blog sözlük itiraf
808 entry daha
-
Size bıçağı dokuz santim saplayanın, altı santim geri çekmesi bir lütuf değildir. -
Bugün tramvayda ağladım. Evet tramvayda. Yalnız bu şey gibi olmadı mı uzaylılar tarafından kaçırıldım, evet tarafından gibi. Neyse, sebeplerine geliyorum ve ilk kez bu kadar açık açık yazacağım.
Okulumdan çok hoşlanmıyorum. İki ayım zaten kimseyle iletişim kurmamakla geçti. Ama eski arkadaşlarımla da iletişimim azaldıkça etrafımda insanlara ihtiyaç duymaya başladım ve bunun için kendimden nefret ettim. Çünkü ben narsist bir pisliğim ve birilerine ihtiyaç duymak pek tarzım değil.
Arkadaşlığın aile kadar hatta belki daha da önemli olduğunu savunan biriyim. Ama bu aralar buna uygun davranmıyorum pek, ikiyüzlüyüm. İnsanlara, bununla olan ilişkimden kazancım ne olabilir gözüyle bakmaya başladım. Yani bunu yaptığımı farkettiğim anda kendime içsel tokatlar atıyorum ama, düşünüyorum bunu anlatabiliyor muyum?
Lisede arkasından konuşulan insanlarla arkadaş olmayı karaktersizlik saydığım için, bunu yapan insanları da etrafımdan uzaklaştırdığımdan, yalnız kalmışlığım da var. Ama şimdi aslında hoşlanmadığım insanlara iyi davranıyorum. Onlara canım falan diyorum hatta. İğrenç tamam mı, baya iğrenç.
Neyse işte, akşam düştüm tek dizimin üstüne, kot pantolonun dizi falan parçalandı, kanlı ve acılı bir düşüştü. Kalktım sonra, hiçbir şey yokmuş gibi topuklu botlarımla tıkıdık tıkıdık yürüyüp tramvaya bindim. Kotun her yeri kan olmuştu, canım acıyordu. Ama ben buna ağlamadım işte. Nefret ettiğim birine dönüşmeme ağladım dizimin acısında. Sinirliyim çünkü kendimi sevmiyorum artık. Ağladım çünkü canım çok yandı. (bkz: end of the story) (bkz: hadi dağılalım şimdi) -
(bkz: love yourself)
Hemcinslerimin kendilerini yarım, eksik ya da ne bileyim boşlukta hissetmesine dayanamıyorum. Biz bir elmanın iki yarısıyız, sen geldin tamamlandım, sensiz ben bir hiçim cümleleri beni kusturuyor. Siz tam değilseniz, karşınızdaki tam değilse birbirinize bir şeyler katamazsınız. Bir ilişkinizin olması da sorunlarınızı çözmez. Erkekleri problemlerinizi çözmek için hayatınıza almayın. Eğer bu sebeple bir ilişkiye başlarsanız, mevzubahis sevgiliniz de problemden başka bir şey getirmez hayatınıza. Yani love yourself ve be your own hero .
(bkz: kendiniz bir elma olun) -
La sonunda oluyor galiba. Hüzün Huzura dönüyor arkadaşlar sanırım. Alırım bir inşallah ve maşallahınızı. Bu mutlulukla dua edesim var. Allahım hepimizin kalbine göre versin inşallah -
"Bazen ona bir şeyler yazarsın,
Yazar silersin, yazar silersin.
