blog sözlük itiraf

#blog sözlük sırala başlıkta ara
/ 107
808 entry daha

  • Yapamazsın.
    ~neden ki? neden yapamayayım?
    Çünkü ben yapamadim.
    ~senin egona sıçalar egona.
  • Sıkılmıştım zaten, istifa edecektim ben de. Yoruldum patron. Bu külüstürün üstünde bir oraya bir buraya. Birbirimize ait değiliz biz, yakışmıyoruz, tamamlamıyoruz birbirimizi. Seninle değil, motorla. Sıkıldım kapılarda bekletilmekten, çöp kokan mahallere senin andaval aşçının yaptığı yemekleri taşımaktan. Senin sipariş beklediğim o boş vakitlerimi dolduran o bomboş kelamlarından. Gerçekten bazen çok boş konuşuyorsun. Çoğu zaman, bunu başka yerde söyleme, diyesim geliyor. Sonra vazgeçiyorum, çünkü söyle de rezil ol istiyorum. Sen ne anlarsın anasını satayım kapitalizmden, hümanizmden mesela. Sıkıldım senden de işinden de patron. Ben ahlaklı bir insandım. Ağzımı bozdu misal bu bilmem ne yaptığımın işi. Ve daha birçok şeyi diyemedim. Diyemedim anasını satayım.

    Biz siparişi mutfakta bekleriz, bize ayrılan masada. Masanın sağ arka ayağı biraz kısa. Her seferinde o ayağının olduğu köşeye otururum, dayarım dirseğimi, dirseğime de çenemi. Şimdi diyeceksin ki altına bir şey sıkıştırsana böyle uğraşacağına. Deme boşver, Yapmadım işte. Ben de bilmiyorum neden. Ama ayar oluyorum sallanan masalara. Sırf bu yüzden istediğim üniversiteye gidemedim ben. Sınavda oturduğum masa dikkatimi dağıttı.'*' Neyse siktir et masayı şimdi. Gittim yine sabah dükkana. Bizim andaval aşçıya selamımı verdim. Beni gördüğünde o yüzünde beliren bir anlık somurtma geçtikten sonra. Aldı selamımı yüzüme bakmadan, işe koyuldu. Bir de yardımcısı var bunun az saf. Temiz anlamında değil. Saf yani, salak. İri yarı biraz da. fareler ve insanlar kitabındaki lennie gibi. Okuyanlar bilir. Okumayanlar okusun, yani bence. Neyse işi yoktu o sıra, dışarı çıkmak için kaş göz işareti yaptım. Lisede aşık olduğu kızı onüçüncü kez dinlemek için. Kafam açılsın diye sabah sabah biraz da. Manyağım evet. Ben de biliyorum. Ben sigaramı içerken patron belirdi kapıda. Gözleriyle arandı bir müddet, buldu sonra beni gözleri. Yaklaştı yavaşça. Bizim lennie geldiğinde fark etti onu. Sustu hikayenin en güzel kısmında. Gitti sonra işinin başına.
    Bizim patron bir şey söyleyeceği zaman direkt söyler, lafı uzatmaz. Severim bu huyunu. Yine öyle bir andı işte.
    " nasılsın ceteris "
    " stabil. "
    " oğlum bu iş seni yıprattı, günden güne süzülüyorsun, üzülüyorum bu haline. Ben seninle yolları ayırmaya karar verdim. "
    " biraz sakar olduğum için mi "
    " biraz mı " dedi bir an beliren bir şaşkınlıkla, hemen silindi tabii o şaşkınlık. Saniyenin bilmem kaçta kaçı kadar bir an. Sonra en mükemmel kısmına geldi işin.
    " oğlum bizler kapitalist adamlarız, sen biraz hümanistsin. Bu işler sana göre değil. "'*' bakışlarım anlamsızlaştı, yüzüm buruştu, dudaklarım hafif aralandı o an. Ne diyor lan bu, der gibi yani.
    " sıkıldım zaten istifa edecektim ben de. Yoruldum patron. Haklısın herhalde. " ayrılmadan önce veda ettim millete. Veda dediysem öyle şatafatlı bir şey değil. [‎https://m.youtube.com/watch?v=PnkQa1kzhG4 ~ şöyle] bir şeydi işte.


