blog sözlük itiraf

#blog sözlük sırala başlıkta ara
/ 148
  • Ben sana değil, evinin yollarına, posteriz duvarlarına, ıslanmamış sokaklarına aşık oldum..
  • Hem Çok çok libidosu yüksek bir insanım hem de bir o kadar entel dantel şeylere meraklı biriyim. Bu kadar zıt şeyleri nasıl barındiriyorum bazen ben bile şaşırıyorum. Enteresan sevgili suserler
  • Bazen sevilmeyi çok çok istiyorum ama benim gibi gururlu biri bunu belli etmemeli.. yapacak bir şey yok. Bunun faturası nedir? Tabiki de yalnız kalmak.
  • Bakın ben imam hatip mezunu değilim ama 3 ablam 7 yıllık gençlik serüvenini topyekûn imam hatipte geçirmiştir.

    O dönemde (bkz: öss'de puan kırılma) muhabbeti var diye annem imam hatip okumaktan beni zorla men etti. (bkz: o da ayrı bir makale konusu). O dönemde çok çatıştık annemle.

    "Allahım imam hatip okumayacaksam hiç okumayayım daha iyi. Bana nasip etme okumayı" diye dua ettiğimi hatırlıyorum.

    İşte bendeki (bkz: imam hatip özlemi) tâ o zamanlardan gelir. Ablalarım Hep yanımda ağlardı. Hep onları izlerdim. Anlattıklarını dinlerdim. Milli guvenlik dersleri dolayısıyla yaşadıkları ızdıraplara sahit olurdum.

    İşte imam hatip özlemi böyle hayat bulmamış bir yumrudur içimde.

    Bunu yanlış yerde dillendirdiğimin farkındayım. Neyse ki yeni jenerasyon (bkz: blog sozluk volume 2020) bu tarz muhabbetleri kaldırabiliyor. (bkz: swh)

    (bkz: teyakkuzda olalım)

    Herneyse gençler, dindar olmak iyidir. Dininizden korkmayın. Hep yek tek yürek tek bilek '*'
  • İnsanın sevdiği biri olmayınca attığı her adım boşluğaymış. Sevmek yerine sevilmeyi beklemek boşunaymış.
  • (bkz: Blog sözlük ağlama duvarı)
  • öfkeden ağlamaktan yoruldum ve gözlerimde de yaş kalmadı.
  • birazdan hesabımı sileceğim. sanırım karantina sürecimin iyi zamanlarında anıları eskileri yad etmek iyi gelir diye açtığım o süreçte iyi gelse de biraz kötü bir sürece daldığım bir zamandayım. sizi tanımak güzeldi.

    “Günaydın! Olur ya belki sizi göremem; iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler !"
  • Bakin insan lütuf gördüğü kapıya ihanet eder ama, eza çektiği kapıya asla.. Asla. Aslaaa ihanet etmez.

    Bunu ben söylemiyorum psikoloji söylüyor:
    "Bir insanın size bağlanmasını istiyorsanız, ondan, sizin için bir şey yapmasını isteyin"

    Bu aynı zamanda bir satış ve pazarlama stratejisidir.
  • hiç kimsenin bilmediği kadar ve bir başkasının bana veremeyeceği zararları kendime vererek yıllarca yıprattım kendimi. yeteneğim olan müziği hep erteledim, kendimi bir boşlukta buldum uzun zamanda çıkamadım içinden. şimdi yeni yeni toparlanıyorum. umarım bunlardan bir ders çıkarmış olurum.
  • Çiçek çalmak kimsenin aklına gelmez.
  • Günün 3’te 1’ini kendimden nefret ederek geriye kalan 3’te 1’ini sayıları öğrenmeye çalışarak geçiriyorum.ikisinden birinde çok iyi değilim.
    ama genelin aksine bu gün ortama altı uğursuzlukta bir gündü. Odamın doğal atmosferi olan sigara dumanına üfleyip dumanın nereye gideceğini kestirerek tanrıcılık oynadım. bunun gibi aktiviteler kontrol denen kevaşenin eğeri sanki benim elimdeymiş gibi hissettiriyor. monoton hayatıma renk katıyor böyle düşünmek.

    Yeni insanlarla tanıştığımda hep ortamdaki en zeki en biligili kişi olarak görünmeye çalışıyorum, öğrendiğim üç beş tane “fun fact”’i papağan gibi caka satmak için kullanıyorum çok bildiğimden, okuduğumdan veya konu hakkında tutkulu olduğumdan değil sadece insanların beni zeki sanması hoşuma gidiyor.

    Bağımlıyım bu herhangi bir materyal, düşünce olabilir ve biri benim inançlarıma, düşüncelerime, alışkanlıklarıma karşı çıktığında boşlukta kör bir göt gibi nereden bir şey tutturursam kârdır diye etrafa sıçıyorum.

    Her şeye olan nefretim sabahları kalktığımda en etkili şekilde çirkin yüzünü gösteriyor. sabahları herkese, her şeye o kadar içten bir nefret besliyorum ki bir şeye karşı iyi hissetmek beni hasta ediyor. Yazmaya çalıştığımda da aynı patojenik etkileri görüyorum. Genelde günlüğümde eskiyen şey tarih ve buna bağlı olarak aynı sayfayı açıp kapatmaktan eskiyen kapak kısmı oluyor. Yazacak bir şeyim yoktur belkide veya yazmaya başladıktan sonra kendime o kadar çok acımaya başlıyorum ki devamı gelmiyordur veya bir şeyler yazacak kimsenin zeki olması gerektiğini düşündüğümdendir.

    Zeka kırıntısına sahip olduğumu düşünmeyi severim ama bu sadece iç savaş gibi. Bunu irdelemeye çok da gerek yok. Sonuç olarak bir bardağa hacmiden fazla su koyamazsın, deneyebilirsin ama anlamsız olur.

    bu arada çok üzgün, melankolik, yalnız olduğunuzu yazmanız itiraf değil drama üretmedir. ilavesiyle bunlar itiraf niteliği taşıyan şeyler değildir.
  • Senin geldiğini hemen beni kötülemenden anlıyorum.
    Sahi, nerelerdeydin? Sen yokken çook sey oldu.

    (bkz: seri eksi almak)
  • Saat sabahin 8i ben nickaltima yazilanlari okuyup agliyorum............buradaki cok dostalarimi cok seviyorum abilerimi ablalarimi cok seviyorum.
    (bkz: yorgunluğun insanı duygusal bir hale sokması)
  • Yapmak istediğim çok şey var ve benim ellerim dolu.
  • Sanki insanlar benimle hep dalga geciyor. En kuvvetli hisim bu. Bundan kurtulamıyorum. Çözümü de yok. Kronik bir hastalık.
  • Önem vermemem gereken şeylere çok fazla önem veriyorum. Sürekli düşünüyorum. Vakit harcıyorum boş yere.
  • biraz önce telefonumu 11. kattan aşağı düşürüyordum az kalsın. hiçbir gerilim filmini izlerken bu hisleri yaşamadığıma yemin edebilirim.
  • Kadinlar hep hakli.
  • bu başlık, sözlüğün en çok ilgi çeken yeri olmalı. 106 sayfa entry girilmiş.
    hey gidi seneler hey.
    ne oldum değil, ne olacağım demeli insan.
    her şerde bir hayır vardır derler ya...
    insan sahip olduklarına fazla güvenmemeli. bu koronovirüs salgını da bizlere ders oldu birçok bakımdan. sevdiklerimizin kıymetini daha çok anladık. sağlığımızın da.
    sahip olduklarım için şükredemedim zamanında, itiraf ediyorum....
/ 148