blog sözlük itiraf
808 entry daha
-
Sakin biri olmayı annem sayesinde öğrendim.
Siz de sinirleri alınmış bir insan olmak istiyorsanız yakınınızda aşırı sinirli, her daim patlamaya hazır bir bomba gibi olan insanlar bulundurun. o patlayınca size sakin olmaktan başka şey kalmıyor. -
Sözlük inanılmaz bir sinir harbi yaşıyorum. Yani nasıl oluyor da iyi niyetim hep kötülükle patlak veriyor anlayamıyorum. Ya hu ben neşeli neşeli konuşmalara katılıyorum ama hep "sus, çok konuşma, sesini kes" naralarını duyuyorum kafayı yiyeceğim ya. İçimde kötülükle asla bir şeyleri yapmam. Sürekli birilerini güldürmek için gözyaşlarımın ıslattığı yatağımdan kalkarım. Yaptıklarım hiç mi göze gelmiyor?
Bugün misafirlikte "30 saniye çayı içtim görünmeyeyim diye. Habersiz olunca çirkin çıkıyorum hahahahahha" dedim ve üzerine azar ve trip yedim. Bu cümlede kötü olan ne var Allah aşkına? bu ailem bana kafayı yedirtecek az kaldı. Kendimden istifade ettim hep, onlara bir kötü laf gitmesin ya da moralleri bozuk olmasın diye. Karşılığı buysa ben daha bir şey demiyorum.. -
sınavı olup sözlükten ayrılanlara iç sesim -ne olacak ya girmezsin olur biter- diyordu.
şimdi 7 saat 10 dk. sonra sınavım var ya, olmuyormuş öyle. girmek yasak ya şimdi, inatla girip bakasım geliyor.
halbuki sol framein aktığı filanda yok ama napçan; merak. merak, öldürür azizim. '*' -
Bekliyoruz sürekli bir şeyleri ve beklediğimiz şeyler üzere de umut ediyoruz hep. Mesela kendi hayatımdan örnek vereyim bundan 4 yıl sonra akademisyen olmayı bekliyorum bir kitap yazmayı ya benzeri bir şeyler karalamayı çok uzağa gittiysem şu an eve çıkmayı konuştuğum kızla belirli bir mesafe katetmeyi bekliyorum. Ve bunların hepsi için umut doluyum. Ama işte gerçekleŞince beklediğimiz durum o gerçekleşene kadar geçen sürede umudumuz sayesinde onu o kadar yüceltiyoruz ki o kadar da önemli gelmiyor. Daha doğrusu bi önemi kalmıyor. Kendimize bunu niye yapıyoruz?
İnsan beyni bir şeye odaklandımı onu yerine getirmek için siz farkında olmasanızda ciddi çaba sarfediyor ve biz böyle mükemmel bir mekanizmayı benim örneklerimde olduğu gibi çok gereksiz şeylere yönlendiriyoruz. Bu ona da haksızlık sayılmaz mı?
İtiraf ediyorum sözlük blog sözlük itirafa bir şeyler yazmak aşırı rahatlatıyor beni.. Aslında bazen bir şeyler yazmak aşırı rahatlatıyor. Hatta öyle bi hal oluyor ki bazen düşündüklerimi sıkıntılarımı yazıyorum bir kağıda üzerinde oynuyorum biraz rahatlıyorum ondan sonra da yırtıp atıyorum. Bazen yeni tanıştığım birine anlatıyorum o kadar anlıyormuş gibi yapıyoruz ki birbirimizi.. Muş gibi yaşıyoruz hayatı. Mutluymuş gibi biliyormuş gibi ve kendimize bunu inandırıyoruz.
Uyku tutmadı ya yok başka derdim sıkıntım yapacak bir işim de yok masamın başı ile yastığım arasında geçiyor günlerim. Odamın camlarını da siyah poşetle kapladım. Çatı katında yaşıyorum.. 3-4 gündür asla sevemediğim bi eklem bacaklı kardeşim örümcekte banyoda kabinin köşesinde duruyor. Öldürmek istemiyorum.. Arkadaşlara söylesem öldürecekler diye korkuyorum. Kovamıyorum da... Ne olacak bu örümcek onu düşünüyorum. Acaba o neyi düşünüyor.
