blog sözlük itiraf
808 entry daha
-
Üzerinden kaç vakit geçti bilmem, acıları'm' benim oldu. Ansızın onunla dinlediğim bir parça çıkar karşıma kaçmam ondan. Durduk yere birlikte yaptığımız bir şey gelir aklıma buruk da olsa gülümserim. Beraber vakit geçirdiğimiz arkadaşlarımızla konuşurum içim yanar, yanar, dışımda zerre kor yok. Onu en iyi ben tanırım, neye üzülür, neye dayanamaz, neye sevinir en iyi ben bilirim de, o nasıl cahil kaldı bana bu kadar bilemem. Neyi, ne kadar kaybettim bilmem de kendimi nasıl kaybettiğimi iyi bilirim.
Ben etrafıma neşe vererek çoğalırdım da acımdan utanır oldum.tam da ayaklarımın üzerinde durmayı becermeye başlarken Yıkan şey acım olmadı, acının hangi cihetten geldiği oldu..
Çetrefilli bir aşk yazarından: seni düşünmek güzel şey, ümitli şey...
Dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey. Fakat artık ümit yetmiyor bana. Ben artık şarkı dinlemek değil şarkı söylemek istiyorum, dediği yerdeyim. -
Şimdi şu durum cidden üzücü, sen saçma salak başlıkları çek ekşisözlük gibi artık çöp olmaya yakın sözlükten, sonra "ya nasılsa altına yazan olur, dur hele hiç ellemiyim" de, sonra da öyle ekşisözlük'ün merdiven altı gibi hayat sür.
Ekşisözlük deyince çok eskiden şöyle bir durulurdu. Cidden öyleydi. Google gibiydi. Bilgi topluluğuydu. Wikipedia'ydı hatta adeta. Çünkü gerçek yorumlar vardı, kullanıcı yorumları, tüketici yorumları, ciddi eleştiriler... Şimdi öyle mi? Mantıklı bir başlığın altında 100 tane entari varsa bunlardan 3 tanesi işe yarar gerisi çöp. Bildiğin ergenvari, saçmalamak adına ya da troll mantığıyla yazılmış çöp entariler.
Heh, işte bu yüzden üzülüyorum Sözlük. Yoksa tabii ki ben de isterim eğlenceli, faydalı ve "blog yazarlarına ve blog takipçilerine özgü" bir sözlük olmanı. Ama işte (bkz: bir sen akıllısın)
Başlık içeriğini geliştirelim tabii ki. Sonuçta blog yazılarının konuları türlü türlü. Ama bazen burama kadar'*' geliyor. Neyse, aman bu sıcakta değil mi? O değil de, boykot kararımla iyice sadece bu başlığa yazar oldum. N'apayım?'*' -
Aşk istiyorum, aşık olmak istiyorum. Çok sevileyim ve çok seveyim istiyorum. Yüzüne baktığım zaman yada elini tuttuğumda huzur bulmak istiyorum. Birinin değerlisi olmak nasıl bir duygu tatmak istiyorum -
Annemin kahkahasi bana hayat veriyor. -
anam kardeşimgilin yanına gitti. birazda orda kalıyım, özledim dedi.
Allah(c.c.) razı olsun benide düşünmüş, söylemesi ayıp biber dolması, sigara böreği bide ıspanaklı börek yapmış sağolsun.
ama ben tüm gün başka şeye aşermiştim.
naptım tabi.
bi çılgınlık yapıp vereyledim çiğköfte dürümleri, efenime söyliyim ikramları probisleri..
tabii telefonda ellerine sağlık anacım, hepsi pek bi güzel olmuş, tabii hepsini daha yemedim dedim.
çılgın parti yapçam şimdide.
şaka şaka, sabaha iş var, ne partilemesi.
çiğköfteden şişsemde şimdi çayda yaptım, kuruldum ekran karşısına behzat ç falan izlerim.
hayat bana güzel, heyt beee. -
30 yaşıma 2 sene kaldı diye endişeliyim.
düşünsenize, "40 yaşında bir adam" olmak için 10 seneniz kalmış oluyor.
