blog sözlük itiraf
-
(bkz: love yourself)
Hemcinslerimin kendilerini yarım, eksik ya da ne bileyim boşlukta hissetmesine dayanamıyorum. Biz bir elmanın iki yarısıyız, sen geldin tamamlandım, sensiz ben bir hiçim cümleleri beni kusturuyor. Siz tam değilseniz, karşınızdaki tam değilse birbirinize bir şeyler katamazsınız. Bir ilişkinizin olması da sorunlarınızı çözmez. Erkekleri problemlerinizi çözmek için hayatınıza almayın. Eğer bu sebeple bir ilişkiye başlarsanız, mevzubahis sevgiliniz de problemden başka bir şey getirmez hayatınıza. Yani love yourself ve be your own hero .
(bkz: kendiniz bir elma olun) -
Annemle babam bu sabah memlekete gittiler cenaze için. Hafta sonuna kadar da gelmeyecekler. Sabahtan beri tek yaptığım duvara boş boş bakmak. Hissizim. Çok yalnız hissediyorum.
Sabah erkenden kalkıp kardeşimi okula hazırlamam gerek, ardından kendi okulum var. Tüm yükler üzerimde yine.
Allahım annemi başımdan eksik etme. Resmen annem olmadan bir hiçim. Şimdiden babamı da özledim... -
Instagram'ımdaki öneriler kısmında çıkan kedi videolarının gösterilmesinin 2 sebebi var bence:
* Kedileri sevdiğimden -çünkü onlar çok minnoş, benden bile minnoşlar- fazlaca kedi videosu izlediğim için,
* Ne kadar yalnız olduğumu Instagram'ın algoritmasının bile anlıyor olmasından.
Başka bir şey demiyorum Sözlük. -
biliyorum bu iş böyle çözülmez, düşünüp durmak içime dert olur. -
yarın 7 saatlik bir otobüs yolculuğum var. şimdiden kötü hissediyorum. -
kafam çekmiyor. -
pişman olacağımı, üzüleceğimi bile bile yapıyorum bazı şeyleri. yapmamam gerek. uzak durmam gerek.
ama en çok kendimden. -
sosyal medya yüzünden an itibari ile psikolojim bozuldu.
tüm okul (bu konuda ciddiyim) yarısı bursa yarısı kapadokya olmak üzere teknik geziye gitti. üstelik teknik gezi 2.sınıflara ait olmasına rağmen 1den tutun da 4lere kadar herkes araya kaynak yaptı. koskoca okulda 10 kişilik caanım proje gurubum kaldı... tüm hafta sonu aptal bi sunumla uğraşırken arkadaşlarımın tophanede çekinmiş selfilerini, kapadokyada kaldıkları muhteşem hamamlı odanın keyfini çıkarışlarını dinlemek hatta görmek zorunda kaldım.
neden ben ? nedennn -
Birine beni artık sevme demek ne kötü bişey..
Ya ben seni isteyerek mi seviyom, kalbim atıyo ki seviyom..
Kalbimimi durduyım napıyım..
Bilmeden seviyom zaten, sevdiysem özür dilerim bilmeden.. -
111588 iyi değilim sözlük hiç iyi değilim. sinir ve şeker krizi hala geçmedi, etkisi devam ediyor. -
(bkz: #93443) iş bu entryde belirttiğim gibi bir ayrılık yaşandı. Kendisi ile tam altı ay yedi gün sonunda ilk kez konuştuk. İçime kovalar dolusu su serpti. Özlemiş beni, çok seviyormuş hâlâ, bitirememiş. Aylar sonra bazı çiçekler açtı içimde, bahara dair umutlarım yeşerdi. Uzun zaman sonra bu gece biraz da olsa mutlu uyuyacağım. Fakat hiçbir şey tamam değil henüz.
Birbirimize hâlâ çok kırgınız. Ona da söyledim; belki çok bencilce gelecek ama sana dair en ufak fikrim yoktu, ben yalnızca benim çektiğim acıyı gördüm. Bana bir bardak almıştın, üzerinde “iyi ki varsın!” yazıyordu. Kendimi sorguladım. “İyi ki mi varım? Niye varım?” Özgüvenim yavaş yavaş can verdi.
“Benim arkamda kocaman bir dağ vardı. Benim yıllarca ilmek ilmek çalışıp didinip diktiğim dağım yıkıldı. Benim dağım niye yıkılsın ki?” dedim.
“Öyle anlar var ki içim çekiliyor. Ne zaman bir şey olsa, canım sıkkın olsa yahut neşelensem ilk seni arardım. Ben hep sana koştum. Ama bu süreçte beni ıssız bıraktın.”
Paramparça olmuşuz ikimiz de. Benim böyle olduğumu biliyorduk da onun da benden çok farklı olmadığını öğrenmek iyi geldi. Belki de hayatımda ilk defa onun kötülüğünü istedim. Üzülsün, özlesin, en az benim kadar sürünsün istedim. Sürünsün ki birbirimizi tekrar bulalım istedim. Bilmiyorum belki de sağlıklı bir düşünce değil bu ama tüm olanlara kayıtsız kalmasındansa bensizliği iyi yaşamasın istedim.
