blog sözlük itiraf

#blog sözlük sırala başlıkta ara
/ 148
  • Şöyle kimselerin olmadığı bir yerlerde yaşayayım istiyorum bazen. Ama bildiğin tüm zerrelerimle istiyorum. Öyle alelade bir istek değil. Veya kalabalık içindeyken bir anda herkesin kaybolduğunu hayal ediyorum. Öyle sıkıldım ki her gün aynı kalabalığı aynı şekilde görmekten. Hiçbir farklılık yok lan. Her şey yeknesak. İnsanların olmadığı bir dünya hayal ediyorum, ya da bir şehir. En azından mahalle filan. Düşüncesi bile rahatlatıyor insanı. Üstelik ben yalnız biriyim. Bildiğin günlerce kimseyle konuşmadığım oluyor. Belki de çok alıştım bu bir başınalığa, ondan insanlardan sıkılıyorum. Yine de sıyrılamıyorum bu kalabalığın içinden. Zaten sıyrılsam da kafamın içinde koşturup durmalarından kurtulamıyorum. Sürekli birilerinin bir şeyler mırıldandığını duyuyorum beynimin içinde. Üstelik bu mırıldanmalar bazı geceler uyutmuyor beni. Sabahları gözlerim şişmiş vaziyette, balkonda sigara içerken ayılabiliyorum. Serçelerim var her sabah ziyaretime gelen. Ah onlar da olmasa. Ne tüyleri güzel, ne de sesleri aslında. Sıradan, bayağı kuşlar. Tüyleri ve sesleri güzel ve farklı olan kuşlar kafese mahkumdurlar. Ama serçeler öyle mi ya. Özgürler alabildiğine. Bunu da bir yerde duymuştum anasını satayım, şimdi hatırlayamadım. Neyse abicim, serçeler varsın özgür olsun. Benim derdim o değil zaten. Ben, bizim ne güzelliğimiz var da mahkum olduk şu hayata, burasını anlamıyorum işin. Belki yalnızca aptalca bir bakış açısı benimkisi. Neyse tamam. Neyse. Belki birisi açar bu kafesin kapısını, biz de uçarız hiç bilmediğimiz yerlere.

    Hazır gelmişken bir de itiraf bırakayım madem, şu eti brownilerin kağıdını da yerdim ben. Ondan mı böyle salak bir şey oldum la acaba?
  • sabah uyandığımda bi şey yoktu. işte ilk saatin ardından boynumda keskin bir ağrı, sırtımda tekme yemiş hissi, tüm bedenimde gece sopayla dövülmüş anısı. tüm gün kırgın gezdim. ruh halime de yansıdı. sıcak soluklar verdim. üşüdüm. hazırlıksız olduğum için ofiste duran joker ceketimi giydim. öyle oturdum.

    halen eve gidebilmiş değilim. öğlen pek bir şey yemedim. acıktım ama hayvani bir arzuyla değil. düz. tenim sıcak, ellerim soğuk.

    bir iki saate evde olacağım. inşallah. evde hazır bir çorba, kalın kıyafetler, sıcak bitkisel çaylar, yumuşacık eller bekliyorum. bir umut. bir umut bekliyorum. zile basmak istiyorum.

    anahtarı kim bulup çıkarıp çevirecek şimdi... :(
  • hocam bugünde yeteri kadar sıkıldım ve kedi yüzünden götüm başım şişti. hadi eyv.
  • metronun merdivelerinden düştüm bugün.'*'hadi düşmek neyse de keşke düşerken istemsizce "ay" diye bağırmasaydım,sessizce düşseydim..ve göklerden gelen bir teyzenin sesi"aman,dikkat et kızım" demese idi.(bkz: house ile utanıyorum 1.bölüm)
  • skor tahtasındaki badimi geçmeye çalışmaktayım.(bkz: kaldıı 4 entry)
  • Eğer belirli anıları yaşantıları unutmak için bir hap olsaydı muhtemelen madde bağımlısı olurdum. Patavatsızlık dostlarım çok iğrenç bir şey.
  • Bazı entryleri okuyorum, başlıklara giriyorum. Lan aa ben bunu ne ara yazdım falan diyorum. Sonra bi bakıyorum ben yazmamışım. İşte o zaman tyler durden aklıma geliyor. Lan tırsmıyorum değil valla. Ben uyurken falan uyanıp yazdığını düşünüyorum.
  • Bloguma bakamadım, sana hiç bakamadım Sözlük. Tek baktığım yer yoğun bir şekilde blogumun instagram hesabı. Onda da 2 aydır falan kitap çekilişlerine katılıyorum ve tuhaf bir şekilde, çok şükür, kazanmışlığım var. Bilemiyorum yani. Bu arada Gebze'ye taşındık. Belki de Ankara'dan ayrılmanın farkedemediğim hüznü vardır.
  • sosyal medya beni korkutuyor;insanların büründükleri ve bürünebilecekleri kimlikler,sınırlar,sınırları geçenler..burada ne işim var o zaman? paylaşma isteği sanırım.
  • irademle aram bozuk ya. yemeyeyim yemeyeyim dedim, yatma saatimde kalktım gittim tereyağında yumurta pişirdim yedim. ufak tortillayı da kızarttım. tamam baya lezzetliydi ama kendime söz geçirmekte zorlanıyorum.

