blog sözlük itiraf

#blog sözlük sırala başlıkta ara
/ 107
808 entry daha

  • An itibari ile uyku düzenimin içine ettim.
    Uyumak istiyordum niye bu saatte uyanır ki bir insan ?
  • Kaka ile ilgili, hatta videodaki bir görselde yazdığı şekliyle, kakiş ile ilgili şu videoyu izlediğim için pişman değilim.'*'
  • Arkadaşlığı devam ettiren tarafın sadece ben olmasından çok sıkıldım.En yakın arkadaşım bile ben mesaj atmadıkça yazmıyor.En son 40 gün önce ilk mesajı o yazmış.Sorunun ne olduğunu bilmiyorum.
    Okulda birilerinin peşinden gitmekten beklenilmemekten yoruldum.Ben alıştırıyorum ve her zaman davrandığımdan farklı davranınca insanlar sorunun ne demek yerine konuşmayı kesiyorlar.
    Belki de yalnızlık iyidir.
    Ama ben bu yaşlarımı yalnızlıkla geçirmek istemiyorum.
  • Sanırım yeni başlangıçlara ihtiyacım var. Konusu kişisi ötesi berisi farketmeden sadece kafamı dağıtabileceğim yeni bir şeyler. Çünkü boğuluyorum artık.
  • biliyorum bu iş böyle çözülmez, düşünüp durmak içime dert olur.
  • Bir şeyler ters gitti,gidiyor,gidecek...
  • Bir insan gün içerisinde, bazen arabada giderken, sokakta yürürken, kötü haberleri izlerken... "şimdi ölsem birden, tam kalbimin sağ tarafına ya da beynime yan taraftan bir şey saplansa da o an hiçbir şeyi düşünmeyim sadece büyük bir rahatlama ve huzurla 'oh be! Ölüyorum sonunda' gibi bir şey deyip gitsem öbür tarafa; ne güzel de olurdu" diye düşünür mü? Ancak umutsuz, hayattan hiçbir beklentisi olmayan kişiler düşünür değil mi?

    Ben düşünüyorum. Bugün de düşündüm, arabada önümüzdeki tırı bir hızla sollamaya çalışırken. Şimdi bunu birilerine desen ya başlar işin psikiyatrik kısmından ya dini kısmından ya da diğer "sırf bir şeyler demek için diyeyim" havasındaki kısımlardan. Ona kadar saplatanız da üstümdeki cesaretsizliği alsanız?
  • Pazar günü o’nunla olan hikayemi anlatacağım. Çok yorgun olduğum ve uzun süreceği için buraya not bırakıyorum.
  • Dahası var..
    Yatak odamın duvarına bir fotoğrafını poster yapıp yapıştırdım. Böylece sabah gözlerimi açtığımda karşıma çıkan ilk şey onun aptal, şirin yüzü olacaktı. Uyandığım her sabah yüzündeki herhangi bir detaya uzun uzun bakıyor, yataktan çıkıncaya kadar da bunu sürdürüyordum. Bir cuma sabahı uyandığımda posterin bir köşesinin yapıştığı duvardan ayrıldığını gördüm. Gözlerine bakıp özür diledim ve posteri daha güçlü biçimde yerine yapıştırdım, saçları bozulmuştu biraz, o sorun etmedi, ben de bir şey söylemedim.
    Odasında köşeleri varaklı altın sarısı çerçeveli bir boy aynası vardı, o aynaya her sabah en az bir kaç dakika baktığına emindim. Güzeldi, hatta ben bazen onun bizler gibi sıradan bir hastanede doğmuş olamayacağını düşünürdüm, onun gibi kadınlar bulutların üstünde kurulmuş falancı özel tıp merkezlerinden dünyaya gelirdi. Benim gibi erkekler ise onun gibi kadınlara aşık doğuyorduk.
    Onunla sadece bir kez el ele yürüdük, bir defasında kahvaltı için gittiğimiz yere rezervasyon yaptırıp,"sigara alıp gelicez" dedik ve oraya dönmedik. Bu onunla giriştiğimiz ilk illegal hareketti. Elini o gün tutmuştum, parmaklarımızı iç içe geçirdik, dar kaldırım boyunca avuçlarını hiç bırakmadım. Yemin edebilirim, zerre suçluluk hissetmedi. Onu sevmek tam bu noktada korkutucu görünmeye başlamıştı.
    Cumartesi günlerinin benim için yüksek anlamlar içerdiği zamanlar vücudumdaki her hücre onun için çalışırdı. Tuhaf bir şeydi bu, kimse suyu kaynaması için buzdolabına koymaz. Ya da en aptal erkek bile içinden çıkamayacağı bir kuyunun içinde uzun vadeli planlar yapmaya kalkmaz. Ben aptaldan da öteydim..
    Yeryüzündeki en büyük suç mahali güldüğünde lunapark'a dönen dudaklarıydı. Bir defasında onu öpmek istedim, onu öpmek ve o lunaparka gömülmek.
    Bir gece bazı dış etkenler yüzünden kan şekerim düştü, fotoğrafa baktım, ona küfrettim. Ardından özür diledim. Hak ettin ama dedim..
    Yine de özür diledim. Fazla içtiğim bir gece elimde duran sigaranın ucuyla posterin sol alt köşesine bir kaç delik açtım. Bir başka gece posterin köşesinden bir parça yırtıp zıvana yaptım. Daha sonraki herhangi bir gece ise en sevdiğim t-shirtlerimden biriyle fotoğrafının tozunu aldım.
    Alışkanlık..
    Hayır, etrafımdaki herkes ona hissettiğim bu şeyin alışkanlık olduğunu düşünürdü, aptallar kısa cevaplar verir. "saçmalamayın"dedim. İçimdekinin ne olduğunu çok iyi biliyorum. Bilmiyordum, bu bildiğim hiç bir şeye benzemiyordu. Su değil asit içiyordum, yemek değil kaya tuzu çiğniyordum, şarkı dinlemiyor kulağa hoş gelen seslerle kalbimde duble yol açıyordum. Bir gece onunla oturduğumuz bankı zippo benzini döküp yaktım.
    Saçmalıyor muydum, geberiyor muydum bilmiyorum ama uyandığım her sabah ona yeniden aşık oluyordum Onu ölmesini isteyecek kadar çok seviyordum..Ölmüyordu, sevmiyordu..
    Söylediği bazı yalanlar aklıma geliyordu. Ondan nefret etmek için elimden geleni yapıyordum.
    Bütün paramı cadde-i kebirde şaraba yatırdığım bir eylül gecesi posteri söktüm.
    Banyodaki diş fırçasını buzdolabının üzerindeki ayakkabı kutusuna koydum.
    Bende unuttuğu saati ve kolyeyi tütsüleri koyduğum çekmeceden alıp en altta işe yaramayan eşyaları sıkıştırdığım çekmeye koydum.
    Akvaryumun üzerinde, bir muma sardığım evde unuttuğu saçlarını koklayıp pencereden attım..
    Posteri söktüm, kalbimi söktüm..
    Uyumadan önce ertesi sabah bir daha onunla ilgili tek kelime etmeyeceğime dair kendime söz verdim..
    O gece hiç uyumadığım kadar huzurlu uyudum..
    Uyandım..
    Posteri yerine astım..
    Günaydın Aşkım..


