blog sözlük itiraf
2852 entry daha
-
Bugün epeydir kendi başıma yapmadığım bir şeyi yaptım sözlük. Hayır, sana kek yapmadım. Kısır yaptım. Bak.'*' -
1 tl ile format atmak ?? (adında bir makale attım ama olayın parayla ilgisiyo :) )
Merak edersen link aşağıda zumqi
https://goo.gl/ddakkh -
Az önce Nasa'nın sitesinden Amerika'daki güneş tutulmasını izledim. Hala yayını mevcut. Bizim buradakine de yetişmişti ömrüm. Acaba o zaman böyle röntgen filmleriyle falan baktım da mı böyle oldum ben sözlük? Bilemedim. -
çok sevdiğim ve değer verdiğim arkadaşımı saçma tavırlarım yüzümden kaybettim. kaybettim derken içim cız ediyor. siz bilir misiniz çok sevdiği oyuncağını kaybeden çocuğun üzüntüsünü? ya da her şeyini bağladığı bir dalı kırılan insanın üzüntüsünü? öyle bir üzüntü var içimde...
en mutlu anlarınızı, en üzüntülü anlarınızı paylaştığınız, hep sizin yanınızda olan, hep arkanızda duran, her türlü saçmalığınıza göz yuman, yani sizi sizden iyi tanıyan birini kaybetmenin üzüntüsünü ve pişmanlığını bilir misiniz?
tanım: yazarken insanı kendisiyle yüzleştiren itiraflardır.
dinleyiniz -
İtiraf ediyorum sözlük:
Hayatım boyunca fazla kek yapmış olmasam da, bu akşam yaptığım kek, bugüne kadarki yaptığım en iyi kek oldu.
Hazır kek kıvamında ama daha süper, daha lezzetli, daha yumuşak ve daha daha...
Dün yaklaşık 1 saat, kek yapmanın püf noktalarını araştırdım, epey bilgi edindim. Öyle böyle değil. Ve bugün de edindiğim farklı bir tarifle kek yaptım. Toz kakaolu puding ile kakaolu kek. Bildiğin kakaolu pudingi toz haliyle un koyar gibi ekledim kek malzemesine. Herkes'*' bayıldı.
Bu da kekim:
Kekim - 1
Kekim - 2
Beni yeme, kekimi ye.'*' -
Kınamıyorum, ama benim küçüklüğümde böyle fotoğrafım yoktu sevgili metin hara. Bilemedim. Tam ciddi oluyorum, dolabımdaki kitabına bakıyorum, sonra beni bir gülme alıyor.'*''*''*' -
Aslen Ankaralı değilim, ama Ankara havaları hiçbir yerde yok.
Şu anda mesela ilerde bir yerde düğün var ve erik dalı çalıyor. Yok böyle bir şarkı! Oynamayacak insanı oynatır. Evlenecek biri olsaydım düğünümde kesinlikle bu çalardı. Klasik müziklerin arasında bir yere yerleştirirdim kesin. '*''*' -
Yıllar önce büyük bir sevinçle dinlediğim, Işın Karaca'nın 33/3 isimli albümünü dinliyorum 2 gündür. Mandalinalar ne güzel bir şarkı. Bu kadın daha sonra 2-3 tane arabesk albüm çıkardı, koptum ben sonra ondan. En son çıkardığı single zaten yeter dedirtti. Ama iyi kilo verdi ha. Bu sanırım ingiliz vatandaşlığı vardı. Ondan bana neyse, değil mi? Benim de olaydı napacaktım mesela?
Bu arada klipte uzaktan çekimler için eski yöntem helikopterli çekim kullanılmış. Şimdilerde daha az sarsıntılı dronelarla yapıyorlar o işleri. Nereden nereye değil mi Sözlük? Keşke drone aman kuş olsaydım da boğazda uçaydım.'*' -
Sevgilim yok. En son biriyle date anlamında 5 ay önce görüştüm. Hatta sen ona 6 de. En son ne zaman bir arkadaşımla oturup kahve içtim hatırlamıyorum bile. Neyse be.