Şimdi her şey çok başka. Hiç olmadığımız bir konumdayız. Eski samimiyetimizi kaybetmiş olmanın fikri bile kahrediyor. Kocaman bir belirsizliğin içinden çıktığımıza seviniyorum. Ama diğer yandan bambaşka bir bilinmezin ortasına düşen kalbi paramparça iki çocuğuz hâlâ. -
panjurumu yarım açık bırakmıştım haftaiçi, yağmurdan sonra gökyüzüne bakmak için..
iki gün önce küçücük bi örümcek geldi, o yarım panjura ağ kurmaya başladı..
o kadar sabırla tek tek kuruyo ki ağını, rüzgar müzgar hak getire, biraz uçuşup geri geliyo, devam ediyo sabırla..
oturup izliyom, nasıl bu kadar sabırlı oluyo diye..
anamlara falanda söyledim, kimse ellemesin o panjuru, günah dedim.
az önce yine çıktım balkona, baktım orada, mutlu oldum.
haftaiçi çalıştığımdan, normalde pazar uykumu ve kahvaltımı hiç bişeyin bozmasına izin vermem..
ama gittim az önce çıkıp bi tane daha güneşlik perde astım.
o panjur kapanmıcak, onun evi bozulmıcak.
normalde dalga geçinebilincek bişey belki ama, yeni evcil hayvanımmı oldu acaba diye düşünüyom.. (bkz: swh) -
şu an söylemek istediğim ama anlatamayacağım kadar, bir yandan da hüzünlü, hiç olmamıştım. galiba kaynağı bu sefer somut olduğu için. şu an öyle bir havadayım ki. ne dargınlık ne başkası. hiçbir şey kalmadı. kimseye. kendime de. -
Bir insan gün içerisinde, bazen arabada giderken, sokakta yürürken, kötü haberleri izlerken... "şimdi ölsem birden, tam kalbimin sağ tarafına ya da beynime yan taraftan bir şey saplansa da o an hiçbir şeyi düşünmeyim sadece büyük bir rahatlama ve huzurla 'oh be! Ölüyorum sonunda' gibi bir şey deyip gitsem öbür tarafa; ne güzel de olurdu" diye düşünür mü? Ancak umutsuz, hayattan hiçbir beklentisi olmayan kişiler düşünür değil mi?
Ben düşünüyorum. Bugün de düşündüm, arabada önümüzdeki tırı bir hızla sollamaya çalışırken. Şimdi bunu birilerine desen ya başlar işin psikiyatrik kısmından ya dini kısmından ya da diğer "sırf bir şeyler demek için diyeyim" havasındaki kısımlardan. Ona kadar saplatanız da üstümdeki cesaretsizliği alsanız? -
manevi huzuru çok özledim ama kendi ördüğüm duvarları aşıp kavuşamıyorum. bomboş hissediyorum -
Soru grubunda bu saatte soru çözüyorlar, sırf bu yüzden ayrılabilirim. Bu kadar çok çalışanları gördükçe sinirlerim bozuluyor. -
İllegal işler yapmak istiyorum.
...ama öğreneceğim. Kumarbazlığı, itliği, hergeleliği... -
Sanırım yeni başlangıçlara ihtiyacım var. Konusu kişisi ötesi berisi farketmeden sadece kafamı dağıtabileceğim yeni bir şeyler. Çünkü boğuluyorum artık. -
Kafamın içi mecidiyeköy viyadük, ben ise oraya sürgün edilmiş bir trafik polisiyim bugün. -
bugün patronlara ayrı bi kızdım.
sabahın köründe kalktım geldim işe, kapının ordaki güvenlik kulübesinde olduğumuz için diyer insanlardan erken geliyoz zaten. gelmeden, sabah namazı bile okunmadan uğrayıp anamın elini öptüm, dün gece aldığım çiçeğini verdim.
sevdiceğime yazdım.
geldiğim gibi ilk fırsatta sözlükteki arkadaşlarımın kadınlar gününü kutladım.
gün güzel başladı kısacası.
öğle yemeği oldu, ana bizim iki yemekçi ablaya kucak dolusu bin tane çiçek vermişler, ablalar onları kadın çalışanlara dağıtıyo..
ne güzel dedim, gittim yardım lazımmı diye sordum.
bizim mühendis tayfa gri tişört giyiyo(marka basılı arkasında), diyer üretimdeki ustalar işçiler falan lacivert tişört (yine marka basılı) giyiyo.
mühendisler için çiçekler şekilli şüküllü, diyer işçiler için solmuş gitmiş çiçekler var.
ya dedim bu ney böyle, böyle adaletsizlikmi olur dedim, ablalarda patronlar öyle istediler, işimizden etme bizi dediler.
çok kızdım çok.
servis zili çalsın, inadına tüm kadın işçilerin dünya kadınlar gününü tek tek kutlıcam özelliklen.