50 yaş içinse 20 sene. -
Teyzemin bir diğer kızının kına gecesi vardı bu akşam. Cumartesi de düğünü var. yine Gebze'deyiz yani. Bir başka teyzemin kızı da teyzemle birlikte geldi bu seferki düğün için. Kendisi doğuştan işitme ve konuşma engelli. Bakınız bazı öküzler gibi "özürlü" demiyorum, engelli diyorum. Engelli derken bile yamularak söylüyorum ben, ama bazı insanlar ki buna bazen benim ailem de dahil olabiliyor, özürlü diyorlar. Neyse. O da burada, teyzemle birlikte bizde misafir olacaklar düğüne kadar da, ablamgilde yani.
Şu anda çay içiyorlar salonda, ben de yemek masasında oturuyorum. Ben ne kadar konuşup duyabiliyor ama aynı zamanda iç dünyamda yaşıyorsam, o da bir o kadar konuşmayıp duymayıp kendi iç dünyasında yaşıyor. Sadece bakıyor onlara konuşurken onlar, belki dudaklarını okuyor ne dediklerini anlamak için. Bilemiyorsun işte.
Bazen şükredecek çok şey oluyor.
Bazen bazı insanlar size hayatınızın kıymetini daha iyi bilmeniz için çığlık atıyorlar adeta.
Bazen de sizi hayattan koparıyorlar.
En iyisi susup kendi dünyamıza dönmek. Neyse blog sözlük. N'aber? -
ya Allah(c.c) utandırmasın, pek mutlu uyandım ama bugün sözlük.
yan fabrikadaki köpek doğum yapmıştı, 4 yavrudan 3ü yaşadı, bi tane daha vefat etçek diyoduk, bu sabah mıyıl mıyıl geldi sıpa, aldım koynuma, ceketimin içinde uyuyo şimdi sıpa...
ya ben bunu yerim ama sözlüğüm yaaa, görmeniz lazım, o kadar sevimli ki sıpa...(bkz: swh) -
son zamanlarda Blog sözlükte boşluğa yazdığımı hissediyorum. Bir inşaatın on üçüncü katından yahut uzunca bir köprünün orta yerinden bağırıyorum, kimse duymuyor. Çünkü insanlar öyle gürültülü, trafik öyle sıkış tıkış ki boşluktan farksız. Sesim sadece yankılanıyor. -
Sevgili kötüleyici, ben özgüvensiz ve takıntılı biriyim. Bundan sonra neden kötülediğini yaz da, düşünüp durmayayım. Allah rızası için. -
Yapamazsın.
~neden ki? neden yapamayayım?
Çünkü ben yapamadim.
~senin egona sıçalar egona. -
İki yil once, okudugum okulun voleybol takiminda oynuyordum. Pasordum. Oyun kurucu. Ayni takimda kardesim de yer aliyordu. Ben astim, o yedekti. Ancak takimimiz takim olamamis, voleybolu yalnizca topa vurmaktan ibaret goren yellozlarin birlesimiydi. İyileri de vardi elbet ama beni takımda tutmaya yetmemislerdi. Aramin kotu olduğu kisiler, aramizdaki sorunu benimle degil de kardesimle halletmeye calisinca isler iyice cigirindan cikti ve takimdan ayrildim. İki yildir da ne maca ciktim ne de bir takimda yer aldim. Tam dort hafta once bugun, su an okudugum okulun voleybol sahasinda kendi kendime top oynuyorken uzun boylu guzel bir kiz bana yaklasip voleybol oynayıp oynamadigimi sordu, o kadar samimiydi ki. Baslarda tereddüt etsem de sonunda okul takimina girmeyi kabul ettim. (bkz: bir yeteneğin keşfedilişi)'*''*'(bkz: insanın kendini bilmesi) hemen ertesi gun antrenmana cagirdilar. Her sey guzel gidiyordu. Mukemmel degildik elbet ama harikaydik. Oyun kurucu olarak yine aslarda oynuyordum. Benimle konusan uzun boylu guzel hanimefendi takimizin kaptaniydi. Basta o olmak uzere, takımdaki diger leydiler sayesinde hicbir sıkıntı yasamadan hemen adapte olduk birbirimize. Maclara kadar uc haftamizin oldugunu soyledi kaptanimiz. Uc haftada yolun tamamini bitiremezdik ama bayagi katederdik. Oyle de oldu. Gunler birbirini kovaladikca bizler antrenman yapmaya devam ettik. En sonunda o uc hafta bitti ve ilk kez gecen hafta sahaya ciktik. Rakiplerimizi eledik ve bugun 1.lik macini oynamak uzere sahaya ciktik. 