Bu arada Sarot Termal Vadi'deyim iki gündür, 6 Ekim'e kadar. Beklerim. '*' Bizimkilerin devremülkündeyiz ailecek. Ablamgil de geldi 2-3 günlüğüne. Sonra tekrar annem, babam ve ben... Sabah ve akşam yürüyüşlerime ablamgil gidince başlarım herhalde. Üşenmezsem.
İtiraf ediyorum, hayat şey gibi.'*' -
dün büyük üstad, değerli sanatçımız neşet ertaş'ın ölüm yıl dönümüydü. dün gece neşet ertaş , tarihte bugün başlıklarına entry girmiştim. hatta bir de bozkırın tezenesi başlığını açmıştım.
Ve gördüm ki sözlükte neşet ertaş başlığına benden hariç hiç kimse bir şey yazmamış. -
Evet, 80. itiraf entrymle ben de sözlükten uzaklaşma kararı alıyorum:
* Çok nadir beğen'e tıkladığım entryler oldu burada, bunların sayısı kötüle'den daha fazla yine de. Hatta kötülediğim entryler çok yoktur bile sanırım.
* 4-5 kişiye, isim vermeyeyim, okumuş olsunlar olmasınlar, ısrarla beğendikleri ve favoriledikleri entryler için teşekkür ederim. Lütfen bu enerjinizi hiç kaybetmeyin. Ben o ışığı yakalayamadım zira.
* Malzeme özelliğinden dem vuran tek kişi olarak, artık başka dem vuracak kimse kalmayacağı için de sözlük sorumlusuna selamlarımı iletiyorum. Zaten son yakınmamdan sonra tekrar konuşmayacaktım, ama bilinsin istedim.
* Sözlükte bulunduğum süre boyunca bana bir şekilde mesaj atan ve yazıştığım 20-25 kişiye de teşekkür ederim.
* Ağır bir depresyon geçirdiğimi düşünüyorum. Normalde hasta bunun bilincinde olamaz, ama birkaç test sonucuyla ve son birkaç yıldaki ben'le bunu anlamamak imkansız boyuta geldi.
* Bloguma da yazmama kararı aldım.
Olur da bir gün eski (bkz: arif)'i yakalayabilirsem, tekrar dönerim. Benimkisi çünkü self veda. Böyle ne zaman biteceği belli olmayan cinsten. Belki de dönmeme gerek kalmaz.
-
Bir mucizenin peşine düşer gibi düşüyorum. güzel metinler/ şiirler okuyan, beni bunlarla besleyenin peşine.
Bugün bir hediye aldım. Nasıl sevineceğimi şaşırdım. unutmuşum.
“Elbet geçer bu hüzün mevsimi..”
“Pencereyi kapama gök dolabilir içeri”
“Göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsın”
Yazıyor.
Nasıl desem Çıkmaz sokaklar çıkılır gibi geliyor birden.
.
.
.
“Üzme kendini bu kadar
Sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var
Bak yeryüzü ne kadar geniş
Ne kadar dar
Dur
Akıtma gönlüm yaşını
Gözünden öpücek bir yer bırak
Oy bana en yakın
Bana en uzak
Sevgili yar
Hasretine vur beni”
Bayramlıkla yatmak duygusunu tatmadım ama öyle sanıyorum bugün bir kitaba sarılıp uyuyacağım.
Arkadaş z. Özger Okuyalım.
Vals of the eyes dinlerken. -
Yine bir sınava az kaldı ve çalışmadım.
ruh halim -
Ayın özeti serisi -
Umutlarım titriyor birkaç gündür. Kısık kısık nefes alıp veriyor kalbim. Hatta bak, görüyor musun nasıl da tıkalı kıskançlıklarım. Çünkü içi bomboş bir sevgi yeri var beynimde. Neden birkaç gündür bilmiyorum. Sanırım mevsimlerden.
