blog sözlük itiraf
808 entry daha
-
Atmaya üşendiğim adımların çok artık çok gerisinde kaldım. -
saclarimi cok seviyorum. nickimden de anlasılacagı gibi'*' simdi sey diye düsünmeyin hani böyle bir sey yaparlar sagda solda onu göstermek için bir yerlerini yırtarlar. asla öyle değilim. bu benim için manevi bir şey. ilk açılışım. ilk karşı çıkışım. ilk kez özgür hissedişim. büyüdüğümü anladığım ilk an. belki de bu yüzden seviyorum saçlarımı. havuza, denize girdiğimde yüzerken benimle birlikte dans etmelerini, güneşte parıl parıl parlamalarına bayılıyorum.artık kırmızı diye bir şey kalmadi, yavaş yavaş gidiyor rengi. kırılmayı bekliyorlar sanırım. benden habersiz. birilerinin beni kıracagından eminler de kesilmek icin gün sayıyorlar gibi. kırmayın beni he, saclarimi kestirmek zorunda kalmayayım -
Sirf dogum gunu diye 26 subati yilin en guzel gunu ilan eden o kendini begenmis benim. Evet kendini begenmis kocaman kirmizi bir kus. -
birkaç saat önce üvey annemin uzun süredir hakkımda insanlara atıp tuttuğunu öğrendim. yine de belli etmedim kimseye. ona ve benim hakkımda konuştuğu o kişiye. ben yan odadayken benim duyduğumu bilmeden dedikoducu yapıyorlardı. neler dediklerini bir duysanız oracıkta öfkeden ağlardınız.
bir süre geçti. bisküvi alındı eve. ben ve 16 yaşındaki erkek kardeşim hiç almamışız bisküviden ayırdılar herhalde diye düşünerek. bir süre geçti dedim kaldı mı? üvey annem dedi ki kendiniz alsaydınız. normalde iki bisküvinin lafını yapacak değilim ama öyle sinirliyim ki ona. herkesin içinde ayıramadınız mı bize iki tane dedim. kimse umursamadı. kendime değil de kardeşime üzüldüm. cebimde elli kuruş olsa gidip alırdım onun için bir tane. bırak elli kuruşu bir kuruş bile yok. az sonra kardeşim çıktı dışarı. sonra yanıma geldi. " bize bisküvi aldım." ya allah'ım. ben belki de yıllardır mutlukuktan ağlamadım. tutamıyorum şimdi kendimi. bir de en sevdiğimden almasın mı? -
2021’in ilk entrysi hala girilmemiş. Şaşkınım sözlük. '*'
İyi seneler! -
yaklaşık altı aydan beri psikolojik destek almaktayım, birçok şeyimi burada paylaştım, uzun bir zaman da yazmamış idim lakin gelir de okur idim.
dün psikiyatristime gittim, randevum var idi. beni neşeli bulduğunu söyledi, o da sevindi. eskiden kelimeler ile aram gayet iyi idi. son zamanlarda ise kendilerine kıymet vermediğim için bana dargın gibiler. barışacağız. kendi vücuduma jilet ile çizikeler atardım eskilerde, göğsümün acısı bu yüzdendir. şimdi gelip de buralara bir şey yazarken dahi ellerim titremekte, heyecandan.
hayat güzel arkadaşlar, yaşamak her şeye rağmen güzel! -
hergün bir iş yaparken shape of you dinliyorum.