2.olduk. Maci kaybettik belki evet ama o kadar guzel bir takim kazandik ki size bunu tarif edemem angrybirdler. Zaman zaman burada da paylastim; sevincimi, heyecanimi.. O kadar harika bir sey ki insanin sevdigi bir seyi gercekten icinden gelerek yapmasi. 3-0 yenildik bugun. Ama oyle kolay kolay kazanmadi karsi taraf haa. Mac seti 31-29 bitti diyeyim, siz anlayin. Su anda bacaklarimda, kollarimda her yerimde morluklar var. Yururken zorlaniyorum. Omzumu cok fena incittim. Ama inanin hicbir onemi yok. Bunu su anda tarif edemiyorum ama sahiden hic önemi yok. Oynadığımız maclarda o kadar guzel oyunlar koyduk ki ortaya, takimimla gurur duydum. Boyle bir takimin pasoru oldugum icin de sukrettim. İnanıyorum ki gelecek sefere cok daha iyi olacağız. Uc haftada 2.olan takim bir yilda sampiyon olamaz mi angrybirdler? Bence olur. '*' -
Yarin harika bir bulusmam var.
Once biraz dolasiriz, sonra alisveris falan yapariz, dinlenmek icin de bir yerlerde oturur bir seyler iceriz, kitap okuruz, bir seyler yazariz, yemek yeriz, sinemaya gideriz. Rahat kiyafetler giyecegim muhtemelen. Cok azicik da rimel ve ruj. Saclarimi da kendi haline birakirim, bukle bukle oluyor. Allahiiiim nasil heyecanliyim.
Ha evet kiminle bulusacagimi soylemedim. Aynaya baktigimda gordugum kisiyle bulusacagim. Bayagidir basbasa kalmadik hic. Cok ozledim. Birbirimize, yalniz kalmaya ihtiyacimiz var. -
2009'da Amerika'dan aldığım laptopım olan Sony Vaio'mu kullanıyorum yıllardır. Geçen sene bataryası öldü. Bu sene de adaptör... Sony artık laptop desteği vermiyor. Yani tamamen vermiyor, sadece bana değil. Orijinal bir adaptör bulamadığımdan yan sanayi bir ürün almıştım. O önce pert oldu, garantisi vardı yenisini yolladılar. Dün sabah da o gitti. Dış dünyaya açılan tek pencerem olan emektarım şimdi öylece bekliyor, babası ona adaptör halledecek bir şekilde :( yeni bir bilgisayar alamam. Zaten hayalimdeki bilgisayar da 6 bin küsür lira. O aradaki modellere harcamak istemiyorum, öyle bir lüksüm de yok gerçi de... Şimde de ikinci emektarım, 4. Yılını doldurmuş ayfonumla takılıyorum. İşte tam böyle zamanlarda insan daha geniş ekranlı bir telefon arıyor. Bilemedim. Bilgisayarda crackli çalışan spotify'ı telefonda mecburen reklamlı dinliyorum. Bu da ayrı bir sinir bozucu durum. Böyle bir balkona çıkıp başında bez bağlı, elinde sigarayla "ay her şey para ayol" diye bağırmalık bir durum mevcut sözlük. Onu da ben yapamıyorum.'*' -
Sıkılmıştım zaten, istifa edecektim ben de. Yoruldum patron. Bu külüstürün üstünde bir oraya bir buraya. Birbirimize ait değiliz biz, yakışmıyoruz, tamamlamıyoruz birbirimizi. Seninle değil, motorla. Sıkıldım kapılarda bekletilmekten, çöp kokan mahallere senin andaval aşçının yaptığı yemekleri taşımaktan. Senin sipariş beklediğim o boş vakitlerimi dolduran o bomboş kelamlarından. Gerçekten bazen çok boş konuşuyorsun. Çoğu zaman, bunu başka yerde söyleme, diyesim geliyor. Sonra vazgeçiyorum, çünkü söyle de rezil ol istiyorum. Sen ne anlarsın anasını satayım kapitalizmden, hümanizmden mesela. Sıkıldım senden de işinden de patron. Ben ahlaklı bir insandım. Ağzımı bozdu misal bu bilmem ne yaptığımın işi. Ve daha birçok şeyi diyemedim. Diyemedim anasını satayım.
