blog sözlük itiraf

#blog sözlük sırala başlıkta ara
/ 107
808 entry daha

  • Az önce instagram'dan sözlüğün hesabını takip ettim. Takipçi listesine bakınca tabii ki tanıdıkları gördüm. İsim vermek istemiyorum. İşin açığı takip etsem ayıp olur mu diye düşündüm. Edemedim.
  • Alev alev yandığım doğru.
  • Bu itiraf işi aslında psikolojik olarak bir tedavi.Okuduğum kitapta itiraf etmenin insanı rahatlattığı problemin kişiye eskisi kadar yük olmadığını söylüyordu.Avrupadaki itiraf gruplarında da sansür olmadan anlatabiliyorlar.Tecavüze uğradım ,aldattım vb.Benim de itiraf etmem gerekenler var.Neredeyse bugüne kadar hiçbir şeyi itiraf edemedim ve hepsi bende yük.Artık kaldıramıyorum.İtiraf etmem gereken tek bir şey yok onlarca şey var ama ben temel problemimi biliyorum ve onu çözersem diğerlerini çok daha rahat çözeceğimi düşünüyorum
    .Anlatmaya başlıyabilirim.Problem eve internet gelmesiyle başladı.Babam bizleri çok seviyor ve bizler için en iyisi neyse onu yapmaya çalışıyor.Etraftan okuldan internet çok önemli muhakkak almalısınız deyince babam da alıyor.Ama bilmediği bir şey var internet faydalı şeyler barındırdığı gibi oldukça zararlı şeyler de barındırıyor.İnternette ilk başta oyun oynamak ve müzik dinlemekten başka bir şey yapmıyordum.Daha sonra Mynet diye bir siteyi farkettim.O zamanlar insanlar mynette okey oynuyorlardı.Ben okey oynamayı sevmediğim için haberleri felan okumaya başladım.Alt tarafta videolar bölümü vardı.Çoğu cinsel içerikli videolardı ,öpüşme sevişme vesaire.Evde tek kalınca utana utanada olsa o videoları izlerdim.Ama o utanma duygusu hiç peşimi bırakmadı.Daha sonra askmen diye bir siteye yönlendiriyordu mynet ordada mankenlerin açık resimleri vardı.Ha bu arada yaşım on üç on dört.Nasıl oldu bilmiyorum ben mecra değiştirip YouTube a geçtim.Oradada mynette gördüğüm kelimeleri yazıyordum burada oldukça fazla video vardı.Epey zaman sonra bir video izlerken aklıma adamın yaptığı hareketin aynısını yapmak geldi.Ve yanlış bir şey keşfettim ve boşaldım .Hayatımda ilk kez yapmıştım ve beni çok etkilemişti ve kendi kendime erkek oldum demiştim.Burada fazla ayrıntı vermeyeceğim yaptığım şeye travmatik mastürbasyon sendromu deniyor ve yatak yastık yorgan gibi bir şeye kerkinerek yapılıyor.Bu bende alışkanlık yaptı ne yaptığımı bilmiyordum tek bildiğim şey bunu yapmanın bana mutluluk verdiğiydi.Aylar boyu hiç sorgulamadan yaptım.Taki hiç yapmadan günüm geçmediğini farkedinceye kadar.İlk kez yapmamaya çalıştım ama yine de yapıyordum.Beni mutlu eden Ender şeylerden biriydi.İşin ilginç tarafı o zaman kadar işimi ya bikinili bir kadın resmi veya YouTube daki bir sevişme videosıyla görüyordum.Bu iş böyle devam ederken birgün YouTube'dan izlediğim videoda rastgele yazılan kelimelerden biri pornoydu hayatımda bir iki kez duymuştum ama hiç merak etmemiştir.O an Google a yazdım ve ilk siteye girdim vidivoda adlı siteyi ve insanların çırılçıplak olduğu bir videoydu.Ben şok olmuştum,heycanlanmıştım.Böyle bir şey mümkün müydü?