ayrılık sevdaya dahil
-
"yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili"
(bkz: atilla ilhan)
Harika bir şiir ve vedat sakman'ın bestelediği harika bir şarkı. -
hazirandan beri dahil ettim ben de.
bu virüse sağlıkçı olup bu kadar sinir olan, evde kal derken insanlara sahte sahte diyen bir ben varım biliyorum. sebebi çok basit aslında evde kaldıkça anılara sardım.
seni özledim.
son zamanlar ne kadar çok seni özledim dedim.
sana anlatacak o kadar çok şey yaptım ki senden sonra. bir kısmını duydun öğrendin. ama bir de benden dinlesen. güzel şeyler de yaptım senden sonra.
ayrılınca bana bir gün tolstoy"un bir sözünü söylemiştin.
“Bana hastanede ” Karın öldü !” dediklerinde ne yapacağımı, nasıl tepki vereceğimi bilemedim, içimden eve gidip karıma olanı anlatmak ve bana ne yapmam gerektiğini söylemesini istedim”
her şeyi bana anlatmaya olan alışkanlığını bahsederken bunları demiştin. ayrıyken bile bazen arayıp saatlerce bir şeyler anlatıp, oh rahatladım sana anlatıp diyordun o dönem. sonra anlatmaların bitti.
ama ben hala sana anlatacak gibi biriktiriyorum. doldu taştı anı kumbaram.
bazıları duymak istemeyeceğin şeyler, hani bazıları sen üzül diye yaşanan şeyler.
mesela başkası ile sevişip, gerçekten çok keyif almam ve sabahında ağlaya ağlaya bir hal olmam bile sana anlatmalık can yakıcı bir anı.
çünkü hayatta seni en çok üzecek şey bu. ayrıldıktan sonra sürekli belli aralıklarla iyi misin bile demeden başkası ile yattın mı diye sormuştun devamlı.
hepsinde o zaman cevabım hayırdı. seni severken yapamamdı.
sonra sen sormayı kestin. ben de başkası ile seviştim. gerçekten zevk aldım. gelsen sorsan bana en ufak detayını dahi sana anlatırım canını yaka yaka.
sana anlatacak başka şeyler de yaşıyorum yapıyorum.
mesela ihtiyaç sahibi üç aileye ramazan kumanyası aldım ve inanılmaz mutlu oldular. senin haricinde bir şeye ağladım ben o an. onlara o kumanyaları verirken. hatta küçük bir kız çocuğu saçımdaki tokayı beğendi diye senin aldığın tokayı bile ona hediye ettim.
çok kitap okudum okuyorum senden sonra. seninleyken ağlamaktan okuyamazdım.
puzzle yapamazdım ya ben. puzzle yaptım kaç tane. spora yazıldım. spor yaptım.
plak merakım eskiden beri vardı. yeni plaklar hediye aldım kendime. ama hala en sevdiklerim senin aldığın paul mauriat ve frank sinatra'nın plakları.
bir sürü sebze ektim saksılara. her gün bir umutla fide verdiler mi diye koşuyorum başlarına. hatta bazen totem yapıyorum. ilk domates mahsulümü aldığımda sen arayacaksın. o yüzden en çok domatesi bekliyorum hevesle. küçükken en sevdiğim ve bana yasak olan yiyince alerji yapan ve büyüyünce geçen alerjime sebep domatesi bekliyorum hevesle. keşke maydanoz deseymişim. o çıktı bile.
yağlı boya yapıyorum. bil bakalım hangi renkler ağırlıkta. mavi ve beyaz.
meviyi çok severdin ya sen. sayende ben de mavi sever oldum. aldığım her şey istemsizce mavi oluyor. şu an tırnaklarımdaki iğrenç mavi ojeden bahsetmem lazımdı oysa sana. ve senin en sevdiğin bordo ojelerimdi oysa.
ıssız, terk edilmiş, ama belki bir gün yine dönerim diye de bir ağacın altına bağlanmış bir kayık resmini yağlı boya ile yapıyorum.
herkes için hüzün iken benim için beklenti. o kayık sadece terk edilmiş bir kayık değil. bir iple de bağlanmış. gitmesin diye. kaybolmasın, yok olmasın diye.
işte sana anlatacak çok şeyim var. sensizlik aslında bir nevi de yaradı bana. ama seninle olup vasıfsız günleri tercih eder miydim. ben biraz salağım tercih edebilirdim.
çevremdeki herkes çok mutlu. kızılbüyü toparladı, ne çok şey yapıyor bir başına artık diyorlar. seninle olup kavga etme ve ağlama imkanım olmadığı için artık, mutlu olmak zorundayım bir başıma.
"çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
her şey onunla ilgili "
her şey seninle birlikte , her şey seninle ilgili.
ben bir ağaca gevşekçe bağlanmış bir kayığım. gitsem giderim en ufak bir dalgaya da bakarım. ama işte gitmiyorum bekliyorum. çünkü bir ümit. gevşek de olsa dönecekmiş gibi bağladın.
