blog sözlük itiraf
-
Ay ay ay ay ay ay heyecanliyimmmmmm. -
Projem için çok heyecanlıyım. Her şey o kadar içime sindi ki. İlk kez proje yaparken eğlendim. Özellikle peyzaj kısmıyla uğraşmaya bayılıyorum '*' inşallah hocam da beğenir -
şu bir gerçek ki çocuğunu boşvermiş bir veliyi ben de boşveriyorum. ki ben okulda en ilgili öğretmenlerden biriyim. bunu övünmek için söylemiyorum.
şunun için: veliler, çocuğunuza sahip çıkın. deli etmeyin adamı. ya kadın tamam mı, eşinden ayrılma aşamasında, borç harç, falan fistan. e iyi de anne kadını çocuğunu niye boşveriyorsun. tek yapacağın iş eve gelince defterini açıp çocuğunun ödevini yapıp yapmadığını kontrol etmek. bir köşede aman kocam şöyle kaynanam böyle diye ağlayacağına otur da iki kelime çocuğunla sohbet et.
çok sinir oluyorum ya. bu çocuğun sözlü notlarını da diğer sınıf arkadaşları gibi yüksek veriyorum. ama yine de bu onu kurtaramaz ne yazık ki, biliyorum. annede bu kafa olduktan sonra kendisi de, çocukları da daha çok rezil olur.
veliler. çıldırtmayın adamı. çocuklarınızla ilgilenin. çocuğunuza sahip çıkın ya. onların okulda, sokakta ne işler çevirdiğinden haberiniz var mı?..
bu yazımı okuyan velilier. bakın.. lütfen.. -
bilgisayar başında geçirilecek büyük bir güne hazırlıyorum kendimi. not girişleri, devamsızlık, okunan kitaplar-ki bu kitap olayına bir girince içinden nasıl çıkacağım gerçekten bilemiyorum- başka da bir şey yok. arada biraz da blogsözlüğüme takılırım.
ama bu üç işi bugün içinde bitirebilirsem acayip rahatlayacağım. dönem sonu yaklaşıyor, öğretmenlerde bir telâş '*''*''*' -
son yetmis iki saatte dokuz saat uyuyabildim. ee simdi bundan size ne. ancak sizi ilgilendiren herhangi bir konu olmadigindan. sizi ilgilendirmeyen baska bir konuya baglayacagim. ve bu sekilde. bizi ilgilendirmeyen bir seyle baslayip bizi ilgilendirmeyen seylerle suren ve bizi ilgilendirmeyen nihayetlere ulasan ne kadar cok sey okuyoruz. insan ilgili bir varlik. ilgisiz kalabilmek oldukca zor. iliskisiz oldugumuz onca seye duyulan merak da dusunuldugunde. iliskili olmamak bile ilginin sinirini daraltamiyor. hatta. bir yandan su dusunce de kafamdan gecmiyor degil. iliskisiz oldugumuz seylere gore iliskimiz olan seylere daha az ilgiliyiz. aslinda hayatta kalma gudusu filan dusunuldugunde. insan iliski alaninin disina ancak zevk icin cikabilmeli. peki iliskisiz oldugumuz seyler hakkinda bilgi edinmek ya da en azindan haberdar olmak. gizli yahut aciktan bir haz mi veriyor. bilmiyorum. ayni zamanda bunu bilmeye ihtiyac da duymuyorum. ama ilgileniyorum. ister istemez. dusunmek. hem de normalden daha fazla. uyuyamamanin kazandirdigi vakit yordamiyla bile olsa. iliskisiz oldugumuz alanlarin kapisini ardina kadar aciyor. iliskisiz oldugumuz seylere karsi duyulan ilgi. tabii ki bu kapilari zorlayan. ve acan. ne kadar i harfi kullandim. daha fazla ilgi ya da iliski yazmak istemiyorum. ayni zamanda. en azindan. bazi olumsuzluklar. hayata ancak bir i kadar etki edebiliyor diyerek. seviniyorum. sevincli olmak icin bu kadar az sebebin oldugu bir zaman araligindan gecerken. i harfinden bile sevinc cikariyorum.