O hiç birini okumamış olur ama sen hepsini söylemiş olursun. "
(bkz: Murathan mungan) -
Sonunda sadece üç şey önem taşır :
ne kadar sevdiğiniz. Nasıl nazikçe yaşadığınız. Ve sizin için anlam ifade etmeyen şeylerin gitmesine nasıl kibarca izin verdiğiniz. -
İnce düşünen insanların sık yaptığı hata; küçük insanlara, büyük anlamlar yüklemektir. -
bugün 10 saat uyudum sözlük. evet oha dediğinizi duyar gibiyim. babam 'öldün mü lan' diye kaldırdı beni. -
Muhasebeyi hiç sevemedim. Hocasından mı dersten mi onu da bilemedim. Birinci sınıftayım o sıralar. Derse gidip geliyoruz ama zerre anlamıyorum. 100 kasayı ben bir ara yüz tane kasa filan zannediyordum. Muhasebeyi bilen için öyle söyleyeyim. Böyle böyle ilk sınava girdik. Doldurdum kağıdı sapma sapan. Son üç dk kala filan, alttaki hocanın notunu gördüm, bilmiyorsanız sallamayın diye. Rezalet yani. Sınavlar açıklandı sonra tabii. Üç almışım. Sıfır üç. Sonraki ilk derste hoca sınıfa ceteris hanginiz dedi bir müddet. Ses çıkarmadım. Zaten pek tanıyan da yok. Ama adam kafaya koymuş rezil edecek beni. Bu sefer tek tek sormaya başladı. Kaç aldın, sen kaç aldın filan. Ulan herkes altmış yetmiş. Bir ben anlamamışım herhalde diyorum. Bana geldi. 45 aldım dedim. Ben öyle bir not vermedim dedi. Bir sessizlik oldu bir müddet. Şaka lan, ne diyeceksin bakiyim dedi. Gitti sonra. Aradığı adama şaka yaptı adam. Son cümlesini kurmasaydı orada itiraf edecektim. Ama şimdi İtiraf ediyorum. Zaten okumuyorsundur anasını satayım. Bendim o üç alan. Bok gibi anlatıyordun dersi de hocam. Finalinde de kopya çektim. Öyle geçtim. -
En cok bugün yazarları gülümseten şeyler basligini okumayi seviyorum. Sonra da burayi. Bu iki baslik hep aktif olsun istiyorum, sahiden ya. Guzel olaylari okuyunca, kucuk bir cocukla olan diyaloglariniz, bir hayvani sevisiniz, hoslandiginiz kisiyi gorunce heyecanlanisiniz, gectiginiz sinavlar, aldiginiz isler, yaptiginiz ilani asklar, basiniza gelen, yasanan tum olumlu olaylar beni inanilmaz mutlu ediyor. Hayatinizda her zaman Yazabileceginiz guzel seyler olur umarim. '*' -
Bizler onceligimizi nasil gorundugumuze degil nasil rahat oldugumuza veren kizlariz. İste bu yuzdendir ki bircok kizin aksine disari cikarken esofman giyeriz, makyaj yapmayiz, sacimizi oldugu gibi birakiriz. Hayir hayir, kimseyi hedef gostermedim burada. Elbette isteyen istedigini giyecek, rujunu surecek, masasini yapacak. omo son mokyojo hop olostoroyorson ongrobord diyenleri duyar gibiyim. Dogru, elestiriyorum ama ben size makyaj yapmayin demiyorum, sahtekar olmayin diyorum. Neyse. Dun fraustranger ile avm'de dolasiyorduk. Bazen elele bazen ayri ayri. Genellikle elele tutusuruz zaten. Eh kizlar icin gayet dogaldir bu durum. Ama dikkat cekiyorduk. Elele tutusan bircok kiz kankalarin yerine insanlar ozellikle bizi inceliyor, bazilari bize bakip guluyorlardi. Diyorum ya, rahatizdir diye. Kisacik saclarim ve frau ile benim kiz olgusunda kabul edilmis kibarliga uymayan hareketlerimizden oturudur ki insanlar bizi escinsel bir cift sandilar. Bunu farkettigimizde gulduk gectik. İki yil once de buna benzer bir olay yasamistik. O olayi da gulerek hatirlariz ama bize gulmesi kolay tabii. Biz buradaki yanlis anlasilmaya gülüyoruz. Peki ya gercekten bizi sandiklari gibi escinsel olsaydik? O zaman gulebilir miydik, hic sanmiyorum. Eger oyle olsa, insanlarin surekli size bakmalari, birbirlerine bir seyler fisildamalari, size bakip gulmeleri o kadar rahatsiz edici, mide bulandirici bir durum ki. Bu olayi daha dun yasamis olduğumuz icin bundan ornek veriyorum ancak toplum icerisinde kisiye farkli gelen bir seye bu sekilde mi karsilik verilmeli? Farklı bulduğun bir seye bu kadar aciz, bu kadar ucuz bir sekilde mi karsilik vermelisin arkadasim? Sen zayifsin diye herkes zayif, sen gozluksuzsun diye herkes gozluksuz, sen beyazsin diye herkes beyaz olmak zorunda mi? Senin sacin var diye kimse kel olamaz mi? Hayir mi? Ona bakarsin, bunu asagilarsin, suna gulersin. Olur. Boyle guzel değil mi? İstediğin bu mu? İste asil bu asagilanir, asil buna gulunur. Klisedir, sevmek zorunda değilsin ama saygı duymak zorundasın. Aynen boyle arkadasim. -
- insanlar, gerek dış görünüşüm gerek hayat karşısında aşırı özgüvenli olduğumu ve bunun doğuştan falan geldiğini sanıyor ama öyle özgüven patlaması yaşayan bir insan değilim. Şu günkü halim iyi yine ama senelerce bunun için çok çaba harcadım.
- 20 kilo verdim. Halen vermem gereken 10 kilom var. 77 kiloyum şuan. (İncecik olma hayalleri kuran kızlardan değilim)
- hoşlandığım kişi benden 1 yaş küçük(aslında 1 yaş değil, 9 ay küçük) ve bana abla diyor -.-"
- eskiden türkiye dışında yaşamayı kesinlikle istemem diyordum ama şuan elime fırsat geçse arkama bile bakmam sanırım.
