blog sözlük itiraf
808 entry daha
-
İçim, kan ağlıyor.
Hıçkırıkları ben duyuyorum, çığlıkları ben.
Şarkılar, şiirler sarmıyor yaralarımı.
Siz biliyor musunuz ağlayamayan bir insanın ne denli aciz olduğunu?
Herkesin derdine yetişmeye çalışırken kendimden oldum.
Güzel ödün verdim ama sırf kimse benim kadar üzülmesin diye. Kalbim kırık sözlük. Acıyor. -
"Bloğunuzda yoğun trafik var." olarak gordugum bildirimin aslinda google haritalarin "bolgenizde yogun trafik var." olmasini farketmemle gulumsedigim durumdur. :) -
Abi yapmayın ya. Valla bezdirdiniz her ramazan her ramazan. Tamam inanmıyorsunuzdur vs. anlarım. Benim de ateist arkadaşım var, hatta gay olanlarının çoğu çoktan vazgeçmiş inanmaktan, ama bir tanesi çıkıp da ısrarla hayvan gibi benim inancıma laf etse, gözünün yaşına bakmam, silerim. Saygı çok başka bir şey. Ben hiçbir zaman demezken bir tanesine "niye inanmıyorsun, seni dinsiz" gibi şeyler, niye bazıları çıkıp da muhalefet olmak için laf atar, pislik yapar? Tutmazsan tutma oruç lan. Sana kimse tut demiyor. Ama tutanlara "hayvan gibi yiyip sonra da aç kalıyorsun" demeye hakkın yok senin. Edep de başka bir şey. Benim gözümde ısrarla Allah yoktur, din yoktur diyenle; gözümün içine soka soka bağnazca dinini yaşayan birdir! Gece gece aaa! yeter! Nedir çektiği bu ülkenin sizin gibiler yüzünden yahu?! Bu ülkenin kültürü doğası böyle. Amerika'da mısın ki kültürel zenginlik yaşayasın? Hayır nerede büyüyoruz anlamıyorum ki böyle oluyoruz. Burası işte Türkiye. Benim durumum daha da beter, ben ses çıkarmıyorum yahu.
Bunların yerine, instagram'da tuhaf hallerini stalkladığım öğretmen olan liseden arkadaşımdan bahsetmiş olsaydım keşke sözlük. Gülerdik. Vallahi daraldım. Neyse. -
Dilci olmak da dilcilerle birarada olmak da cok zor.
Sabir ver eeey yeri gogu yaratan guzel rabbim. Sabir ver de gencligimin baharinda delirip once sinifimi sonra okulumu en son da butun dilcileri taramayim. -
Birilerine ihtiyacım var ama kime ihtiyacım olduğunu bilmiyorum. Anlatmak istiyorum ama kimseyle konuşmak da istemiyorum. Yerçekimsiz ortamda çilek yiyeyim ama tadı muz gibi gelsin istiyorum. Bunu niye yazıyorum hiçbir fikrim yok. Dusk till dawn dinleyerek üzgün üzgün kalemliğimi seyredeyim bari. -
Bazı acılar vardır 3 yılda geçse, 17 yılda geçse acısı köz olmuyor. 23 Mayıs benim için yok olurmusun takvimlerden? -
bir zaman döngüsünün içine sıkışıp aynı günü tekrar ve tekrar yaşasaydım o günün bugün olmasını isterdim -
Bir ortamda sohbet edilirken eğer yakından ilgilendiğim bir konuysa ya da yaşadığım bir olaydan ya da ne bileyim bulunduğum bir mekandan bahsediliyorsa bazen kendimi kaptırıyorum ve çok konuşuyorum. Konuşurken sohbete dahil olmaktan inanılmaz bir haz alıyorum. sohbet ortamı dağıldığında evli evine köylü köyüne gittikten sonra içime bir şey oturuyor. Suçluluk mu desem öyle bir şey. Sanki yanlış bir şey söylemişim ya da ukalalık yapmışım ya da yine ne bileyim birilerini farkında olmadan kızdırmışım üzmüşüm gibi hissediyorum . Bu suçluluk hissi genelde benden yaşça çok büyük kişilerle bir araya geldiğimde kendimi sohbete kaptırınca oluyor. Bu sefer kendimi sorgulamaya başlıyorum. Ve tamam artık çok konuşmıycam deyip bir süre sadece dinliyorum. Sonra bu hissettikkerimi unutup aynı döngüye giriyorum. Evet . Bu da itirafım. Neyi itiraf ettim tam bilmiyorum . Sanırım burayı biraz günah çıkarmak için kullandım. Evet itiraf da bu oluyor zannımca. -
Bazı erkeklerin hiç çekinmeden dik dik bakmasına inanılmaz sinirleniyorum. Ortak ders aldığım bir çocuk benim oturduğum yerde oturuyor her seferinde, ben de ön sıra diye yakınına oturuyorum mecburen ve hiç bıkmadan dönemin başından beri derste suratıma dik dik bakıyor. Sırf umut veriyor gibi olmamak için fark etmemiş gibi davranıyorum, görmezden geliyorum ama sanırım yakında küçük çocukların kendilerinden az biraz hoşlanıp bakan birini fark edince "bakmasanaaağğ" diye ağlamaları gibi kriz geçireceğim... -.-"
Erkeklere not düşeyim: Bazı kızlar tanışmadan önce bakıp durmalara kıymet vermiyor çünkü anlamsız buluyorlar. Önce tanışın, bir sohbet falan etmeye çalışın sonra yapın "bakıyor mu, bakmıyor mu" yoklamanızı. Lütfen. -
demin yarım ekmeklen tost yaptım sözlüğüm...
