blog sözlük itiraf
2245 entry daha
-
sözlükte bir başlığın altıda bir günde max girilen entry sayısını merak ediyorum. -
artık çok yoruldum. -
finansal köleye ihtiyacım var. -
Durağan bir yaşamda zihnimin, fikirlerimin geliştiğini hissediyorum ama sanki vücudum iyi değil. Hem korona olmasa en fazla bir reddediliş olurdu onu da erteledim. -
uyuyamadım. -
" Bir sosyal medya mecrasının ülkemizdeki kullanıcı sayısı 1 milyonu geçiyorsa Türkiye’de temsilci bulundurma zorunluluğu olacak. Temsilci tayin etmezse bu mecraya erişim kısıtlanacak." - meclisteymiş bu düzenleme. henüz kabul edilmeyip ertelenmiş.
(bkz: torba kanunu 2020)
(bkz: demokrasi algoritokrasiye karşı)
ilgili yazıya gider -
bu entry'im de bu başlığa atacağım ilk ve tek entry olarak kalsın. -
karantinada çok yakın bir arkadaşımdan soğumaya başladım ve bu durum beni korkutuyor -
Senenin başında(bkz: eylül 2019) aldığım nohut, kuru fasülye, bulgur, kırık bulgur, mercimek, pirinç ve şehriyeyi an itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. Hepsini yemedim. Bulgur edebiyatında annem yanımdaydı mesela, pirinci de ev sahibine hediye ettim.
Son olarak bir haftadır yüzüme sırıtan şehriyeyi de pilav yapmak suretiyle az önce... (bkz: öyle bir pilav mı var demeyin).. Flip flip flip.....
Daha da almam. Sanmıyorum bundan sonra ruk hanesine bakliyat muhabbeti girsin.
Hayır sevmiyor değilim ama şu kısacık ömrümü bakliyat metaforuna mülhem geçirmek istemiyorum.
Açlığını sevgiyle doyuran insana doymak aslında o kadar kolay ki (bkz: my ja ja) (bkz: bu da olayın çarpıtması)
Bu entrime kızacaklar gibi hissediyorum.
(bkz: bakliyat)
(bkz: pilav) -
2007'de seviyor olduğum her şeyi hâlâ seviyor olmam.
Sevmediklerimi de hâlâ sevmiyorum.
Ey allahım bu kadar istikrar. Worths wondering. -
Ben var ya ben... Ölmüşüm... -
ertelemek düşüncesi artık mahzenlerde değil salonumun tam orta yerinde yer almakta. hayatımı tabii suret ile etkileyecek olayları görüp de -her ne kadar kolay olsa da- başlayamamak durumu beni mahvetmekte. bunu neyin tetiklediğini bilip de ona da adım atmamak bir şeyin cabası ama neyin? bil(e)miyorum. bilmemek de sahi anlamda ne kadar kötü bir şey. her şeyin bir yanılgıdan ibaret olması gibi bir gerçekliği bilmek nedir peki? o da mı bir yanılgı? galiba. son günlerimde iyice karmakarışık bir yapı haline bürünüp de saflık bab'ı içerisindeki içeriklere bakmak sebebi ile dini bir moral olarak ele almam, dine bir araç olarak yaklaşmam ne de kötü bir şey. sevgi ile yoğurmak varken kendini, nefret ile başbaşa kaldığını görmek kadar acı bir şey var mıdır? vardır elbet lakin anda kalamadığım için yaşadığım acının "en" büyüğünün bu olduğu sanısı gerçeklik ile aramdaki ilişkiyi berteraf etmekte ne de iğrenç bir etkendir. kaldığım her dakika annemi üzmek gibi büyük bir günaha giriyorum. annem olsam herhalde bir adalet isterdim. annem olsa eminim adalet karşısında da ben incinmeyeyim diye, hakkın benim tarafımda olduğuna diretir idi. annem olsa eminim aldığım cezayı kendi çekerdi.
ahvalim: halim
(bkz: annemi üzdüm böylece hep bana trenler çarpsın) -
%5 şarjım var ve bitene kadar (bkz: nightwish) dinleyeceğim. -
Beş bin takipçili fenomenlerin on beş sene mukavemet gösterememesi..