Yeter herhalde bu kadar.
Aslında bu yazanların bir kısmı bloğumda da var ama sonuçta normal hayatta sadece ilk üçünü ancak sayılı kişi biliyor. İtiraf işte.
sonradan gelen edit: platonikle ilgili maddenin üstünü çizebiliriz. -
bazı yazar arkadaşları üzebileceği için, ''kusura bakmayın lütfen'' diyerek, şimdi yazacağım cümleleri kapsar.
yazarlarla ilgili açılan başlıkların bazıları gereksiz diye düşünüyorum. geçende ''yazarların şu anki dakika solunum sayısı, yazarların şu anki nabız ve tansiyon değerleri, yazarların göz rengi, hemoglobin ve plt değerleri, yazarların bugün yedikleri yemek, kafalarındaki saç teli sayısı" diyerek risk budur niyetiyle uçacağımı bile bile, başlık açmamak için zor tuttum kendimi dersem yalan olur. kimin nesini merak ediyorsak mesaj atıp öğrenelim bence. -
çok yorgunum sözlük, ama mutlu oldum az önce çok..
bak anlatıyım..
Dün gece 6 da şiftim başladı, bu sabah bitçekti, arkadaşın çocuğu hastalanmış, tamam dedim ben kalırım, birbirimizi idare etmemiz lazım sonuçta..
ama işte bi süredir zaten çok uzun saatler ayaktayız, çok yorgunum bu aralar..
neyse sabah servisler geldi fabrikaya, iki türlü tip iner servislerden,bi tayfa serviste uyumaya devam etmiştir, ayılmazlar onlar öğleden önce, bi tayfada günaydın der, bi selamı çok görmezler bize..
bi kızcağız servisten indi, normalde günaydın der, yüzü önde yürüdü geçti, dedim bi terslik var..
sigarada içmez ama, fabrikaya girmedi, dışardaki banklardan birine oturdu, kafası önde..
servislerin hepsi geldi, müdürler falanda geldi işte, arkadaşa dedim ben bi dolanıp geliyom, kahve aldım gittim kızın yanına oturdum, uzattım kahveyi, neyin var dedim..
kafasını bi kaldırdı, yüzünün yarısı mosmor, kocası döğmüş akşam.
şok oldum tabi, ama belli ettsem kız daha üzülcek, zaten sessiz sessiz ağlıyo..
dedim gel köpekleri besleyelim, ondan geldiydim yanına dedim..
anlamadı ilkten, sonra kafayı kaldırdı, gittik bizim kulübelerin oraya, geceden ıslattığım ekmekleri verdik.
bi korkuyodu ilk başta, bizim karaoğlanda baya iridir hani, patileri omzuma koydumu benim boyuma gelir dana.(bkz: swh)
ama görmen lazım sözlük, o koca hayvan anladı kızcağzın durumunu, sanırsın ananemin yün yumağı,yere yuvarlanmalar, bi oyunlar..
kızcağız gülümseye gülümseye eliylen yedirdi tüm mamasını, sonra döndü bana sağolasın dedi gülümseyerek..
bi insanın gününü güzelleştirdim ya,en azından ağlamasını sildim ya yüzünden o anda, rabbime şükürler olsun..
Allah(c.c.) biliyoda yapıyo bağzı şeyleri dedim, bugün fabrikada bundan kalmam lazımmış dedim..
not: aklıma yazdım ama, o kocası çıkışa falan gelirse bi güzellik yapçam kendisine.
not: uzun olduda anlatıyım dedim sözlük, kusura kalma. -
Sevdiğime yanaşmaya çalışan kızı polise ihbar ettim -
bugüne dek pek büyük itiraflarda bulunmadım, yalnız siz ne yazsanız okumaya gayret ettim, nitekim sözlüğe ilk geldiğimden beri 68 sayfa okumak pek kolay olmadı, tabii değdi. buraya mahallem diyorum zira itiraf'a bir şeyler bırakmış herkesten bir iz taşıyorum. buraya yazıp silinenler, karalayıp yarım bırakılanlar; bir de yarım kalıp karalananlar...
bugün size hayatımdan alenen ilk defa bahsedeceğim, ki pinhan olarak çokça sözünü ettiğim aşikâr. hayatım boyunca bende en çok yeri olan kelime ne derseniz, aklıma sadece "gitmek" geliyor. 24 yaşındayım hayatımın son 8 senesinde 2 tam-bir yarım kitap yazdım, bir adet de yazılmasını düşlediğim kitabım var, adı: gitmek. nedir ki gitmek, yalnız bırakmak mı yalnızlığın kabulü mü, yoksa kalmaya cesaretten yoksunluk mu? kim bilir, ömrüm o güne yeterse hep birlikte okuruz. sırası gelmişken; ben yazdığım her şeyi tekrar okurum. bende benden öte ben olmalı, çünkü 2008-2009 dönemindeki karalamalarımı okuduğumda "bunları kim yazmış" etkisi bırakıyorlar bende, altlarında ismimi görmek, bir garip duygu.
