blog sözlük itiraf

#blog sözlük sırala başlıkta ara
/ 148
  • yazamıyorum sözlük yazamıyorum :( hiç vakit ayıramıyorum :( çok üzülüyorum çok
  • Bu gidişle sigaraya yeniden başlarım :/
  • Uzaklara bakmak diye bir şey kalmadığında anlaşılır belki. Sevmenin kıymeti. Yakınında bir şeyler aramaktan vazgeçtiğinde bir ihtimal. Takıntılı sıfat tamlamalarının tam ortasını sildiğinde. Geriye kalan tamlamadaki eksiklik gibi gözüken sonsuzluk bir nevi. Silinen kısma gelebilecek ihtimallerin takıntısızlığı. Gösterebilir insana. yine aynı kıymeti ki görünmediği halde var olan şeyler söyleyin. Ben de araya bu kıymeti atıvereyim. Sırasıyla yapalım ya da aynı anda. Birlikte. Maksat göstermek de olmasın hatta. Ancak gördüğüne inanan insanlara yardım etmekten ibaret olsun. Yine de fark etmez. Değişmez. Artmaz ya da azalmaz işte. İnsanın cürmü bazı şeylere değer katmaya yetmez. Ve bu insanın cürmü hatta. Kattığından çok değersizleştirmeye yol açabilir kimi zaman. Farklı mevzuularda. Bizim konumuz etkilenmekten münezzeh. Bir cümleye nesne edilemez. Edilgen çatılı fiil dahi olamaz. Sanrıların içine gömülen bir takım zihinlerde bunun tam zıddı bir algı oluşabilir. Ki onlar da sanrıların sebep olduğu algılar ile zehirli fikirler salgılar. Sonra kazanan yine yeni rakı olur. Pansuman niyetine. Mikropları kırsın diye. Bir şekilde ölmeli işte. Sanrılardan damıtılan algılar.

    Doğa olaylarından yola çıkmazsak belki. Her şey bu kadar anlamlı gelmezse bir gün. Sebep olacağımız bir şey kalmazsa hatta. Taşı sıktığımızda elimiz ağrırsa. Topraktan geriye ancak rengi kalırsa. Gecenin tam ortasında minicik beyaz bir ışık bile yanmazsa. Gökkuşakları uğurlamazsa yağmuları. Dokuzuncu kattan aşağı düşerse damlalar. Tek kibritlik kükürt bile bulunamazsa ocaklarda. Ölürüz belki de kim bilir.

    Yaşamaksa ölmenin zıddı. Nefes almaksa bedeni cesetten ayıran. Gülmekse eğer insana değer katan. parmağının ucunu kesmekse hissetme refleksi. Ve göz kenarlarını kaşımaksa ihtiyaç. Ölüyüz belki de kim bilir.

    Kim karar verebilir ki bütün bunlara. Kendimiz bile değil. Çevremiz. Hiç değil. İki mahalle ötedekiler belki. Selayı duyabildikleri ölçüde yaşayan somyanın kenarına diz çökmüş insanlar. En çok perdelerin hakkıdır karar vermek. Aylarca açılmayan bir tanesi karar verebilir. Her sabah şahane ezgiler eşliğinde açılanlar caka satabilir. Havanın durumuna duyulan merak. Kişinin ehliyetini ele verebilir. Yıllanmış semtlerin köhne sakinleri. Sizi umursamıyor dahi olabilir. Bağıramıyorsak bunları bu denli. Geç kalmışlığın mahiyeti anlaşılamıyorsa bir türlü. Farkına bile varamıyorsak etkisizliğin. Fark etmez belki de. Ne denir.

    Tespit etmek cefalı. Bilmek acıklı. Yine de gülmek yapışmışsa ruha bir kere. Patavatsızlık işte. Elden ne gelir.

    Çok şey yazmalı. Çok zaman ayırmalı. Ve bunların hepsi düşünmeden olmalı. Ki düşünmek benliğe yapılmış en büyük ihanet. Zihnin ele geçirdiği bir mevcudiyet. Egemenliğin akla teslim edildiği bir varlık. Yaşamaya ne hacet. Bir kısım ihtimalden akla çarpan üç beşi. Ya umutlandırır insanı. Ya da garabet. Eşsiz bir sonsuzluk sunan kalp orada dururken. Kafatasının içine hapsedilmiş. Zaruri mağlubiyet. Sınırlı hissetmek. Ve inkar etmek. Çift taraflı eziyet.