İnsanlar bu kadar mahrem bir şeyi nasıl yayınları?ilk kez çıplak kadını orda görmüştüm tabi malum işide .Bir kaç video izleyince durdum vücudum aşırı derece dopaminls dolmuştu.Bu iş hoşuma gitmemişti bunun sapıklık olduğunu düşünüyordum ama yine de izliyordum.Babamın iş yerine gitme kararı aldım çünkü evde kaldığımda bu problemi çözemiyordum.İş yerinde çok yoruluyordum ve eve gelip hemen uyuyordum.Ve kurtulmuştum ilk kez bir ay boyunca yapmamıştım.Lise ilk yılımdı her şey çok güzeldi yaşamaktan hayattan keyif alıyordum sınıf birincidiydim.İyi bir insansın güzel şeyler düşünüyor güzel şeyler yapıyordum.Hayatımı derslerle doldurmuştum.Sınavlar bitti okul kapanmak üzere hayatımda bir boşluk var.Artık sınavlar yoktu ve ders çalışmıyordum .Birgün milliyet gazetesinin haber sitesine girdim ve orada bikinili güzel kadınlar gördüm ve benden mir sıvı geldi aslında önemi olmayan bir sıvı.Ama ben hata yaptığımı düşündüm çok pişman oldum.İçimdeki bir ses madem bitti o zaman git izle dedi .Birkaç saat sonra kendimi izlerken buldum ama yatağa sürtünmüyordum çünkü çok yanlış olduğunu biliyordum.Ta ki bir videoya kadar bir kadın vardı bembeyaz tenli sarışın kısa çok güzeldi adının daha sonra Mia malkova olduğunu öğrendim.Ve her şey bitti daha sonra 6 yıl boyunca bırakmaya çalıştım ama bırakamdım ve bağımlı bir pisliğim.Benden çok şey çaldı .yıllarımı gençliğimi.Hayatta hiçbir şey yapmaktan keyif almıyorum yaşamak istemiyorum.Kendimi sapık gibi hissediyorum.Ben bir bağımlıyım.Bunu yayınlarken gerçekten utanıyorum ve kendimi bir zavallı gibi hissediyorum.
  • yaptığı şeylerle beni kendinden soğutuyor. Değişmesini istemiyorum. Sadece ilk zamanlardaki gibi olsun yeter diyorum. Sonra hayat bu değişmeden olmuyor ki insanlar diyorum. İyi de bu şekilde değişmek zorunda mı? Daha pozitif olabilecekken neden bir insan negatifliği seçer. Kendi bedenine zarar verecek alışkanlıklar edinir. Düşünüyorum. Mantıklı bir açıklama gelmiyor aklıma.
  • Kaostan beslenenler var ya, bu kaosun icinde yitip gideceksiniz ve o zaman sizin icin zerre uzulmeyecegim. Bu hayatta elbet herkes yasattigini yasiyor. Belki bugun degil ama eminim bir gun.
  • Liseliye yakışır bi şekilde geceler boyu ağlıyorum. Derdim de aynı kişilerde dermanım da. Bazen çok yakın bazen de çok uzak geliyor. Söylediklerinde haklılar galiba. Kaldıramıyorum.
  • En sevdiğim kişi aynı zamanda en nefret ettiğim kişi de. Bazen hiç haz etmiyorken bazen durup durup gülüyorum. Bazen öldüresim geliyor bazen sarılasım. Kendimden bahsediyorum tabi ki. Ohhh biraz da Burama ego. Bazen çok tanrısalım bazense çok kulumsu. kulumsu olduğum Zamanlar çok boktan oluyor. Her şeye gücümün yetmeyeceği durumlar beni çok üzüyor. Ama gücüm yettiğinde sahip olunan o his insana gerçekten yaşadığını ve bazı şeyleri değiştirme gücünün olduğunu hissettiriyor. Bu paha biçilemez.
  • Herşeyi eline yüzüne bulaştıran acemice yaşayan bir insana nasıl yardımcı olunabilir
