blog sözlük itiraf

#blog sözlük sırala başlıkta ara
/ 148
  • bahçe evindeki minderine arkadaş rakı döktü, koku geçmeyince atmak zorunda kaldık, soranlara; arkadaş kustu, attık dedim, peder şüphelendi ama kurtardık.
  • Usenmeden tüm en baştan tüm itirafları okudum
  • Ankara da kalmak istiyorum, aksaraya tekrar dönmek istemiyorum. Sözlükte polis, jandarma varsa beni ankara'ya kelepçeleyebilir mi
  • Bulunduğum yerde klima var ancak wi-fi çekmiyor. Wi-fi çeken yerler de çok sıcak. Help!
  • 43 sayfa, 857 entrysini okuduğum başlık. (bkz: blog sözlük itiraf)
  • küresel çağın Türkiye'yi de vurduğunu, 28 şubat darbesinden sonra bir-iki gazetede toplanan muhafazakar yazarların teker teker farklı gazetelere dağılmasından anlıyorum. Bu kopuş artarak çoğalacak hiç şüphesiz.
  • haklıydım demek istemiyorum. keşke haksız olsaydım.
  • Uzun girdileri okumuyorum ben zaten okumayı da sevmiyorum
  • İnanmayacaksınız ama birçok şey gayet yolunda gidiyor. Sağlık konusunda biraz ağır ilerliyorum ama olsun, daha ölmedim. Allahım sen bu mutluluğumu tez zamanda bozma. Amin dostlar.
  • Dün gece herkese iyi geceler dileyip uyumak için odama gittim. Fakat uyuyamadım uzun süre. Dayım, annem ve babam içerde bildiğin dedikodu yapıyor. Kuzenlerimden tut uzak akrabalarıma kadar herkesden bahsedildi ve eleştirildi. Sıra bana gelmişti. Yatmaya gideli 1 saat olması onlara uyumuş olacağımı garantiliyor olsa gerek fısıldama ihtiyacı bile hissetmediler. Bir insanın, hayatının neredeyse çoğunluğuna şahit etmiş birisi tarafından subjektif bir şekilde sakınmadan eleştirilmesi tuhafmış. Ben mesela aslında zannettiğim ben değilmişim. Hayat garip, kuşların amk.
  • Bunu söylemeden uyumayacağım.

    yahu gerizekalı!.. Ebubekir sifil'den bahsediyorum. Diplomat değil politikacı değil milletvekili hiç değil.ortada bi siyasi görüş belirtme/taraf tutma durumu yok yani.

    hey Allahım ya. Gerizekalısın işte. Anlıyorsun değil mi?
  • Cenabet olarak namaz kıldım,lys ve ygs'ye girdim ve iki senemi cenabet geçirdim.
  • Demin grupta konuşurkan aklıma geldi. Küçükken camide cin çağırıyodum.
  • Unutulmayacak dostluklar var mıdır? Şuan bu sorunun arayışı içindeyim. Dostum dediğim insan aramasa da sormasa da ne haldeyim diye, bir zamanlar en yakınım dert ortağım değil miydi? Ya da ben öyle mi sanmıştım?
    Ama şimdi yolda görseler " o beni farketmeden kafamı çevireyim" diyecek haldeler sanırım. Aramızda kötü olaylar da geçmedi sadece şehirler değişti ortam değişti. Nereye gitti verdiğimiz sözler? Yeni kankalar edinince eskiler unutuldu mu? Kafamda deli sorular uzayıp gidiyor işte.
  • bugün hiçbir hayalimin kalmadığını fark ettim. bir kısmı gerçekleşti bir kısmının üzerine meteor düştü, dinozorlar ezdi. veya kedi yedi bilmiyorum. yok işte. keşke hayallerimi gerçekleştirmek için bu kadar aceleci davranmasaydım. birisi ne hayalin var diye sordu. bir süre düşünürken hayalimin kalmadığını anladım işte. hayalim güzel bir gitar dedim. gitar işte. pahalı olanlardan. onu geç büyük hayallerden bahsediyorum ben dedi. hiç büyük hayalim yok ki diyemedim. yalan söyledim ben de. norveç. norveç'e gitmek istiyorum ben dedim. ooo güzel hayalmiş dedi. hayalim değil ki diyemedim. diyemezdim. çünkü hayali olmayan bir insan eksiktir. karşımdaki insan da beni çok önemli biriymişim gibi dinleyen biriydi zaten. diyemezdim ki ben çok sıradan bir insanım. sıradan olduğum kadar da farklı bir insan. hayal kırıklığına uğrardı. onun hayali benim gibi olmakmış. ben nasılım ki diye sordum. güçlü dedi. nasıl güçlü neyim güçlü benim dedim. güçlüsün dedi. o da bilmiyor ki nasıl güçlü olduğumu. kimse umurumda değilmiş. o öyle dedi yani. kimse üzemez seni dedi. güldüm. niye güldün ki şimdi dedi. hiç. hiç dedim. nasıl anlatabilirdim ki bunların gerçek olmadığını. baktım beceremiyorum anlatmadım ben de. tıpkı beceremeyip bıraktığım diğer şeyler gibi. eksik olduğum konuları bırakıyorum. yapamayacağımdan emin olduğum konuları. sonunu gördüğüm şeyleri. anlarsın ya. anladın mı peki? bence anlamadın. anlasan ne değişirdi ki zaten. anlatmam ben de. ne diyorum ben? şu sıralar ben de kendimi anlamıyorum zaten. bugün başka sözlüğe yazmak yerine buraya yazmaya karar verdim. sebebini bilmiyorum. değişiklik iyidir. ben en iyisi gidip bitki çayımı bitireyim. siz de şu şarkıyı dinleyin. büyük ihtimalle bu entryi de silerim. neyse.
  • insanın kalbi sağ elinin yumruğu kadar derler. hep merak etmişimdir bu yüzden yumruk kadar kalp birini nasıl böyle sevebilir. insanın içi ölüyor ama o kalp onu yine çok seviyor. ruhun bedenden kopuyor ve belki sen yine çok sevmeye devam ediyorsun. anlamıyorum nasıl oluyor...
  • Belki bugüne kadar kimse sana dememiş olabilir. Ama ben söyleyeyim hemen. Çünkü dost/yabancı acı söyler bazen:

    Hani o bazen cümlelerin sonuna "amacını ömrüm boyunca çözemediğim" bir duyguyla(!) 2 nokta (..) bırakarak cümleni bitiriyorsun ya, heh işte, yapma onu güzel kardeşim. 3 nokta (...) var bizim dilde malum. Ve kullanım amaçları da ergen havasında kullanılıyor çoğunlukla evet, ama iyice içine etmeyelim, olmaz mı? Ben 29 olmak üzereyim mesela, ama bir kere olsun kullanmadım. Blogumda ya da entarilerimde gözükürse o da kesinlikle yazım yanlışıdır.

    3 nokta (...) kullan. Kullan at. Valla bak, kullan at, tek seferlik. Biri bana ciddi anlamda ve haklı olarak tepki koyacakken sonuna 2 nokta koyunca, işin bütün ciddiyetini bende yitiriyor ama farkında değil. Neyse bu açığımı söylemese miydim acabası?

    Aman zaten 2 nokta kullanan insan, ciddi yazışmalarında bile 2 nokta kullanıyor. Ona bu dünya hep 2 nokta bebeğim! Boş veeer!
  • tüm arkadaşlarım babamla aramı iyi zanneder.iyi iki arkadaş gibi olduğumuzu zanneder.ama hiç bir zaman iyi olmadı.hiç bir zaman biz birada birşeyler yapamadık.benim en büyük yaram en büyük eksikliğim babam
  • Yoruldum bu şehrin karmaşasından. Sesten, gürültüden. İnsanların bir oraya bir buraya yetişmeye çalışmasından yoruldum, Halbuki banane anasını satayım. Ama yoruldum işte. Yaptığım işten sıkıldım biraz. Her gün aynı tipleri görmekten. Aynı kelamları dinlemekten. Birtakım bakışlardan. Patron ve kapıcı sami abiden bahsediyorum. İkisi de dangalak, farkları gelir eşitsizliği. Gel gör ki onu da kim dangalak kim değil şeklinde dağıtmıyorlar. Bir tanesi bana kibirleniyor, bir tanesi de benim kibirlendiğimi düşünüyor. Bazen avazım çıktığı kadar 'mal ya bunlar' diye bağırasım geliyor. Ama Neyse, konumuz bu ikisi değil. Sıkıldım ben biraz, yoruldum. Uyanmak, işe gitmek, beş para etmez bir motosikletle trafiğin içinde bir oraya bir buraya dolanmak, beş para etmez insanlarla dalaşmak, sonra tekrar eve gelip uyumaktan ibaret hayatım. Ve bundan yoruluyorum. Günden güne süzülüyorum. Gözlerimin önünde eriyorum. Yük gibi taşıyorum bu bedeni son günlerde. Bazen güneşi arkama alarak yürüdüğümde, önüme düşen sıska gölgeye baktığımda utanıyorum, bakışlarımı çeviriyorum. Yalnızlık da yordu biraz beni. Dükkandaki gerizekalılar dışında hiç ahbap yok. Bazen düşünüyorum da benim gibi bir adamın hiç arkadaşının olmaması şaşırtmıyor sonra. Kim ne yapsın. Bir muzaffer anlardı beni, o da uzaklarda şimdi. Köydeki evin bahçesinde otururduk geceleri. Yarını bile düşünmezdik bazen. Bir sigara yakardık, cırcır böceklerini dinlerken. Muzaffer sevmezdi seslerini. Alayını yakacaksın bunların derdi. Bazen çok vicdansız oluyorsun muzaffer dediğimde, Sikerim vicdanını derdi. Ama vicdanlı çocuktu. Bir zaman, yaralı bir kedi bulmuş bu. Günlerce ilgilendi kediyle. Kedi ayrılmadı yanından bir zaman. Şu halime bak anasını satayım. Adam kalmadı düşünecek, muzafferi düşünüyorum gece gece. Okkalı bir küfür savurasım var. Ve bunu yazı bittikten sonra yapacağım, balkona çıkıp bir sigara yaktığımda. Her şey bombok şu sıralar, vesselam. Anlatacak adam yok, buraya dökeyim dedim.
  • Itiraf ediyorum: öykü yazmakta gerçekten zorlanıyorum. Içtimai meselelere felsefi kavramları yedirmek beni çok zorluyor.

    bu c++ 'ta program geliştirmek gibi bir şey. Motive olunca iyi bir şeyler çıkaracağınızı biliyorsunuz ama o motivasyonu yakalamaya çalışmanız sizi gerçekten yoruyor.
/ 148