    Alıntı*
  • Tek bir antidepresanim vardi o da bok yoluna gitti. Ne yapacagiim eeey kurban oldugum guzel allahim.
  • naber
  • Özlemişim be bazı şeyleri yapmayı çok ozlemisim 6 aydır kendi içime kapanmisim ama bitti sosyallik mi artık dibine kadar ..
  • Chp'li vekilin kapatmayı unuttuğu emojili canlı yayınına gülüyorum hala ahahaha
    Kaç gündür beni güldüren tek şey.
  • Geceden beridir ders çalışıyorum, ne zaman düşersem o zaman bırakacağım.
  • canım sıkılıyor
  • günler sonra evde yalnız kaldım. bizimkiler döndüler. ses yok canlılık yok. herkese de anlattım bunu. aynı şekilde. sıkıldım çünkü. gideyim de kendimi uykuya vereyim. o kucaklasın sarsın.

    kalabalık iyi be.
  • blog sözlük de olmasayamış var ya resmen yatacak yerim yoktuymuş arkadaşlar. bi bakıyorum şöyle dönüp ardıma, facebook yok, twitter yok, whatsapp yok, instagram flickr sykpe ve saire hiç bir sosyal bağlantı profilim yok. blog sözlük de olmasaymış yirmi birinci yüz yılın yaşayan tek gerçek fosili olarak gezecekmişim halkın içinde.

    (bkz: teşekkürler blog sözlük)
    (bkz: iyi ki varsın blog sözlük)
  • en son aldığım birkaç kutu çaykur marka yeşil çayım bittikten sonra, artık yaz geldi Arif az içmelisin dedim ve daha kaliteli çaylarıma dönüş yaptım. Chado'dan yaseminli yeşil çayımı satın aldım. Yalnız yanlış ürün göndermişler ki kuru zencefil ve portakal kabuklu yeşil çay yollamışlar. O da güzel ama ben kendimi biliyorum bir süre sonra portakal beni bayacaktır. Yeşil çayı çok tatlı sevmiyorum ben.

    Neyse işte, aradım, ilgilendiler hemen doğrusunu gönderdiler, ben de geri iade ettim elimdekini. Doğru gelen siparişimin yanına bir adet tek içimlik poşet çay eklemişler milk oolong çayı daha önce hiç denemediğim bir çay türü. Tabi bende bir heyecan, çünkü bok gibi geçen bir hayatım var. Bırak bir çayı, çöp yollasa biri sevinirim epey.

    Şimdi demlemek üzereyim. suyun biraz soğumasını bekliyorum. Çay demlemek öyle basit bir iş değil Sözlük. Lütfen. Deneyip yorumlarım muhakkak.
  • seyahat planı. heyecan dorukta. pır pır pır sahiden.
  • Ders çalışmamak, çizim yapmamak, eskiz yapmamak için bahaneye ihtiyacım var ama bahanem yok. Bu yüzden yakınımda kim varsa kimi kendime yakın hissediyorsam mesaj atıp darlıyorum. Amacım muhabbetleri sarsın beni oyalasınlar. Ama hepsi anlaşmış gibi 1 2 kelimeyle beni geçiştirip bilgisayarın başına yolluyorlar. Şimdi de gidip anneme zırlayacağım
808 entry daha
/ 107