(bkz: shape of you) -
Mesajlaştığım arkadaşlara yapıyorum bu itirafı. Bazen have a good night, have a good day yazıyorum en son mesajımda çünkü anlam veremediğim bir problem var telefonumda. Mesajın ilk harfi i olunca gerisini yazmıyor. Yani yazıyorda i harfini sona atıyor, ondan sonra yazdığım tüm harfleri en başa. Örnek yi günleri, yi geceleri. Demeyin artist iki kelime öğrenmiş şov yapıyor. He tamam artistim ama demeyin. -
Sözlüğe entry girmeye yeni başladığım zamanlarda anlamlı ya da anlamsız bir biçimde entrylerim kötüleniyordu. O zamanlar kendime entryi gönder demeden önce soruyordum bu entry kötülenirse üzülecek misin diye. Kendime üzülmüycem yanıtını verirsem gönderiyordum. Üzülücem yanıtını verip olsun bee değer deyip gönderdiğim zamanlarda oluyordu. Şimdi zaman zaman aynı tiribe giriyorum. Ama eskisi kadar çok olmuyor.
Edit :anlatım bozukluğu
Ekleme: bunun da kötülenceğini tahmin etmiştim nihajahahahahahaha. -
Yürüyüşe başlıyorum diye çıkıp künefe yiyip döndüm sözlük... -
Çook tatlısınız blogsözlük'çüler :)) çok eğleniyorum yazdıklarınızı okurken.
umarım hepp mutlu olursunuz. Hepiniz çok değerlisiniz benim gözümde. Her birinizi ayrı ayrı çok seviyor, ve en iyi dileklerimi özenle avuçlarınıza bırakıyorum. :) -
mahallenin gülen yüzüydü savaş amca.
dört tane pırıl pırıl çocuk büyüttü, işten çıktıktan sonra çocuklarına yetişir, eşini güldürür, gelir mahallenin sorunlarına bakardı.
her zaman herkes için vakti vardı.
milliyetçiyim derdi. ama bunlar gibi deyil, atatürk milliyetçisiyim derdi.
insan evini sevmezmi derdi, bende öyle seviyom vatanımı derdi. komşularıda sevmeliyiz derdi. kapıları her zaman açıktı zaten.
eşi alzaymır hastası oldu, en son raddesine geldi, herkezi herşeyi unuttu.
evine ziyarete gittiğimizde ben ikimiz yerinede hatırlıyom herşeyi deyip eşinin ellerinden öperdi.
en son iki üç ay önce babamla pazara giderken gördük. bisikletin arkasına takmış pazar arabasını, çeke çeke gidiyodu.
yardım edelim dedik, ben yaşlı mıyım ya dedi güldü.
güle güle gitti o gün savaş amca..
güle güle git savaş amca, iyiki bizim mahalledeydin, iyiki bizi yetiştirdin.
bi türlü fırsat bulup atamadığımız tavla içinde diyer tarafta görüşçez eminim.. -
Diyet yapıyorum ve sabah kahvaltısı niyetine cips yiyorum. (bkz: neden bilmem) -
dün kayın pederin arabasının vizesi vardı. ben götürürüm dedim, iş yerimden öğleye kadar izin aldım ve götürdüm. plaka mevzuatı değişmiş. yıllardır kullanılan plaka ağır kusurlu olarak belirlenip vize tekrarı istendi, neyse dert o olsun.
döndüm, anahtarı vermek için kapıyı çalacağım ama ne mümkün? bir kedi, sokak kedisi, ayakkabı dolabının üstünde tam da kapı zilinin önünde kıvrılmış uyuyor.
uyandırmak istemedim, kapıyı tıklatarak çaldım. kayın valide ve oğlum kapıya çıktılar ve oğlum kediyi görünce sevinçle çığlığı bastı. tabi hayvancağız bu vahşi çığlığın etkisiyle uyandı. esneyerek doğrulup bana baktı.
2003 yılında bir gece okul dönüşü kasım ayında donarak ölmek üzere olan bir kediyi alıp eve getirmiştim. sadece iyileşene kadar diye düşünürken 2 yıldan fazla bana arkadaşlık etti. adını sıdıka koymuştum. camda benim eve dönüşümü beklediği için. 2 yıl sonra gitti.
dün esneyerek bana bakan kedi sıdıkanın birebir aynısıydı. telefonla fotoğrafını çekip anneme ve kızkardeşime gönderdim. "aynı sıdıka değil mi?"
annemin cevabı: "neredeymiş bu kadar zaman?"
hanımdan korkmasam '*' '*' bunu da alır eve getirirdim inanın. zaten oğlum evde bir hayvan istiyor deli gibi...