Yakında bulunduğum bu odadan ayrılacağım. Bunun için seviniyorum diyemem ama üzülmüyorumda nereye koyuyorsa insanlar orada yaşıyorum. Çabalayarak bi yere ulaşamıyorum. Belki bir gün dibe.. Umarım ben odadan gittikten sonra örümceği kimse öldürmez ve umarım valizime de girmez.
Artık eskisi kadar soru da sormuyorum. Aslında hiçbirimiz sormuyoruz çocukluktan bu güne kadar soru sorma eğiliminize bi bakın nasıl düşüş içinde. Bunun sebebi artık her şeyi biliyor oluşunuz mu yoksa kabulleniş mi? İşte günleri bunları düşünerek geçiriyorum. Geçen yıldan beri kafamı kurcalayan devlet konusunda kitaplara sardım onları okuyorum. Düşünürlerin kitaplarını hayatımdaki insanlara göre ayırıyorum bodin diyorum kesinlikle bizim a.e nin kafasından diyorum.
Günler geçiyor sevgili sözlük biraz şanslıysam ortalama 40 yıl ömrüm kaldı ve geçen 20 yılda hayata dair kaydadeğer tek bir şey yapmadım. Büyük ihtimalle gelecek 40 yılda da yapmayacağım. Hani diyor ya ''yaşamak çok ender bir şeydir insanlar genelde varolur'' işte ben de varolan kısımda buluyorum kendimi. Günler geçiyor ve ben bir şeyler yapmak istiyorum ve bu isteğimle kalacağım. Umuttan karamsarlığa bir yolculuk diyorum..
Meraba sözlük yeni bir güne merhaba -
Köpüklü sabunun aslında köpüklü olmadığını, sabunun sıvı olduğunu ve kabın o sıvıyı köpük olarak çıkardığını öğrendim bugün. Bunu da buraya yazayım dedim. -
Güneşin bizim için parıltısını yitirdiği zamanlar vardır. Gökyüzünün kuşsuz olduğu. bulutların pembeye çalmadığı, bizim onlara yağmurlar yükleyip sonra da sulu sulu ağladığımız zamanlar.
Söylemekten itinayla kaçındığı sözcüklerin eksikliğinden doğan uçsuz bucaksız bir boşlukta, saatleri asırlara genişleterek yaşamamanın yollarını aradığımız zamanlar.
Mutlaka kendi sardığı sigarasını tellendirirken, üflediği dumanların hala bir şeylerin kıpırdayabileceğini kanıtlamasını sabırsızlıkla beklediğimiz zamanlar.
Taşıdığı birtakım alışkanlıkların katılığından mı bilinmez sakınımlı adımlarının bir türlü bize yönelmemesine gönüllü teslim olduğumuz, dahası bunda sancılı lezzetler bulduğumuz zamanlar. -
ruhumun bir kısmı kaldı orada. Eksik güldüğümü fark ettiler. Ne acı. Eksik kızdığımı söyledi arkadaşım. Tam da nargile içme seansının ortasında. Vazgeçmişsin dedi bir tanesi. Aynı gün. Farklı saatte. O pulu kırardın sen. Neden umursamazsın hayata karşı. Gel dediler. Gidelim sevdiğin ağacın oraya. Biraz dur yanında. İyi gelir sana. İstemedim. Artık emin oldular. Ruhumun bir kısmına sahip olmadığıma. Bıraktım. Sahiden. Sırtıma yük. Kirpiklerime yaş olmaktansa. Hayatımın bir bölümünü ücra köşelerde bıraktım. Sakladım sandım. Gördüler. Neyse ki. Nefesi alış şeklime kadar bilen arkadaşlarımla. Yılda en fazla üç gün geçirebiliyorum şu sıralar. Üç koca gün ızdıraba dönüşmeye meyilli neden soruları arasında kalıyorum. Üç koca koca gün. Susup oturuyoruz karşılıklı. Elimizde tütün. Aklımızda yarın. Gönlümüzde. Dün.
