blog sözlük itiraf

#blog sözlük sırala başlıkta ara
/ 107
808 entry daha

  • İnsanların gelip filtre kahve almasına ya da orta boy bir white chocolate mocha almasına üzülüyorum sevgili sözlük. Çünkü filtre kahve bence dışarıda içilmemesi gereken bir kahve. Ve Starbucks çok rahat kazanıyor ondan. White chocolate mocha ise para verilmemesi gereken bir içecek; ama böyle mağazayı kapatmak üzere gelen bir kesim var akşam üzeri. Onlar neler içiyor bilsen Sözlük. Birkaç içecek ve 100₺. Aman Allahım. Ben molamda mesela flat white içiyorum. Ya da latte. Mümkünse sıfır köpükle ve 50 derece. Bir de böyle sütünü 90 derecelere kadar çıkarmamızı isteyenler oluyor. Ekstra sıcak olan 72 derece bile çokken, üzülüyorum. Şimdi diyeceksin ki onca zaman yazmadın, geldin itiraf ettiğin şeye bak. Onca zamanımın çoğu bunlarla geçti sanırım. Ondan.
  • O kadar çok korkuyorum ki herkesten her şeyden sözlük.

    Artık bir şeyler değişmeli. Tüm bu kısır döngüden artık çok sıkıldım. Hâlâ 5 sene öncesinin problemlerini konuşuyoruz.

    Çözülmüyor işte dükkanı kapatıp gidin be azizim. Her şey söylenmiyor sözlükçüm. Biz de burada tükene tükene sonunda yok olup gideceğiz.
  • Düşüyorum. Tam kalktım şimdi oldu derken bir daha. Birgün ya tam kalkacağım ya da bir düşüş sonrasında asla kalkmayacağım. Çevremde mutlu olmam için gözümün içine bakan, iyi olduğuma inandırmak isteyen insanlar var. Onlardan utanıyorum. Ama tüm olumlu şeyler arasında bir kurt düşüyor içime, ruhumla besliyorum bu kurdu. Kalbin varlığını heyecan, stres, mi dışında sızlarken de hissedebiliyoruz, çok ilginç. İnsanın en büyük yarasını kendisinin açması da çok ilginç. Kadere inanmasam aklımı kaybedeceğim. Allahım artık büyümek istiyorum. Mesleğe atılmaya, hayatımın kendi sırtımda yükselmesine 1.5 yıl kaldı şurada. Korkudan titriyorum ben. Duyguların hayatin temellerini atmada yegane temel olamayacağını da keşfettim ama uygulamada ömrümü sağıyor. Artık günlük yok, sözlük var.
  • Bazen mod'ların beğenmediğim entarilerini eksilemek istiyorum ama kimin eksilediğini görme yetkilerinin olup olmadığını bilmediğimden vazgeçiyorum.
  • çook mutluyum valla, bugün benim günüm olduuuu!
  • son iki gündür ekstra yorgunluk ve stres içerisimdeyim annem hasta olduğu için. küçüklüğümden beri pek anlaşamasak da bu döngü üniversiteyi kazanmamla bozuldu. üstüne zorunlu başka bir (aile!) evine göçümle kuvvetlendi. iki gündür evin işini ben yaptığımdan ve güçsüz bir vücudum olduğundan yorgunluğum hemen anlaşılıyor. annem ise ; "çok yoruldun annem, vicdan azabı çekiyorum seni böyle görünce" dedi. o kadar yüreğimi burktu ki bu cümlesi.. "annecim neden öyle diyorsun, 20 yıldır sen bize yapıyorsun, şimdi de ben yapayım" dedim ama ne kadar tatmin etti onu bilemem. anne nefesmiş bunu anladım. canını ne kadar yaksa da görünmez bir elmiş hayatının her anında. ara ara aklıma kötü senaryolar geliyor "rabbim sen koru" diyerek savuşturuyorum. gerçekten nefesmiş anne ne yapsa da. tamam ben ev işlerine alışkınım ama annemin yaptığının yanında bir hiçmiş benimki. ne kadar bilsem de, yapsam da. Allah annelerimizi başımızdan eksik etmesin gerçekten..
  • Bugün istifa dilekçemi yazdım. Yarın da starbucks'da son günüm. Haftaya makine mühendisi olarak asıl yoluma devam edeceğim hayırlısıyla inşallah. Yalnız, hala tepkisizim. Ne üzüntü ne mutluluk. Arka tarafta acaba depresyona mı girdim yoksa bu arif ben değilim gibi. '*'

