blog sözlük itiraf
808 entry daha
-
kuralcı bir insan olmayıp sözlük formatına uymayan insanların, bunu sıklıkla yaptıklarını görünce çıldırmam. -
bazen bi mesaj hayata döndürür. -
Bugün aldığım fotoğraflı habere göre eski sevgilim evleniyor lan.ne yaptım bende böyle bir acının içine düştüm diye kendime sormadan alamıyorum.ulan daha 2 sene olmadi konuşmayı keseli ne ara evleniyorsun -
moiveyo'ya sarılmak istiyorum, evet tam şu anda. -
Son 1 haftada birkaç iyi gelişme olmuşsa da hayatımda nedense mutlu olamıyorum
Aslında mutlu olmam gerek ama değilim içimde koca bir boşluk var gibi -
En son ne zaman "seni seviyorum" dediğimi unuttum sözlük. Bir daha demeyecek oluşum da bu hüznüme dahil. Yok öyle yakın dost/aile durumlarından bahsetmiyorum. Bildiğin sevgili modundaki insandan bahsediyorum. Şu anda bir brownie olaydı yok demezdim. -
Yazıyorum, yazıyorum ve yazıyorum. Sayfalarca kelimelerce yazıyorum. Hepsi bende saklı. Yazdıklarımı başkalarının okuması benim için sanki zihnimizden geçenleri okuyan bir makine hatta çıplak gösteren gözlük gibi. Olur da bir gün birileri okursa diye çok korkuyorum. Benim gördüklerimi göremezse diye korkuyorum. -
Çevremde o kadar çok boş insan var ki. Hepsine teker teker "boş insansın boooşş" diye bağırmak istiyorum. Boş insanlar çünkü bomboooşş -
Japonca bir müzik dinlemiştim zamanında. Beni o kadar çok etkilemişti ki daha anlamını bile bilmediğim bu şarkıyı dinlerken ağlamaya başlamıştım. türkçe sözlerini okurken daha çok ağlamasaydım iyiydi ama. bu şarkı benim için o kadar özel oldu ki, ne en yakınıma paylaştım ne de başka bir kişiye. temel düzeyde japonca'm ile bu şarkıyı baştan sona söyleyebiliyorum. piyano versiyonu, akustik hali, cover'ları, sadece bateri versiyonu... hepsini defalarca kez dinledim, izledim. hepsinin yeri ayrı. hepsi farklı duygular yaşatıyor bana.
23.Kasım.2014, 21:44 - 22:01. 17 Dakikalık telefon görüşmesi. ne alaka mı ? onunla son kez görüştüğüm, konuştuğum, nefesini ve sesini duyduğum saatler.. bugün ağlayarak gelse ve hata yapmışım dese, önce düşünür sonra reddederim herhalde. ama düşünürüm kesin.
her daim anonim olmayı çok istedim. nedense kendime mi yakıştıramadım yoksa başka bir neden mi var ? inanın bende bilmiyorum. ama hala anonim olmayı isterim yani. (sanal & hayat)
belki inanmayacaksınız ama az önce bahsettiğim japonca şarkının yeni bir türünü buldum. akustik piyano. durun benim bi 5 dakika işim çıktı, geri gelirim buraya. daha yazacaklarım bitmedi. -
Haksızlık ettiğim biri var. Aynı zaman da korktuğum. Bana olan sevgisinden o kadar çok korkuyorum ki senelerdir bir adım atamadım ona. Gece gece düştü aklıma stalklayıp buldum. Hayallerine istediği üniversiteye kavuşmuş. Birlikte hazırlanmıştık ikimizinde hayaliydi. Başarmış. Ben başarmışım gibi mutlu oldum. Bir de çok yakışıklı olmuş:) korkuyorum. Korkumun sebebi bana olan sevgisini saplantı haline getirmiş olması. Keşke biraz daha az sevseydin be -
'*' -
Yoruldum. Hayvan gibi yoruldum. Eşek gibi, it gibi yoruldum. Ömrümün muhtemelen yarısına geldim ama başlangıcında bile olamamaktan, içimdekini de söküp atamamaktan yoruldum. Yarın bizimkilerle pikniğe gideyim de, kopayım saatlerce bütün her şeyden bir süre. -
İtiraf ediyorum, Facebook'da arkadaşım olsun/olmasın ilişki durumunu "eğer ki bekar/yalnız değilse" herkese açık olarak paylaşan kişilere sıcak bakamıyorum, ılımlı yaklaşamıyorum, ön yargılarım beni benden alıyor ve sayfalarını kapatıyorum direkt.
O nasıl bir açık davettir yahu? Künye kısmından bahsediyorum. 3-5 fotoğraf, konum bilgisi ve ilişki durumu. Adeta "şu şehirdeyim, al sana üç beş foto, ha bir de yalnızım... anlarsın ya.'*' Bekliyorum bebeyyyiiimmhh..." demek gibi bir şey.