iki adet kimseyi ilgilendirmeyen sonuca ulastik bile. son yetmis iki saatte dokuz saat uyumam. ve daha az sevinebildigim bir surecten geciyor olmam. ufacik bir tavsiye. herhangi sey okurken. direkt olarak sonuclar ile ilgileniyorsaniz. sadece basini ve sonunu okuyun. basi ya da sonu nasil belirleyecegiz diye aklindan gecen olursa. hepsini okuma tavsiyesinde bulunurum. en azindan bir seyin basini ya da sonunu govdesinden ayirabilecek zamana gelene kadar. ucuncu bir sonuca daha vardik. asiri gereksiz yerlerde. yine kimseyi ilgilendirmeyen tavsiyeler veriyorum. sanki cok biliyormusum gibi. ancak kimse cok bilmiyor. yasamak yordamiyla tesadufen ogrendiklerimizi. paylasiyoruz.
neyse. yetmis iki saatte maksimum otuz alti saat dusunmem gerekirken. yirmi yedi saat daha az uyuyabildigim icin. yirmi yedi saat daha fazla dusunmek zorunda kaldim. buradaki dusunmek. sadece o konuya odaklanmak olabilecegi gibi. aklin bir kosesine takilmak ya da akildan gecmek seklinde de olabilir. hatta istem disi gorulen bir nesneden yola cikarak. yine ayni dusunceye ulasma suresini de kapsiyor. nereden baksak. bu saf bir yirmi saat fazladan. herhangi sekilde. o dusunceye maruz kaldigimi gosterir. artik maruz kalmak diyorum. cunku istedigim ilk sey degil. ancak ihtiyac da duydugum bir sey. cunku sevdigim bir sey degil. ancak sevmekten vazgecebildigim bir sey de degil. ote yandan. fazladan yirmi saat dusunmek zorunda kalsam bile. aciklamakta zorlandigim bir dusunce. uykuyu. en kiymetli kacis mekanizmasi olarak gormeye basladigim ilk okul zamanlarindan beri. ki o zamanlar uyuyakalmak. hastalik ya da diger etkiler ile yarisabilir haldeydi. iste o zamanlardan beri. gereken kiymeti verdigimi dusunuyorum. simdi. bu cagda. geldigim yasta. ve sahip olmaya calistigim dusunce sisteminde. elde kalan tek seyin uyku olmasi gercegine ragmen. uyuyamiyorum. kisacasi. ya cok uyuyalim. ya az sevelim. ya da turkcedeki en sevdigim cekimi kullanayim. sevmekteyim. -
Futbol deyince aklıma hep eğitimsiz, "saldırgan", küfürbaz, boş ve gereksiz, tek derdi futbol olan, cinselliğini bile futbolla yaşayan insanlar aklıma geliyor. Tabiki istisnaları var.'*' Kadın taraftarları ayrıca anlamıyorum.
Bende yok o duygu. Yok yani. Ben futbolla ilgileniyor olsaydım, kolamı cipsimi alır sakin sakin izlerdim maçımı herhalde.'*' Para verip stadyuma gidip mal gibi teknik direktöre yabancı madde atmazdım. Olmazdı yani.
Aman neyse, hep demişimdir biz konuşuruz, bağırırız, böğürürüz(!) parayı başkaları kazanır. Sen de öyle evine kuzu kuzu dönersin sesin kısılmış kulakların çınlar vaziyette.'*' -
İlk defa bir sözlüğe üye oldum ve siteyi incelerken gelen-giden kısmında kendimi herkese açık bir biçimde sergilerken buldum bu beni biraz üzdü -
bu aralar canım çok sıkkın. 3-4 ay eve gitmedim inattan ötürü. çalışmaya başladım, çok bişey değil ama kendi harçlığımı ve tüm giderlerimi karşılıyorum elimde kalan 2-3 kuruş parayıda son bir aydır bahislerde kaybediyorum. eve gelmediğim dönem okulu saldım derslerin çoğundan devamsızlıktan kaldım sayılır. zaten iki yıllık sikik bir bölüm. çok kararsızım okulu bırakıp askere gitmeyi dahi düşünüyorum. bir çıkış yolu olsa keşke. kendimi kafamı dinleyebildiği tek vakit dumanlı saatler oluyor başka yok. böyle nereye kadar devam edecek sorusu günün her anında içimi kemiriyor. böyle nereye kadar devam edecek? -
10 mayısta nina zilli istanbula geliyor, tabi arif yine gidemiyor. üstelik orta ön sahne 108₺. -
biraz sonra bu kapıdan son kez çıkıp yine kendimi vuracağım. -
hergün bir iş yaparken shape of you dinliyorum.
