aşk
-
meşk ile vücut bulur. -
gözlerini kapattığında yüzünün her ayrıntısını,saçındaki rüzgarı ve sesindeki ışığı görebilmek;ruhundaki kırılganlığı öpebilmektir belki de,aşk dedikleri şey.
-
bir yanılsamadır. -
dilimize arapçadan geçmiştir, şiddetli ve yakıcı sevgi manasındaki ışık kelimesinden evrilmiştir.
lugat365
-
en güzel şeydir -
önüne geçilemeyen manevi duyguların bütünlüğü -
cemal süreyanın güzel bir şiiri.
''Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.'' -
Yokuş aşağı koşmak gibi bir şey.. -
İstemsizce gelişen bir duygu. -
İlki bir türlü unutulmayan şey. -
Bir varlığı tutkuyla ve namütenahi bir özlemle sevme. Ayakları yerden kesen, dizlerinin bağını çözen, karında kelebekler uçuşturan, yüreği yerinden söken, aklı baştan alan tarifsiz bir sevda. Dilimize arapçadan geçmiştir. Şiddetli ve yakıcı sevgi manasındaki ışk kelimesinden evrilmiştir. -
-AŞk, sonsuza kadar sürer mi?
-sürmez mi?
-sürse güzel olmaz mı?
-güzel olan her şey sonsuza kadar sürer mi?
-sürmez mi?
-sürsün demeyle sürer mi?
-sürmez mi?
-bu böyle sürüp gider mi?
*************
-sevgi sonsuza kadar sürer mi?
-sürer !
Kimine göre ilki unutulmayan şeydir aşk. İlk aşklar.
Kimine göre ilk aşkında hüsran yaşayıp, onu tekrar hayata bağlayan, aşkın hala var olduğuna inandıran kişiye duyulan hissiyattır. İkinci aşklar.
Bana göre aşk, sevgiye giydirilmiş bir kalıp. Sevginin sağından solundan, kıskançlık, güven eksikliği, saygısızlık ve yalan gibi kavramların törpülemesi sonucu ortaya çıkan bir kavramdı aşk.
Seven adam sevdiğini üzer mi lan?
Saygısızlık yapar mı?
Yalan söyler mi?
Güvenmez mi lan insan sevdiğine?
Bakıyorum şimdi aşıklara, yok ben senin amk, yok sen benim amk. Saygı sıfır. Gece dışarı çıkacak mesela, manitası buna güvenmiyor.(1.fail) bu da boş yere tartışmamak için yalan söylüyor. (2. Fail). Sonra karşı taraf olayın aslını öğreniyor. Üzülüyor. Karşılıklı üzülüyorlaaaaar. Omo o bonom oşkoooom.
Aşkın birincisi mi, ikincisi mi, beşincisi veya (bence de yooooook artık ama, üç ayda bir mevsim değiştirir gibi manita değiştirenler var olduğu için (omo bo sofor choq forklo gorcokton coq sovoyorom)) yirmincisi mi gerçektir bilmiyorum.
Bildiğim şu var. Sizi seveni sevin. Karşılık beklemeden sevin. O küçük beyninizi biraz kullanın ve üzmeyin sizi seveni.
Sevmenin üçü beşi olmaz.
Sevmek yürekten olur, hissedersin iliklerinde.
İlk aşkın gelir, önünü ilikler sevginin önünde.
-
Her an her saniye aklımdan çıkmayandır. -
Söyleyemediğimdir. -
saadet kaynağı olmadığını düşündüğüm his.
aşk acıdan beslenen bir canavardan farksızdır. aşk gözyaşlarıyla beslenir, kavuşma ânıyla berâber bünyeyi yavaş yavaş terk eder... -
Aşık olduğumuzda arzuladığımız onun sadece bedeni değil, o bedende yaşayan kişiye dokunmak isteğidir. Dokunabilmenin yolu ise onda herhangi duygular, düşünceler uyandırabilmek diyebiliriz bir yanıyla. Biz arzumuzu onaylasın, tatmin edileceğini vaat etsin isteriz. O ise bizi görmediği izleniminden ziyade, dikkatini çekemeyecek kadar önemsiz bir nesne olduğumuz izlenimi yaratmaya ant içmiş gibi davranır. Ona olan aşkımızın, kendi davranışlarıyla ilgili olduğunu düşünüyordur belki. Öyle olması ne güzel olurdu. Ne kolay. Bu durum inancımızı sarsabilirdi böylece. Ne yazık ki değil. İnancımız kendi aşkımızdan ileri geldiği için kendisine meylimiz içsel bir mecburiyet. Belki aşkta öznel bir haz peşinde koşuyoruz belki aşk zaten bir yanıyla bu demek. Bilemiyorum.
Sonra acı çekeriz. Hastalığımızı somut bir varlık olarak ansızın karşımızda görmüşüz de gördüğümüz şeyi çektiğimiz acıya benzetemiyoruz gibi bir acı. Gerçekliğini kavramakta zorlanmamıza rağmen varlığını kabul etmek durumunda kalmamız yönünden ölüme de benzetilebilir.
Bir noktada acı da doyuma ulaşır. Acının ardından gelen ilgisizlik gibi geçip gitmiş bir şeyler kalır. -
aşk, aşeka kelimesinden gelen farsça kökenli kelimedir.
aşeka adlı bitki, sarıldığı ağacı tamamen sarmaladıktan sonra kurutması ve öldürmesi ile bilinen bir tür sarmaşıktır. -
gerçekte var olmadığını düşündüğüm bir duygudur -
Mutlu aşk yoktur diyorum ben. Elma şekeri misali... Elma şekerini yersiniz, önce tatlı gelir, sonra sapı elinizde kalır. -
benim için (bkz: sosyoloji) dir.