    Uyumak için kafanızı yastığa koymadan önce, bir gün daha ne kadar kötü olabilir demeyin bence, bir tavsiye. Bamya yapmış annem aynı günün akşamı. Bamya ya, bildiğin. Mükemmel bir günün üstüne mükemmel bir yemek. Bu ne kadar pahalı biliyor musun diyor bir de. İyi de ben sevmiyorum diyorum. Ne kadar pahalı biliyor musun bu diyor. Anladım o sıra muhabbetin bir yere varmayacağını. Annem üzgün olduğumu anlamış olacak ki geldi yanıma sonra. Uzandım dizlerine, saçlarımı okşadı o narin elleriyle. Anlattım olan biteni. İstifa ettim dedim. İyi yapmışsın dedi, bu kadar. Yetti de zaten, rahatlattı beni. Annem neye ne kadar ihtiyacım olduğunu iyi bilir. O kapitalistin sözleri bir süre aklından çıkmayacak sanırım bu hümanistin. Acaba ne biliyor o bahsettiği kavramlara dair. Bedeni azami sınırlarına kadar zorlayıp, ücretini asgari tutan bu sistemde bakalım daha kimlere çalışırız sonra. Hayırlısı, vesselam.
  • Hiçbir zaman sevgi görmedim
    Annem çocukken hep meşguldü bu yüzden şimdi aramızda bir duvar var sanki anlamıyorum aşamıyorum aşamıyoruz

    Babam çok çalışırdı eve gelince yemek yer sonra çok geçmeden ben uyuyakalırdım vakit geçiremezdik şimdi beni sevdiğini söyleyemiyor fakat Ramazan bayramının birinci günü bir kereye mahsus söyledi

    Ablalarım ile aramızda yaş farkı var doğru düzgün özelimizi açamıyoruz birbirimize

    Arkadaşlarım ise hep uzaktı bana hiçbir zaman çok yakın olamadım anlattım bazı şeyleri ama çoğu kez bazı şeyleri gizledim

    Sevgilim desen zaten hiç sorma insan gibi bir ilişkim olmadı ama hayatımda bir kişiye karşı bir şeyler hissettim eğer aşk bu ise aşktan da hayır yok

    Fakat ben varım ben koca bir ben gerçekten kendimi seviyorum insanlar her zaman yanımızda olamayabilir bu yüzden başıma Ne gelirse gelsin kendimi sevmeye devam edeceğim canım kendim iyi ki varsın geç olmadan uyu iyi geceler
  • Dun gece 12den sonra, sevgilim expelliarmusun örgütlemesi neticesinde sözlüğümüzün güzel kalpli insanları hic üşenmeden, onunla hic muhabbetim yok demeden benim doğum günümü kutlayan mesajlar attılar. Gecenin bir yarısı gözlerimi yaşartan o güzel insanlara bir kez daha sizlerin huzurunda teşekkürlerimi sunuyorum, iyi ki varsiniz.