    Yine de saçma sapan isteklerden, emir kipinde "görevlendirmelerden", saçma salak dedikodulu çalışma ortamından, eğitimsiz kişilerin patronum olmasından vb. birçok şeyden uzaklaşıyorum artık. 2 yıl sonra hem de. Blog yazmam lazım ama omuzlarım felaket ağrıyor. Bu satırları anca yazabildim sözlük.
  • ben fark ettim de 4 aydır arkadaşlarımla buluşmayı geçin bir avm'ye bile gitmemişim alışveriş için. tamam ev kuşuyuz dedik de fazla oldu artık. bunaldım kendi kendime eğlenmeye çalışmaktan. ye-ter anlıyon mu ye-ter!!
  • Canım blog sözlüğümü ihmal ettiğimin farkındayım. 1 mart itibari ile kesin dönüş yapacağım. Bağışlayın twitter'ın anaforunda boğuldum :-/
  • dünya o kadar büyük ki onu tamamen deneyimlemeden öleceğim diye çok korkuyorum.
  • Pişman değilim verdiğim hiçbir karardan ama sözlük insan bazı şeyleri değiştiremediğinde çıldırmaya çok yakın oluyor işte.

    Çok fazla ne çok acı var.
  • çocukken ilk bisikletin olduğunda nasıl uyku tutmaz ona binmenin hayaliyle sabahı sabah edersin ya, Kazık kadar adam oldum bu heyecan bisikletteki kadar olmasa da, elektronik herhangi bir alet aldığımda da oluyor. Mesela kıytırık bir powerbank aldım onda bile durum aynı... Ama çevreme de belli etmiyorum, çaktırmadan seviyorum yavrularımı.
  • Ozlemim bazen o kadar yogun oluyor ki sanki elimi havaya dogru sallasam carpacagim, avucumun icine alabilecegim. Alabildigi en somut hali gozyasi oluyor.
  • en yakın arkadaşım beni seviyormuş sözlük. aylardır benimle konuşmamasının sebebi buymuş. ya ben şimdi ne yapayım ha? ben şimdi ne yapayım of
  • tekrar merhaba sözlük. uzun bir aradan sonra yine beraberiz. geçen yıl yine bu tarihte başlamıştı seninle arkadaşlığımız. birlikte epey paylaşımımız olmuştu. aradan geçen bu süre içinde hayatımda pek önemli değişiklik olmadı. korona belası da hâlen devam ediyor ne yazıkki. geçen yıl bu zamanlar buralar cıvıl cıvıldı hatırlarsın, bahar sözlüğü sarmıştı âdeta. şimdi bakıyorum da deyim yerindeyse in cin top oynuyor. seninle kaldığımız yerden devam edebilir miyiz bilinmez, ama en azından şimdilik buralardayım sözlük..
  • Kendime söz veriyorum..

    Bundan sonra blog sözlük dışında internette karşıma çıkan kişilerle asla konuşmayacağım.

    Niye sadece blog sözlük? Çünkü burası benim evim, buradakiler de ailem gibiler. Hep güvendim, hiç yanılmadım ve hiç pişman olmadım blog sözlükte bulunduğuma.

    Yemin ediyorum başka platformlardakileri insan yurduna koyup da başımı ağrıttığıma değmez. Yeminle!..
  • Aynı şeylere gülebildiğim insanların yanımda olmasını özledim ve bazı şeyler için keşke demekten kendimi alıkoyamıyorum.
  • kendi üzerimde yaptığım bir deneyin daha sonuna geldim. bir yıldır herhangi bir kitap. Gazete. Köşe yazısı. Şiir. Deneme. Bilmem ne. Okumadım. Bunun gibi şeyler de yazmadım. Kısacası düşünmedim sanırım. Bir yıl böyle yaşarsam hayatım nasıl etkilenir diye merak ettim. Uzun süredir düşünmediğimden olsa gerek. Bu deneye başladığımı da unutmuştum. Hatırladığımda ise sanırım düşünmeye yeniden başladım. Düşünen insan ne yapar işte. Yazar. Yazmadan duramaz. Sabahın 5 inde. Mis gibi bir havada. Baharın ortasında bir vadiden geçtiğini düşün. İnce. Berrak. Sakin bir su akıyor ortasından. Düşünmek bunu yaşamaksa işte. Yazmak da bunun fotoğrafını çekmek. Bir yıl önceki bir fotoğrafınıza baktığınızda hissettikleriniz var ya. Bir de bir yıl önce yazdıklarınızı okuyun derim. Kitapları olan bir yazar olsaydım. Ölmeden önceki son isteğim. Yazdığım bütün kitapları okumak olurdu sanırım. Hisleri aktarmanın elli yolu varsa. Mesela. Kendi yazdığın bir şeyi okumak. Bu elli yolun kesişimi. Kendini kendine aktarabilmenin kestirmesi belki.

