blog sözlük itiraf
-
ders çalışmam lazım -
Tamam artık daha da düşünmem ... Benim de ihtiyacım var bazı hususlara... Cesaretimi topladım -
Az önce bir 10$ ödedim blogumun alan kaydı için Google'a. Sanırım alan adı kaydı için bugüne kadar ödediğim en yüksek miktar oldu ₺ cinsinden. Aylardır oraya da yazmıyorum ama yeniledim yine de. -
okuldan bir arkadaşımızın 10 yaşındaki oğlu üç basamaklı sayılarla iki basamaklı sayıları zihinden çarpabiliyor sözlük. bugün sorduğum soruları hiç teklemeden cevapladı, maşallah..
(bkz: ruk sen niyesin) diye sorasım geldi kendime o an. -
Bir oyun vardı böyle çiçek yetiştirebildiğin çok güzel bir oyundu daaa isim falan da verebiliyordun , sırf sevdiğim birinin ismi var diye uygulamayı silemiyordum telde yer olmamasına rağmen '*' -
Kötü olan tüm sözler laflar davranışlara rağmen yinede ona iyi gelmemi istediğim biri var onun iyi olmasını , ama iyi gelmeyeceğimi de biliyorum belki de bu yüzden bu acı -
Ya bilmiyorum hani derler ne hasta bekler sabahı,
ne taze ölüyü mezar , bende öyle beklemiştim seni -
bir youtube kanalı açtım ve son videom bir hafta içinde 2.6k izlendi. eheheh -
vallahi yenileceksiniz. bir kamera, bir tripoda yenileceksiniz. -
Yoruldum dostlar çok yoruldum. Tanrı güç verecektir tabi ama yorulduğum gerçeği çok net. -
3.cü kere aldığım dersi yine veremedim, gerizekalı olduğumu öğrendim heralde gerizekalıyım başka bir açıklaması olamaz ya… -
Hayatım ve ben, koskoca birer yalandan ibaretiz. Bu aynı bembeyaz bir sayfanın üstüne simsiyah bir mürekkebin dökülerek her şeyi mahvetmesi gibi.
Bir daksil darbesi vurmak istiyorum ama yok, mümkün değil. Belki bir kapatıcı ya da sayfayı tamamen yırtarak yenisini açmak.
İşin tuhafı ben dışında kimse görmüyor ama öyle bir boyutta ki sadece benim görmem yetiyor.
Ne zaman ortaya çıkacak ve ben hariç birilerine de görünür olacak bilmiyorum. Belki hiç olmaz ama ben artık tükendim. Buna dayanacak ne takatim, ne psikolojim kaldı. -
bu yıl şunu fark ettim ki, travmalarınızı kabullenirseniz kabuk bağlatıyorsunuz. ama kabullenmeyip yok sayarsanız asla atlatamıyorsunuz. insan her şekilde kendini kabul edip sevmeli. -
Bu kavga gittikçe büyüyor.
Tabii ki de tarafım. Bilgelikten yanayım. -
yazdığım yazılar 'gerçekten' okunmadiginda kederleniyorum. -
Kılıçlar eskisi kadar yok belki ama , sözler bir o kadar keskin bu zamanda , ınsanalr neden bu kadar kırıcı -
geçenlerde yemek masasının üzerinde gezinen bir karınca gördüm. gezindiği yer yağlıydı ve karıncaya bir şey olmasını istemiyordum. bir çatal yardımıyla karıncanın hayatını kurtarmaya çalıştım, fakat ne yazık ki tamamen iyi niyetimle kurtarmaya çalıştığım karıncanın yaşama veda etmesine sebep oldum. içimde müthiş bir üzüntü oldu. daha sonra keşke ellemeseydim dedim, ancak her şey için çok geçti. bir gün hamam böceğiyle karşılaşmıştım, onu da öldürmeden bulunduğu ortamdan uzaklaştırmak istedim. ancak bu eylemim ne yazık ki onun da yaşama veda etmesine sebep oldu. benim yüzümden hamam böceğinin de yaşama veda etmesine üzülmüştüm. fakat ona duyduğum üzüntü karıncaya duyduğum üzüntü kadar değildi dürüst olmak gerekirse. bu bir iki yüzlülük mü sence sözlük? hayvanları veya diğer canlıları sevimliliğine, dış görünüşüne göre mi seviyoruz veya ölümüne sebep oluyoruz? umarım böyle değildir.. -
kendi üzerimde yaptığım bir deneyin daha sonuna geldim. bir yıldır herhangi bir kitap. Gazete. Köşe yazısı. Şiir. Deneme. Bilmem ne. Okumadım. Bunun gibi şeyler de yazmadım. Kısacası düşünmedim sanırım. Bir yıl böyle yaşarsam hayatım nasıl etkilenir diye merak ettim. Uzun süredir düşünmediğimden olsa gerek. Bu deneye başladığımı da unutmuştum. Hatırladığımda ise sanırım düşünmeye yeniden başladım. Düşünen insan ne yapar işte. Yazar. Yazmadan duramaz. Sabahın 5 inde. Mis gibi bir havada. Baharın ortasında bir vadiden geçtiğini düşün. İnce. Berrak. Sakin bir su akıyor ortasından. Düşünmek bunu yaşamaksa işte. Yazmak da bunun fotoğrafını çekmek. Bir yıl önceki bir fotoğrafınıza baktığınızda hissettikleriniz var ya. Bir de bir yıl önce yazdıklarınızı okuyun derim. Kitapları olan bir yazar olsaydım. Ölmeden önceki son isteğim. Yazdığım bütün kitapları okumak olurdu sanırım. Hisleri aktarmanın elli yolu varsa. Mesela. Kendi yazdığın bir şeyi okumak. Bu elli yolun kesişimi. Kendini kendine aktarabilmenin kestirmesi belki.
