blog sözlük itiraf
-
Kime ışık yaktıysak ampul bi tarafımızda patladı -
Affedemeyecegimi biliyorum.
Affetmek istemeyecegimi de biliyorum. Bana en agir gelen kismi da bu zaten. -
Alışveriş sitelerinde beğendiğim ürünleri sepete atıp meşgul ediyorum.
Bana ne ben alamıyorsam kimse alamasın
Bana ne -
Bazen içimden uzun uzun yazmak geliyor. İçimi dökmek olan biteni anlatmak istiyorum
Keşke anlatabilsem -
resmen pentagon kudüs'ü israile sattı lan. izliyor musunuz manzarayı arkadaşlar. "meğer esas israilin gözü varmış" demiyorum. çünki biliyorum ki, kudüs rant mekanizması, başta pentagona hibe edilmişti. çünkü kudüsten gelecek olan rant, kitleleri uyuşturacak, gevşetecek ve boyuna eğlendirecekti.
sonra baktılar(israil baktı) kudüs orta doğu halkları için gittikçe büyüyen bir önem arz ediyor;
baktı ki israil kudüs'ün yumuşatma misyonundan çok silkeleme misyonu var.
baktı ki israil, kudüs'ün korkusuz erleri savaştan ve ölmekten korkmuyor.
Tıpkı ömrünü ülküsüne adamış hırslı bir savaşçı gibi..
ve ardından "dur" dedi israil küçük kardeşine. yani abd'nin gizli eline. ve pentagon hükümetinin kudüs'le ilgili her türlü planını fesh etti.
yalnız ben işin "iktidar" boyutundayım. düşünün. arzdan arşa sözde nam salmış ABD bürokrasisi, İsrail'in aba altından sopa göstermesiyle hemen susup, faresini mahallenin büyük azgın kedisine kaptırmış şapşal porsuk kedi gibi oluyor.
bu pentagon için büyük itibar kaybıdır.
Ve unutmasınlar.
Ed snowden'in Rusya'ya gidişinin, gizli anlaşmalar sonucu olduğunu,her ne kadar bir kesim biliyor olsa da, bugün dünya nüfusunun yarısı "ABD Snowden'i Rusyaya kaptırdı" diye düşünüyor.
Snowden travmasının ardından, İsrail'in Kudüs tılsımına bu el koyuşu, Pentagon ulularının itibarını korkarım fena sarsacak. Belki halk tarafından linç edilecekler!... Wuu belki de Amerikan baharını başlatacaklar. Tıpkı İran halkının şu an yaptığı gibi "Demookrasiii istiyookk" diye medya organlarında boy gösterecekler.
Düşünün... Bush'un, Obama'nın, Hillary'nin posterlerinin her gün kent meydanlarında yakıldığını..
Düşünün.. ABD hükümetini yönetecek hiçbir güçlü otoritenin artık kalmadığına ve halkın kendi içinden yeniden bir iktidar doğurması gerektiğine inanıldığını...
Bu felaket olurdu değil mi?..
**
unutmadan, şu an bu yazıyı okuyan en az 100 kişi vardır ki bu örgütlenme için yeter sayıda bir kitle potansiyeli anlamına geliyor. bilmem anlatabiliyor muyum?!.. -
sözlüğü özlemişim. '*' -
politikada olayların nasıl döndüğünü yavaş yavaş çözüyorum.
Şimdi birkaç halka var:
en zayıf(bkz: şirret) halka en çok yalan söyleyeni ve hep iftira atanı.
ondan biraz daha arınığı biraz daha az iftira atıyor ama yine yalan yanlış sawuruyor.
ondan birazcık daha arınığı doğruya birazz daha yakın yorumlar yazıyor ama yine tam manasıyla hakikat değil.
Bırak hocam ya alayı yalancı sahtekar bunların.
