blog sözlük itiraf

#blog sözlük sırala başlıkta ara
/ 107
808 entry daha

  • o kadar yorgunum ki günlerce uyumak istiyorum.
  • Bu kesinlikle yeni ilacımdan kaynaklı. Son 1 aydır doğru düzgün dizi izlemedim, bilgisayarımı nadir açıyorum, neredeyse hiçbir şeye bakmıyorum. TV zaten izlemiyordum hiç. Bloguma da yazmadım iki aydır galiba. Ve buradan taşınıyoruz birkaç hafta sonra. Bugün vakit bulsam da bloguma dökülsem biraz. Tuhaf hissediyorum sözlükçüm yani. Bu entariyi girmeye geldim sabah sabah.'*''*''*'
  • Korkuyorum.bana ait olan ve olmayan korkulara sahiplik yapıyorum bedenimde.korkular biriktikçe bunları paylaşacak bir paragraf başı dahi kalmıyor..sanki bu birikim görüşümü bulanıklaştıran sıkıcı,beyaz bir sise dönüşmekte.bense yeni korkulara gebe yürümekteyim sisin içinde.”hiçbir zaman korkusuz biri olamadın,olmayacaksın da “ diyor boğucu kentin gökdelenlerine erişen sis.ki haklı,âh ne haklı..
  • Garip bir kitap okuyorum. İçim sıkıldı ve gerildim, normalde böyle oldum mu bırakırım ama merakımdan bırakamıyorum. Korkuyorum da. Sanırım korkmamın nedeni, başıma geleceğini düşünmem. Kitaptan bile korkar hale gelmişim resmen.
  • Bazen şunu düşünürüm. Acaba sözlükte birisi benden gıcık kapıyor mu diye. Acaba birisinin çok mu dikine gittim, çok mu üzdüm, sinirlendirdim merak ederim.
  • ilkokul yıllarındayız sözlük. kesin olarak hatırlamasam da ya 5. ya 6. sınıf öğrencisiyim. ankara'nın varoş bir gecekondu mahallesinde yaşıyoruz. tek katlı, sobalı, yarı metruk bir okulda okuyoruz. mahallenin de okulun da azılı çocuklarındanız. kavga dövüş okul asma sigara içme vs bir çocuğun yapmaması gereken ne varsa yapıyoruz. hal böyle olunca akranlarımız da bizlerden biraz çekinir durumdalar.

    o dönemler pokemon dalgası tüm ülkeyi sarmış durumda. her çocuğun dilinde bir pokemon türküsü. okuldaki bilinçli öğretmenlerden iki tanesi bu dalganın farkına varıp kendi sınıflarını (bizim alt sınıflar oluyor) pokemonun sinema filmine götürme kararı almışlar. o dönemler sınıfların mevcutları 40 kişinin üzerinde. iki sınıf en az 80 kişi yapıyor. böylesine kalabalık öğrenci grubunu sinemaya götürmek büyük sorumluluk. ismini hatırlayamadığım öğretmenlerden bir tanesi, ben ve emrah ismindeki arkadaşıma kendilerine yardımcı olmamız için ricada bulundu. çocukların genel olarak bizden çekinmesi ve diğer öğrencilere göre çok daha gözü açık olmamız ve yaşça büyük olmamız bu kararda etkili oldu sanırım. e tabi biraz da güveniyorlar bize. iki öğretmen ve biz iki arkadaş çocuklara göz kulak olmaya çalışacağız. bizim görevimiz ikişerli sırada yürüyen çocukların etrafında sürekli tur atarak onları saymak ve sürüden ayrılmaların veya diğer kötü durumların önüne geçebilmek. kangal köpeği gibi koşup duruyoruz. karşılığında bedava pokemon sineması izleyeceğiz. hayatımda ilk sinemaya gidişim olacak.

    kazasız belasız girdik salona. sabah seansı ve sadece öğrenciler var. hiç sivil alınmamış. farklı okullardan öğrenciler de var içeride. bizim sürüyü önlerde bir yere yerleştirdikten sonra son bir sayım aldık ve öğretmen emrahla bana, siz de gidin kendinize uygun bir yer bulun arkalarda dedi. yerimizi bulduk ama en arkaya gitmişiz. tam projeksiyon cihazının dibindeyiz. elimizi kaldırınca gölgesi perdeye yansıyor. oturduğumuz sıra ve öndeki 4-5 sıra bomboş.

