gibi Tek cümle kuruyorsun. Tek cümle ama sanki orhan veli İstanbul'u gözleri kapalı dinlemekten vazgeçiyor, sanki Attila İlhan artık ona muhtaç değil. Sanki Edip Cansever o karanfili alıp cebine atıyor. Bütün şiirlerin anlamını değiştiriyorsun tek cümlede. Ha bir de artık üç kişi kalsak yetişmiyor dünyaya. Elimdeki çiçeklere bakıyorum sen benden geçerken. Nasıl oluyor da hala böyle güzeller? Sanki bahar ellerimde açmış gibi duruyor. Ellerimle kırıyorum havanın üzüntüsünü ve güneşi konduruyorum bulutların tam ortasına. Birden çocuk sesleri doluyor kulağıma çıkmaz sokaklardan. Biri topa sımsıkı vuruyor ve suratıma yiyorum o ucuz mahalle bakkalından alınmış topu. En çok da bunlar can yakmıyor mu zaten? Tam ayağımın dibine düşüyor top. Gülümsüyorum. Gülümsüyorum ama gözlerim de dolu dolu. Topu seçemiyorum bile. Çocuklar sesleniyor. Toplarını geri istiyorlar. Bakakalıyorum. Canım yanıyor ama suratıma yediğim toptan mı yoksa aşktan mı bilemiyorum. Eğiliyorum topu almak için ama nafile. Dizlerimin üstüne çöktüğüm gibi çöküyor duygular üzerime. Ağlıyorum. Hüngür hüngür. Çocuklardan biri diğerine kızıyor aha ağlattın ablayı işte diye. Benim de sana kızasım geliyor. İşte ağlattın beni diye. Ama ne haddime? Ben o günden sonra bir daha ağlayamadım. İstesem de olmadı. Bil istedim. -
Birisiyle telefonda saatlerce konuşup , derdimi anlatmak gülmek istiyorum. Ama bilin bakalım ne eksik ? -
Hayatimda ilk defa bir dizi karakterinin yerinde olmayi ciddi ciddi istedim. Cok duygusalim..aglayacagim galiba...........
2440 entry daha