Ankara. Köşe başları. Yokuşlar. Ve parklar. Her şey biraz daha fazla değişmiş. Bizden bağımsız olarak. Bizi bağlayacak şekilde. Yedide yürürken. Reflekstir. Aynı şiiri okurum. Geçer içimden. Dönmeyeceğimiz bir yer beğen. Başka türlüsü güç. Gözlerin bile değmeden gözlerime henüz. Ona göstermeyi hesap ettiğim balkonda yine çiçekler açmış. Adını bilmediğim. Onun da bilmediğini tahmin ettiğim. O kapıyı çalıp. O balkonda çay içerken. O çiçeklerin adını öğrensek. Beyaz hayalleri özlesek. Sonra bir daha yediden geçmesek. Ben kabul ederim. Ama ankara. Köşe başları. Yokuşlar ve parklar.
En sevdiğim diye bir şey yokmuş. Sevdiğim her şeyi sevilebilir kılan tek bir şey varmış. O da masallar misali. Bir varmış. Bir yokmuş.
Bu şehre dahi dayanamıyorum artık. Olmamakta bir esaret aramaksa keder. Yoklukta bulmaksa hürriyeti. Esir bir iradenin eseridir belki de. Şu sıralar.
-
eski sevgililerimi düşünüp gülerek mirkelam havasında "unutulmaaaz unutulmaaaz yaşşadığımııaaaz unutulmaaaz" diyorum. Bunda pişirdiğim ıspanak yemeğinin ve şu anda yemek üstüne içtiğim yeşil çayımın etkisi de var. eee... sonuçta benim bağımlısı olduğum içki de (bkz: yeşil çay). Taze zencefilli ama. lütfen. -
ygs ye çalışmıyorum ama çalışmam gerekiyor ama çalışmıyorum hayata diss atıyorum
(bkz: isyanqar repçi) -
2 ay sonra -hayatımı belirleyecek- bir üniversite sınavı var. ygs sınavı sonra çalışırım demiştim evet. 1,5 ay geçti hiç çalışmadım. şuanda bu sözlükte takıldığıma göre ertelemeye sebepler buluyorum. açıkcası artık ne b*k yiyeceğim bilmiyorum. -
Hayatımda hiç bu kadar sıkıcı rüya görmedim diyodum uyanıkmışım meğer. -
Amfide masaya çıkıp siz kim köpeksiniz diye bağırmak istiyorum.
Bakın hayatım boyunca gayet sevilen ve genel olarak çevresi geniş tabir edilen insanlardan oldum. Şimdi bu yaprak dökümünü kaldıramıyorum. Kaldıramamamı bir kenara bırakın, bildiğiniz geçmişte yaşıyorum. Lisedeyken etrafımda olan ve ben leb demeden leblebiyi geç canımın kırmızı biber soslu leblebi çektiğini anlayacak insanları köpek gibi özlüyorum. Üstüne üstlük yeni insanlarla tanışamıyorum aman apollonia bir tuhaflık, sikko bir hareket yapma diye diye soğuk bir pislik oldum. Yeni insanlar da bu durumu iyileştirecek hiçbir şey yapmıyorlar, yapmamayı bırakın hayatımı cehenneme çeviriyorlar. Kötülük ya bu bildiğin.. ha üzüldüğüm onların bu tavırları değil. Ayrılık acısı çekiyorum bildiğiniz. Dokunsanız sinirden, özlemden ağlayacağım. Hayatım boyunca hiç bu kadar yoğun hissetmemiştim. Saygılar,
Edit: kötüleyenle aynı sınıftayız galiba :( -
Ben çok safım sanırım sözlük. 5 hareketimin 1 tanesi zekilik/uyanıklılıksa, diğer 4 tanesi saflık tabanlı oluyor. Safım yani. -
Bazı misafirlerde ayrımcılığın dibine vurup ergenler gibi odama kapanmak istiyorum.
Edit:harf hatası
Edit: tövbe Allahım çok tövbe -
Takimimizin saglam kalan tek pasoru ben, bugunku antrenmanda parmagimi incittim. Takimdaki kimseye soyleyemiyorum ama elim gittikce sisiyor, sanirim ben soylemeden onlar görecekler zaten. '*'
Guzel dilekleriniz icin tesekkurler angrybirdler :') Umarim elim gececek. Gecmeli. -
Öff bagiricam simdi help diye. -
Yine bir sınava az kaldı ve çalışmadım.
ruh halim -
Allah sahibine bağışlasın derken (bana) diye belirtiyorum. -
Atmaya üşendiğim adımların çok artık çok gerisinde kaldım. -
hergün bir iş yaparken shape of you dinliyorum.
(bkz: shape of you)
808 entry daha