    Neyse. Bir yıl düşünmemek nasıl mümkün olabilir ki demeyin. Ben olsam derdim çünkü. Ve insanın en basiretsiz hali bu belki. Herkesi kendi düşünce yordamıyla algılayabilmek. Kim ne dersi desin. Ne anlatırsa anlatsın. Ne gösterirse göstersin. Ben. Sen. Ya da. O. Zihnimizdeki aynada yansıtabildiğimiz kadar algılayabiliriz. Bu iyi ya da kötü bir şey değil. Doğal bir şey. Kimisi çukur. Kimisi yassı ayna. Aynasız olan da vardır. Digital olacak olan da. Peki yıl nasıl düşünmez insan. Motor kaslarını kullanarak. Zihnin üreten kısmına değil de. Kopyalayan kısmına ağırlık vererek. Aslında fena bir şey değil düşünmemek. Bir yıl içerisinde. 4 farklı Zippo hareketini kusursuza yakın yapabilmeyi. Portekizceyi. Sadece küçücük bir çıra ile ateş yakabilmeyi. Araba kullanmayı. Ve piyano çalmayı öğrendim. Sanırım düşünseydim. Bunların hiçbirine yeteri kadar odaklanamayacaktım.

    Benim dışımdaki dünyada bu sürede neler olmuş. Pek de bir şey değişmemiş. Bir yıl sonra haber okudum. Ölüm var. Ahlaksızlık var. Kendini akıllı sananlar var. Kendini akıllı sananları kandıranlar var. Kısaca insan ile var olmaya devam edecek bir takım şeyler. İsmi değişmiş. Ki zaten. Tarih neden tekerrür eder. Çünkü insan hep aynı hataları yapar. Paylaşmaz. Yalan söyler. Gibi şeyler. Düşünmeye ara verince. Bu kadar düşünmek yetti şimdilik. Hatta düşünmeye alıştıkça zihin. Fotoğraf çekmektense resmini yapmak benzetmesinin daha iyi olacağını düşünmeye başladım. Ki bu durum da deneyin bir sonucunu daha gösteriyor. Fotoğraf çekmek daha mekanik. Resim yapmaksa üretici. İnsan neye alıştırılırsa fark etmeden o şekilde düşünmeye başlıyor. Ancak bu sadece zihnen alışmak değil. Bedenen de bu alışkanlığa ayak uydurmak gerek filan.

    İtiraf kısmı ise. Yazmayı değil de okumayı daha çok özlemişim. Bu biraz garip. Çünkü iş icabı okumak zorunda olan biri olsam da sırf kendi istediğim için bir şeyi yapmanın zevkini ayrı olduğunu tekrar anlıyorum. Yazın diyemem ama. Okuyun derim. Belki bir yıl. Belki on gün. Belki de hiç görüşmek üzere. Geleceğe dair bu belirsizliğin bizi delirtmiyor oluşunu. Neye borçluyuz. Kim bilir.
  • bu yıl şunu fark ettim ki, travmalarınızı kabullenirseniz kabuk bağlatıyorsunuz. ama kabullenmeyip yok sayarsanız asla atlatamıyorsunuz. insan her şekilde kendini kabul edip sevmeli.
  • Mutlu olan insanları kıskanmıyorum. Kendim gibi mutsuz olanlara üzülüyorum sadece. Çünkü mutlu gibi gözüküp/göstermeye çalışan öyle insanlarla dolu ki her yer. Üzülüyorum onların bu çabalarına. Mutsuzsunuz abi. Zorlamayın. 2 mutsuz insan öyle güzel mutlu olabilir ki... ama bu haliyle ne oluyor biliyor musun Sözlük? Mutsuz insanlar ve mutlu gibi olan insanlar aynı kutuplu gibi birbirlerini itiyorlar her konuda.

    Yalnızlık bana ve ruhumun her bir zerresine öyle yapışmış durumda ki asıl mutsuzluk kaynağı olarak bunu görür oldum.

    5 aydır bir tane yazı yazmadım bloguma sözlük. Bunun sebebi daha da ironik. O hep beklediğim "kendi mesleğimde çalışıcam ben yea" seviyesine çıkmış olmam. Daha da yalnızlaşmam.

    Bloguma yazmam lazım; ama yine boş verip buraya kısa bir özet geçip birazcık atıştıracağım. Çünkü gecenin bu vaktinde şeker hastası olarak çektiğim açlığı; gecenin 3'ünde her yerim titreyerek, soğuk terler dökerek ve kısa tuhaf nefes alışverişleriyle mutfağa yönelmek istemiyorum.

    Epey iyi geceler anlayacağın.
808 entry daha
/ 107