anadoluluyu türk kabul etmek

  • türkler anadolu'ya asimile olarak gelmişlerdir. anadolu bu hızı son seviyeye ulaştırmıştır.

    tarihte anadolu insanını türk ırkından sanma yanılgısına düşen bazı kişiler; (bkz: aziz nesin )
    (bkz: atatürk)
  • Muhtemelen herhangi bir zekası olmayan bir insanın(?) açtığı başlık. Bir kaç isim dışında tarih bilgisinden ve felsefesinden bihaber olduğu gün gibi açık olmasına ve müthiş aklına(?) rağmen görüş belirtmiş. Bu tarz yerlerde heba olmaması dileğiyle...
  • Başlığı açanı eleştiren çok bilgili arkadaşın birkaç kelimesini bir kaç şeklinde yazdığı başlık. Kesinlikle başlıkla alakalı herhangi bir bilgim olmamakla beraber, eğer bir karşı teziniz varsa ve bilgi konusunda başkasına laf atıyorsanız; kendi bilgilerinizi kaynaklı şekilde paylaşınız ki biz de öğrenelim. Yazarlık bu değil. Çıkaralım bakalım, kaos.
  • şeref ve haysiyet sorunu olan mayası bozuk tiplerin (bkz: lakırdı)sı.
  • Enteresan bir konu bu. meseleye hangi pencereden yaklaştığımız ile de doğrudan alakalı. başlıktan önce başlığa girilen entrylerin kendimce bir kritiğini yapmak istiyorum. mesele uzun ve sıkıcı olacak. ancak kesinlikle bir zaman kaybı değildir. çoğu kişinin okumayacağını bildiğim halde yine de yazmak zorunda hissediyorum kendimi.

    öncelikle asimile kelimesinin tam olarak içerdiği anlamı bilmek önemlidir. (bkz: asimile) asimile kelimesi fransızca kökenlidir. Terim anlamı "benzeşmek, kendine uydurmak"tır. ancak bugün daha geniş anlamda asimile olmak; etnik kökenin ve bu kökenin barındırdığı ayırt edici kültürel özelliklerin kişilerin rızası dışında değişmesi/değiştirilmesidir. Bu genellikle baskın kültürün zayıf kültür üzerinde kendiliğinden yayılması yahut politik bir uygulama olarak gerçekleşmektedir. değişen/değiştirilen bu ayırt edici özelliklerin reddedilerek "tamamen" farklı kültür üzere yaşanması asimilasyonun gerçekleşmesi anlamına gelir.

    bugün "globalleşme" adı altında tüm dünya tek tipleşmektedir. globalleşme ve popüler kültüre ayak uydurma tabirlerini duymayan kalmamıştır sanırım. bu pencereden baktığımızda dünyanın büyük çoğunluğunu asimile olmuş kabul etmek mümkündür. bugün sayısız arapça(din), farsça(edebiyat) fransızca(kültür, diplomasi, edebiyat), ingilizce(bugün popüler kültür), italyanca(denizcilik) kelime kullanıyoruz. parantez içlerinde yazdıklarım bu milletlerin tarihleri boyunca baskın olduğu kültürel özellikleridir. örneğin denizciliği sonradan öğrenen türklerde bugün kullanılan denizcilik terimlerinin büyük çoğunluğu italyancadan gelir. bunda iki milletin tarihi münasebetlerinin yoğun olmasının da payı büyüktür elbet. buna da kültürel etkileşim denir ki bunun da asimile olmak ile alakası yoktur.

    girilen entrylerde diğer kafama takılan nokta "türklerin anadoluya asimile olarak gelmiş olmaları" iddiasıdır. bu iddia esasen 18. ve 19. yüzyılda ortaya atılan bir iddiadır ve bugün yeniden hortlatılmaya çalışılmaktadır. Çünkü 18. ve 19. yüzyıllar ve sonrası dönem milliyetçilik akımının tüm dünyayı kasıp kavurduğu dönemlerdir. aynı dönemlerde biyoloji, genetik, antropolji ve etnografya bilimleri büyük atılımlarla kendini göstermeye başlamıştır. tarihçilik de yine bu dönemlerde önem kazanmıştır. birbiri ile de etkileşen bu bilimler milliyetçilik akımlarının fikri temellerinin kurulmasına yardımcı olmakta idi. henüz emekleme döneminde olan bu bilimlerin, ortaya çıktığı dönemlerde önemli yanlışlıklar içermesi bu yüzden şaşırılacak bir durum değildir.

    Dipçe: biyoloji ve genetik zaten ilgili bilimlerdir. etnografya ve antropoloji biyolojiden ve tarihten beslenebilmektedir. tarih ise etnografya ve antropoloji ile ortak alanlarda çalışabilmektedir. bu yüzden demeyin ki biyoloji ve genetiğin tarihle, kültürle ve milliyetçilikle ne alakası var diye.

    şimdi biraz geriye gitmek istiyorum. yukarıda söylediğim 18. ve 19. yüzyıldaki türklerin asimile olduğu iddiasına. bunu ortaya atan tarihçilerden biri joseph von hammer dir. (bkz: joseph von hammer) onun iddiası şöyle idi: "osmanoğulları beyliğinin iznik'e geldiklerinde 400 çadırlık bir aşiret olduğu, bu 400 çadırlık aşiretin bir imparatorluğa dönüşmesinin imkansız olduğunu; türklerin, helen anadolu milletleriyle karıştığı ve asimile olduğudur. özellikle devlet yönetimi konusunda osmanlı imparatorluğunun bizansı kopya ettiğini vs vs" söylüyordu.