(bkz: shape of you) -
Yıllar yıllar sonra diş doktoruna gittim. Neden? Çünkü arkadaki bir dişim birden ağrımaya başladı. Devlet hastanesindeki çekebiliriz dedi, çünkü kendisi çekme ve dolgu işlemi dışında işlem yapmıyormuş. Önce ilaç verelim dedi iltihap olabilir gibi. Bir de ağrı kesici verdi. Ama bilemiyorum sözlük. Gecenin 4:45'inde zonk diye kalkmama sebep olan bir ağrı? 5'e kadar bekleyip ilaç içip sonra yavaşça azalan ama devam eden bir ağrı? Ve beni 7'de tekrar uyandıran bir ağrı?
Sonra tekrar gittim, oradaki doktora gülmemek için zor tuttup kendimi. Merdiven altı yerler gibi adeta.'*' Sonra acaba kanal tedavisi mi olsak dedik ve özel doktora gittim.
Hani o iğrenç bir ince yontma(!) sesi çıkartan alet var ya, bütün anılarımı geri getirdi. Epey bir yontu ki zaten dolgulu bir dişimdi. Ve bana iltihap, o verilen ilaçları kullan, Cuma günü kontrol edelim ona göre işleme devam edelim dedi.
Ben içimden "oh my god!!! şu anda sinirlerime kadar açık bir ağrılı bir dişle eskisinden beter oldu durum!" dedim. Bu gece bana uyku yok yine galiba. Pazar gününden beri çekiyorum. 2 hafta da böyle gidecek. Hiçbir şey yapamıyorum, resmen dondu hayatım.
Şu anda sadece bu diş yüzünden ölmek istiyorum. Beni bir de güneş doğarken, sabah ezanları vaktinde görmelisiniz bence. Nasıl kıvranıyorum, nasıl kıvranıyorum... anlatamam.'*''*' -
bir işe başlarken adam örnek vererek yapar.ben de aynı örneği uygularım. -
23 nisan'da okulcak kopacağız arkadaşlar. klavyede ruk :)
buyurun gelin hepiniz davetlimsiniz :))
(bkz: gaziantep şehitkamil ilçesi edebali ilkokulu) -
Giderek daha derine çekiliyorum. Dibe batmak üzereyim ve elimden hiçbir şey gelmiyor. Giderek kapılıyorum akıntıya. Ve yavaş yavaş nefes almak isterken ciğerlerime su doluyor. Canım yanıyor giderek ve hissizleşmeye başlıyorum. Ve işin en kötü tarafı dipte basıp kendimi yüzeye itebileceğim bir taş yok. Çamur ve saplanıp kalıcam. -
şu an tuvalete gitmeye üşeniyorum. -
Ders çalışmamak, çizim yapmamak, eskiz yapmamak için bahaneye ihtiyacım var ama bahanem yok. Bu yüzden yakınımda kim varsa kimi kendime yakın hissediyorsam mesaj atıp darlıyorum. Amacım muhabbetleri sarsın beni oyalasınlar. Ama hepsi anlaşmış gibi 1 2 kelimeyle beni geçiştirip bilgisayarın başına yolluyorlar. Şimdi de gidip anneme zırlayacağım -
Başka yerde arama, başka yerde bulursun. -
gün sabaha yakın. günlerden işte. sabaha karşı. ancak aydınlanabilecek ortalık. birazdan bir tren sesi çalınır kulaklara. sonra nüfuz eder bünyeye. zihinde zuhur eder hatta. insanlar çalışıyor olmalı şeklinde. yoksa. aydınlığı kovalarcasına hareket eden trenler. neden.
gün dediysek. öyle dilimlenmiş zamandan bahsetmiyoruz. güneşin hareketleri filan. gezegenlerin attığı voltalar. bunlar olmamalı ki günü gün yapan ya da bir şekilde anlamlı kılan. daha bilmem ne şeyler arıyoruz. zamandan bile daha bilmem ne şeyler. hatta. bütün tarihe saygısızlık ederek. bilimi de hiçe sayıyoruz. mısırlılardan bize ne ki. eğer. uyanmakta zorlanıyorsak. hatta ve hatta. hayat ne ki. sayabildiğin kadar dün. hissedebildiğin kadar gün. ve hayal edebildiğin kadar yarın. bunlar filan da önemli değil şimdi. iki ciğerimin tam ortası ağrıyor. hem de nasıl. her nefeste bile değil. daha da. sanki bütün sinir hücreleri miyelin çekmiş üzerlerine. depolarizasyondan öleceğim. belki de aradığımız o bilmem ne şeyler. sinapsların herhangi bir köşesinde. yani. bir nefesten daha kısa sürelik periyotlar ile acı çekmek. günü gün yapan şey olabilir. dünü hatırlatan. o saçma hayallere güç veren. sahiden de. hayaller acıdan beslenir. altına da önemli birinin imzası şeklinde saçma sapan bir sosyal medya paylaşımı tam da burada göz önüne gelebilir. ayrıca gün üzerine düşünmeyi gereksiz bulduğum lise zamanlarında. bana aşırı nazik şekilde biyoloji öğretmeye çalışan ayşegül hanımefendi. sinir hücresini çizdiğiniz şekliyle hatırlıyorum. ne vakit bir yerim ağrısa. gözümün önüne gelir. o dentrit. akson filan. teşekkür ederiz. ziyadesiyle. ancak halen. daha güzel bir şekle sahip olduğunu düşünüyorum. içten içe. neyse.