sabahın beş buçuğunda gittim fabrikaya, yenide geldim yarım saat önce falan..
midem nasıl gurul gurul ötüyo, anamda ananem hasta diye köye gitmiş..
evde imam bayıldı falan varda, canım böyle mayonezli ketçaplı yağlı yağlı yarım tost çekti, ama nasıl aşeriyom anlatamam...
naptım tabii, vereyledim mayonezlen ketçabı, salçada sürdüm, bide peynir vardı, onuda ekledim, midem bayram etti walla... (bkz: swh)
ha şimdi burda ve bağzı forumlarda yazan arkadaşlar hemen dicekler : saat akşam sekizden sonra yemek yemeyin falan diye. sorarım onlara 15 saat sizmi dikildiniz burnunuzu çeke çeke bu soğukta?!
burnum akıyo diyede taze zencefil almıştım, limonlan ballan karıştırdım onuda bi güzel, bildiğin partiliyom evde sözlüğüm...
hayat bana güzel, heyt beeeeee....
(mendillerimlen artık biraz mesafeli olurum inşallah yarın ama, burnumda acıyo artık, silme yeter gari diyo resmen) -
iş buldum canım sözlüğüm. pazartesi iş başı :) herkese benden çay, düşmanlarıma kahve, beşiktaşlılara tiner -
Rüzgar Erkoçlar, malum cinsiyetini erkek olarak değiştirmiş bir oyuncu, nişanlanmış ve evlenmek üzere. Bunu az önce haberde okudum. Yorumları da okuyorum ben genelde haberlerin. Ve "değişik" bir vatandaşımız şöyle yorum yazmış: "peki kız nasıl tatmin olacak?"
Bir durum düşündüm. Tabii ki kızın tatminini değil. Nasıl bir insan bunu düşünüp aynı zamanda dile/yazıya dökebilir diye düşündüm. Muhtemelen ergen yaşlarda bir vatandaş. Yani öyle olmasını umuyorum. Ama adım gibi, (bkz: arif)'*' eminim, bir 60 yaşına kadar olan vatandaşlarımız bunu düşünüyorlardır.
Ya da bulunduğum ortamda, sürekli her şeyin cinselliğe döndürülmesinden yakınan biri olduğum için mi ben hassas yaklaşıyorum? Yoksa cidden bütün milletimiz (bkz: öküz) mü? (bkz: Sığır) mı? Yontulmamış (bkz: odun) mu? -
Çok uzunca bir süre yollarda ölçüm yapan harita mühendislerinin ölçüm makinasını fotoğraf makinesi sandım. Hep aaaıııyy beni çekmesin bu taraftan geçeyim deyip yolumu değiştirdim.
Kadir has üniversitesinin Kayseri’de olduğunu zannettim uzunca bir süre, 2 sene önce öğrendim ki İstanbul’da imiş meğerse.
Mantıksal olarak Kadir has stadı Kayseri’de ise Üniversitesi de oradadır diye düşündüm, hala daha mantıklı geliyor bana düşününce. -
..bu çıplak geceler yok mu
bu plak böyle ağlamıyor mu
camları kırmak işten değil
delirecek miyim neyim
kirpiklerimden mısra dökülüyor
kenya'da simsiyah yalnızım
yoksul bir şilepte gemiciyim
malezya'da yük bekliyorum
önümden çekilirsen istanbul görünecek
nerede olduğumu bileceğim.. -
Annem bir haftadır memlekette bu yüzden evin tüm işleri bana kaldı. Evde doğru düzgün bir şey kalmadığı için alısverişe gittim. Zeytin alacaktım önümde o kadar çok çeşit vardı ki bakakaldım. Hangisini almam gerektiği konusunda hiçbir fikrim yoktu çünkü bu işleri hep annem yapar. Küçücük bi zeytini seçmem dakikalarımı aldı.