  • cildimde bir sağlık problemi var iki yıldır geçmedi.bi ara çok kilo almıştım ve 100 kilo olmuştum 2-3 gün banyo olmayınca kasıklarımda bir kızarıklık çıktı.doktora gitmek yerine internette araştırma yaptım ,önerilen bir ilacı hemen uyguladım.ertesi gün yürümeye başladığımda kasıklarımdan bacaklarımın arasına doğru krem eridi ve iç çamaşırım ıpıslak oldu. o günden beri kasıklarımdaki kızarıklık ve bacaklarımın arasındaki terleme geçmedi.banyo olduktan 5 dakika sonra ıslanmaya başlıyordu.dışarı çıkıp dolaşmak benim için artık bir eziyetti ankara ayazında bile bacaklarımın arası terliyordu ,ıslanan pantolonlar yırtılıyordu 3-4 ayda.bir kaç kez doktora gittim bana verdikleri kremler işi daha kötü yapmaktan başka bir şey yapmadılar.son zamanlarda hayatıma çeki düzen vermeye çalışıyorum.en son gittiğim doktor bir krem bir tane de jel vermişti,ikisini birlikte kullandığımda sonuç alamamıştım.şimdi jeli tek başına kullanıyorum jel döküldüğü yeri kurutuyor ve yıllar sonra ilk kez bacaklarımın arası kuru, kasıklarımın kızarıklığı azaldı.bu arada jelin ismi pers mant.tam olarak geçer mi bilmiyorum ama umutlu olmayı bile özlemişim.bu sıkıntımı ne aileme ne de arkadaşlarıma söyleyememiştim,bunları itiraf etmekte içimi biraz olsun rahatlattı.
  • Garip bir kitap okuyorum. İçim sıkıldı ve gerildim, normalde böyle oldum mu bırakırım ama merakımdan bırakamıyorum. Korkuyorum da. Sanırım korkmamın nedeni, başıma geleceğini düşünmem. Kitaptan bile korkar hale gelmişim resmen.
  • Hayattan beklentim giderek azalıyor sözlük. Yo yo elde edebildiğimden değil, edemediğimden azalıyor. Her köşeye geldiğimde "Bugün, burası, işte tam burası benim kırılma noktam!" diyorum ve kırılıyor da sözlük, kırılıyor ama işte tam şurası...
  • gerçekten ne sevdiğimi bulabilirsem onun beni öldürmesine izin vereceğim!
  • Korkuyorum.bana ait olan ve olmayan korkulara sahiplik yapıyorum bedenimde.korkular biriktikçe bunları paylaşacak bir paragraf başı dahi kalmıyor..sanki bu birikim görüşümü bulanıklaştıran sıkıcı,beyaz bir sise dönüşmekte.bense yeni korkulara gebe yürümekteyim sisin içinde.”hiçbir zaman korkusuz biri olamadın,olmayacaksın da “ diyor boğucu kentin gökdelenlerine erişen sis.ki haklı,âh ne haklı..
  • Uzaklara bakmak diye bir şey kalmadığında anlaşılır belki. Sevmenin kıymeti. Yakınında bir şeyler aramaktan vazgeçtiğinde bir ihtimal. Takıntılı sıfat tamlamalarının tam ortasını sildiğinde. Geriye kalan tamlamadaki eksiklik gibi gözüken sonsuzluk bir nevi. Silinen kısma gelebilecek ihtimallerin takıntısızlığı. Gösterebilir insana. yine aynı kıymeti ki görünmediği halde var olan şeyler söyleyin. Ben de araya bu kıymeti atıvereyim. Sırasıyla yapalım ya da aynı anda. Birlikte. Maksat göstermek de olmasın hatta. Ancak gördüğüne inanan insanlara yardım etmekten ibaret olsun. Yine de fark etmez. Değişmez. Artmaz ya da azalmaz işte. İnsanın cürmü bazı şeylere değer katmaya yetmez. Ve bu insanın cürmü hatta. Kattığından çok değersizleştirmeye yol açabilir kimi zaman. Farklı mevzuularda. Bizim konumuz etkilenmekten münezzeh. Bir cümleye nesne edilemez. Edilgen çatılı fiil dahi olamaz. Sanrıların içine gömülen bir takım zihinlerde bunun tam zıddı bir algı oluşabilir. Ki onlar da sanrıların sebep olduğu algılar ile zehirli fikirler salgılar. Sonra kazanan yine yeni rakı olur. Pansuman niyetine. Mikropları kırsın diye. Bir şekilde ölmeli işte. Sanrılardan damıtılan algılar.