gün kabul ediyor mu şimdi. kendine atfedilen isimleri. sınırları. sıfatları. zarfları. artık bu atfetme işi nereye kadar uzanırsa. neler bahşedilebilirse. karşılıklılık esasına da dayanabilir. yine de günden beklentisi olan insan. ya da çevredeki herhangi şey. hatta. aşırı uzakta. temasın ne olduğunu bilmeyenler. bekliyorsa bir şey. günden. bu biraz vahim. biraz elim. biraz da naçiz bir durum. bu üçünün aynı anda vuku bulduğu haller için ben gün beklemek diyorum. hamile olsaydım. hamile birini tanısaydım. askere gitseydim. askere giden birini tanısaydım. belki de bambaşka bir şeye bürünecekti gün beklemek. ancak. şimdilik. üç durumun aynı anda. aynı yerde. ve aynı ölçekte toplanması olayı. yani iki birim naçiz iken bir şey. üç birim elim. bir birim de vahimse. o zaten elim yoğunluğundan. elimdir. gereksiz açıklamalar filan. kısacası. gün kabul etmese de. gülünç de bulsa. ne bileyim. sinirlense mesela. oralı olmasa. ne yapacağını bilmese dahi. bir takım yüklemelerin dahil olduğu bir gün beklemekteyim.
gün aydınlandı. ancak tren halen geçmedi. birazdan gürültüye bezenmekten öteye gidemeyecek gün. insanların çalışmadığı bir tane olmalı. yoksa geçerdi. çünkü son dört karanlığın tam da aydınlığa ulaştığı zamanda tren geçmişti. her zaman olan şeyler olmadığında. ya da her zaman olmayan şeyler olduğunda. bunun farkına varmak aşırı kolay. o kadar kolay ki işte. on yıllarca takip ettiğiniz patikanın bambaşka yere çıkmasını fark etmek gibi. aslında. her zaman olan şeylerin olmaması ile. her zaman olmayan şeylerin olması. birbirinin aynısı. bunun farkına varmak ise. hem her zaman olan bir şeyin olmaması. hem de hiç olmayan bir şeyin oluvermesi. bu durum. kişiyi ister istemez. olumsuzluk eklerine karşı bir güvensizlik haline itse. dahası bu güvensizlik hali temelini bu eklerin gereksizliğinden alsa. bile. herhangi şeyin gereksizliğini. onu kullanmadan izah etmek bir nebze zor olacaksa. kendimizi neden yoralım. yine de istese. mesela dese ki. bundan sonra olumsuzluk eki kullanma. yazarken de değil. hayatın her aşamasında. kullanmam. sahiden. aklından bile geçirme dese. aklımı da teslim ederim. ne yapayım.
bazı günlerde. ben bile diyorum ki kendi kendime. yani şimdi ne demek istedim. ya da bunu bu şekilde ifade etmek zorunda mıyım. maalesef. genelde müspet sonuçlara ulaşıyorum. maalesef. kendimi anlatabilmenin başka şeklini bilmiyorum. evimin az ötesinden geçen treni işin içine katmadan günü ikiye ayıramıyorum. belirli ayrımlara tabii tutulmuş gün olmadan. bir takım hislerden bahsedemiyorum. bahsi açılan hisler sayesinde de ne demek istediğimin anlaşılacağını umuyorum. böylece gün bekliyorum. üç keskin olmayan hissi anlık da olsa eşit hizadan görüyorum. tam da bu sırada. hiç olmayan şeyler oluyor. hem de hep olan şeyler olmuyor. ki bu da iç içe geçmiş eşlilik. iki boyutluluk. üç boyutlu bir hayattan geriye kalan tek bir yapayalnız boyutun. iki ciğerin tam ortasındaki sesini duyuyorum. -
seyahat planı. heyecan dorukta. pır pır pır sahiden.