    Entrymi editleyerek o güzel insanların nicklerini de ekleyecegim. Çok mutlu oldum. Expelliarmus seni çok seviyorum.
    Expelliarmus
    Cnturuncu
    Gingerbread
    İntravenozask
    Veronikaolmekistiyor
    Zenco
    Geyikligece
    Renginhanim
    Sütlü kahve
    Apollonia
    Tahsinbey
    Land
    Kirmizi sacli kiz
  • Esasen insan anahtarını, cüzdanını, çorabının tekini kaybederken farkında olmaz. İhtiyacı olduğunda arar. Belki bulur, belki bulamaz.
    Gel gelelim gençliğini, hayatının en güzel dönemini hiç değmeyecek şeyler uğruna kaybederken hissediyor. Üstelik aradığında bulma ihtimali de yok. Seçimlik bir hakkı olmadan, mecbur bırakıldığı tüm yargılar etrafında koşturmaya uğraş gösteriyor. Mesela bacağından vurulan bir koşucu mesleğini o halde icra etmeye devam edemez. Halbuki mutluluğuna, huzuruna darbe almış kişiler bunu arka plana atarak kalabalığın hezeyanına katılıyor. Hatta bu derin kedere rağmen yaşamaya ve gülümsemeye devam ediyor.
    İşte bu benim algı kapasitemi aşıyor.
  • Seni özledim ama geri döneni eşekler tepsin
  • Kimse kimsenin paylaşımı için beğeni ve favori butonlarını kullanmıyor, buda beni geriyor! Sözlüğü ileri boyutlara taşıyalım, biraz gayret...
    (Sanki babamın sözlüğü?)
  • İyi bir insan olmanın karşılığında bir şey bekliyorsanız, iyi biri değilsinizdir.
  • Gidersem üzülür müsün dedim. Sustu, gözleri doldu. Ağlama dedim. Lensim batıyor diye yalan söyledi. Ağlarken tebessüm etti. Döndü öteki tarafa. Baktığı yöne geçtim ben de. Gözyaşını öptüm sonra. Gözyaşı öpmek farklı bir duyguymuş.
  • Bir yaz sabahı güneş doğmadan önce doğmuş, muzaffer. Bir rivayete göre, babası adını üç kere kulağına söylediğinde, tamam lan anladık, demiş. Ve hep bu tavırla yaşamış hayatı. Hakikaten böyledir muzaffer, en iyi arkadaşım, sanırım tek dostum. Bir meselenin tekrar tekrar konuşulmasından hiç hoşlanmaz. Aslına bakarsanız çok konuşulmasından pek hoşlanmaz. Sessizliğin adamıdır anlayacağınız. Aynı köyde büyüdük onunla. Sonra bizim orada herkes birbiriyle arkadaştır. Ama dostluk başkadır. Nedir insanları birbirine bu denli bağlayabilen, pek bilmem orasını. bildiğim, herkesin herkesle dost olamayacağı. Bizim bu adamla dostluğumuz da küçüklüğümüze dayanır.

    Bizim köyde evler birbirine yakındır. Bir kargaşa olduğunda ya da bir eğlence, herkes duyar, iner evinin önüne. O sabah bir kargaşaya uyanmıştım ben de. Vakit kuşluktu. Muzafferin evinin önündeydi kalabalık, muzaffer de aralarında. Hıçkıra hıçkıra bir şeyler anlatıyordu. Daha sonra aşağı mahalleden getirdiklerini gördüm babasını, kanlar içinde. Sonra muzafferi içeri götürdüklerini. O sıra göz göze gelmiştik muzafferle. Ve hayatım boyunca unutamadım muzafferin o garipliğini. Babasız kalmış bir çocuğun garipliğini, iliklerime kadar hissettim. Üstelik babam henüz hayattayken.

    Sonraları anlattıklarına göre, o sabah muzafferle babası tarlalarına gitmişler, yeni aldıkları traktörle. Tarlaya girerken hakimiyeti kaybetmiş babası, traktör devrilmiş. Muzaffer bir yana savrulmuş, babası ise altında kalmış ezilmiş. Muzaffer koşa koşa gelmiş bunu haber vermiş.

    O olaydan sonra değiştim ben. İçime kapandım biraz. Gerçi bütün köy öyleydi, bu insanlara da sirayet etmiş ölüm sessizliğiydi. Evler bile kendi dilleriyle haykırıyordu bunu. Kuşlar daha bir farklı ötüyordu sanki. Hoca sabah ezanını daha bir duygulu okudu. Sanki her şey ölmüş gibiydi. Gülme sesi bile duyulmadı mesela bir müddet. İnsanların başları öndeydi. Ben de ister istemez değişmiştim işte. Daha bir özlemle bekledim babamı misal. Sonra daha bir hüzünlü dolaştım mahallede, ellerim ceplerimde. Ve muzaffer, hiç çıkmadı aklımdan. O yaşlı gözleri, hiç gitmedi gözümün önünden. Dolaşıp durdum evinin önünde, çıkmadı hiç. İçimde ona karşı beslediğim şefkat, büyüdü de büyüdü. Sonra bir gün, evinin önünde elindeki sopayla toprağı eşelerken gördüm onu. Çekine çekine gittim yanına. Ölene kadar kardeşimsin dedim birden bire, kararlılıkla. Gülümsedi bana orada, hem de gözlerinin içiyle. Biz o an dost olduk işte. Yani benim için öyle. Muzaffere sormadım senin için ne zaman diye, sevmez duygusallığı.

