blog sözlük itiraf
-
Doğrusunun reis olduğunu biliyorum ama reyiz demeyi daha çok seviyorum. -
arkamda kanat var mı öğrenmek için uçurumdan atlamak üzereyim -
Bu çocukla (bkz: sevgili) miyiz?..
Açıp fotoğraflarına bakmıyorum bile sözlük. Sadece yazdıklarını okuyor, sorularına cevap veriyorum. Buysa sevgililik eğer, benim daha diyecek bir lafım yok. -
Sözlüğü ülkücü ocağına çevridiğim için pişman değilim.
Tek sorun ülkücü değil Turancı olmam. -
sözlük'te değil de sanki ülkü ocağındayım. -
Uzun entrilerimi okuyup fav.layanlara (bkz: helal olsun) diyorum sözlük'çüm. Benim yapamadığımı yapıyorlar (bkz: swh) -
Ve şimdi şöyle dua ediyorum Tanrı’ya:
Olanlar oldu tanrım
Bütün bu olanların ağırlığından beni kolla!
(bkz: Didem madak) -
Sözlük inanılmaz bir sinir harbi yaşıyorum. Yani nasıl oluyor da iyi niyetim hep kötülükle patlak veriyor anlayamıyorum. Ya hu ben neşeli neşeli konuşmalara katılıyorum ama hep "sus, çok konuşma, sesini kes" naralarını duyuyorum kafayı yiyeceğim ya. İçimde kötülükle asla bir şeyleri yapmam. Sürekli birilerini güldürmek için gözyaşlarımın ıslattığı yatağımdan kalkarım. Yaptıklarım hiç mi göze gelmiyor?
Bugün misafirlikte "30 saniye çayı içtim görünmeyeyim diye. Habersiz olunca çirkin çıkıyorum hahahahahha" dedim ve üzerine azar ve trip yedim. Bu cümlede kötü olan ne var Allah aşkına? bu ailem bana kafayı yedirtecek az kaldı. Kendimden istifade ettim hep, onlara bir kötü laf gitmesin ya da moralleri bozuk olmasın diye. Karşılığı buysa ben daha bir şey demiyorum.. -
çok yanlış anladığınız başlık.
itiraf kelimesinin anlamını biliyor musunuz? buraya itiraf değeri taşımayan hikayeler yazmak itiraf etmek olmuyor. -
Sokakta yükses sesle konuşan insanlar olduğunda pencereden "kısık sesle konuş" diye bağırasım geliyor. Gürültüye hiç tahammülüm kalmamış. -
Kafam o kadar karışık ki; mutlu muyum mutsuz muyum, huzurlu muyum huzursuz muyum, ne yapıyor nereye gidiyorum. Fikrim yok. Uzay boşluğu.. -
çocuk dünyaya geliyor, ailesi umutlar içerisinde, çocuk büyüyor; yıllanmış olan dünyayın tadına bakıyor ve ağzı yanıyor. çocuk yoğurdu üfleyerek dahi yiyemiyor çünkü sütü dahi tadamıyor.
kavgalara karışıyor çocuk, siyasallara tamah ediyor, kurtuluşu orada görüyor ve cezalar alıyor çocuk.
çocuk darmadağın oluyor, namelerde saklı olan gençliğine göz ucuyla bakıyor ve içi yanıyor.
sevgiyi de unutuyor o çocuk, merhameti de...
yaşamak bu diyor, "bizim de payımıza bu düştü" deyip de, çalışıyor da çalışıyor.
dizelere tabii oluyor çocuk, edip'i daha iyi anlıyor:
"Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu."
çocuk masa olduğunu anlıyor, hayat ise durmadan masaya bir şeyler koyuyor.
-hiçbir kimse şairler kadar saf değil idi, onlar dünyanın çirkinliklerinden kendilerini dizelere koydular, başını bir dizeye ve dahi dize koyamayan insanlar? muallak. -
Ruhumun kederden gözleri karardı -
Hissettiğim her şeyin doğru çıkmasından nefret ediyorum. Artık sürekli kendimi dinler oldum. Akışta kalamıyorum. Oluruna bırakamıyorum. Kafam sürekli herkes ve her şey üzerine tahminde bulunuyor... keşke bilemeseydim. -
beni mutlu edecek işin ne olduğunu buldum galiba.
tatlı yapmaktan, özellikle pasta yapmaktan çok hoşlanıyorum. her gün sıkılmadan bir sürü pasta yapabilirim. şeker hamurlu pastalar çok hoşuma gidiyor. bu konuda uzmanlaşmayı çok isterim açıkçası.
keşke bi pasta şefi beni yanına alsa, bütün bilgilerini bana aktarsa... para falan istemiyorum. bu işi öğretsin yeter'*' sonrasında ben de pasta şefi olma yolunda ilerlesem.
tabii muhtemelen hayal olarak kalacak bir durum. olsundu, hayali bile mutluluk veriyordu... -
Acıktığım zamanlarda yemek yiyorum sözlük bu çok kötü bir alışkanlık.. Whenever i feel hungry, i foot my kitch and have some foods ~ absolutely disaster :-| -
tarihin tozlu sayfalarına adımı, kara bir mürekkep ile yazıyorum. kan ağlıyor hücrelerim ve gri hücrelerim o'nu istiyor.
ne zamandan beri kendine verdiği sözleri tutamayan bir insan haline dönüştüm, herhal uzun bir zaman.
ne zamandan beri çeşitli maddelerin etkisi ile kelebeği kovalamaya çıktım, herhal uzun bir zaman.
ne zamandan beri değersizlik denizi içerisinde yüzüp, başkalarının efsunlu bir hâlde olduğunu kendime inandırdım, herhal uzun bir zaman.
ne zamandan beri bana değer veren kimselerin karşısına o hayta yüzüm ile çıktım, herhal uzun bir zaman.
ne zamandan beri yalnızlığıma övgüler dizip, kalabalıkları temaşa ettim, herhal uzun bir zaman.
ne zamandan beri hayattayım, herhal uzun bir zaman.
ne zamandan beri kendimden kaçıyorum, uzun bir zaman, herhâli ise fazla.
"tarantula yazdılar diye göğsümdeki yaftaya
tarantulaymış benim adım diyecek değilim
tam düşecekken tutunduğum tuğlayı
kendime rabb bellemeyeceğim
razı değilim beni tanımayan tarihe
beni sinesine sarmayan
tabiattan rıza dilenmeyeceğim."
durumum her zamanki hâline dönmekte, kendimden kaçtığımda ötekine sığınmaktayım, her şeyi yapabilirim, o her şeyi kendime dahi yapabilirim. -
(bkz: haşhaş) bana suat'ı hatırlatıyor. Suat, kasidei bürde'de geçen Kaab bin zuheyr'in kendisini terk eden devesi idi.
Şair kaab, suatı öyle bir anlatıyor ki şiirinde, o deveyi bulup kafasını öpesiniz geliyor.
Haşhaş'in kafasından bugün on defa öptüm. Haşhaş benim kedim olur (bkz: swh)
(bkz: kasidei bürde) -
son bir haftadır üç kişiden ayrı ayrı darbe aldım.
nankörlük ve vefasızlıktan nefret ediyorum. -
Bazen Salakça bir şeyler yapasım geliyor.