Dolaydı o boşluk, iyiydi diyorum sözlük. Ama kime diyorum. Hazır sonbahar geldi. Tipik arif flört zamanları. 2 senedir boş. Kendimi sakladığımdan hep. Şimdi açtım öyle kendimi sergiliyorum, ama gelen tek gecelik, giden tek gecelik... Benden uzak, kime yakınsa artık.
Cem Adrian & Birsen Tezer - Beni Hatırladın mı?
Haftaya Çarşamba Diyarbakır'a uçuyoruz annem ve babamla. Uçuyoruz ama, lütfen. 10 günlük bir abla ziyareti. Yeğenlerimi de özledim evet, ama Diyarbakır'daki favori lahmacuncumu da özledim. Arkadaş oradaki lahmacunu başka hiçbir yer yemedim ki et sevmem ben, hamburger ve lahmacun hariç.
Bak konu yemeğe geldi. Duygusala bağlayınca böyle. Sonra hop kilolar. Sonra "Canan hocam ekmeği kestim ama makarnasız yapamıyorum".. Oldu. -
şarkı olsun diye
Okulu astım bugün, en yakın arkadaşımın yanına gittim. Son 15 dakikamıza kadar çok iyiydik, ikimiz de çok güzel mış gibi yaparız. Bugün mutluymuş gibi yaptık.
Bir hayalimiz var ortak, evet bir tane kaldı. Eskiden çok vardı, yaşımız yüzünden sanırım bir de lisede beraber hayatta kaldık ya, ortak hayallerimizin haddi hesabı yoktu. Neyse işte son 15 dakika diyordum. O hayalimizin yıkılması ihtimalini konuştuk. Ve o hayalmiş galiba beni hayatta tutan, çünkü istediğim her şey olmamış, hayallerim hedeflerim üstüme yıkılmış, dozer misali geçmiş hayat üstümüzden. Buraya da bir parantez açmak istiyorum. Hayır başıma çok kötü bir şey gelmedi ve ben de her şeyden şikayet eden biri değilim ama dayanma gücü diye bir şey var ve herkesin kırılma noktası farklı. Ay üzüldüğün şeye bak cümlesini kuran olursa ona kafa atarım. Atamam da içimden bunu yapmak gelir.
Devam edeyim, dönüp içime baktığımda boşluklar görüyorum. Olması gereken hiçbir şey yerinde değil. Arapsaçına dönmüşüm ve o depresyon uçurumunun kıyısındayım, öylesine yaşıyorum ve kırılma noktama çok yakınım. O uçuruma düşmek üzereyim ve kalan son hayalim de gerçekleşmezse hayalleri olmayan iğrenç biri olacağım, ve bunu kaldıramayacağımdan çok eminim. Salak saçma bir yazı oldu ama anlarsınız siz. Tamam bu kadardı. Kendinize kapitalist davranın. -
‘’Elinden geleni yapmak yetiyor mu sence de tek başına? Kurtulabiliyor mu insan çektiği sıkıntılardan, her şeyi denese de? Sanmıyorum. Bütün hayatım çabalayarak geçti, bir şeyleri başarmaya çalışarak. Sonra birileri çıktı ve dedi ki, endişelenme, sen elinden geleni yaptın. Tekrar soruyorum, yetiyor mu cidden? Milyonlarcası da ellerinden geleni yapmamışlar mıydı? Milyonlarcası da istememişler miydi başarmayı, iyi bir hayat yaşamayı? Bilemiyorum. Bütün yollar gri, soğuk toprak, zift rengi gökyüzü ve bunca şeye rağmen yemyeşil tutmamız beklenen hayallerimiz.
Hayallerimiz ve biz, sallanıyoruz istemsiz.
Çekersen maviliğini gökyüzünden, renksiz kalacaktır bu deniz.