    Sonrasında her ne yaptıysak beraber yaptık. Beraber büyüdük onunla. Misal bizim orada ilçeye tek başına gitmeden büyümüş sayılmazdın. İlçeye de beraber gittik onunla. O günü hiç unutamıyorum. Yeni kıyafetlerimizi giydik. Tarlada giydiklerimiz gibi değildi bunlar. Fiyakalıydı yani. Dışarıdan bakıldığında yine gariban görünüyorduk gerçi. Üzerimize mi sinmiş nedir. Çıktık anayola, bir kamyonet aldı bizi. Birbirimize sokula sokula gezmiştik ilçede. İlk defa orada lahmacun yedik. Bir sürü yer gezdik amaçsızca. Dönerken bizim o hiç konuşmayan muzaffer, susmadı anasını satayım. Her bir boku ballandıra ballandıra anlattık. Hiç o kadar gülmemiştik daha önce. 16 km yol yürüdük o gün. Ah ne gün... ama hiç konuşmadık o günü. Sadece bazı geceler, her şey sessizliğe büründüğünde, ağlardı muzaffer. Elimi omzuna atar, sırtını sıvarlardım. Sözlerin hiçbir işe yaramayacağı anlardandı, öyle anlar.

    Sabaha kadar anılarımızı anlatacak değilim. Sayfalarca yazılabilir. Beraber devirdik çünkü yılları. Şu hatıralar... tatlı bir elem veriyor insana hakikaten. Gök gürültüsünden sonra gelen yağmur gibi, naif. İnsanın hatırladıkları, kötü anılar bile olsa, kötülüklerinden arınıp düşüyor gönlüne bir bir. Bunlar güzel de, bu bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun altındaki susuzluk gibi, hatıralara duyulan özlem. Şimdiki nesil arkadaşlıktan habersiz sonra. Televizyon karşısında büyüyor, filan. İstediği model telefonu olmadığı için eksiklik duyuyor. Bizim bu eksikliği, o gün çınarcık tepesine çıkamadığımız için yaşadığımız hatrıma geldikçe, seviniyorum dostum. O tepede kollarımızı birbirimizin omzuna atıp, bağı bahçeyi seyreden bir çocukluk yaşadığımız için seviniyorum. Şu zamanın çocuklarının bunları yalnızca masalda dinlediklerini gördükçe üzülüyorum. Sana hiç bahsetmedim. Bir kızım olsun istiyorum. küçücük ellerini pempe yanaklarına koyup, ağzı açık bir şekilde, benden anılarımızı dinlediğini hayal ediyorum. hatta daha da ötesi belki bir gün yine gideriz oralara ne dersin, garip bir kıpırtı düşüyor içime, bütün bunları düşündükçe. O köydeki gariban yaşantımızın en büyük sermayemiz olduğunu anlıyorum şimdilerde. Bu şehir yordu beni muzaffer. Hatıraların olmasa, kurak kalacak kalbim. Buralarda senden bir tane daha bulamadım. Aslına bakarsan aramadım da. Senin gözlerindeki masumiyet yok, gördüğüm hiçbir gözde. Kimse dostluk nedir bilmezmiş gibi. Herkes yalnız gibi.

    Yeter bu kadar, vesselam.
  • çocukluk arkadaşıma küstüm. yanlış yol seçti diye, kendini toparlasın diye küstüm ona, görüşmedim 1 yıl. son görüştüğümde kendini toparladığını, her şeyi yoluna soktuğunu söyledi. askere gidip, geldiğinde iş kuracağını falan anlatmıştı.