    diğer konularda da benzer. bir şeyi merak etme konusunda da. x yapma, y etme konusunda da olabiliyor bu.

    aramızı nasıl düzeltirim bilmiyorum.
  • Eskiden daha terbiyeli, adaplı,konuşurdum. Tamam istanbul beyefendisi olmasam da insanlar konuşmamdan etkilenirdi. Şimdiyse argoyu çok kullanıyorum. Yanlış anlaşılmasın. Küfür çok zorlanmadıkça etmem.
  • Bazen şunu düşünürüm. Acaba sözlükte birisi benden gıcık kapıyor mu diye. Acaba birisinin çok mu dikine gittim, çok mu üzdüm, sinirlendirdim merak ederim.
  • ilkokul yıllarındayız sözlük. kesin olarak hatırlamasam da ya 5. ya 6. sınıf öğrencisiyim. ankara'nın varoş bir gecekondu mahallesinde yaşıyoruz. tek katlı, sobalı, yarı metruk bir okulda okuyoruz. mahallenin de okulun da azılı çocuklarındanız. kavga dövüş okul asma sigara içme vs bir çocuğun yapmaması gereken ne varsa yapıyoruz. hal böyle olunca akranlarımız da bizlerden biraz çekinir durumdalar.

    o dönemler pokemon dalgası tüm ülkeyi sarmış durumda. her çocuğun dilinde bir pokemon türküsü. okuldaki bilinçli öğretmenlerden iki tanesi bu dalganın farkına varıp kendi sınıflarını (bizim alt sınıflar oluyor) pokemonun sinema filmine götürme kararı almışlar. o dönemler sınıfların mevcutları 40 kişinin üzerinde. iki sınıf en az 80 kişi yapıyor. böylesine kalabalık öğrenci grubunu sinemaya götürmek büyük sorumluluk. ismini hatırlayamadığım öğretmenlerden bir tanesi, ben ve emrah ismindeki arkadaşıma kendilerine yardımcı olmamız için ricada bulundu. çocukların genel olarak bizden çekinmesi ve diğer öğrencilere göre çok daha gözü açık olmamız ve yaşça büyük olmamız bu kararda etkili oldu sanırım. e tabi biraz da güveniyorlar bize. iki öğretmen ve biz iki arkadaş çocuklara göz kulak olmaya çalışacağız. bizim görevimiz ikişerli sırada yürüyen çocukların etrafında sürekli tur atarak onları saymak ve sürüden ayrılmaların veya diğer kötü durumların önüne geçebilmek. kangal köpeği gibi koşup duruyoruz. karşılığında bedava pokemon sineması izleyeceğiz. hayatımda ilk sinemaya gidişim olacak.

    kazasız belasız girdik salona. sabah seansı ve sadece öğrenciler var. hiç sivil alınmamış. farklı okullardan öğrenciler de var içeride. bizim sürüyü önlerde bir yere yerleştirdikten sonra son bir sayım aldık ve öğretmen emrahla bana, siz de gidin kendinize uygun bir yer bulun arkalarda dedi. yerimizi bulduk ama en arkaya gitmişiz. tam projeksiyon cihazının dibindeyiz. elimizi kaldırınca gölgesi perdeye yansıyor. oturduğumuz sıra ve öndeki 4-5 sıra bomboş.

    ışıklar kapandı ve sinema başladı. uğul uğul ses geliyor. inanılmaz rahatsız edici. bir türlü konsantre olamıyoruz. emrahla başlandık kıvranmaya. bir muzurluk yapsak da ne yapsak? önlerde de bazı çocuklar mısır kemiriyor. canımız da çekti. bir anlaşma yaptık. birimiz sağ taraftan birimiz sol taraftan aşağıya doğru inerek kenarda oturup mısır yiyen çocuk görürsek elimizi paketin içine daldırıp birer avuç mısır araklayıp tekrar yerimize kaçacağız. bir kaç bağırış duyuldu önce. "mısırımı çaldılaaaaarrr". sonra bazı öğretmenler ayağa kalkıp neler olup bittiğini anlamaya çalıştılar. biz çoktan yerimize kaçmış mısırları kemirmeye başlamıştık bile. hehe

    mısırlar bittikten sonra emrah sigara içelim mi dedi. nasıl olsa içerisi karanlık kimse görmez deyip yaktık sigaraları. çocuk aklı bir şeyi hesap edememişiz. projektör ışığı içtiğimiz sigaranın dumanını olduğu gibi perdeye yansıtmaya başladı. ekran puslandı bir anda. pokemon kurtlar vadisine döndü. sinemada kim varsa ayağa kalkıp arka tarafa doğru bakmaya başlayınca biz hemen yere yatıp sigaraları oturakların altından doğru öne doğru fırlattık. ufak ufak çıkış kapısına doğru kaçıyoruz. yerlerin halıfleks, oturakların sünger malzeme olduğunu da hesaba katamıyoruz tabi.

