ben imam hatipliyim

  • Mustafa demirci'nin bir ezgisinin adıdır.

    Sözleri şu şekilde,
    Gönül verdim ezelde İman-u İslam"a ben,
    Allah deyip atıldım bu şanlı meydana ben.
    Katıldım imam hatibin neslinin saflarına,
    Veda ettim kırk yıldır hem canu canana ben.
    Bedir"lerden, Uhud"lara varanlardan biriyim,
    Geliyorum sevinin, ben; ben imam hatipliyim.
    ***
    Milletimin hizmetinde yaya değil atlıyım,
    Farklıyım ben cahillerden, hem de çift kanatlıyım.
    Ayıramam dünyayı ukbadan bir lahza ben,
    Bu birlik ruhu ile ben Rabbimden ben beratlıyım.

    Hamza gibi, Ömer gibi, Ali gibi diriyim,
    Geliyorum sevinin, ben; ben imam hatipliyim.
    ***
    Köklerim mazidedir, yepyeni bir geleceğim,
    Bekleyin çok gecikmeden mutlaka geleceğim,
    Milletimin ümidi olan yüce dava için,
    Gerekirse gözümü ben kırpmadan öleceğim.
    Malazgirt"ten, Viyana"ya uzanır benim elim,
    Geliyorum sevinin, ben; ben imam hatipliyim.

    Edit. Başlığa istediginiz entry'i girebilirsiniz, ama dikkat edin olay kızışırsa moderatör sizi hiç acımadan uçurur. Ben söylemiş olayım. Burada kimin ne olduğunu herkes çok iyi biliyor.
  • Dinin,dünyevi amaçlar uğruna kullanılmasından zarar gören olgulardan bir tanesi .
    Tıpkı dinin kendisinin de gördüğü gibi.
    Din ne kadar çok şimdi olduğu gibi göz önüne çıkarılır, ne kadar çok sanki birilerine aitmiş gibi bir algı yaratılırsa, bu uğranılan zararın daha da artacağı gerçeği..
  • daha önce karşılaşmadığım, son derece reaksiyonist unsurlar barındıran,hece veya vezin gibi ölçüler kullanılmamış bir serbest şiir.
    şiir tamamıyla savaşsal ögelerden oluşuyor, son derece hamasi ve sığ bir üslupla kaleme alınmış. tamamen modası geçmiş bir üslup, çok daha iyileri geçtiğimiz yüzyılda tarihin derinliklerine gömüldü. geçmişte yaşanan olaylardan ve savaşlardan güç aldığını, 'yüce dava'sını devam ettireceğini hatta bu uğurda öleceğini söylüyor. bir okulun vadettiği gelecek 'şanlı meydan'larda ölmekse yazıklar olsun o okula, öğrencilerine. sadece üzülmedim, aynı zamanda çok da utandım. rica ederim kimse çıkıp "orada kastedilen ilim irfan" diye savunmasın. uhud savaşından, bedir savaşından, osmanlı'nın fetihlerinden bahsedip onlar gibi olmaya öykünen amatör bir yazarın imam hatip öğrencilerini adeta birer nefer olarak görüp onları ölmeye çağırması başka bir şey çağrıştırmaz.
  • Bende harranlıyım
  • ben de süper liseliyim diye karşılık vereceğim şiir. boş.
  • o halde selam ve dua ile hak yeme hakkına ya da torpil yaptırma hakkına ya da hırsızlık yapma hakkına ya da yalan söyleme hakkına sahipsin.

    ha sözlerim yanlış anlaşılmasın, düzgün insanlar yok mu aralarında? (bence yok ama) vardır belki. onlar üzerine alınmasınlar bu sözlerimi.

    çünkü hükumetin fetöyle el ele yarattığı dindar ve kindar neslin yukarıdaki şiir ile hiç bir alakası kalmadı artık! siyasal islamın kulu köpeği olmuş, bedavacı, haram yiyen, yalaka, sahtekar ve yalancı insanlar görüyorum ben imam hatip mezunlarına bakınca.
  • seni seviyorum!

    Okulun koridorlarında yürürken başını yerden kaldırmamanı seviyorum. Ürkek adımlarla dolaşmanı, her an başına bir kötülük gelecekmişçesine tedirginlikle yürüyüşlerini, öğrenci eylemleri başladığında gözlerinde biriken korkuyu, iki kızın dışında arkadaş edinmemeni seviyorum.

    Ablalarına olan saflık derecesindeki bağlılığını seviyorum. Kendi ayaklarının üzerinde kaldığında düşme korkunu, erkeğinin sana sahip çıkması gerekliliğine ilişkin düşüncelerini, derslerin bittiğinde kantine takılmayışını, annenle babana hayatın boyunca yalan söylemeye cesaret edemeyişini, ya da aklına bile gelmemesini seviyorum.

    Seni seviyorum!

    Çantanda gezdirdiğin islami kitapların üzerini gazete kağıtlarıyla kaplamanı, makyaj değmemiş yüzünün çocuksuluğunu, notlarını koyduğun dosyayı göğsüne bastırıp taşımanı, hızlı hızlı konuşmanı, politikadan anlamayışını, malayani sayıp müzik dinlemeyişini seviyorum.