    Doğa olaylarından yola çıkmazsak belki. Her şey bu kadar anlamlı gelmezse bir gün. Sebep olacağımız bir şey kalmazsa hatta. Taşı sıktığımızda elimiz ağrırsa. Topraktan geriye ancak rengi kalırsa. Gecenin tam ortasında minicik beyaz bir ışık bile yanmazsa. Gökkuşakları uğurlamazsa yağmuları. Dokuzuncu kattan aşağı düşerse damlalar. Tek kibritlik kükürt bile bulunamazsa ocaklarda. Ölürüz belki de kim bilir.

    Yaşamaksa ölmenin zıddı. Nefes almaksa bedeni cesetten ayıran. Gülmekse eğer insana değer katan. parmağının ucunu kesmekse hissetme refleksi. Ve göz kenarlarını kaşımaksa ihtiyaç. Ölüyüz belki de kim bilir.

    Kim karar verebilir ki bütün bunlara. Kendimiz bile değil. Çevremiz. Hiç değil. İki mahalle ötedekiler belki. Selayı duyabildikleri ölçüde yaşayan somyanın kenarına diz çökmüş insanlar. En çok perdelerin hakkıdır karar vermek. Aylarca açılmayan bir tanesi karar verebilir. Her sabah şahane ezgiler eşliğinde açılanlar caka satabilir. Havanın durumuna duyulan merak. Kişinin ehliyetini ele verebilir. Yıllanmış semtlerin köhne sakinleri. Sizi umursamıyor dahi olabilir. Bağıramıyorsak bunları bu denli. Geç kalmışlığın mahiyeti anlaşılamıyorsa bir türlü. Farkına bile varamıyorsak etkisizliğin. Fark etmez belki de. Ne denir.

    Tespit etmek cefalı. Bilmek acıklı. Yine de gülmek yapışmışsa ruha bir kere. Patavatsızlık işte. Elden ne gelir.

    Çok şey yazmalı. Çok zaman ayırmalı. Ve bunların hepsi düşünmeden olmalı. Ki düşünmek benliğe yapılmış en büyük ihanet. Zihnin ele geçirdiği bir mevcudiyet. Egemenliğin akla teslim edildiği bir varlık. Yaşamaya ne hacet. Bir kısım ihtimalden akla çarpan üç beşi. Ya umutlandırır insanı. Ya da garabet. Eşsiz bir sonsuzluk sunan kalp orada dururken. Kafatasının içine hapsedilmiş. Zaruri mağlubiyet. Sınırlı hissetmek. Ve inkar etmek. Çift taraflı eziyet.

  • bazen gerçekleri göremediğimi düşünüyorum.
  • İtiraf ediyorum, geceleri yatağıma yattığımda uyku tutmuyorsa ve yorgun da degilsem ve de moralim çok bozuk değilse instagram'da #hamburger etiketi altındaki hoşuma giden gönderilere çift dokunaraktan beğeniyorum. En son da şunu beğendim. Bu arada ben instagram da takip ettiğim kişilerin gönderilerine dikkat edip de beğenen biri değilim. Pek benimkilerin beğenilmesi de umrumda olmaz. Galiba blogumda o yüzden yorum yapan kimseler yok. '*''*'
  • insanların hayatımdan çıkması travmatik bir durum benim için. asla normalleştiremiyorum bu durumu. of sözlük ya :(
  • sosyal medya beni korkutuyor;insanların büründükleri ve bürünebilecekleri kimlikler,sınırlar,sınırları geçenler..burada ne işim var o zaman? paylaşma isteği sanırım.
  • Kendi mi arıyorum beni gören varsa adres verebilir mı ?
  • ilkokul yıllarındayız sözlük. kesin olarak hatırlamasam da ya 5. ya 6. sınıf öğrencisiyim. ankara'nın varoş bir gecekondu mahallesinde yaşıyoruz. tek katlı, sobalı, yarı metruk bir okulda okuyoruz. mahallenin de okulun da azılı çocuklarındanız. kavga dövüş okul asma sigara içme vs bir çocuğun yapmaması gereken ne varsa yapıyoruz. hal böyle olunca akranlarımız da bizlerden biraz çekinir durumdalar.