Biz siparişi mutfakta bekleriz, bize ayrılan masada. Masanın sağ arka ayağı biraz kısa. Her seferinde o ayağının olduğu köşeye otururum, dayarım dirseğimi, dirseğime de çenemi. Şimdi diyeceksin ki altına bir şey sıkıştırsana böyle uğraşacağına. Deme boşver, Yapmadım işte. Ben de bilmiyorum neden. Ama ayar oluyorum sallanan masalara. Sırf bu yüzden istediğim üniversiteye gidemedim ben. Sınavda oturduğum masa dikkatimi dağıttı.'*' Neyse siktir et masayı şimdi. Gittim yine sabah dükkana. Bizim andaval aşçıya selamımı verdim. Beni gördüğünde o yüzünde beliren bir anlık somurtma geçtikten sonra. Aldı selamımı yüzüme bakmadan, işe koyuldu. Bir de yardımcısı var bunun az saf. Temiz anlamında değil. Saf yani, salak. İri yarı biraz da. fareler ve insanlar kitabındaki lennie gibi. Okuyanlar bilir. Okumayanlar okusun, yani bence. Neyse işi yoktu o sıra, dışarı çıkmak için kaş göz işareti yaptım. Lisede aşık olduğu kızı onüçüncü kez dinlemek için. Kafam açılsın diye sabah sabah biraz da. Manyağım evet. Ben de biliyorum. Ben sigaramı içerken patron belirdi kapıda. Gözleriyle arandı bir müddet, buldu sonra beni gözleri. Yaklaştı yavaşça. Bizim lennie geldiğinde fark etti onu. Sustu hikayenin en güzel kısmında. Gitti sonra işinin başına.
Bizim patron bir şey söyleyeceği zaman direkt söyler, lafı uzatmaz. Severim bu huyunu. Yine öyle bir andı işte.
" nasılsın ceteris "
" stabil. "
" oğlum bu iş seni yıprattı, günden güne süzülüyorsun, üzülüyorum bu haline. Ben seninle yolları ayırmaya karar verdim. "
" biraz sakar olduğum için mi "
" biraz mı " dedi bir an beliren bir şaşkınlıkla, hemen silindi tabii o şaşkınlık. Saniyenin bilmem kaçta kaçı kadar bir an. Sonra en mükemmel kısmına geldi işin.
" oğlum bizler kapitalist adamlarız, sen biraz hümanistsin. Bu işler sana göre değil. "'*' bakışlarım anlamsızlaştı, yüzüm buruştu, dudaklarım hafif aralandı o an. Ne diyor lan bu, der gibi yani.
" sıkıldım zaten istifa edecektim ben de. Yoruldum patron. Haklısın herhalde. " ayrılmadan önce veda ettim millete. Veda dediysem öyle şatafatlı bir şey değil. [https://m.youtube.com/watch?v=PnkQa1kzhG4 ~ şöyle] bir şeydi işte.