Gerçekleri söyleyen birileri varsa bu dünyada o da sınırlarda gezinen ve siyasete bulaşmayan tipler. mesela ben (suriye-gaziantep sınırında yaşıyorum ve hiçbir köşede/portalda yazmıyorum)
beni takip edin gençler gerçekten doğruları söylüyorum. ama biraz ironik bir dil kullandığım için pek anlaşılmıyor olabilirim. -
ya değişik oldum biraz. Blogumda 10. seneme girdim. Sence de güzel değil mi sözlük? Koskoca 10 yıl. Üstelik çoğu blog yazarındaki gibi "aman bana yorum yazanlar çok olsun, aman beni herkeşler takip etsin" derdine 1 kere girmeden geçen o kadar sene... -
Sevmeyi çok özledim lan! -
Şu anda sözlükteki diğer yalnızları aklımda bir kenara attım. Sizi sizii.'*' -
kendinize bir iyilik yapın.. yeni yılda daha az konuşun; daha çok dua edin.
mutlu yıllar diliyorum. -
Bazı duyguların rengi olmalı. Kendine kızmanın mesela. Kırmızı kabul edilebilir. Ben bir halt yedim rengi var mıdır acaba. Varsa bu sıralar benim moda rengim o olabilir. Sürekli bir halt yemeler falan. Bu kadar kullanıldığına göre yılın son günlerinin benim için moda rengi olmalı.
-
Yılbaşı gecesi eğlencesi kısmını umursamıyorum sanırım. Bunun birçok sebebi olabilir tabii ki. Kutlayacak kimsem ve ortamımın olmayışı da olabilir. Ya da yıllar geçtikçe daha da gereksiz olmaya başladığı için de olabilir. Tek bildiğim son 5-6 yıldır evde geçirdiğim... Buna da şükür. Bir hastanenin acilinde de geçirebilirdim. Sanırım gece blog yazarım. Bilgisayarımın sağ alt köşesindeki tarih ve saat ibresindeki değişikliği görmek güzel olabilir. Muhtemelen sözlükte de çevrimiçi olurum.'*' -
İlkokul 1. Sınıfta öğretmen herkese velisinin doldurması için bir anket vermişti. Çocuklarla ilgili işte, kişisel özellikleri falan filan. Ben de anneme götürdüm doldursun diye. Çok iyi sonuçlar bekliyorum, hep böyle iyi şeyler yazmasını. Ama sen git sinirli mi sorusuna evet seçeceğine tik at. O kadar sinirlenmiştim bağrınmıştım ki o akşam annem ertesi gün ilkokul hocama yanlışlıkla yaptığını söylemişti.
Not: sinirli değilim. Arada tepem atıyor. -
kıskancım. -
Hayır çirkin ördek yavrusunun da ileride kuğuya dönüşeceğini biliyoruz. Bu durum imkansızlıkta kendi dalında ödül alır. -
yeni sene için o kadar beklentim varki, elli yılı bi yıla sığdırcam resmen. (bkz: swh) -
profillerinizdeki blogları ara ara ziyaret ediyorum; lakin itirafım bu değil, ana sayfada yazım yanlışı olan bazı yazılar görmek beni üzüyor ve 15 saniye içinde sayfayı kapatmış oluyorum. blog yazınızın ne kadar iyi-kötü olduğu hatta kimsenin okuyup-okumamasını önemsemem, herkesten b1r parça okumak hoşuma gider; ama dilimi önemsiyorum, bu konuda tevazu gösteremiyorum. -
Uzun zamandır düşünüyorum.
İçerisinde bulunduğumuz sistem o kadar tuhaf ki bazen aklım almıyor. İnsanlar isteyerek ya da zorla borçlandırıyor. Sevdiğimiz ya da ihtiyacımız olan şeyler için borçlanmamız gerekiyor. İstediğimiz şeylere sahip olunca anlık mutlu oluyoruz. Sonra o borçları ödemek için çalışıyoruz. Ay sonunda para kazandıkça mutlu oluyoruz. Halbuki para kazanmıyoruz, daha fazla borçlanabileceğimiz bir limite ulaşıyoruz. Sonra yine bir şeyler satın alıyoruz, yine çalışıyoruz falan filan.
Cidden tuhaf. Birilerini zengin etmek ve daha fazla borçlanabilmek için hep çalışmak zorunda kalıyoruz. Bu çöküntü içerisinde eziliyoruz, sıkıştırılıyoruz. Hatta hor görülüyoruz. Yaşadığımız ülkede nesnelere ve sayılara verilen değer hep insana verilen değerden fazla oluyor. Umarım bu çöküntü içerisindeki bir kalıntı olarak göçüp gitmem. -
İnsan bazen üzüntü, kırgınlık ve öfkeyi aynı anda yaşayabiliyor.
"İş etiği"nin para kazanma hırsına mağlup olduğunu tekrar görmüş oldum.
Neyse...