  • Bitecek
  • İlk okul aşkımla hala görüşüyorum.
  • Ya aslında itiraf değil ama bir yerde bu olaya kahkahalarla gülmem lazım:
    Oda arkadaşlarımdan biri tesettürlü, birkaç aydır konuştuğu bir çocuk var. Bu sabah çocuk twitter hesabından bir şiir paylaşmış, tam hatırlamamakla birlikte şiirin dizelerinden birinde kızın saçlarına dizdiği methiyeler var. Bizim hanım kızımız da bir heves açıp dinledi sabah sabah şiiri. Bir süre sonra "ben kapalıyım allah'ın cezası, niye böyke şeyler paylaşıyosun!" Krizlerine girdi. şimdi bakırköy akıl ve ruh sağlığı hastanesi'nden yazıyorum işte. Durumu iyi, üç ay yatışını verdiler şimdi hahahahhaha
  • ...aslında tam olarak öyle değil.
    bak sözlük, ben işaretlere göre yaşayan bir insanım. benim işaretlerim vardır, beni yönlendirir. huk'u nisyan semalarına uğurlarken de benzer işaretlerden yararlanmıştım. d&r'dan içeri giriyordum, "eğer Allahım huk'la yakınlaşmamı istemiyorsan mağazada huk'un kitabı kalmamış olsun." sonra baktım, kitabı tükenmiş. emin olmak için hem sistemden arattım, hem satış personeline sordum. kitap kalmamıştı. ben de ""herhalde Rabbim hukla ruk'un hikayesine razı gelmiyor" diyerek unuttum.bitti gitti.

    sonra, kafamın çok karışık, moralimin bozuk olduğu geçen haftaya dönelim. bakın arkadaşlar, vecihi'yi hayvan gibi sevdiğim mâlumunuz. blog sözlük şifremi, bilmediğim random şekilde değiştirdim. blog sözlükte kayıtlı mail adresimi de aynı şekilde. sonra benzer bir oyun; "eğer Allahım, vecihiyle yakınlığıma razı oluyorsan bir şekilde blog sözlüğe geri dönebileyim. yoksa mail hesabımı da, blog sözlük profilimi de geri kurtarmam mümkün olmasın."

    4-5 günlük bir kafa dinginliğinin ardından bir iki ex-account hamlesiyle, gördüğünüz gibi mailimi kurtarabilip, sözlüğe geri dönüş yapabildim. bundan şu anlamı çıkarıyorum: boşverin, anlayan anlamıştır :)

    bir daha asla sözlüğü terk etmeyeceğim. güzel şeyler olacak Allah'ın izniyle. hem, içim öyle rahat ki, cevabını kendi kendime bulamadığım soruların ilahi bir dokunuşla çözülüşünün inanılmaz hafifliğini yaşıyorum.

    sizleri, sözlüğümü ama en çok da vecihimi seviyorum be. seviyorum be. duysun dağlar taşlar. çookk..
    '*''*''*''*'
  • geldimmm sözlükk..
    seviyorum seni ;)

    (bkz: hugs hugs hugs hugs hugs hugs)
    (bkz: ♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥)
  • kalabalık olmayan zamanlarda sokağa çıkmaktan korkardım. Sonra büyüdük. Benimle birlikte on milyonlarca insanla birlikte. İstediğimiz vakitlerde sokağa çıkabilir hale geldik. Sonra çok sevdim. Kalabalık olmayan zamanlarda sokağa çıkmayı. Gecenin bir vakti. Sabahın körü. Kimsesiz karanlıkların kalabalıklaşmasını seyrettim. Kimi zaman dahil de oldum. Gün doğumları karşıladım. Sakinliği günün telaşına uğurladım. Daha az korkmaya başladım. Çünkü korkuya yer kalmadı ruhumda. Çok üzüldüm. Çok sevindim. Ve birtakım başka şeyler. Bütün alanı kapladı. Belki de tekrardan. Kalabalık olmayan zamanlarda sokağa çıkmaktan korkmak istedim. Başaramadım.

    Dördü kırk geçe çıktım evden. Doğuya doğru yürüdüm. Yürüdüm. Kendi imkanlarım ölçüsünde. Güneşi daha erken görme isteğine engel olamadım. Bazen karanlığa duyulan nefret. Doğuya sürükler. Daha da doğuya hatta. Bütün ömür boyunca tek bir ışınlanma hakkı olsa. Bir karanlıktan herhangi aydınlığa ulaşmak için feda etmeyi göze aldırabilecek kadar nefret. Ve uzun süre sonra nefreti hissetmek. Sevmemekte kalmalı her şey. En kötü ihtimalde. Nefret dediğin karanlık. Karanlığın yol açtığı nefret. Hissetmemek.