Renklerimiz olabildiğine koyu. Gençliğimizin maviliği, yeşilliği şimdi nerede? Bilemiyorum. Sadece elimizden geleni yapıyoruz. Tek yapabildiğimiz bu. Peki, yine soruyorum yetiyor mu? Soruyorum ki anlarsınız belki yetmediğini. Yetseydi çalışan, çalışmaktan hayatını yaşayamayan insanlar mutlu olurlardı. İnanan, inanmaktan asla yılmayan insanlar yeşilliklere uzanırlardı. Siyah bir sabaha uyanıp gökyüzünü dahi göremeden yerin altında saatlerce çalışmazlardı. İnsanlığın derin bir nefese ihtiyacı var, oldukça derin hem de. Dağların tepelerine atmaya kendisini, ciğerleri havasız kalana kadar bağırmaya, haykırmaya ihtiyacı var. Güzel şeylere, gerçekten emek verecekleri zaman sahip olabileceklerini inanmaya ihtiyaçları var. Yeşile ihtiyaçları var, olabildiğince fazla yeşile. Temiz bir maviye, temiz bulutlara, temiz sulara; insanların, temiz şeylere ihtiyacı var. Kirlenmemiş olan her şeye.
‘’Bazı şeyler temiz kalmalıdır, insana dair olan her şey gibi.’’
ve fazlası...
-
blog sahibi olmanın kedi sahibi olmaktan çok daha zor olduğunu anladım 20 gün boşlayınca sıralama takipçiler vs hepsi gitmiş -
Twitter kullanmıyorum yıllardır. Ama ne zaman girip hesabıma baksam hep aynı trend: Bedelli askerlik. Aramızda yapmaya en çok ihtiyacı olan bendim zamanında. Ama ben bile gidip yaptım. Yaptım yani rahat bir şekilde çok şükür. Hala her haklıma geldiğinde şükrederim rahat yaptığım için. Ama benim korkum zorlanacak olmamdı. Öyle işe girip de yarım kalacak korkusu ya da evlenip de geride bırakacak korkusu yoktu. Şu ankilerin çoğunun da sebeplerinin onlar olduğunu zannetmiyorum. Birbirimizi kandırmayalım yani. Basitçe "yapmak istemiyorum, ben de korkuyorum, ben de her türlü hemcinsimle(!) muhatap olmak istemiyoum" diyebilsin insanlar. Bunu diyemeyip de başka sebepler aramasınlar. Zira benim arkadaşlarım vardı mezuniyet belgesini koştur koştur alıp askere gitmeye çalışmıştılar aradan çıksın diye. Ya da afedersiniz de 21-22 yaşınızda mezun olup da evlenip de çoluk çocuğa mı karışıyorsunuz da geride kalıyorlar? 29-30 dayanıp bunu bahane göstermek nedir?
O yüzden her zaman dürüstlükten yanayım ben. Evet ben de profesyonel orduyu destekliyorum, temel eğitim dışında anlamsız görüyorum uzatmayı askerlik süresini ama bunu ifade ediyorum. Öyle bazı gecikmiş sebepleri göstermiyorum. Parası olan gidiyor bir de o da var. Millet twitter da resmen "devletin paraya ihtiyacı var, geçiktirme iyice, getir şu bedelliyi tayyip" diye ağlıyor. Komediye bakar mısınız yahu?
Neyse, çok şükür yaptım geldim ben 2 sene önce. Birçok sebepten çürük raporu da alabilirdim oysaki. Şey derdiler hep işte iş verenler askerlik durumuna bakıyor çürükse falan kabul etmiyorlar işe. ahahaha yaa ahahaha allah sizi ne yapsın. İş veren sana ne kadar az para versem de eşşek gibi çalıştırsam diye bakıyor. Ya da background'*' olayına bakıyor.
Bak yine güldürdü beni divıdır.
Gerçi son günlerde banu berberoğlu'nu takip ediyorum. Samimi ve sempatik geliyor, az biraz da komik ama olsun. -
Bloğumun ince ayarlarıyla oynadıkça yazılım mühendislerine daha bir saygı duyuyorum efendim.
Gizli reklam: :)
01110111 01110111 01110111 00101110 01100111 01101111 01101110 01110101 01101100 01100100 01100101 01101110 01100100 01101001 01101100 01100101 00101110 01100011 01101111 01101101 *
2852 entry daha