konuyu bir gün sonra ısıtılan çorbaya çevirmek istemiyorum, gelelim şu mesel-i gitmek noktasına. bu konudan burada bahis etmeyeceğim işin aslı. sadece temas edeceğim, doğru ya burası itiraf başlığı ise; itirafı bırakıp gitmem icap eder.
nefes almayı sürdürdüğüm dönemde, gitmek ile tanıştığımda henüz 8 yaşındaydım, sonra o kadar mülaki olduk ki kendisi ile, nerede görsem tanırım, göz kapaklarım sahneleri perdelese dahi.
söz odur ki bu meşakkatli girizgah ardına o kadar büyülü b1r söylem bırakmayacağım, bunu bilesiniz. bunu beyan ettiğime göre girizgah hâlâ bitmedi diye düşünüyorsanız, tam bu noktada yanılıyorsunuz.
halen ölmedim ve bugüne kadar aile bireylerim tarafından gitmek ile bir başıma bırakıldım, arkadaşlarım tarafından bir odada gitmek ve ben dertleşmek zorunda bırakıldım, hayatıma girmek için can atan şahsiyetler tarafından bile...
ne gariptir değil mi, insan ulaşmaya çaba sarf ettiğini, elindekinden çok sever, bir gün ulaşırsa da asla değer vermez elindekine, bu b1r genelleme ise hatası vardır, zira milyar insan aynı olsa bu dünyada yerimiz olmazdı.
gelelim işin apayrı noktasına; insanları pek iyi tanırım, bu bir övünç kaynağı değil, o sebepten de söylerken rahatım. elimde olsa hiç birinizi tanımak istemezdim, bunları duyunca suratlar düşer genelde, ama nihayetinde bu da işe yaramaz bir genelleme.
insanlar giderler, gitsinler. neden bıraktıkları yere tekrar geri dönerler?'*' buna birçok cevap buldum, b1r tanesi doğruydu. burada bundan asla bahsetmeyeceğim. sadece işin şu noktası var ki, vazgeçemedim: beni yalnızlıkla burun buruna getirenleri, af çadırına dahil edememekten. her şeyi affettim, aklınıza gelebilecek her şeyi, buna ise imkan bulamadım, bu ruh hâlimden memnun değilim, elimden gelmiyor. kazak da öremem mesela, annem dantel öğretmişti bana, -sanırım 11 yaşındaydım- 2 ters 1 düz iplerle tokalaştık. sevdiler de beni, yakışmadı sadece, bir narinlik lazımdır bazı meşgalelerde. o kadar nazik olamadım, giderken ses etmedim, geldiklerinde konuşmamak inisiyatifimdi.
telafi etmez lâkin; özür dilerim. -
Sözlük içim kıpır kıpır! Bir anda nasıl böyle bir güzellik rastgeliverdi hayatımaaa?
Allah'ım bu kıpır kıpırlık hep böyle devam etsin, amiiiiinnnnn (parti şapkalı düdüklü emojiiii) -
Yaz tatilinde farkli farkli ama yakin zamanlarda ayak parmaklarimi kirdigimdan mutevellit simdi ayagini kiran ablamin sargilariyla ben ilgileniyorum. Yani ilgilenmemi soyluyorlar.
Parmagimi ilk kirdigimda anlamamistim. Cunku kucukken sag elimin serce parmagini da kirmistim ve onun kirik oldugu anlasilmadigi icin kemik egri kaynadi, bu yuzdendir ki sag elimi yumruk yapamam. O parmagim kirildiginda cok acimisti. Ama ayagim o kadar acimamisti. Ne var ki, kirmistim. Sonra diger kirilma olaylarında kendi kendimi muayene edip teshisimi koyup gerekli mudahaleyi yaptiktan sonra ilk fırsatta doktora gitmistim.
Simdi de bu isin eksperiymisim gibi davraniyorlar. Gulsem mi aglasam mi hic bilemedim. -
Aldigim bazi kararlardan o kadar mutluyum ki. Ooh şükürler olsun hayatima.
Almadığım kararlara da kizginim biraz. Hic barisir miyiz emin degilim. -
geceleri yastığa başımı koyduğumda 'yarından itibaren 1 hafta boyunca ağzıma meyve dışında (tabii o da kararında) şeker sürmeyeceğim' diyorum.
uyanınca bu sözümü pat diye unutuyorum.
kendime kaç kere kızdım 1 hafta dayanamayacak kadar iradesiz misin sen diye.
profilime sabitlediğim entry ile birebir uyum içerisindeyim gerçekten.
808 entry daha