    sonra, geçen salı intihar etti... ve sırf kendini toparlamadı, yanlış yol seçti, kendine zarar verdi diye küstüğüm o 1 yıl için şuan köpek gibi pişmanım. toprağını öpmek ne kadar zor, tahmin bile edemezsiniz. küsmeyin, çok sevdiğiniz insanlara küsmeyin.
  • Kimsenin olamadım.
    kimsem olmadı allah’tan ve anamdan başka
    şartsız şurtsuz kim affettiyse hepimiz onunuz esasında.
    vurgunuz yarım kalana,
    kendimizle dargınız,
    ağlamak için insanın kendinden başka bir yari daha olmalı yarasında.
    her türlü galeyana hazırım,
    yeter ki düştüğüm zaman kalkmayayım.
    trensizliğimi yutuyor her defasında bomboş kalan bir gar,
    sabaha daha çok var ama biliyoruz ki bir sabah var.
  • Annem rahatsiz diye ev isleri bana kaldigindan sevgili kankam bize bugun yemek yapmak istedi. Ancak o geldiğinde o kadaaaar acikmistim ki, hemen yiyebilecegimiz bir seyler yapmamiz gerekiyordu, canim accayip salcali makarna cekti. (bkz: mis gibi fakirlik belirtileri) ama oyle makarnayi salcaya bogarak değil, yaninda yemelik salca boyle baharatli falan uf mis. (bkz: mis gibi elitlik belirtileri)(bkz: fakir ama elit olmak) neyse, biz de kankami böyle bayagi yemek yapabiliyor diye biliyoruz. Hani o kadar acikmis olmasam firinda sarapli et isteyecegim, o derece marifetli bize kalsa. Hadi dedik makarnayi yapalim. Yapamadik. Daha dogrusu yapamadi. Benim zaten yapabilirim diye bir iddiam yok. Baktik olmuyor, makarnayı evdekilere devrettik, "alin" dedik "bundan sonrası sizin. Makarnanin Suyunu kaynatarak Biz en onemli kismi hallettik". sonra gittik marketten ekmek aldik. Simdi beyinleri zorlayacak o soruya hazir misiniz? Tahmin edin bakalim bu entry'ye konu olan o kisi kim?? --- spoiler ---
    fraustanger
    --- spoiler ---
    Evet dogru bildiniz, tebrikler.
  • Home office çalışmaktan gerçekten çok sıkıldım. İnsanların “nasılsa evde” olunduğu için hafta içi hafta sonu farketmeksizin saat zaten kimin umrunda tavrıyla mail ile ulaşamayınca whatsapp’tan yazmasından o da olmadı aramasından her ama her alanda darlamasından evimin içinde adeta bana alan bırakmayarak benimle birlikte yaşamasından çok çok sıkıldım.
    Hepimiz için farklı biçimlerde zor geçen bu süreç benim adıma iş konusunda sabır sınavı oldu/oluyor. İşten çıkıp eve gitmek ne büyük nimetmiş. İnsan yapamadığını düşündüğü zamanlarda bile işi işte bırakabiliyormuş yine iyi kötü. Şu an işten, iş kafasından asla çıkamadığım sonsuz bir döngüde uyuyup uyanıp çalışıyorum. :(
  • Göğsümden boynhma doğru yürüyen 3-4 santimetrelik böceği görünce bi' zıpladım, sonra durdum ve kahkaha attım. Biz de böyle delikanlıyız ahshsbsbs
  • Benim bayramım "o" nunla tanıştığım gündü... Herkese iyi bayramlar.
  • Yazmak istedigim cok sey var. Ama ne anlasilabilirim ne de tam olarak anlatabilirim. Oylece duruyorlar kafamin icinde.
  • düşün ki o bunu okuyor basligina yazilan guzel entryleri okudukca "ulan" diyorum, "keske bana yazilmis olsa, ne de guzel yazmislar" ahahahhahahha:')
  • Yataktan düştüm. Yine çok dengeli ve harika biriyim.
  • selam sözlük. bir annem var 59 yaşında. bundan 7-8 ay önce ona bir akıllı telefon aldık. hayatında ilk defa akıllı telefon kullanıyor. telefonu alır almaz kendisine bir instagram hesabı açtık. hısım akrabayla takipleşiyorlar. geçenlerde telefonu elime geçti. instagramda bir adet bildiri görünüyor. bir bakayım ne var ne yok dedim. bir kızdan mesaj gelmiş. şöyle yazıyor mesajda "iyi niyetiniz için çok teşekkür ederim ama ben evliyim". '*' bir an annem lezbiyen oldu zannettim. annemin attığı ilk mesajı görünce meselenin özünü kavradım. kızı çok beğendiğini, oğlunun -yani benim- bekar olduğumu, çok iyi biri olduğumu.... yazmış da yazmış. bir de fotoğrafımı göndermiş. bir tek "allahın emriyle, peygamberin kavli" kalmış. sonra merak ettim diğer mesajlaşmalara da baktım. beğendiği kızlarla yetinmemiş genç ve güzel bulduğu dizi oyuncularına, ünlülere falan da bu şekilde mesajlar atmış. meşhur olmam an meselesi sözlük. '*''*'
    (bkz: akrabaların sosyal medya kullanması)
808 entry daha
/ 107