blog sözlük itiraf
-
ömrüm boyunca Rize’de yaşamak istemiştim. Nasip olmamıştı. İki sene önce bir gün bu uğurda çok bunaldığım bir anda ettiğim o anlık dua kabul oldu. Geç de olsa istediğimi verdi allah. Sabrettirdi, gün saydırdı, emek sarfettirdi ama verdi. “Allah’ım annemi babamı kırmadan, kimseyi üzmeden burada yaşayabileceğim hayırlı bir yol aç benim önüme, nolur.” Demiştim. Döndü dolaştı. Duamın üstünden tam iki sene geçtikten sonra, Ben şimdi o duanın karşılığına bakıyorum; arkada Karadeniz önünde de sevdiğim adam. Gün batıyor. İnsanın duasının kabul olduğunu bilmesi öyle bir huzur, şükür sebebi ki. -
(bkz: diren politika)
(bkz: diren siyaset) -
kimseyi tanımadığım bir yerde, salaş bir balıkçıda tek başıma oturarak bu şarkı eşliğinde rakı içmek istiyorum. -
televizyonlarını yeni açmış seyircilerin dikkatine,
bu başlık altında herhangi bir itirafta bulunmanıza gerek yok, yazmak istediğiniz bir şey var ama, onu yazacak başlık mı bulamadınız? yada açmaya mı üşendiniz? hiç sorun değil, sözlüğümüzün bu durumlarda kullanmanız için sizlere sunduğu (bkz: blog sözlük itiraf) başlığına yazabilirsiniz. -
Bu sözümü asla unutmayım: insanlar ideolojilerini satmaz.
..
Never forget this expression: people dont give their ideologies whatever the conditions happen. -
#18385
dün içtiğim kahve bugün de etkisini gösteriyor ve hala uyuyamıyorum. -
başka bir zaman başka bir nickle gelirim ama şimdilik ben kaçar. -
Kütüphaneden (bkz: ödünç kitap) aldığım zamanlarda "bir gün atanırsam paramı hiç acımadam deli gibi kitaplara gömeceğim" diyordum.
Hiç acımadan deli gibi paramı kitaplara gömüyorum. Biri beni durdurmalı.
(bkz: saramago)
(bkz: gabriel garcia marquez) -
bu döneme rağmen düğün yapan akrabalarım ve arkadaşlarımdan nefret ediyorum. -
uyku tutmuyor ve suçlusu benim.
sınav döneminde günde üç dört kere sütsüz ve şekersiz kahve içiyordum ki bunlardan birini uyandıktan beş dakika falan sonra alıyordum. gel gör ki sınav geçti ve ben kahve bağımlısı olduğumu fark ettim. kahvesiz ayakta bile duramıyordum.
ben de karar aldım ve kahve içmeyi azalttım. daha sonra kahveye süt koymaya başladım en azından biraz daha uykusuzluk etkisini kırsın diye ve sonra tamamen bıraktım. iki hafta önce sadece bir kere keyif kahvesi içtim. amaaa bu zeki kız bugün ne yaptı? eskiyi unuttu ve azıcık sütlü kahve içti.
sonuç: eskiden (kahveye alışmadan önce)olduğu gibi çarpıntı yapıyor ve uyku tutmuyor. oysaki öğlen birde içmiştim.
aslında bir yandan iyi: demek ki bağımlılığın gitmiş
bir yandan kötü: yorgun olmama rağmen uyuyamıyorum. düşün cin gibiyim gece gece şunları yazmaya üşenmedim. -
ne zamandan beri suskunum'u düşündüm kendimde bugün. ne gariptir ki bir cevap bulamadım, üzerinden çok sular akmış ve izleri kapanmış olarak gördüm, artık alışmıştım; kedere, üzüntüye, hüzne, kırılmaya, bocalamaya, efkara, derde vb. her şeye. yaşadıklarım büyük bir haykırış ile seslenmemi gerektiren olaylar idi, ben sadece sustum. sustum ve kaldım bir gecenin ortasında, bağırsam gök yarılacaktı ikiye, kimseyi korkutmak istemedim, sustum. "belirsizlik dedim, ne menem şey imiş, lime lime ediyor insanı" söyledim kendi kendime, her zaman kendimle idim, sustum. sahiden ne zaman güldüm'ü düşündüm bugün, gülememiştim, unutmuştum sanki gülmeyi: neye gülüneceğini, kime güleneceğini, kim için güleneceğini, hangi şartlar-koşullar altında gülüneceğini; ben her zamanki gibi sustum.
