ateş üstünde yürümek
-
yerli sinema filmidir..
yönetmen koltuğunda yavuz özkan oturmaktadır..
başrollerde Yılmaz Zafer, Hülya Aksular, Kürşat Alnıaçık oynuyor. diğer önemli rollerde ise Semiha Berksoy ve Erdoğan Akduman oynamıştır..
filmde ülkemizin yoğun olaylarla dolu tarihi modern bale ile anlatılıyor. Bu anlatım olağanüstü bir estetik, renk ve şiirsellikle gerçekleşiyor..
oyunculuklar ortalamaydı. filmin en önemli özelliklerinden biri balerin Hülya Aksular’ı ve büyük opera sanatçısı Semiha Berksoy’u başrollerde izliyoruz..
filmin müzikleri de en az film kadar etkileyiciydi. filmimizin müziklerini Tuğrul Karataş ve Vedat Biçkin bestelemiştir..
filmi sinematografik olarak oldukça başarılı buldum. mekân çekimleri son derece gerçekçiydi. sahneler arası geçişler enfesti. bütün hâlinde filmin kurgusu takdire şayandı. bu sayede ödül de kazanmış filmimiz..
ateş üstünde yürümek, az diyalogla çok şeyin anlatıldığı muazzam filmlerden. ülkemizde yaşanan siyasal, askeri, sosyolojik, kültürel, ekonomik olaylara harikulâde bir eleştiri getiriliyor. üstelik bunu göze batırmadan yapıyor yavuz özkan..
izlediğim en sıra dışı filmlerdendi. verilmek istenenler izleyicinin alışkın olmadığı bir tarzda veriliyor filmde..
bu filmde de yavuz özkan’ın diğer filmlerinde olduğu gibi mesaj kaygısı olduğunu görüyoruz. yavuz özkan’ın Türkiye siyasetiyle öteden beri bir derdi olduğunu biliyoruz. bu filmde de bunun üstüne gitmekten çekinmiyor..
ateş üstünde yürümek filmini yönetmenini hiç bilmeden izleseydim ve bana sence bu filmin yönetmeni kim olabilir deselerdi çok büyük ihtimalle yavuz özkan derdim. çünkü hem özgünlüğüyle hem de verdiği mesajlarla kıymetli bir yavuz özkan filmi izlediğimi hissettim..
filmimizantanya film şenliği’de “Halk Jürisi Birincilik Ödülü”, “En İyi Yönetmen ödülü” ve “En İyi Kurgu ödülü” dahil olmak üzere toplamda yedi ödül kazanmıştır..
sinemamızın gizli kalmış mücevherlerinden bir film. sinemaseverlere tavsiye ediyorum..
aşağıda film hakkında bazı detaylara değineceğim. izlemeden önce ayrıntıları öğrenmekten hoşlanmıyorsanız aşağıda yazılanları okumanızı önermiyorum..
--- spoiler ---
darbeden sonra yaşlı bilge kadın toplumun acı çektiğini, üzgün olduğunu görür ve onlara bakarak acı çekiyorsunuz der. ardından genç bir adamla arasında geçen o sarsıcı diyalog.
— neden ağlıyorsun çocuk?
— önce taptık. sonra tapındıklarımıza eziyet edilmesine alkış tuttuk. sonra da onlar için yas tutuyoruz.
balerin ile yönetmen arasında geçen o unutulmaz sahneden
— hepimizin eli kana bulanmış. artık yaşamı yüceltmenin dansı yapılamaz değil mi?
— yo, hayır. hayata inanmanın dansı hep olmuştur. buna inanmalısın.
— neye inanmalıyım? ölüme mi? ihanete mi? sevgiye mi?
— nereden başladığımıza, nereye geldiğimize bakarsak her şey karanlık gibi görünüyor. hayatı, acı çekmeyi, sevgiyi, nefreti, yalanı, yalan olmayanı, çoşkuyu, hıncı, çürümeyi, inanmayı vazgeçmeyi... asarak, keserek, birbirimize hınç duyarak, sevgiyi öldürerek.
— öyleyse neye inanmalıyım? kabalığa, hoşgörüsüzlüğe, bağnazlığa, iki yüzlülükle kuşatılmışlığa mı? hayatı, acı çekmeyi, sevgiyi, nefreti, yalanı, yalan olmayanı, coşkuyu, hıncı çürümeyi, inanmayı, vazgeçmeyi... hepsini, hepsini dansla anlatmak isteseydiniz ne yapardınız? yine de sevmek olmalı. bunu nasıl anlatırdınız?
--- spoiler ---