Neyse. Bir yıl düşünmemek nasıl mümkün olabilir ki demeyin. Ben olsam derdim çünkü. Ve insanın en basiretsiz hali bu belki. Herkesi kendi düşünce yordamıyla algılayabilmek. Kim ne dersi desin. Ne anlatırsa anlatsın. Ne gösterirse göstersin. Ben. Sen. Ya da. O. Zihnimizdeki aynada yansıtabildiğimiz kadar algılayabiliriz. Bu iyi ya da kötü bir şey değil. Doğal bir şey. Kimisi çukur. Kimisi yassı ayna. Aynasız olan da vardır. Digital olacak olan da. Peki yıl nasıl düşünmez insan. Motor kaslarını kullanarak. Zihnin üreten kısmına değil de. Kopyalayan kısmına ağırlık vererek. Aslında fena bir şey değil düşünmemek. Bir yıl içerisinde. 4 farklı Zippo hareketini kusursuza yakın yapabilmeyi. Portekizceyi. Sadece küçücük bir çıra ile ateş yakabilmeyi. Araba kullanmayı. Ve piyano çalmayı öğrendim. Sanırım düşünseydim. Bunların hiçbirine yeteri kadar odaklanamayacaktım.
Benim dışımdaki dünyada bu sürede neler olmuş. Pek de bir şey değişmemiş. Bir yıl sonra haber okudum. Ölüm var. Ahlaksızlık var. Kendini akıllı sananlar var. Kendini akıllı sananları kandıranlar var. Kısaca insan ile var olmaya devam edecek bir takım şeyler. İsmi değişmiş. Ki zaten. Tarih neden tekerrür eder. Çünkü insan hep aynı hataları yapar. Paylaşmaz. Yalan söyler. Gibi şeyler. Düşünmeye ara verince. Bu kadar düşünmek yetti şimdilik. Hatta düşünmeye alıştıkça zihin. Fotoğraf çekmektense resmini yapmak benzetmesinin daha iyi olacağını düşünmeye başladım. Ki bu durum da deneyin bir sonucunu daha gösteriyor. Fotoğraf çekmek daha mekanik. Resim yapmaksa üretici. İnsan neye alıştırılırsa fark etmeden o şekilde düşünmeye başlıyor. Ancak bu sadece zihnen alışmak değil. Bedenen de bu alışkanlığa ayak uydurmak gerek filan.
İtiraf kısmı ise. Yazmayı değil de okumayı daha çok özlemişim. Bu biraz garip. Çünkü iş icabı okumak zorunda olan biri olsam da sırf kendi istediğim için bir şeyi yapmanın zevkini ayrı olduğunu tekrar anlıyorum. Yazın diyemem ama. Okuyun derim. Belki bir yıl. Belki on gün. Belki de hiç görüşmek üzere. Geleceğe dair bu belirsizliğin bizi delirtmiyor oluşunu. Neye borçluyuz. Kim bilir. -
Çok uzun zaman sonra orijinal hesabıma girdim ve gelen bildirimler beni fazlasıyla suçlu hissettirdi. Ne kadar normal bilmiyorum ama bir entry yi beğendiğim için beğenmekten çok, yazan kişinin beğenildiğini bilmesi için beğeniyorum ve gelen birçok bildirime bakınca insanların elinden bunu aldığımı farkettim. Ha dersiniz ki çok mu umrunda beğenenlerin, büyük ihtimalle değil.
Sözlükteki en düz entrymi kötüleyen de meydana çıksın, ayıptır. -
kitap yazmaya resmen başladım, harika bir duygu anlatamam inanılmaz bir şey yahu.