    ışıklar kapandı ve sinema başladı. uğul uğul ses geliyor. inanılmaz rahatsız edici. bir türlü konsantre olamıyoruz. emrahla başlandık kıvranmaya. bir muzurluk yapsak da ne yapsak? önlerde de bazı çocuklar mısır kemiriyor. canımız da çekti. bir anlaşma yaptık. birimiz sağ taraftan birimiz sol taraftan aşağıya doğru inerek kenarda oturup mısır yiyen çocuk görürsek elimizi paketin içine daldırıp birer avuç mısır araklayıp tekrar yerimize kaçacağız. bir kaç bağırış duyuldu önce. "mısırımı çaldılaaaaarrr". sonra bazı öğretmenler ayağa kalkıp neler olup bittiğini anlamaya çalıştılar. biz çoktan yerimize kaçmış mısırları kemirmeye başlamıştık bile. hehe

    mısırlar bittikten sonra emrah sigara içelim mi dedi. nasıl olsa içerisi karanlık kimse görmez deyip yaktık sigaraları. çocuk aklı bir şeyi hesap edememişiz. projektör ışığı içtiğimiz sigaranın dumanını olduğu gibi perdeye yansıtmaya başladı. ekran puslandı bir anda. pokemon kurtlar vadisine döndü. sinemada kim varsa ayağa kalkıp arka tarafa doğru bakmaya başlayınca biz hemen yere yatıp sigaraları oturakların altından doğru öne doğru fırlattık. ufak ufak çıkış kapısına doğru kaçıyoruz. yerlerin halıfleks, oturakların sünger malzeme olduğunu da hesaba katamıyoruz tabi.

    emrahla attık kendimizi dışarı. aradan 10 dk geçmeden bizim salonda çığlık kıyamet oldu. "yangııın vaaarrr!!!" bizim sigaralar tutuşmuş. oturduğumuz yerin biraz aşağısında kendi boyumuz kadar alev yükseliyor. çocuklar bir izdihamla çıkış kapısına doğru birbirlerini eze eze koşuyorlar. öğretmenler yangın tüpü getirin diye bağırıyor. dışarıdan birkaç görevli koştular içeriye. ellerinde yangın tüpleri. çocuklardan sıyrılıp güç bela daldılar. biz de kapının ağzından olan biteni merakla izliyoruz. en son kapıda bizim öğretmenler göründü ve "hadi çocuklar gidiyoruz, burada duramazsınız" deyip bizi de kattılar önlerine. hiç bozuntuya vermeden döndük okulumuza.

    sinemanın sahibinden özür dilerim. bilerek olmadı. umarım yangın sigortası vardır tükanının. o arkadaşlardan da özür dilerim. göz kulak olalım derken az daha kebap oluyordunuz. ilk yarım saatini izleyebildiğiniz pokemonun 1 yıl muhabbetini yaptınız ya bir ömür muhabbetiniz bozulmasın inşallah. sağlıcakla kalın.
  • sosyal medya beni korkutuyor;insanların büründükleri ve bürünebilecekleri kimlikler,sınırlar,sınırları geçenler..burada ne işim var o zaman? paylaşma isteği sanırım.
  • bugün benim doğum günüm sözlük.
  • Yazdıklarımın okunmasından, videolarımın izlenmesinden, fotoğraflarıma bakılmasından, şarkılarımın dinlenmesinden ölesiye rahatsız oluyorum sözlük. Ama yapmaya da devam ediyorum. Sonsuzluğa gönderiyorum hepsini. bir daha dönüp bakmıyorum, okumuyorum, duymuyorum. Keşke herkes öyle yapsa.
  • Sayfayı yenileyerek rastgele başlıklara bakarken kendi açtığım bir başlığı görmek hoşuma gidiyor.(bkz: Narsistliğin izdüşümsel entryleri)
  • Hubris

    Benim ölümcül hatam yani, kibir. Sanırım ilk hamlet ya da macbeth'de karşıma çıkmıştı, antik yunanda da pek çok kahramanın ölümcül hatasıymış. Şöyle bir şey bu, kendinizi diğerlerinden üstün görmenizle başlıyor, sorunları hep çözebileceğinizi, en iyi sizin çözebileceğinizi düşünmenizle devam ediyor. Her konuda etrafınızdakilerden iyi olduğunuza inanmanızla sonuçlanıyor. Tanrısal bir gurur, hem de hiç haketmiyorsanız bu gururu ve hakettiğinizden zerre şüpheniz yoksa. Diyorum ya ölümcül hata, çok büyük yıkıma uğratır insanı, dinde de hoş karşılanmaz evde de okulda da.