    o dönemler pokemon dalgası tüm ülkeyi sarmış durumda. her çocuğun dilinde bir pokemon türküsü. okuldaki bilinçli öğretmenlerden iki tanesi bu dalganın farkına varıp kendi sınıflarını (bizim alt sınıflar oluyor) pokemonun sinema filmine götürme kararı almışlar. o dönemler sınıfların mevcutları 40 kişinin üzerinde. iki sınıf en az 80 kişi yapıyor. böylesine kalabalık öğrenci grubunu sinemaya götürmek büyük sorumluluk. ismini hatırlayamadığım öğretmenlerden bir tanesi, ben ve emrah ismindeki arkadaşıma kendilerine yardımcı olmamız için ricada bulundu. çocukların genel olarak bizden çekinmesi ve diğer öğrencilere göre çok daha gözü açık olmamız ve yaşça büyük olmamız bu kararda etkili oldu sanırım. e tabi biraz da güveniyorlar bize. iki öğretmen ve biz iki arkadaş çocuklara göz kulak olmaya çalışacağız. bizim görevimiz ikişerli sırada yürüyen çocukların etrafında sürekli tur atarak onları saymak ve sürüden ayrılmaların veya diğer kötü durumların önüne geçebilmek. kangal köpeği gibi koşup duruyoruz. karşılığında bedava pokemon sineması izleyeceğiz. hayatımda ilk sinemaya gidişim olacak.

    kazasız belasız girdik salona. sabah seansı ve sadece öğrenciler var. hiç sivil alınmamış. farklı okullardan öğrenciler de var içeride. bizim sürüyü önlerde bir yere yerleştirdikten sonra son bir sayım aldık ve öğretmen emrahla bana, siz de gidin kendinize uygun bir yer bulun arkalarda dedi. yerimizi bulduk ama en arkaya gitmişiz. tam projeksiyon cihazının dibindeyiz. elimizi kaldırınca gölgesi perdeye yansıyor. oturduğumuz sıra ve öndeki 4-5 sıra bomboş.

    ışıklar kapandı ve sinema başladı. uğul uğul ses geliyor. inanılmaz rahatsız edici. bir türlü konsantre olamıyoruz. emrahla başlandık kıvranmaya. bir muzurluk yapsak da ne yapsak? önlerde de bazı çocuklar mısır kemiriyor. canımız da çekti. bir anlaşma yaptık. birimiz sağ taraftan birimiz sol taraftan aşağıya doğru inerek kenarda oturup mısır yiyen çocuk görürsek elimizi paketin içine daldırıp birer avuç mısır araklayıp tekrar yerimize kaçacağız. bir kaç bağırış duyuldu önce. "mısırımı çaldılaaaaarrr". sonra bazı öğretmenler ayağa kalkıp neler olup bittiğini anlamaya çalıştılar. biz çoktan yerimize kaçmış mısırları kemirmeye başlamıştık bile. hehe

    mısırlar bittikten sonra emrah sigara içelim mi dedi. nasıl olsa içerisi karanlık kimse görmez deyip yaktık sigaraları. çocuk aklı bir şeyi hesap edememişiz. projektör ışığı içtiğimiz sigaranın dumanını olduğu gibi perdeye yansıtmaya başladı. ekran puslandı bir anda. pokemon kurtlar vadisine döndü. sinemada kim varsa ayağa kalkıp arka tarafa doğru bakmaya başlayınca biz hemen yere yatıp sigaraları oturakların altından doğru öne doğru fırlattık. ufak ufak çıkış kapısına doğru kaçıyoruz. yerlerin halıfleks, oturakların sünger malzeme olduğunu da hesaba katamıyoruz tabi.

    emrahla attık kendimizi dışarı. aradan 10 dk geçmeden bizim salonda çığlık kıyamet oldu. "yangııın vaaarrr!!!" bizim sigaralar tutuşmuş. oturduğumuz yerin biraz aşağısında kendi boyumuz kadar alev yükseliyor. çocuklar bir izdihamla çıkış kapısına doğru birbirlerini eze eze koşuyorlar. öğretmenler yangın tüpü getirin diye bağırıyor. dışarıdan birkaç görevli koştular içeriye. ellerinde yangın tüpleri. çocuklardan sıyrılıp güç bela daldılar. biz de kapının ağzından olan biteni merakla izliyoruz. en son kapıda bizim öğretmenler göründü ve "hadi çocuklar gidiyoruz, burada duramazsınız" deyip bizi de kattılar önlerine. hiç bozuntuya vermeden döndük okulumuza.

    sinemanın sahibinden özür dilerim. bilerek olmadı. umarım yangın sigortası vardır tükanının. o arkadaşlardan da özür dilerim. göz kulak olalım derken az daha kebap oluyordunuz. ilk yarım saatini izleyebildiğiniz pokemonun 1 yıl muhabbetini yaptınız ya bir ömür muhabbetiniz bozulmasın inşallah. sağlıcakla kalın.
808 entry daha
/ 107