altı çizilmiş kitap cümleleri

  • İnsanın kitapta kendini bulduğu cümlelerdir.
  • kişinin o anki ruh halini yansıtır bence. ben az önce şunun altını çizdim.

    yatıyoruz; bir düş uykuyu zehirleme gücüne sahip.
    kalkıyoruz; serseri bir düşünce günü kirletiyor.
    hissediyor, görüyor ya da düşünüyoruz; gülüyor ya da ağlıyoruz.
    deli kederi kucaklıyor, ya da endişemizi fırlatıp atıyoruz.
    aynı şey: üzüntü olsun neşe olsun
    çıkış yolu hala açık
    insanın dünü asla yarını gibi olmayabilir.
    değişimden başka birşey ayakta kalamaz!
  • "... ve bütün günler birbirine benzediği zaman da insanlar, güneş gökyüzünde hareket ettikçe, hayatlarında karşılarına çıkan iyi şeylerin farkına varamaz olurlar."

    (bkz: paulo coelho: simyacı)
  • ihtiyacımız olan zamanlar için sakladığımız kütüphanelerimizdeki ilaçlardır.

    "ifade edilmemiş duygular asla ölmez; sadece diri diri gömülür ve sonradan daha korkunç şekillerde tezahür ederler."

    sigmund freud - (bkz: mutlu olma ihtimalimiz)
  • kitapları kimselerle paylaşamama sebebidir.
    İnsan kendine rastladığı yerlerin altını çizmez mi hep? Öyle ki artık günlüğümüz değil midir o kitaplar bizim?
    Her şeyimi alsınlar kitaplarıma dokunmasınlar. Varsın bencil desinler, paylaşımsız olayım varsın.
  • *Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: ” Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?” diye sormazlar. “Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?” diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu. Büyüklere: “Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinden sardunyalar, damında güvercinler vardı” derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: “Yüz bin franklık bir ev gördüm” demeniz gerek. O zaman: “Aman ne güzel!” diye bağırırlar.

    Küçük Prens
  • Bilmediğim bir şeyi anladım. Dünyanın sizin içinizi görmediğini, derinin ve kemiğin maskelediği umutlarımızı, hayallerinizi ve kederlerinizi zerre kadar umursamadığın. Gerçek işte bu kadar basit, bu kadar saçma ve bu kadar gaddardı. Hastalarım bunu zaten biliyordu. Kim olduklarının, kim olabileceklerinin ya da kim olmaları gerektiğinin, büyük oranda, kemik yapılarının simetrisine, gözlerinin arasındaki mesafeye, çenelerinin uzunluğuna, burunlarının ucunun kalkıklığına, burunla alın arasında ideal bir açıya sahip olmadıklarına dayandığını çoktan görmüşlerdi.
    Ve Dağlar Yankılandı-Khaled Hosseini
  • “Nereden geldiğimizi hemen unutup nereye gittiğimiz merak bile etmeden, günübirlik yaşayarak çoğu kez birbirinin aynısı olan şeyi yaptık; bir dünyadan gelip diğerine gittik.” martı-jonathan livingston
  • "Daha önümüzde uzun bir karanlık var daha yaşamalıyız, boşluğa düşmemeliyiz. Sevişmesek de düşmemeliyiz"
    Tehlikeli oyunlar
  • Altı çizilen yada fosforlu kalemle renklendirilen cümlelere yer verilesi bir başlıktır.
    "Şu güzel nergisin rengine ve uzakta ışıldayan yıldızlara hiç çirkin denilebilir mi?"
    (bkz: güvercin gerdanlığı)
    (bkz: İbn hazm)