    Kendime tut kendini sicilyalı bak bi sıkıntı çıkacak demekten yoruldum, ergen gibi etrafımdaki herkes aptal diyip surat asıyorum. Bu böyle giderse hiçbir şey iyi olmayacak çok iyi biliyorum ama kendime engel olamıyorum. Sanırım çok fazla kendi derdime düşüp kulaklarımı, gözlerimi, aklımı kapattım dış dünyaya. Sonuçta Benim kahvemin bitmesinden daha önemli şeyler var dışarıda, karikatürün de hep dediği gibi İNSANLAR AÇ AÇ!

    Neyse ki hala sinirlenebiliyorum kendime, neyse ki kimsenin kalbini kırmadım bununla. Ama çok sağlam ve içsel bir tokat atıp kendime yeniden başlamalıyım. Kimseyi incitmeden halletmem gerek.

    Buraya bölük pörçük ne yazdım tam olarak anlamıyorum ama, canım sağolsun artık.
  • Okulun asansörününde (yalnızken) şarkı söyleme denemesi yapmak hoşuma gidiyor.(bkz: Akustik)
  • Bundan 3-4 yıl önceki halimden pek de bir farkım yok ve bu beni üzüyor. Çünkü ben gelişmeye takıntılı bir insanım. Bir insan 3-4 yıla bir müzik enstrümanı çalmayı , yeni dili veya geek olacağı bir konuyu öğrenebilir. Bu sürede spor yapıp vücuduna şekil de verebilir. Türlü türlü şeyler anlayacağınız. Fakat ben kendimi hiç geliştiremiyorum ve buna takıntılı, tembel biri olmak benim zihnimi yoruyor. Çok boşa yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Mesela şimdi gene belli başlı sözler vereceğim kendime ve biraz denedikten sonra onlara da üşenmeye başlayacağım. Bundan 3-4 yıl sonra şu anki halimden pek de farklı olmayan biri olarak hayatıma devam edeceğim gibi. Olsun gene de ben hedefimi koyayım, ne olur ne olmaz. Bundan 3-4 yıl sonra ekstradan 2 yazılım dili öğrenmek, düzenli spor hayatı sonu oluşmuş bir vücut, ingilizce harici bir yabancı dil ve bir enstrüman çalmayı öğrenmek istiyorum. Ayrıca borsaya da ilgimden dolayı 3 kitap aldım. Belki rahatça bir borsa sohbeti çevirebilecek konuma da gelebilirim. Çok mu uçtum? Hayırlısı artık
  • entry yazarken "hâlâ" kelimesini klavyemde şapkalı harflerle yazamadığım için her seferinde yeni bir sekme açıp tdk'den kopyalıyorum.
  • Bir sıkıntım varsa ve aksamlari daha çok düşündürüyorsa uyumamayi tercih ediyorum.
  • gözümü hırs bürümesinden korkuyorum. Çünkü hırs insanı yıpratır, eksiltir hayattan zevk alma eşiğini yükseltir.
  • artık hiçbir şeyi alttan alamıyorum. en ufak şaka bile karşı tarafın samimiyetini sorgulamama sebep oluyor
  • keşke mor kasımpatını almasaydım..birini sevme ihtiyacı pencere kenarına konulan çiçeklerle mi ölçülür oldu?
    (hata yapmamalıyım,hatalardan değil de kendimi affetme sürecinden korkuyorum,çok.)
  • birkaç hafta sonra ilk defa komiteye gireceğim.
    çalışıyor muyum..bu ayın çalışkanı olmuşum sözlükte o sayılır mı?
  • Çok yazanları badilerden çıkartıyorum. '*'
    Çünkü takip edemiyorum, yetişemiyorum ve bu canımı sıkıyor. '*'
808 entry daha
/ 107