Düşündüm de annem olmasaydı napardım. Annemle çok anlaştığım söylenemez ama onun yokluğunda düzen diye bir şey kalmıyor ortada. Kendimi terkedilmiş gibi yalnız hissettim. Gelsin.
Evlenmicem annemin dizinin dibinde yaşlanıcam onsuz olmuyo sözlük -
Bugün bir akrabamızın akrabası vefat etti. Çocuk diyorum, çünkü epey genç yaşı. Kalp krizi sebebi de. Aşırı kiloluymuş, sabah kahvaltı masasına oturduğunda daha yemeğini bile yiyemeden vefat etmiş. Önceki gece yediklerinden diye şüpheleniyorlar. Malum bayram, yağlı etler... bir de ekstra (epey fazla hem de) kilolu olunca.
22-23 yaşında, yeni mezun. Annesi babası vefat etmiş biri üstelik. Üzülmedim Sözlük onun için. Empati kurmaya çalışıyorum, tamamen anlayamıyor olsam da. Ben 2 saniye duramazdım onun yerinde ama belki o da kendini yemeye verdi, sonra böyle bir sonuç... Allah rahmet eylesin.
Bu akşam bir de şu oldu, bizim lojmanda kaldığımızdan, beslediğimiz tavuklarımız var. Birinin 3 tane civcivi var hatta. Ama ne yazık ki bu akşam o civcivler annelerini kaybettiler. Komşunun köpeği tavuğu ve başka bir horozu boğazlamış. Horoz belki sabaha erer ama tavuk öldü. Biz sinirli ve üzgünken, buraya gelen yeğenlerim ağladı bir süre. Orta boy civcivler. Yarın annelerini arayacaklar muhtemelen ki peşlerinden ayrılmazlardı hiç. Anneleri de korurdu sürekli. Şimdi ne olacak?
2 farklı ölüm haberi. Ben hayvana daha çok üzüldüm. Üzülme sebeplerimse çok farklı. İlkinde "keşke o ben olsaydım" demedim dersem yalan söylemiş olurum. İtirafım buydu yani sözlük. -
Keşke daha az feminist olup kocamın parasını yemek için zengin koca arasaydım. Ya da beni okutmak yerine o masraflarla ev alsaymış babacığım, ben de kiralarını yerdim. Okumak çok zor be.
(bkz: en büyük hayali ev almak olan kitle) -
berberim kanser olmuş.
çocukluk arkadaşım, babamın elimden tutup götürdüğü, daha o çıraklık zamanından beri tanıdığım çocuk/adam.
ayna karşısına geçip kim daha uzun, kim daha yakışıklı diye birbirimizle eğlendimiz adam.
şen kahkahaları taa mahallenin girişinden duyulan adam.
kardeşim dedi yüzüme, ben kanser olmuşum, gelecek hafta ameliyat olcam dedi.
tabii ağlayamadım orda, delikanlılık elvermedi.
traş etti, aynaya baktık yanyana durup.
sen daha yakışıklısın diyebildim sadece.
eve zor attım kendimi, Allah(c.c.) şifasını verir umarım biran önce.
sevdiklerimize hiçbişey olmıcak gibi geliyo ya hep, duyunca ondan üzülüyoz sanırım. -
Hayatimda istedigim her sey ama her sey icin cok sancili savaslar verdim. Tek bir seyde pes ettim. Gercekten tek bir sey. Yorulmustum ama bu bir bahane olamaz. Sonucundan hayatim boyunca pismanlik duyacagim bir vazgecisti bu. Asla kabullenemeyecegim. Aklima her dustugunde bogazima bir yumru gibi oturan, kendime olan sinirimi katlayan bu gercek bana buyuk bir ders oldu. Cok buyuk.
iste bu yuzdendir ki ve ne yazik ki her zaman kendi istegi dogrultusunda kafasinin dikine giden egitilemez biri olacagim. -
içinde ''çay'' kelimesi geçen şiirlerden nefret ediyorum.
bu kadar eğreti duramaz bir şey.
onur ünlü'nün şiirleri dahil, nefret ediyorum.
şimdi bir çay içeriz,
çay demleriz,
çay içen kötü olur mu,
bir sıcak çay lazım bize,
....
allahım yazarken titredi ellerim ya hu!
ek: kahve ve bilumum meşrubatlar dahil.
808 entry daha
