90'lar deyince akla gelenler

  • (bkz: tükenmez kalemle kaset sarmak)
  • (bkz: bizimkiler) (bkz: taso) (bkz: kara şimşek)(bkz: MÜFETTİŞ GADGET)
  • (bkz: sailor moon)
  • (bkz: 23 Aralık Doğmam rezaleti)
  • hatıralardan geriye güzel olanların kalması gibi bir tandans vardır, o nedenle o dönemi yaşamış arkadaşların sadece atari, tsubasa, çelik, harun kolçak tarzı imgelerin akılda kalması normaldir. 90'lı yıllar türkiye için pek parlak olduğu düşünülemezdi. devlet kurumları işlemez ve hantal bir yapıdaydı, en küçük bir işinizi yaptırmanız için bütün gün kapı kapı dolaşmak zorundaydınız. hastanede muayene olmak için yapılan sıraya girmek için bile sıra almak zorundaydınız, ki bu da sabahın 5'inde başlayan izdihamları getirmekteydi. rüşvet bir ön kabuldü, memurun yolunu bulması için bir araçtı, devlet bugünkünden binlerce kat beter bir halde çürümüş ve pespaye bir yapıdaydı. şehirlerin altyapıları rezil bir haldeydi, günlerce elektrik ve suyunuzun kesilmesi duyulmadık bir şey değildi ve hesap soracak kimseyi bulamıyordunuz. şehrin 50 km dışına gitmek bile bir zuldü, şehirlerarası otobüs yolculuğu kızılderili işkencesinden farksız durumdaydı. "nerede bu devlet", "hükümet istifa" tarzı sloganlar popülerdi fakat işlerliği yoktu. 90'ların sonunda enflasyon %35 dolaylarında olmasına rağmen faizler %70 civarında tutuluyordu, çünkü ülkeye para girişi sağlamanın başka hiçbir yolu yoktu. şu an iç çeke çeke dinlediğiniz şarkıcılar o dönem televole fırtınasında mezbele bir kültürün ilk tohumlarını atmıştı. evet mahalle bakkalı vardı, evet çocuklar taso çarpıştırıyordu, bazı şeyler henüz değerini yitirmemişti ama aynı zamanda çok çok kapalı bir toplumdu türkiye, dış dünyayla bağlantısı neredeyse sıfırdı. eminim burada iç geçiren arkadaşların birçoğu 90'ların türkiye'sinde bir hafta yaşayamaz eski hayatına dönmek isterdi.

    edit piaf: işbu entry kesinlikle mevcut hükümeti övme saikiyle yazılmamış olup tamamen bir durum tespiti amacı gütmektedir.
  • (bkz: Saç bandı)
  • (bkz: cemali)
  • Doğallıktır. Gözümde üst düzey teknolojik cihazlardan daha değerli olan cihazlardır. Ne güzelmiş lan o zamanlar. Aile bağları ne de güzeldi değil mi ? Çekilen bir fotoğrafın, oynanan atari oyunlarının, mahallede top, misket, simit, taso oynamak ne de değerliydi değil mi ? Şimdiye bakıyorum da her çocuğun elinde telefonlar, kaliteli resim çeken cihazlar, doyumsuzluk, zayıflayan aile bağları, yavaş yavaş kaybolan mahalle kültürü ve daha niceleri... yok yok. Bu 2010 sonrası hiç olmamış ya.

    99 depremini unutmamak gerek tabi. Allah hayatını kaybedenlere rahmet etsin...
  • (bkz: tsubasa)
    (bkz: çatapat)
  • Güzel rock şarkılar şimdi yoklar.
  • (bkz: taso)
    (bkz: bmx)
    (bkz: ortaokulda çanta yerine klasör kullanmak)
  • Her şey daha bir değerliydi sanki. Teknolojiden örnek vereceğim, biraz 2000lerin başı sayılabilir ama onu da 90larla bir tutmalıyız bence. VCD için CD cileri talan eder, kapak resimlerine dalar gider çok da paramız olmadığı için en fazla iki tanesini seçmek zorunda kalırdık. aldığımız filmleri büyük bir dikkatle izler ona değer verirdik. şimdilerde her şeye ulaşmak kolay ama ne o zevki veriyor ne de değerini biliyoruz. bir başka şey oyunlar için. aldığımız oyunu heyecanla oynar başından kalkmazdık bilgisayarlar da eski zaten öyle görüntü kalitesiymiş felan aramıyoruz. şimdilerde yasal veya korsan yolla bir sürü oyuna erişebiliyoruz ama ben mesela bir türlü keyif alamıyorum oyunlardan. Garip.
  • Bebekliğim :)
  • Harun Kolçak'ın Efsane gir kanıma dansı.
    Zamanın çok ötesinde çekilen kliplerin tatlılığı. Güzel günler.
  • sokakta oynayan son nesil
  • slow şarkıcı jale,
    bizimkiler dizisi,
    antenli ericsonn telefonlar,
    internet aktiften telefonun meşgul olması,
    galatasarayın başarıları,
    aleyna tilkinin henüz bir meyve içinde vitamin olması,
    okullarda uzun eşek, tahta kaleler toprak zeminlerde sınıf maçları.

    vb. uzayıp giden ve duygulandıran yıllar.
  • çocukluğum...
  • zeki müren'in ölmesi
    uğur mumcu'nun öldürülmesi
    Metin oktay'ın trafik kazasında ölmesi
    Sscb'nin dağılması
    Sivas katliamı
    Barış manço'nun ölmesi.
    Ve aklıma gelmeyenler.
  • atari oyunları, bilgisayarda paint ile resim yapmak, mario oynamak, taso biriktirmek ve arkadaşlarla yarıştırmak, miço dergisi okumak, kağıt bebek oynamak, perdeleri kesip barbie bebeğe kıyafet yapmak, seksek, ip atlamak, yakan top oynamak, akşam ezanı duyunca baba korkusuyla eve koşmak, postaneye gidip mektup göndermek, 3310 telefonda yılan oyununu oynayınca heyecanlanmak, barış manço kasetleri...
  • salıncakve arkasından şu iki satır
    çocuktuk çoktuk oysa
    çok üzgünüm şimdilik
/ 2