blog sözlük itiraf
808 entry daha
-
İçiyorum. Kafam çok güzel. Aklımda o var.
Kafası güzel herkese selamlar.
Pazar gecesi iciyorsan, işsizsin demektir. İşsizlere de selamlar. -
ailem hep arkadaşlarının seni kullanmadığına emin ol diyor.
ailemin beni kullandığını düşünüyorum. -
eşe dosta haber saldım. bana ciddi sevgililik düşünen edebiyatsever, sendromu kompleksi minimumda olan, İstanbul'da ikamet eden, ne tam içine kapanık ne tam dışına dönük, kendi halinde, sorumluluk sahibi, filmi başından sonuna sıkılmadan seyredebilen, 30undan küçük 20sinden büyük, ve bir dizi daha detay olsa da olan olmasa da olan varsa tanıdıkları, yönlendirmelerini, buluşma ayarlamayı filan söyledim, anlattım, konuştum.
işten güçten vakit buldukça buluştuğum, arada küçük sürprizler yapabildiğim, monotonluktan uzak çalkantıdan uzak bir ilişki yaşama kafasına girdim sanırım.
hadi hayırlısı ya. sizin de aklınızda bulunsun.
itiraf kısmı? derseniz. bundan daha iyi itiraf mı olur, benim için? olur olmaz bilemedim. neyse.
---
ne ciddi ciddi yazmışım ya. fakat çağrımı duyan dostum hemen bağlantılara başlamış. adam gibi adam. -
aleynayı gizli gizli dinlemek -
(bkz: salavat) önemli. çok önemli hem de.. niye olduğunu şu an açıklayamam ama lütfen bu tavsiyeme riayet edin. kısmet olursa ileride etraflıca anlatırım.
saygılar, sevgiler. -
dost bildiğim kişilerin hatalarını bir sefere mahsus olmak üzere uyarırım. bana yapılan hatalardan bahsetmiyorum hayata karşı yaptıkları ve başka insanlara yaptıkları hatalardan bahsediyorum. ikinci uyarıyı yapmıyorum. bu çok net bir huy oldu. çünkü hatalarını engellediğim kişiler dönüp dolaşıp aynı hataları yaptılar. anladım ki bir insan kendi hatasını anlamadan siz onu uyarıp engel olursanız yapacağı hata erteleniyor ve bu da onun gözünün geç açılmasına sebep oluyor. artık gözümün önünde ısrarla yapılan hatalara susuyorum. sadece izliyorum ve kendime ders çıkarıyorum. kulağa bencilce gelebilir fakat bir insanı kendini düşündüğünden fazla düşünürseniz ortaya 2 sonuç çıkar.
1- sen haksızsın diyerek suçlanabilirsiniz. büyük ihtimalle sizden soğur.
2- sorunlar ertelenir ve kişi kaç yaşında olursa olsun o konuda geç olgunlaşır.
bırakın insanlar hata yapsınlar. dilleri yansın. durup izleyin. sakın sonrasında ben demiştim diyerek ezik gibi kendinizi ön plana çıkarmayın. içinizden kararım ve analizim doğruymuş diyebilirsiniz. hataları yüze vurmayın. varsın olsun, dostlarınız sonuçta onlar.
hayatta tek bir doğru yok. hepimiz neticelere farklı yollardan ulaşacağız. kimimiz geç, kimimiz erken. bazı insanlar mantıklı düşündüğü için önce varırlar. bırakın geç varanlar olsun. hayat onları soluk soluğa bırakırken siz çayınızı yudumlayın. insanları hak ettiklerinden fazla düşünmeyin yoksa siz kaybedersiniz.
bunu yapmadığım zaman daha çok mutlu olmaya başladığımı anladım.
hayata yalnız geldiniz yalnız öleceksiniz. kendinizi sevin ve hayatınızı ona göre şekillendirin.
imza: bir dost.
-
Kırgınlıklarım nasıl iyileşecek,vazgeçişlerim ne zaman son bulacak diye düşünüp durmaktan yoruldum. Güçlü hissedemiyorum kendimi artık. Sanırım acınası bi hal almaya başlıyorum çünkü kendime acımaya başladım çoktan. -
Tuhaf bir özgüven patlaması yaşıyorum sözlük. Önceden arkadaşlarıma sen yap sen konuş dediğim şeylerin hepsini hatta daha fazlalarını yapmaya başladım. En korktuğum şey iletişim kurmaktı ama şu an farklı ülkelerden kişilerle bile rahatça konuşabiliyorum. Gerçekten mutluyum bu duruma. Galiba artık büyüyorum be sözlük. '*' '*' -
Kınamıyorum, ama benim küçüklüğümde böyle fotoğrafım yoktu sevgili metin hara. Bilemedim. Tam ciddi oluyorum, dolabımdaki kitabına bakıyorum, sonra beni bir gülme alıyor.'*''*''*' -
Ay bu aralar pek bir itiraf ediyorum, pek bir utanıyorum. Hadi hayırlısı.
Bu arada umarım kötülenme ya da aşırı bir tepki almam, daha çocuktum çünkü.
Daha fazla heyecan yaratmamak için programı uzatma girişiminde bulunan sunucular gibi triplere girmeden başlıyorum.