    Beş buçuğa doğru ortalığın yeterince aydınlandığına ikna oldum. En yakınımdaki kaldırım taşına oturdum. Bir sigara sardım. Aniden ışığa maruz kalan gözlerime dumanın şokunu da ekledim. Bir miktar ağladım. En son ne zaman gözyaşları içerisinde bir günü karşıladım ki diyerek. Bu durumu o kadar da umursamadım. Kalktım yoluma devam ettim.

    Beşi kırktan fazla geçerken. Bir nehir kenarına medeniyetten sonra ulaştım. Bir sandalyeye oturdum. Bir sigara daha sardım. Kibritimi çaktım. Daha tütüne değmeden ateş. Kalabalık olmayan zamanlarda sokağa çıkmaktan korktuğumu hatırladım. Belli belirsiz gülümsedim. Sigaramı yaktım. Telefonumu aldım. Nefret ettiğimi de o zaman anladım.
  • Sanmak, sarmak ve usanmak.
    Olacak sanıp, sarıldığının senden usanması sınavı.
    Geçecek sanıp, sınandığınla olan savaşı,
    Savaşmaktan usanmak.

    Usanmak iyi mi, kötü mü usanmak? Karar veremiyorum. Sarılmak iyi bir şey ama, sarılmayı özledim.
  • Instagram'daki önerilen kişilerden başka birine ulaştım. Ne alakaysa artık birbirlerini tanıyorlarmış. Ulaştığım diğer kişi de benim "diğerleri" diye tanımladığım gruptan biri. Sonra onun fotoğraflarına bakarken bir de ne göreyim? Gebze'de gördüğüm bir başka kişiyle arkadaş çıktılar.

    Yahu, vallahi kafayı yiyeceğim en sonunda. Sanki bütün hepsi birbirini tanıyor ya da birbiriyle sevişmiş yatmış bir haltlar yemişler de ben hepsinden kaçmış ve yalnız kalmışım gibi hissediyorum. Ki öyle de.

    Bunun ne faydası var biliyor musun Sözlük? Geriye bakınca daha az keşke bırakmış oluyor insan. Zararı da var tabi: Yalnız olmak.
  • Bazen bir konu canımı sıktığında o konuyla ilgili düşünürken kendimi bir noktaya boş boş bakarken buluyorum. Sonra ben Bir şeye canımı sıkıyordum neydi o diye düşünüyorum. Düşünme işte. Unutmuşsun ne güzel. Huzurun tadını çıkar değil mi? Değil. İşte can sıkıntımın ne olduğunu hatırlayamazsam da huzursuz oluyorum. Böyle mideme bir sis oturuyor sanki. Unutmuşsun işte. Bırak unuttuğun yerde kalsın. Hatırlamaya çalışırken de huzursuz oluyorum hatırlayınca da. Aman beee.
  • Biriyle tanıştım, ama diğer şahs-ı muhteremi unutamıyorum, o bunu bilmiyor. Ne yapacağım sözlük?
  • intravenozask ile aynı kaderi yaşayacağım. Gelecek cumartesi son okul kursum. Çok üzülüyorum. kapatmayın be şu kursu hocam. iki üç hafta daha ver.
  • Bazi seyler icin gec kaldigimi hissediyorum. Aslinda hissetmekten de ote, gec kaldigimi biliyorum.
  • ders çalışamıyorum.
    Zaten ders çalışmayı da sevmiyorum.
  • buradan kime sesleneceğimi tam olarak bilmiyorum ama lütfen evimizin etrafını rahat bırakın artık, biz mahallecek yolundan da kaldırımından da memnunuz neden sürekli bir şeyleri değiştiriyorsunuz? yıldım..
  • Boydan boya sırt fermuarı olan bir tulum giydim. İnsan fermuarı çekemeyince anlıyor ne kadar yalnız olduğunu hajdjajjskaka

    Edit: yine yazım hatası yapmışım, hiç editlemediğim bir girdim var mı acaba ya:(
  • Eski sevgilimden sınavları bahane ederek ayrılmamın asıl sebebi başka birine aşık olduğumu düşünmemdi. Yalan söylemenin ve terk etmenin cezasını şu an çok ağır ödüyorum.
  • Kara sinek beniiiim!
    Espirisini açıklayan sözlük kullanıcısı der ki: burada kara murat benim gibi bir giriş yapmaya çalışmıştım. Dıdımtısss.
/ 148