    Yemekhanede, erkeklerle yan yana yememek için uzun uzun oturacak müsait masa aramanı seviyorum. Bir nakışın başında saatlerce oturabilecek olmanı, misafirliğe gitmeden saatlerce önce tatlı bir heyecana kapılabilecek olmanı, babanın iş dönüşünde yemeğini getirebilecek olmanı seviyorum.

    Çocuğunla saatlerce bıkmadan oturup konuşabilecek olmanı seviyorum. Politik ve edebi toplantılardan hiçbirinden haberdar olmayışını, evinin ve okulunun ve birkaç yakın tanıdığının oturduğu semtler dışında etrafı bilmemeni, arkadaşınla bazen alışverişe çıktığında yanından ayrılmamaya özen göstermeni, ani bir gürültüde kuş gibi irkilmeni seviyorum ben.

    Memleketteki ana anneni telefonla aradığında yüzünde beliren sahici gülümsemeyi, sevinci, heyecanı seviyorum ve akrabalarına olan düşkünlüğünü…

    Defterini özenle tutmanı ve dikkatli yazmanı, kırtasiye eşyalarını renkli ve süslü almanı seviyorum. Kalemini, defterini, kitaplarını getirmeyi asla unutmamanı, derslerine devamsızlık etmemeni, her söyleneni önemsemeni seviyorum.

    Erkek arkadaşlarında söz etmeye başlayan arkadaşlarının yanından, utanıp konuyu değiştirmeni, tavsiyelerde bulunmanı ve sonra içten içe ilgi duymanı seviyorum. Sonra da hemen yüzünün kızarmasını, evet yüzünün çok çabuk kızarmasını seviyorum.

    Sık sık başörtü düzeltmeni, kimseye sözünü etmediğin hayallerini, her gece yatmadan tekrar tekrar aklından geçirmeni seviyorum. Senden umulmadık ölçüde hayallerini genişletebilmeni, annene ne düşündüğünü hissettirecek acemi sorular sormanı, yaşlı kadınları usanmadan dinleyebilmeni seviyorum.

    Açıkçası seni sadece okulda gördüm ve hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Tüm bunların olabileceği hissini uyandırdığın için seni seviyorum. Böyle birini sevmeye ihtiyacım olduğu için seni seviyorum. Baş başa kaldığımda Mona Rosa’yı bir kıza okuma ihtiyacım için sevdim seni…

    Karşılaştığım ve konuşabildiğim anda okuyabileceğim daha çok şiir var aklımda ve artık konuşmalıyız. Çünkü şiirler ağırlık yapıyor zihnimde…

    – Konuşmayı kabul ettiğin için sağol.
    – Ne diyeceksin?
    – Şeyy… biraz yalnız kalabilir miyiz? Arkadaşın izin verirse…?
    – Kusura bakmayın tek başımıza kalmamız caiz değil. O da olsun.
    – İyi de okulun içindeyiz, tek başımıza değiliz zaten. Bir sürü insan var etrafta.
    – Olsun yine de kalsın. Ondan bir şey saklamıyorum nasıl olsa…
    – Peki… şey… çok güzelsin..
    – Böyle şeyler söylemeyin lütfen!
    – Aslında… seni seviyorum ben. – Ne diyorsunuz? Bunları duymak istemiyorum!
    – Kötü bir şey söylemedim ki. Seviyorum yani… evlenmek niyeti işte!
    – Böyle olmaz bu işler. Birilerine iletirsiniz oturup öyle konuşulur. Benim de danışacağım insanlar olur.
    – Kızım sen aptalın! Sen var ya harbiden salaksın! Seni hayatında karşılaşabileceğin en gerçek ve kutsal eyleme özne yapmaya çalışıyorum ve sen hala farkında değilsin. Neler kaçırıyorsun biliyor musun?
    – Ne biçim konuşuyorsun?
    – Evet öyle konuşuyorum. Sen salaksın kızım! Benim aşkıma özne olma şansını kaybettin. Sümsük bir herifle hayatını geçireceksin. Tüketeceksin kendini. Mutfakta sürüneceksin. Sana bir tek gece şiir okumayacak. Bunu sen istedin. Hak ediyorsun kızım, senin gibiler hak ediyor bunu. Biraz cesur ol kızım, ben iyi bir insanım, senin için olabileceklerin en iyisiyim.
    – …
    – Kaybettin! Cidden kaybettin. Acımıyorum sana bunu seni istedin. Git sümsük bir herif bul. Hatta ablaların bulsun sana…
    – !!!
    – Aşk diye bir şeyi ölsen de öğrenemeyeceksin bundan sonra.
    Hadi eyvallah!

    tarık tufan
  • Mezun olduğum ilkokul merkez Atatürk ’tü şimdi adı merkez imam hatip oldu. !? Kayıttan silindi yani.
    “Bu durumda imam hatipli mi olduk .?!” demekten kendimi alamaz olmuştum.
    Aşırı ironik..

    Siz olsanız ne hissederdiniz?