annem geldi, üzüldü.
babam geldi, üzüldü.
ben de üzülüyor idim, bir şey diyememedim ve mutlaka hüzünlerinde haklılardı, ne de olsa her şey bir çıkar ilişkisine dayanmaktaydı. benim iyiliğimi isteyen kimseler, kendi iyiliklerini için bunu isteyeceklerdi.
artık yoruldum, suskunluğum, büyük bir sessizliği getiriyor bendimde. suskunluk, ne zamandır ölümü hatırlatıyor bende.
"bir misafirliğe gitsem,
bana temiz bir yatak yapsalar;
her şeyi, adımı bile unutup
uyusam." -m.c.anday.
hikmet benol'da düşünmüştü: "acaba ölür isem, Hüsamettin tambay nasıl bir hüzne boğulur" diye, hikmet kendini öldürdü, Hikmet'in üstüne bir beyaz bez örtüldü, albayın gözünden bir-iki damla yaş döküldü ama hikmet öldü.
ölürsem diyorum, bir sonbaharda, doğu'da. haber salınsa yurduma, n'asıl karşılanır ölümüm acaba,
keder, acı, gam, hüzün, üzüntü veyahut suskunluk?
"bugün oturdum ölümü düşündüm
bir darağacında ya da yolda yürürken
bugün oturdum ölümü düşündüm
yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken."
git artık benden ecel, bak yenildim ben artık, git benden; pes ettim ben.
gelme ey ecel! -
Yerini yitiren yeniden yerleşemez, hiç duymadın mı? -
Bu sefer bu işi halledecek gibiyim. Yılmak yok. Yazıyorum ki dönüp bakabileyim.. -
Hiç uyumamak istiyorum. Intihar sayılır mı? -
Ne olmuş buralara yahu? Napolyon gitmiş, çaylakolmayan yok ortalıkta...çok tuhaf hissettim şu an. -
bugün seni gördüm eski arkadaş,
eskiden kalan bir kin ve nefret ile yaklaştım sana, her şeyden uzak ama sana biraz yakın. zarar verme güdüsü ile koşup geldim yanına, konuştun ve kekeledin ve korktun, birden her şey zor oldu senin için, gördüm.
sana zarar vermeme sebebim sadakat değil idi, merhametti.
korkmuştun,
-ki korkun sadece kendin ifade edebileceğin kadar fazla idi.
sana zarar vermeme sebebim sadakat değil idi, merhametti.
senden Üstün idim ve merhamet ile beslendi bendim,
senden üstün idim ve acıdım sana, zarar veremedim.
-
7 senede sınavı 70 yerde kazanırım gibime geliyor da du bakalım hayırlısı :-|
Kpss'de 3üncü girişimde atanmıştım.
Edit.. Everythings have been said about drugs are true. These are my actual bitter truthes. -
Ya benim kalp spazmlarım akçakale'de de oluyordu. Ama bu sefer annem fark etmesin diye kendimi kastım biraz. Böyle olunca da daha mı çok ağrıdı nedir. -
I feel like i am in a prison in this home. Can see many things but never spell any of what i have seen - i dont!
Fortunately i have my mobile phone and the friends inside it :))
(bkz: mobile phone)
(bkz: mobilization) -
İşte bu "Allah'ın planı" ya. Ben elimi bile kıpırdatmıyorum Allahualem :))