Uyumak için kafanızı yastığa koymadan önce, bir gün daha ne kadar kötü olabilir demeyin bence, bir tavsiye. Bamya yapmış annem aynı günün akşamı. Bamya ya, bildiğin. Mükemmel bir günün üstüne mükemmel bir yemek. Bu ne kadar pahalı biliyor musun diyor bir de. İyi de ben sevmiyorum diyorum. Ne kadar pahalı biliyor musun bu diyor. Anladım o sıra muhabbetin bir yere varmayacağını. Annem üzgün olduğumu anlamış olacak ki geldi yanıma sonra. Uzandım dizlerine, saçlarımı okşadı o narin elleriyle. Anlattım olan biteni. İstifa ettim dedim. İyi yapmışsın dedi, bu kadar. Yetti de zaten, rahatlattı beni. Annem neye ne kadar ihtiyacım olduğunu iyi bilir. O kapitalistin sözleri bir süre aklından çıkmayacak sanırım bu hümanistin. Acaba ne biliyor o bahsettiği kavramlara dair. Bedeni azami sınırlarına kadar zorlayıp, ücretini asgari tutan bu sistemde bakalım daha kimlere çalışırız sonra. Hayırlısı, vesselam. -
Kimseye derdimi anlatamıyorum, değil duvar öyle bir sur örmüşüm ki etrafıma korunmak için, artık kendim bile aşamıyorum. Bir arka kapı bulamıyorum. Kimseye güvenemiyorum. Ve kuru buza yapışan deri gibi yapıştı yalnızlık ruhuma, nasıl sökülüp atılır bilmiyorum. -
Hiçbir zaman sevgi görmedim
Annem çocukken hep meşguldü bu yüzden şimdi aramızda bir duvar var sanki anlamıyorum aşamıyorum aşamıyoruz
Babam çok çalışırdı eve gelince yemek yer sonra çok geçmeden ben uyuyakalırdım vakit geçiremezdik şimdi beni sevdiğini söyleyemiyor fakat Ramazan bayramının birinci günü bir kereye mahsus söyledi
Ablalarım ile aramızda yaş farkı var doğru düzgün özelimizi açamıyoruz birbirimize
Arkadaşlarım ise hep uzaktı bana hiçbir zaman çok yakın olamadım anlattım bazı şeyleri ama çoğu kez bazı şeyleri gizledim
Sevgilim desen zaten hiç sorma insan gibi bir ilişkim olmadı ama hayatımda bir kişiye karşı bir şeyler hissettim eğer aşk bu ise aşktan da hayır yok
Fakat ben varım ben koca bir ben gerçekten kendimi seviyorum insanlar her zaman yanımızda olamayabilir bu yüzden başıma Ne gelirse gelsin kendimi sevmeye devam edeceğim canım kendim iyi ki varsın geç olmadan uyu iyi geceler -
benim nereden bildiğimi bilmemen dışında ikimiz de her şeyi biliyoruz. -
Rabbim pisman etmesin birazdan yazacaklarimdan dolayi. Zaten isyan etmeye de gelmedim. Yalnizca icimden atmaya ihtiyacim var. Keske tuvalete gidip birakmak kadar kolay olsa. Ama degil.
Bu yil cok kayip verdim. '*''*'
Kayip. Ölü yani bildiginiz. Gerek kendi cevremden gerek samimi cevremin samimi cevresinden. Bazilari beklendikti bazilari degil. Bazilari icin kurtulustu bazilari icin daha cok vardi ölüme. Az once de cocukluk arkadaslarimdan birinin akranim olan ikiz kuzenlerinin bir kaza sonucu vefat ettigini ogrendim. Ne ilginc. Beraber geldiler, beraber gittiler. Ve cok aci, geride kalanlar icin.
Boyle iste. Ben hicbir cenaze evinde ölünün arkasindan kotu seyler anlatan birini duymadim. Hepsi mi dort dortluktu. Hayir. Ama artik mevta olduklari icin insanlar hep guzel seyler soyluyorlar. Guzel yanlariyla hatirliyorlar. Bu hep boyledir. Dogru mu yanlis mi bilmiyorum. Ama boyle.
Bundandir ki kendi hayatinizi kendiniz yasayin. Kendinizce kusursuz bile olsaniz canli oldugunuz icin sizi elestirenler olacak. Bencil degil, ozgun yasayin kendi hayatinizi. Ve gercekten ölü olunca hicbir seyin onemi kalmiyor.
Son olarak, ölüm hepimize cok yakin. Ama nedense olumle burun buruna olan ya da onu somut olarak gun gun yasayan birisine hep daha iyi davraniriz. Galiba salagiz. Aslinda galiba'si fazla. Herkese iyi davranmaliyiz. Kimseye kotu olma hakkimiz yok. Hangi birimiz dort dortluguz ki baskalarini cezalandirma hakkini kendimizde goruyoruz. İste bundandir butun pismanliklar.
Ha bir de, gecinden ver allahim. Acilarimizi en gecinden ver. -
bloglarınızda bilgi verici şeyler yazıyorsunuz ya bazen, çok imreniyorum. ben de anca duygularımı falan yazıyorum işte...
808 entry daha