Tabii ki her şeyin masum düşünülmüş şekli var. Benim şahsen bildiğim kişilerden yola çıkarak bu ön yargıyla yaklaşıyorum. Yoksa bana ne yani, kimin eli kimin cebindeyse.'*''*'
Edit: An itibariyle, toplam 1 favori, 2 beğeni ve 3 kötüleme almış olan bu entarim adına sizleri öpüyorum. Kötüleyenlere de tavsiyem, siz yine beni kötüleyin eyvallah, ama Facebook'daki ilişki durumunuzu "künye" kısmında herkese açık yapmayın. "Kısmetin nereden geleceği belli olmaz ayol/birader" mantığından uzaklaşın biraz.'*' -
Saclarimin kisa, küt, bukle bukle oldugu ve ustume ici yun, disi kot ceketimi giydiğim günleri ozledim. Uzgunum.
'*' -
"aşkın nârıyle yanmak" diye bi kavram var sözlük. Böyle ateş topunu andıran küçük bi yumru gibi gelip göğsünüzün tam ortasına oturuyor.
hıçkırık oluyor düğümleniyor boğazınızda.
gözyaşı olup süzülmeyi bekliyor göz kapaklarınızda.
ama buna izin vermiyorsunuz. Çünki bi bıraksanız biliyorsunuz ki gözyaşlarınız derya deniz olup taşacak ruh ikliminizin derinliğinden..
bıraksanız değiverecek arşa ve buluverecek fizanı.
hicabın yitirmiş gailesiz abdallar gibi varıverecek bağdata endülüse.
hasılı kelam.. Ablanız aşık oluyor blog sözlükçüler.
Hoooff!..
Oyy ki ne oy!..
Ahh ki ne ahh.. -
Ya arkadaş, hani bayramlarda tatillerde neyim böyük şehirler boşalıyordu? Sadece istanbul için mi bu durum? Bugün yani Ankamall adeta doluydu, üstelik gündüz vakti. metrolar öyle, caddeler öyle. Hiç tatil zamanı istanbulda olmadım. Orayı da görmem lazım, bakalım nasıl oluyormuş tatilken boş olan büyük şehirler. Bayram alışverişi deme bana nolur. Neyse ayaklarıma kara sular indi. Game of thrones'un son iki bölümünü izlememek için zor duruyorum. Yarına saklıyım kendimi. İtirafım ise şöyle sözlükçüyüm: Çoğu insan sevmese de, memleketim olmasa da, Ankara'yı seviyorum ben. -
Vaktimi boş işlerle öldürdüğüm konusu benim de sürekli vicdanımı sızlatıyor. Şu telefon yok mu. Ah şu telefon..
ancak portallarda ne idüğü belirsiz kişilerle çarşaf gibi uzanan dm'ler yazışıyor olmam kesinlikle söz konusu değil.
bilakis öyle güzel dostlarım var ki; ben fark etmeden geyiğe vuracak olsam "noluyorsun ruk kendine gel" diye uyarırlar beni. allah onlardan razı olsun.
bu tatsız muhabbet de böylece kapanmış olsun. Hayat güzel.. Gerçekten '*' -
Bayram namazlarına gitmiyorum sözlük. Ama biliyorsun cuma namazlarına gidiyorum. Bulunduğum şehirde herkes dışardan geldiği için bayram namazları tıklım tıkış oluyor cami. Haliyle bugün hem bayram hem cuma olduğu için de cuma namazında da doluydu cami.
Keşke her cuma dolsa. Ama yıllardır biliyorum, namazla hiç alakası olmayan kişiler sırf klişe(!) olduğu için camiye gidiyor. Sonuç? Camide iki büklüm namaz kılıyorum. Ona da okay. Peki benim ezandan 30dk önce camide olmama rağmen bunu yaşıyor olmama ne diyeceksin sözlük? Üstelik camiye gelen birinin "ya klimayı kapatsak?" sorusuna benim içimden verdiğim tepki? Ki tabii ki kapatılmadı. Üstüne, cami tıka basa dolunca ikinci klima bile açıldı. Ki bunu da biliyorum.
Yani özetle sevgili müminler, yapmayın. Üç kuruşluk belki, öbür tarafta hiçbir değeri olmayan "namazımı" (evet kendi namazımdan bahsediyorum) bana eziyet ettirmeyin. Buna rağmen Allah kabul etsin hepimizinkini. Yine bekleriz. Camileri bayramlarda ziyaret etmeyin. Merak etmeyin, öbür tarafta sormuyorlar millet ne düşünür diye. Ama niye normalde kılmayıp da bayram namazını kıldığınızı soracakları kesin.
O yüzden ben bayram namazına gitmiyorum. Gitmiyorum abi. Evdekiler eskiden laf ediyordu, artık etmiyorlar. Kendi milletimin şu huyundan nefret ediyorum: Yapmış olmak için yapmayın.
Şimdi evi saran et kokularına rağmen, tatlımı alıp odama çekildim. Narcos'un 3. sezonu şey oluyor'*' Onu bekliyorum. -
Ah be çocuk..
Yaktın küle çevirdin beni..
senin için öyle çok endişeleniyorum ki. -
Yha birileri her yazdığımı kötülüyor yha .s .s
808 entry daha