Bir de taş dışında her şey bir gün yok olacak diyor(bkz: hakan yılmaz çebi)
Düşünün, özenle bezenle hazırladığız dijital prodüksiyonlar, bunları sakladığımız flash bellekler, dahili bellekler, harici bellekler bin yıl sonra buhar olup uçup gidecek.
Ne kadar ürkünç öyle değil mi. Bir de eski medeniyetlerin de bizim kadar gelişmiş (bkz: bizden daha gelişmiş) olduğunu ve tarih içinde yok olup gittiğini belirtiyor.
Herneyse. Sosyal medya falan.. Boş iş.. Geriye sadece reelde yazıp çizdikleriniz bir de söyledikleriniz kalacak. Bir de davranışlarınız.
Çok düşününce manyak olursunuz bunları.
Ama belki de tarih kendi üzerinde düşünelim diye böyle kapıdan bacadan çıkıyor karşımıza. Acziyetimizi şlap diye yüzümüze çarpıyor her seferinde. Ama ki biz arlanmıyoruz. -
Herkese her konuda yardımcı olabilen ben, bu aralar uzay boşluğunda savruluyor gibiyim. Nereye olduğunu bilmeden. Üstelik herkesten gizli... -
Uzun zamandır bir ilişkim olmasına rağmen arada sırada eski sevgilimin sosyal medya hesaplarına bakıyorum. Ama öyle bakıp ne yapmış ne etmiş değil de, açık olan 3-4 fotoğrafını en ince detayına kadar ezberiyorum. Renk geçişleri, gülerken yüzündeki oluşan katmanların sayısı, hatta o katmanların kıvrımlarından mutlu olup olmadığına kadar her detayı görebiliyorum. Bir araya gelmemiz artık imkansız olsa da aklıma Pia geliyor. attila ilhan diyorum. ne büyük adam. senin de en sevdiğin şiirin öznesi gibi bir yerde çalışman daha da manidar hale getiriyor her şeyi. Bir gün gelecek ve alelade bir yerde gözlerimiz birleşecek diye korkuyorum. Bir gün gelecek ve sen "geleceksin" diye korkuyorum. -
bir insanın yalanını yakalasam dahi söyleyemiyorum. özellikle en yakınlarıma böyleyim. bunun bana kaybettireceğini hiç düşünmedim. şu aralar bunun doğru olmadığını anladığımdan şok yaşıyorum. demir tavında dövülür sözünden yola çıkarak da artık açıklayamıyorum. kısır bir döngü içindeyim sözlük... -
Kurtulamamış sözlük.
Kan bulunmuş olsa da Yapılan tüm müdahaleye rağmen kurtulamamış.
Doktorlar iyileşmemesi için sebep yoktu, ölmek için direndi resmen demişler.
Gerçekten de öyle miydi acaba?
ölmek için direnmiş miydi?
Varolmak için nasıl direniyorsak ölmek için de o direnci gösteriyor demek ki insan.
Söylesene Hangi ‘direncin’ içindeyiz biz ? Diye sorar oldum..
(bkz: #153658) -
sözlük sence çok mu erken, yoksa tam zamanı mı? ne yapacağını bilirken ne zaman yapacağını bilmemek çok kötü. -
Çok şey değişti artık dünyam da değişen ben miyim yoksa herkes mi bu değişimin bir parçası bilmiyorum, kendimi eskisinden güçlü buluyorum, fakat eskisinden daha duygusalım, eski bir çok düşüncem de yyok artık
Eski kaygılarım da yok sevilmeme, başarısızlık, ölüm, yaşamı kaybetme korkusu hiç biri kalmadı buna ne deniyor bilmiyorum ama ben artık eski ben değilim ve bunu nasıl atlatacağımı bilmiyorum
Bazen cidden insan hayatında tutunacağı bir dal arıyor bunu iliklerime kadar hissediyorum ve nedenini simdi cok daha iyi anlıyorum
2245 entry daha