    emrahla attık kendimizi dışarı. aradan 10 dk geçmeden bizim salonda çığlık kıyamet oldu. "yangııın vaaarrr!!!" bizim sigaralar tutuşmuş. oturduğumuz yerin biraz aşağısında kendi boyumuz kadar alev yükseliyor. çocuklar bir izdihamla çıkış kapısına doğru birbirlerini eze eze koşuyorlar. öğretmenler yangın tüpü getirin diye bağırıyor. dışarıdan birkaç görevli koştular içeriye. ellerinde yangın tüpleri. çocuklardan sıyrılıp güç bela daldılar. biz de kapının ağzından olan biteni merakla izliyoruz. en son kapıda bizim öğretmenler göründü ve "hadi çocuklar gidiyoruz, burada duramazsınız" deyip bizi de kattılar önlerine. hiç bozuntuya vermeden döndük okulumuza.

    sinemanın sahibinden özür dilerim. bilerek olmadı. umarım yangın sigortası vardır tükanının. o arkadaşlardan da özür dilerim. göz kulak olalım derken az daha kebap oluyordunuz. ilk yarım saatini izleyebildiğiniz pokemonun 1 yıl muhabbetini yaptınız ya bir ömür muhabbetiniz bozulmasın inşallah. sağlıcakla kalın.
  • Hayatimda istedigim her sey ama her sey icin cok sancili savaslar verdim. Tek bir seyde pes ettim. Gercekten tek bir sey. Yorulmustum ama bu bir bahane olamaz. Sonucundan hayatim boyunca pismanlik duyacagim bir vazgecisti bu. Asla kabullenemeyecegim. Aklima her dustugunde bogazima bir yumru gibi oturan, kendime olan sinirimi katlayan bu gercek bana buyuk bir ders oldu. Cok buyuk.
    iste bu yuzdendir ki ve ne yazik ki her zaman kendi istegi dogrultusunda kafasinin dikine giden egitilemez biri olacagim.
  • Yeni arkadaşlar edinmeyi kendime her seferinde yasaklıyor ve her seferinde yeni arkadaşlar ediniyorum. Hiç tanımadığım insanlara kendimi anlatmak tuhaf bir haz veriyor. Bu yüzden şu an çok keyifliyim sözlük.
  • Garip bir kitap okuyorum. İçim sıkıldı ve gerildim, normalde böyle oldum mu bırakırım ama merakımdan bırakamıyorum. Korkuyorum da. Sanırım korkmamın nedeni, başıma geleceğini düşünmem. Kitaptan bile korkar hale gelmişim resmen.
  • Canım sıkılıyor, yarın iş var ve benim pek bi yerlere gitmeye niyetim yok. İlçeye inip posta kutumda birikenleri almalı ve başka bir ilçeye inip sipariş ettiğim harika pulları almam gerek. Ama bende o gayret var mı? Yok sanırım ama yarın belli olacak her şey.
    Burası can sıkıntısına günlük tutulacak yer değil sanırım ama yazdım gitti işte. Bütün itirafçılara kanat sallıyorum, sıkıntılarınız şifa bulsun. Edebi zat'ın haline üzüldüm, sanırım aynı hataya düşmüşlüğüm var, kafa pek çalışması gereken zamanda çalışmayabiliyor karga milletinde de.
  • SIk yazdıkça bildirimlerin azaldığını fark ettim. Sanırım kimse okumuyor artık. Az yazdığım zamanlar mesaj, favori, artı-eksi bildirimleri hiç susmazdı. Skor tahtasına bakmaktan vaz geçiyor, nitelikli uzun yazılarıma geri dönüyorum. '*' benim için insanlarla etkileşim içinde olmak daha mühim çünkü.
  • benden hoşlanan, ömür boyu konuşsak sıkılmayacağım, hem kendini hem beni geliştirebilecek, okuyan, araştıran ve bilginin önemini bilen bir kadın var.

    25 yaşındayım ve bir 25 sene daha yaşasam böyle bir kadınla karşılaşma ihtimalim milyonda bir. karşıma böylesi çıkmayacak bence.

    salaklığıma doymayarak aramızda olma ihtimali olan her şeyi bitirdim.
  • Bazı itirafları buraya bile yazamıyorum.
/ 148