adalete güven duymak

  • hakimin vicdanı ile cüzdanı arasında olduğuna inandığım yargı sistemi.

    (bkz: adalet)
  • (bkz: La Fontaine'den Masallar )
    (bkz: 066 alo masal)
  • adalete güvenim sonsuz ben dışardakilere güvenmiyorum.
  • isviçre'nin içinden misiniz?
  • geniş çerçevelerde adaletten bahsetmek mümkün değil bana kalırsa. adaletin yerini bulduğu ufak hikayeler, facebook feed'imize düşen köpekli-bebekli vidyolar gibi ancak anlık olarak göze çarpıyor. adalet sistemleri, gücü elinde bulunduranların kaygılarına göre şekilleniyor. ülkemizde son zamanlarda artan kadına yönelik baskı, her türlü iğrenç biçimiyle adalet tarafından yüzsüzce korunuyor, bunun sonucunda toplumumuz adaletin izin verdiği yönde evriliyor. yaşam küçük çerçeveler ve çevrelerde adil veya güvende devam edebilirken, insanlık korku bulutunun içerisinde boğuluyor.

    şimdi aklıma gelen bir düşünce de şöyle: adalet sistemleri, iktidar sahiplerine göre şekillenebilen kurumlar ise; bu durumda bir insanın adalete olan güveni, doğrudan bireysel inançlarıyla alakalıdır diyebiliriz. şahsen bir ilahi adalet kavramına güvenmeyi seçiyorum. ilahi adalet kesinlikle olmalı, aksini düşünmek istemem.
  • adalet sadece hakk'ın olduğunda duyduğum his.
  • Hangi adalete?

    edit: sadece İlahi adalete güven duymak.
  • mahkeme koridorlarında işi olmayanların halen inandıkları durum.
    17 önce babamı bir trafik kazasında kaybettim. içkili ve alemden dönen bir insan müsveddesi tarafından tanıştık adelet dedikleri olayla.
    9/8 karşı taraf kusurlu olduğu halde, 1 puan yol durumdan kırılmış. yoksa 9 da 9 suçlu olacaktı. halen elini kolunu sallaya sallaya geziyor.
    onun için gözünüzle görmediğiniz şeylere çokta güven duymayın.
  • düşen bilir.
  • parayla doğru orantılı olarak güven duyulabilecek kurum. ne kadar çok paranız varsa o kadar adalete güven duyabilirsiniz. yoksa bu ülkede adalet a'sı bile yok. bu durumda güven duyulabilecek bir adalette yok oluyor.
  • Olmayan birşeyin varlığına inandırılmak, kendini kandırmak.