-
(bkz: #93443) iş bu entryde belirttiğim gibi bir ayrılık yaşandı. Kendisi ile tam altı ay yedi gün sonunda ilk kez konuştuk. İçime kovalar dolusu su serpti. Özlemiş beni, çok seviyormuş hâlâ, bitirememiş. Aylar sonra bazı çiçekler açtı içimde, bahara dair umutlarım yeşerdi. Uzun zaman sonra bu gece biraz da olsa mutlu uyuyacağım. Fakat hiçbir şey tamam değil henüz.
Birbirimize hâlâ çok kırgınız. Ona da söyledim; belki çok bencilce gelecek ama sana dair en ufak fikrim yoktu, ben yalnızca benim çektiğim acıyı gördüm. Bana bir bardak almıştın, üzerinde “iyi ki varsın!” yazıyordu. Kendimi sorguladım. “İyi ki mi varım? Niye varım?” Özgüvenim yavaş yavaş can verdi.
“Benim arkamda kocaman bir dağ vardı. Benim yıllarca ilmek ilmek çalışıp didinip diktiğim dağım yıkıldı. Benim dağım niye yıkılsın ki?” dedim.
“Öyle anlar var ki içim çekiliyor. Ne zaman bir şey olsa, canım sıkkın olsa yahut neşelensem ilk seni arardım. Ben hep sana koştum. Ama bu süreçte beni ıssız bıraktın.”
Paramparça olmuşuz ikimiz de. Benim böyle olduğumu biliyorduk da onun da benden çok farklı olmadığını öğrenmek iyi geldi. Belki de hayatımda ilk defa onun kötülüğünü istedim. Üzülsün, özlesin, en az benim kadar sürünsün istedim. Sürünsün ki birbirimizi tekrar bulalım istedim. Bilmiyorum belki de sağlıklı bir düşünce değil bu ama tüm olanlara kayıtsız kalmasındansa bensizliği iyi yaşamasın istedim.
Şimdi her şey çok başka. Hiç olmadığımız bir konumdayız. Eski samimiyetimizi kaybetmiş olmanın fikri bile kahrediyor. Kocaman bir belirsizliğin içinden çıktığımıza seviniyorum. Ama diğer yandan bambaşka bir bilinmezin ortasına düşen kalbi paramparça iki çocuğuz hâlâ. -
Bu başlığın beni çok özlediği duydum. '*' zorla doğum günümü kutlatıyorum; pişman değilim. Böyle bir platonik kaç kere gelir bu dünyaya? -
(bkz: seviyorum) başkada yok siz yazın ben okuyayım -
Bir işi yaparken bir sürekli off, öff gibi bıkkınlığı gösteren sesler çıkaran insanlardan nefret ediyorum. Yanlarında olunca sanki hayat enerjimi emiyorlar gibi geliyor. -
Annemle babam bu sabah memlekete gittiler cenaze için. Hafta sonuna kadar da gelmeyecekler. Sabahtan beri tek yaptığım duvara boş boş bakmak. Hissizim. Çok yalnız hissediyorum.
Sabah erkenden kalkıp kardeşimi okula hazırlamam gerek, ardından kendi okulum var. Tüm yükler üzerimde yine.
Allahım annemi başımdan eksik etme. Resmen annem olmadan bir hiçim. Şimdiden babamı da özledim... -
Ben gitmek istiyorum; kendimden gitmek. Ya da kimseyi üzmeyip kendimden de ödün vermemek. Yok olmak ama ölmemek. Ve şükretmek, nankörlük etmemek. Anlamak ama doğru bir şekilde. Sevilmek hem de çok sevilmek.
808 entry daha