    Dipçe 1: bir dönem gazeteler bu josep von hammerin osmanlı tarihi ansiklopedisini kupon karşılığı dağıtmıştır. üzerinde fatih'in at üzerinde istanbul kuşatmasını tasvir eden bir resim vardı ve on kitaplık bir seridir. yaşı tutanlar hatırlar.

    Bu hammer'in iddiaları esasında bir osmanlı kaynağına, aşıkpaşazade tarihi adındaki bir kroniğe dayanmaktadır. (bkz: aşıkpaşazade tarihi) efsanelerle ve hikayelerle dolu bu kitabı hiçbir eleştiri ve kritiğe maruz bırakmadan olduğu gibi kabul eden hammer'e uluslararası akademik camiada dersini mehmed fuad köprülü vermiştir. (bkz: mehmed fuad köprülü - osmanlı imparatorluğunun kuruluşu) hammer'in 10 ciltlik ansiklopedisini yerle yeksan etmiştir bu adam. hemde hepi topu 300 sayfalık bir kitapla yapmıştır. bundan hammer'in ansiklopedisindeki tüm bilgilerin yanlış olduğu anlaşılmasın. hala tarih alanında hatrı sayılır yetkinliğe sahiptir bu eser.

    mehmed fuad köprülü osmanlı imparatoluğunun kuruluşu kitabında türklerin gerçek anlamda helenleşmediklerini, salt 400 çadırlık bir aşiretin büyük bir imparatorluğa dönüşmesinin gerçekten mümkün olmadığını ancak osmanoğulları soyunun gerçekte verilen sayıdan çok daha fazla olduğunu bilimsel tetkikleriyle kanıtlamıştır. çünkü anaadolunun türkleşmesi osmanoğullarından çok daha önce başlamıştır. daha önce yapılan türk akınları, alınan yerlerde gerçekleştirilen iskan politikaları, istimalet politikası, şenlendirme politikası, kolonizatör türk dervişlerinin faaliyetleri ve türklerin özgün yönetim anlayışları ne anadolu milletlerinin ne de türklerin asimile olmadığını gösteriyordu. osmanlılar, yönetim organizasyonu anlamında gazneliler, selçuklular ve orta asya kültürlerinden besleniyordu. bizans devletine ait uygulamaların eser miktarda varlığı yönetim sisteminin kopya olduğu iddiasını dayanaksız bırakıyordu.

    yani türkler asimile olarak anadoluya girmemişlerdir. bunu ben değil bilim söylüyor. sizde açıp söylediklerimi tasdik edebilirsiniz. asimile olmaktan kasıt eğer arap kültürünü özümsemek ise burada da gerçek anlamda özümsemekten bahsedilemez. türklerde devlet erkanı hep türkçe konuşmuştur. arap erkekleri etekli elbise giyerken türkler pantolon/şalvar giymiştir. arap kadınları kara çarşafla gezerken türk kadını yazma ve basma kullanmıştır. dini uygulamaları dahi kendi kültürel özellikleri ile yaşamışlardır.

    anadoluluyu tük kabul etmek başlığına da bir kaç şey söylemem şart sözlük kuralları gereği. anadoluyu türk coğrafyası olarak kabul etmek daha doğru bir deyim olacaktır. çünkü diğer türlüsü gerçekten "kör atış yaptım on ikiden vurdum" demek olacaktır. "anadoluyu türk coğrafyası kabul etmek" türklerin yaptığı değil türklere atfedilen bir durumdur. çünkü türkiye tabiri ilk olarak bizans kaynaklarında geçmektedir. ne kadar tezat bir durum değil mi? helen halkı coğrafyanın türklere ait olduğunu kendileri kabul etmişlerdir. bugün tüm dünya buraya türkiye demektedir. anadolu coğrafyasındaki herkesi türk kabul etmek hiçbir bilimselliğe dayanmayan politik bir söylem olabilir ancak. anadoluluyu türk kabul etmek türkün coğrafyasını çizmekten başka bir şey değildir.

    bunun aksinin iddia edilmesi kürtlerin bağımsızlık arayışlarından kaynaklanmaktadır. sadece kürtler değil ermeniler de benzer bir görüşü savunmaktadır. ermeniler bazı kürt bölgelerinin dahi kendilerine ait olduğunu burada yaşayan halkın köken olarak ermeni olduğunu iddia etmektedir. her milletin kendince haklı yönleri vardır ama insanoğlu için herhangi bir safkan ırktan bahsetmek mümkün değildir. ne kültürel olarak ne de biyolojik olarak. yüz binlerce yıllık insanlık tarihi savaşlar, ticaretler, akrabalıklar, kültürel etkileşimler ile doludur. bu yüzden tüm dünya insanları birbirlerine karışmıştır. işte kanıtı videodaki kişilerden biride kürt kızıdır. bakın bakalım bu kürt kızı aslında baskın olarak hangi millettenmiş.

    bencemilletin şimdiye kadar yapılan en güzel tanımlaması şudur: "millet, birlikte yaşama arzusu içindeki insan topluluğudur."

    aklınıza takılan bir şey olursa dm'den yürüyebilirsiniz.