Bundan 9 - 10 yıl önce, tahmini sekiz dokuz; en fazla on yaşlarındayım. Eski oturduğumuz apartmanda herkesin bir kömürlüğü vardı. Apartmanın sahibi yaparken her daireye bir kömürlük düşecek şekilde tasarlamıştı. Aslında kömürlük de değil, geniş yayvan bir dolaptı ve kullanan komşularımız bakliyatlarını; yaptıkları reçelleri, salça ve envai çeşit sosları; kullanmadıkları eski eşyaları ve hırdavatları bu kömürlük adı verilen dolaplarda muhafaza ederlerdi. Annemin yakın arkadaşı da o apartmanda oturuyordu ve daireleri karşılıklıydı. O gün de evde değillerdi, benimle yaşıt oğulları da yoktu doğal olarak. Canım sıkıldıkça kendimce saçma sapan oyunlar üretirdim ve en az bir eşya o oyunlardan ölü yahut gazi olarak çıkardı. O günkü kurbanım ise ateşti. Parlaklığı ve yaydığı ısı nedeniyle oynuyordum ve yan komşumuzun kömürlüğünün önündeydim. O sırada apartmanın kapısı açılmıştı ve ben elimdeki kibriti korkudan orada bırakıp eve kaçmıştım. Bir yandan da kapıya bir sandalye koymuş ve delikten gelen kişiyi gözetliyordum. Gelen kişi üst katımızda oturan astsubay abilerdendi. O, yukarı çıktığında gidip hemen örtü atarak ateşi söndürürüm diye düşündüm ama öyle olmadı. Birden bire iyice büyüdü ve etrafı yüksek sesle çatırdayan ve şiddeti gitgide büyüyen, dalgalandıkça dalgalanan kızıl dalgalar sardı. Bir müddet sonra koku apartmana yayılmaya başladı ve yan komşumuz ne olduğunu anlamak için çıktığında kızıl alevlere bürünmüş ve o tonda aydınlanan kömürlüğü görünce neye uğradığını şaşırmış bir şekilde feryat figan eşini çağırdı.
Geriye sadece simsiyah küller kalmıştı. O kadar bakliyat, reçeller, soslar; kullanılmayan süs eşyaları, eski hırdavat ve aletlerin hepsi gitmişti. Uzunca bir süre yangına neyin sebep olduğu konuşuldu. Herkes apartmandan birinin ya da ziyarete gelen birisinin bir sigara yakıp muhtemelen unuttuğunu ve olayın o şekilde çıktığını sandı ama öyle değildi, gerçeği bir ben biliyorum bir de Allah.
Aşağı yukarı 10-12 yıl geçti ve bu süre boyunca iki kez ev değiştirdik. Tabii o yaşadığım anı bende travmatik bir etki bıraktı. Ateşten o kadar çok korkuyorum ki evde tek olduğum zaman korkudan ocağı asla açamam. Annem ve babam sigarasını yakmamı istediklerinde elim o çakmağa bir türlü gitmez. Muhtemelen neden olduğunu hiç anlayamayacaklar.
Bundan hiç haberin olmayacak ve bu sırrı sadece kendim bileceğim, bir de sözlükteki yazmış olduğum bu yazımı okuyan üyeler. Zamanı geri getiremem ama bakliyatların için üzgünüm Neşe Teyze, alet hırdavatların ve tamir malzemelerin için de Cemal Amca. Bir faydası yok biliyorum ama özür dilerim. -
Umut güzel şey. Mutluluğun ilk hecesini barındırıyor mesela. Sonra umut ediyorsun gerçek oluyor. Bir de hayal kurmak var. Neyse neyse çok dağıtmak olmaz şimdi. Mutluluk o varsa tamam oluyormuş her şey. Ve kurulan hayaller gerçek oluyormuş o varsa. Bir de dünyanın en güzel kokusu ona sarılınca burnuna dalıyormuş. Hayaller çok gerçekler mutlulukmuş ve o hep ama hep var olsunmuş. -
Doğrusunun reis olduğunu biliyorum ama reyiz demeyi daha çok seviyorum. -
Rica etsem, bir kişi daha londra'ya gittiğini gözümün içine bariz bir şekilde "sokabilir mi" ? Böyle bazı yerlerim hala boş duruyor da. Az da şurama sokun mesela. Biraz da şurama. -
salaş yerlerde yemek yemeyi çok seviyorum. -
Yahu ben ayıydım, odundum, şimdi niye köpek gibi özlüyorum? Hayat tuhaf biri.. -
Sanırım böbreğim ağrıyor sözlük. Ama ben umursamıyorum o yüzden de çok sıkıntı vermiyor şimdilik. Fiziksel acıyla böyle baş edebiliyorsak psikolojiksfghbjkn evet. Böbreğim ağrıyor. -
büyük konuşmayım ama galiba sevgisizlik hastalığına yakalandım. kimseyi sevip gönül bağlamayı istemiyorum. hep bi sorun çıkıyor.
(bkz: yalnız ölmek) -
Aşkta kazananları sevmiyorum -
kumarda kazananları sevmiyorum -
Hayattaki en anlamlı başarım, en gerçek mutluluğum ve en derin üzüntüm Proust'*' külliyatını bitirmiş olmam.
Şimdi ne yapacağım.
808 entry daha
